10 Kasım 2013 Pazar

Yazmamak olmazdı

Günlerdir yazmamıştım yine. Bazen böyle aralar veriyor insan ister istemez. Her gün yazacağım diye sayfamı açsam da çoğunlukla yazamadan kapatıyorum. Ama bugün yazmadan duramazdım. Çünkü bugün 10 Kasım. Hayatımızdan bir nefesin gittiği gün.

Çocuk gibi üzülüyorum düşündükçe ve bir büyük gibi de üzülüyorum. Çocuklar gibi ağlıyorum fotoğraflara bakıp ve bir büyük gibi hüzünleniyorum,iç çekiyorum. 

Mustafa Kemal için yazılmış mektupları okuyorum,daha çok ilkokul öğrencilerininkileri seviyorum. O kadar doğal ve içtenler ki. Hep içim titriyor okurken. Sonra da Atatürk'e benzeyen biri vardı kim olduğunu hatırlayamıyorum şu an, o kişinin ilk okullara gittiğinde çocukların Atatürk geldi zannetmelerini, ona sarılmalarını, ağlamalarını, sen ölmemiş miydin demelerini hatırlıyorum ve yüzlerindeki şaşkınlıkla karışmış mutluluklarını. Şimdi benim karşıma çıksa o bey herhalde ben de sarılır,öper ve hüngür hüngür ağlardım. Öyle gelirdi içimden, gözlerimi kapar gerçek olduğunu düşlerdim. 


Bu fotoğrafları Atatürk'ün bilinmeyen fotoğrafları adı altında yaptığım web aramasında buldum. Çok sevdim her birini. O kadar doğallar ki. Her yeni karşıma çıkan fotoğrafta sanki atamın farklı bir yönü ile tanışıyorum. Her fotoğrafla onu yeniden ve daha çok seviyorum. 


Sigaranın dumanın üfleyişini seviyorum. 


Denizi çok sevmesini ve yüzmesini seviyorum. Denize bakarkenki o düşünceli hallerini seviyorum ve mutlulukla yüzmesini izlemeyi, tabi fotoğraflardan ve hayal edebildiğim kadarıyla.


En sevdiğim fotoğraflarından biri de budur Atatürk'ün. O uzattığı yanağına bir öpücük kondurasım gelir her bakışımda ve kocaman sarılasım. Belki sonra birlikte denizi izler ve uzun uzun konuşurduk. Acaba sesinin gerçek tonu nasıldı? Yani kayıtların haricindeki ve asıl sesi. Sonra kokusu nasıldı? Bana büyük insanlar hep tertemiz mis gibi kokarlarmış gibi gelir mesela mis gibi bir sabun kokusu gelir burnuma düşünürken onları. 


İşte en sevdiğim hallerinden bir başkası. Tüm çocukluğunu kuşanmış hınzırca salıncakta sallanırken. O minik çocuk nasıl da kuvvet almış, sımsıkı tutunmuş bacaklarına. Nasıl da mutludur kim bilir her ikisi de. 


Bu hallerini yeni gördüm Atamın. Tavla oynamasında bile bir asalet var sanki, her zaman olduğu gibi kendine has bir duruşu var. Yine bembeyaz gömleği üzerinde ve düşünceli. Hayranlıkla izleyenleri de var üstelik hep olduğu gibi. 


Kaşe kabanını giymiş belli ki hava soğuk. Herhalde boğaza bakıyor, bilmiyorum. Ona çok yakışan şapkası da yine başının üzerinde. O kadar yükün altında gururla duruyor, yılmıyor. Düşünceleri kim bilir nerelerde? Ne geçiyordu denizi izlerken bu sefer aklından acaba?


Ve işte o fotoğraf karşımda yeniden. Siyah beyaz olması bir şeyi değiştirmiyor. Ben saçlarının sarısını ve gözlerinin derin mavisini görebiliyorum yine. 

Keşke ölmeseydi. Keşke onu görebilseydim uzak bir mesafeden dahi olsa. Zaman yolculuğu yapmak istediğimde ilk gideceğim yer hep onun yanı oluyor ve belki de sonrasında çocukluğum. Sonra ne zaman hüzünle kaplansa içim 'üzülme çocuk' dediğini hayal ediyorum bana derinlerden bir yerlerden. Üzülmemek ne mümkün memleketin bu hallerini görüp de. İnsanların üzerinden def etmeye çalıştığı cahilliğin gelip nasıl da yakalarına yapıştığını bilip de. Hep önce ona üzülüyorum sonra kendime. İçimde yeri hep ayrı ve ruhu ölümsüz ama keşke yaşasaydın be Atam. Yaşasaydın da gelip başımızda dursaydın o dimdik duruşunla, gülen yüzün ve derin gözlerinle. Her birimizi alıp karşına tek tek, konuşsaydın. Sana mektuplar yazabilseydim, yazdıklarımı okuyabilseydin keşke.

Tanımadan sevmek böyle bir şey. Her çocuk onu tanımadan seviyor. Önce babasını sonra Atasını sevmeyi öğreniyor. Ben de öyle öğrendim ve çocuklarıma da onu herkesten her şeyden çok sevmeyi öğreteceğim ömrüm yettiğince.  

O şimdi derin bir uykuda. Ölmedi. Yüreğimde yaşıyor. Ben her gün onunla yaşıyorum. Onu yaşatıyorum ve yaşatacağım!

11 yorum:

  1. Tanımadan sevmek...
    Duygular bu kadar güzel anlatılabilir. Teşekkürler paylaşımınız için...

    YanıtlaSil
  2. Benzer duyguların anlatılması hoşluk yaratıyor. Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
  3. Su an okudum bu yazinizi, 10 Kasim degil bugun belkide ama cok duygulandim. Zaten zamanin pekte bir onemi yok. Cok guzel kelimelere dokmussunuz. Yureginize saglik :)

    YanıtlaSil
  4. Çok ama çok güzel anlatmışsın.
    Aynı duyguları ben de hissediyorum ve şaşıyorum kendime her defasında.Yalnız olmadığımı bilmek mutlu ediyor beni.
    Atam... Öyle sevilesi, hayran olunası bir insan ki...

    YanıtlaSil
  5. eratasarım2012;
    Çok teşekkür ederim güzel yorum için. Tanımadan sevmenin çok doğru ve yerinde bir ifade olduğunu düşünmüşümdür hep. Sevgilerimle

    Mehmet Bilgehan Merki;
    Duyguların benzer olması da pek harika gerçekten. Sevgilerimle
    Nilgün Komar;
    Her zaman ve sonsuza dek...

    Aner;
    Çok teşekkür ederim size de. Dediğiniz gibi zamanın hiç de önemi yok duygular her zaman diliminde ifade edilebilmeli. Ben de böyle bir yazıyı hangi günde yazarsam yazayım aynı şeyleri hissederek yazacağım. Sevgilerimle

    Sezer eser perker;
    Canım çok teşekkür ederim. Yalnız olmadığımı bilmek beni de çok mutlu ediyor inan ki. Hayranlığım ve sevgim her geçen gün daha da artıyor ne mutlu bana:) bize:) bizim gibilere ne mutlu:)

    YanıtlaSil
  6. Merhaba,
    Yazınