4 Ağustos 2013 Pazar

Bir yol macerası: Setif

Yine Cezayir'de sıcak bir günde yazıyorum Ağustos ayının ilk yazısını. Aslında her ayın ilk günü bir blog yazısı paylaşmak istiyorum ama mutlaka bir engel çıkıyor bir türlü başaramıyorum.

Bu hafta tatili bizim için epey maceralı ve yorucu oldu. Ama Cezayir'de yeni bir şehir daha keşfetmiş olduk bu yüzden seviniyorum. Kedimiz Cicoz'u Türkiye'ye izne gideceğimiz için evde yalnız bırakmak istemedik. Sağ olsun eşimin kardeşi de bize bırakın dedi. Biz de kedimizi onlara teslim etmek için Setif yollarına düştük. Aslında ne zamandır gitmek istiyorduk ama yol mesafesi uzun olduğundan ve fırsat yaratamadığımızdan gidememiştik. Kamp alanımızın bulunduğu noktadan şehir tam 250 km mesafede bulunuyor, 3 saat gibi bir zamanda oraya varabildik. Aslında Bouira'dan sonra otoban gayet güzeldi ama Bouira'ya gelene kadarki yol ve o civarlar hele hele geceleri çok yorucu oluyor. Neredeyse yolun her noktasında bozuk yok uyarısı vardı çok dikkatli gittik. 

Setif'i eskiden de hep duyardık ama eşimin kardeşi oraya yerleştiğinden beri daha sık konu oluyordu sohbetlerimizde. Alger Başkent ve Oran şehrinde çalıştıktan sonra orayı hiç sevmediler. Burada yani Cezayir'de belli başlı şehirlerin ve özellikle başkentin dışında hayat çok renksiz, monoton ve sıkıcı. Çünkü bir sosyal aktivite yapılacak alan yok, gidilecek güzel yerler yok, gündelik hayatta kimi yerlerde kadından eser yok. Setif'te son derece tutucu, yaşamın ilerleyemediği bir yer. Biz şehir olarak Setif'i çok beğendik. Fransızların etkisini gördük şehrin her yerinde. Tizi Ouzou şehrinden çok daha şehre benziyordu. Caddeleri, binaları çok güzeldi. Kemerli yapılarını her zamanki gibi çok beğendim. Temizdi ve estetikti. Tizi Ouzou çok modern bir öğrenci şehri ama şehircilik açısından çok geri, her yer çöp içinde, pis, binalar tamamlanmamış tuğlalı hali ile görüntü kirliliği olan bir şehir. Ama herkes Setif'in bu görüntüsü sizi yanıltmasın dedi. Yani o işin sadece reklam kısmıymış. İnsanlar çok yobaz diyorlar. Geçmişte yaşadıkları olaylar sonucunda olduğunu düşünüyorum ben. Setif şehri hep Fransızlar geldiklerinde yaşadıkları katliam ile anılır.  İlk çağda Stifis adı ile anılan bir Roma kentiymiş. Şu anki hali ile Roma harabelerinin üzerine inşaa edilmiş. Zaten turizm'de büyük yer tutan Djemila Antik Roma Harabeleri ile de bilinmekte. Cezayir'in bağımsızlığı için mücadele edilen yıllarda Setif'te 45 binden fazla Cezayirli ve 6 bin civarında Avrupalı öldürülmüş. Cezayirlilere göre bu oran çok daha fazla. Bu yüzden de bilinen bir Şehir. 


Web'de katliamı anlatan bunun gibi pek çok illustrasyon ve fotoğraf var. 

Fotoğraflarda Djemila Antik Roma Harabelerini görebilirsiniz. Bizim vaktimiz sınırlı olduğu için bu seferlik gidip göremedik ama tabi daha görmek için fırsatımız olacak. Benim çok merak ettiğim bir yer. 


Djemila Antik Şehri'nin fotoğrafları Morio60 by Flickr



Şehre vardığımızda hava kararmıştı o yüzden cep telefonum ile güzel fotoğraflar çekemedim. Bu fotoğrafı binaları görmeniz için web'den buldum. Sonraki gün de ramazan dolayısıyla her yer kapalı olduğundan çekim yapmak için dışarı çıkamadık. 


Kedicik arabaya binerken çok ama çok korktu. İlk yarım saat sürekli miyavladı, böğürdü. Hayvancığım çok haklı. Biz de kapalı bir kafeste bilmediğimiz bir yolda ilerlersek hem de sıcak bir havada kim bilir nasıl davranırdık. Klima bir süre sonra iyice serin yapınca ortalığı o zaman daha rahatladı. Biraz midesi bulandı sanırım. Onu hep kutusu ile birlikte kucağımda götürdüm. Sımsıkı tuttum sallanmasın diye. Sonra çok miyavlayınca elimi kutudan içeri soktum dirseğime kadar. O da gece yatakta yaptığı gibi kafasını koluma yasladı, ben onu sevdim, o beni sevdi ve rahatladı. Bir daha hiç miyavlamadı sessizce kıvrıldı, izledi, uyudu, uyandı. 


Yolların güzel kısmı işte bu şekildeydi, geniş ve düz. Önceden yazdığım gibi Bouira'dan sonrasında yol düzgündü. 


Biz daha önce Bouria şehrinden ötesine geçmemiştik. Birden Bouira'dan çıkınca coğrafya'nın nasıl da değiştiğine şahit olduk. Yeşil  yerini daha bozkır alanlara bıraktı. Bir çöl iklimi havası başladı. Fas'ta iken gittiğimiz yollara benzettik bu yolları. Yol kenarlarında minik köyler, ufak kerpiç binalar falan vardı. Bolca da kuzu, koyun, inek otluyordu ama kedi kucağımda olduğu için giderken pek fotoğraf çekemedim. Hayvancılıkla geçimlerini sağladıklarından sürüler her yerde kocaman öbekler oluşturuyorlardı. 


Üstü; benim değimimle tırtırlı yükseltileri çok sevdim. Çok değişik yeryüzü şekillerine tanık olduk. 


Şehrin içine de uzun bir yoldan girdik. İlk gördüğüm elbette bu cami olmadı ama onu çekebildik telaşla. Pek de görünmüyor zaten ama güzel bir camiydi. Bir dahaki sefere gidişimiz gezi maksatlı olacağı için yanımda büyük fotoğraf makinemi de götüreceğim ve sokakları, binaları bol bol çekeceğim.


fotoğraf: www.panoramio.com

Bu demir çiçek şehrin sembolü gibi bütün ihtişamıyla sizi karşılıyor. Benim çektiğim fotoğraf titrek çıktığı için web'den sizin için buldum. Çok beğendim. Yakından da görmek isterdim ama bu seferlik olmadı. 


Eve vardığımızda biraz pestilimiz çıkmıştı. Evde bizim daha önceki kedimizin yavrularından biri olan Jamiryo adını verdiğimiz kedi de vardı. Bir senedir Can'lar ile yaşıyor. Bizim Cicoz kızımızın da kardeşi karşı komşularındaydı. Onlar kardeşleri yavru iken ayırmak istemediklerinden satın almışlar sonra da ikisine bakmak zor olduğu için birini bize verdiler. Kardeşiyle karşılaşınca biraz şaşırdı ama kolay alıştılar birbirlerine. Ama Jamiryo ile pek ısınamadılar. Çünkü Jamiryo sokak kedisi olduğu için biraz hırçın. Kucak sevmeyen kedilerden ama çok tatlı. Bizim böceği görünce tepkileri harikaydı. Kediciler aşağıdaki fotoğraflardaki şekillerinden anlayacaklardır. Epey kestiler uzun uzun birbirlerini ve bıraktığımda hala kesiyorlardı kenardan kenardan:)



Bu güzel kız Fıstık. Bizim kızın kardeşi. O çok değişik bir Siyam. Kolları yani ön patileri çoook uzun gördüğünüz gibi. Ve kuyruğu da upuuuuzun ayrıca ucu kırık da değil. Bizimki tam Siyam gibi, kırık kuyruk ve patiler ve kuyruk da normal. Ayrıca Fıstığın tüyleri de uzun uzun. Mis gibi kurabiye gibi de kokuyor, meğer kedi parfümüymüş.  Son derece hamur bir kedi ne yaparsan yap kızmıyor, tırnak çıkartmıyor. Zaten bizim kızı biraz hırçın olduğu için vermek ihtiyacı hissetmiş sahipleri, bunu da hamur kedi olduğu için tutmak istemişler. Bizim kız bunun kadar hamur olmasa da yine de benim için çok pamuk, sevimli ve hamura yakın bir kıvamda. Dönüşte acaba bir hinlik yapıp öbürünü mü çalsam diyorum ama yoooo kızımı bırakır mıyım ben yaaa şimdiden çok özledim bile...

 Öndeki bizimki arkadaki de Fıstık. Şu anda kapıdan Jamiryo'yu kesiyorlar. 


Sabahın köründe rüzgar girmesi için açık bıraktığımız pencerenin ardında bir gölge gördüm. Zaten bizim kızın sessiz tavırlarından da bir şey olduğunu sezmiştim. Röntgenci modunda dakikalarca bizi izledi Jamiryo. Acaba odaya dalsam mı diye düşünüp durdu kanımca. Ben tabi bu hallerine kıs kıs güldüm.



Benim zavallı tosbağam da tırsak bir şekilde yatakta oturup devamlı onu izledi. Sonuçta neyseki bir kavga gürültü olmadı. Ben kalkıp Jamiryoyu kovaladım ve kızımı koynuma alıp uyumaya devam ettim :)


Sabah kahvaltıda yediğimiz peyniri koymadan edemezdim. Çünkü Cezayir'de Türk peynirine çok yakın bir beyaz peynir bulmak son derece zordur hatta o güne kadar imkansız olduğunu düşünüyordum. Bu peyniri açınca inanılmaz sevindim. İşte içinden bu çıktıııııı:)


Görünümü zaten aynısı bizim peynirlerin ama inanın tadı da çok güzel. Bir ezine peyniri gibi değil ama çok lezzetli. Tabi tek sorun bir kere bulunmuş olabilir ama bir daha bulunabilir mi acaba? Cezayir'de bir ürünü bulmak büyük sıkıntı. O yüzden istediğiniz ne olursa olsun bir defa denk gelirseniz mutlaka ya hepsini ya çoğunu alın. Özellikle de yemek hususlarında. O gün son kalan üç adeti bizim için almış sağ olsun Can :)


Yanında da bu sıcacık ekmekler mükemmel gitti. Bunları şantiyelerinde çalışan Hintli İşçiler kendi mutfaklarında hazırlıyorlarmış. Devamlı tükettikleri bir ekmekmiş bu Çapati ekmeği. Yapımı da sanırım pek kolay. Bir seferinde nette denk gelmiştim. Bize de biraz artanlardan verdi şu an yiyoruz. Denemenizi tavsiye ederim. Lavaştan biraz daha kalın ama peynirle harika oluyor. 


Bu gittiğimiz apartmanın bir dairesinin kapısı. Aslında daha birkaç tane güzel vardı ama elektrik her katta yanmadığı için sadece bunu çekebildim. 


Bu da çok sevdiğim posta kutularından. Ne şekil ve ne renk olursa olsun posta kutularına da özel bir ilgim var. Ama tabi en çok Amerikan filmlerindeki o güzel tek katlı evlerin bahçelerindeki eski tip posta kutularına bayılıyorum. Evime de onlardan alıp koymak istiyorum. Umarım bulabilirim.


Girdiğimiz bir pastanede bu renkli macaronları görünce dayanamadım hemen aldım. Her pastane güzel yapamıyor ama bunların güzel oldukları izlenimine kapılmıştım yanılmamışım. Beyaz olan sakızlı gibiydi. Son derece de tazeydiler. 


Akşam üzeri bir restoranın bahçesine çay içmeye gittik. Dışarısı serin olduğundan dondurma yemek istemedim. Türkiye'ye geleceğim için son dakikada hasta olmak istemiyorum. Restoranın menüsü harikaydı. Adana Urfa kebap, et, tavuk döner, kadayıf hepsi vardı. Biz gittiğimizde saat epey geç olduğundan yemeklerin tadına bakamadık ama son derece güzel olduğunu söylediler. Zaten gidilebilecek tek iyi restoran da burasıymış. Bir de yol üzerinde Starbucks'ın ambleminden aşırma bir cafe gördük. Bir an şaşırdım Starbucks burada ne alaka dedim ama meğer uyduruk bir kafeymiş. 


Jamiryo evdeki kedi nüfusu kalabalıklaştığı için sıkılmış olmalı. Orada kendi kendine serinliyordu. Bizim kız zaten ona pek yanaşmıyor ama kardeşi Fıstık, Jamiryo ile oynamak için elinden gelen şebekliği yapıyor. Ama Jamiryo hiç yüz vermiyor. Bakalım haberleri alacağız, ne durumdalar şu anda merak ediyorum. 


Burası da bizim şirketin Bouira'daki bir projesinin şantiyesi. Orada arkadaşlarımız olduğundan dönüşte kısa da olsa uğradık. Gün batımına ve harika bulutlara denk geldik, güzel bir yemek yedik hasret giderdik. 

Şimdilik bu kadar. Herkese güzel bir pazar günü diliyorum. Bizim için tatil yaklaşıyor artık. Heyecan dorukta. Şimdi yapacak çok iş var. Halledilmesi gereken son işleri bitirip, biraz çamaşır yıkayıp ütüleyip, bavulları yerleştirip, unutmamak için yapacaklarımı not almam gerekiyor. Bir de her seferinde olduğu gibi Türkiye'de yapmak istediklerimin listesini yanıma alacağım deftere aktarmalıyım. Bir an evvel artık tatil moduna girmek istiyorum. Zira burada çok bunaldık artık. Denize, güneşe, dinlenmeye ve biraz hayata katılmaya ihtiyacımız var...

10 yorum:

  1. Iyi tatiller :)) Soyle bir bol yemeli icmeli gezmeli gunler diliyorum :)

    YanıtlaSil
  2. İlkecim geç oldu biraz yanıtlamak ama teşekkür ederim. Gerçekten güzel bir tatil oldu, bol bol yedik içtik gezdik. Hatırımda kalan en güzel tatil anılarını biriktirdim. Umarım bundan sonrakiler hep böyle olur. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  3. Asil kedicik vesile olmuş ve ne güzel anılar biriktirmişiniz kendinize :)
    Hiçbir fikrimin olmadığı bir ülkenin adını bile duymadığım bir şehrinden böyle güzel manzaralar görmek de beni mutlu etti. Keşfedilmeyi bekleyen daha ne çok yer var düşüncesini de bir kez daha hatırlattı :)

    YanıtlaSil
  4. Greta;
    Çok teşekkür ederim yorumunuz için:)Kedicik vesile oldu evet bu güzel yeri görmemize:)Buralardan manzaralar görüp memnun olmanıza sevindim. Elimden geldiğince buraları göstermeye anlatmaya çabalıyorum. Kesinlikle daha çoook keşfedilmeyi bekleyen yerler var. Keşfetmek lazım geç olmadan:) Bekleriz bu taraflara. Çok selamlar ve sevgiler:):)

    YanıtlaSil
  5. Umarım yolum düşer, böyle pek bilinmeyen gizli yerler daha bir ilgimi çekiyor zaten :)
    Bu arada Instagram'da baykuşlara yorum bırakan kişi benim, ortak beğenileri görünce dayanamadım, blogunuza da fazlasıyla hoş geldim belirtmeden geçmeyeyim, sevgiler :)

    YanıtlaSil
  6. Greta;
    aaa gerçekten mi ben de demin cevap yazdım size:):) Baykuş manyağı diyebilirim kendime:) Blogu beğenmenize sevindim. Bundan sonra daha sık haberleşmek dileğiyle o zaman. Her zaman beklerim:)Fas tunus gezisi tavsiye ederim. Buralar pek oralar kadar cazip değil ne yazık ki:)Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Tuğba hanım hala cezayirde mısınız acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Merve;
      Evet halen Cezayir'deyiz biz:)

      Sil
  8. cezayir setif e is icin gidecegim ancak orada evlerin nasil oldugunu merak ediyorum ve ozelliklede biraz kisin sert gectigi soyleniyor isinma sekli nedir sobami kaloriferli daireler varmi sosyal yasam su an yani 2016 icin nasil halk nasil merak ediyorum cunku bayan olarak bu tip yerler biraz zor oluyor insaat sektorunde bilgisi olan varsa yazabilirse cok memnun olurum ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Setifte biz uzun süreli bulunmadık, gidip geldik birkaç kez. Bu yüzden orası hakkında çok sağlıklı yorum yapamayabilirim. Kışın sert geçtiği bize de söylendi, eşimin kardeşi orada yaşadı aynı durumu o da dile getirmişti. Halk çok değişmedi inanın. Bizim döndüğümüz henüz bir sene olmadı ama duyduklarımdan ve oradaki tanıdıklarımdan değişmediklerini söyleyebilirim. O bölgeler biraz daha zor başkente ve diğer büyük şehirlere oranla. Bence tek bayan olarak gidilecekse, başkent, oran şehri veya tizi ouzou seçilmeli. Bir bayan Setifte kanımca rahat edemez, zaten sosyal jhayat hiç yok bu yüzden de insana fenalık gelebilir. Bunu 9 sene Cezayir'İn çeşitli yerlerinde yaşamış biri olarak söyleyebilirim.
      Umarım her şey yolunda ve güzel gider.
      Sevgilerimle

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)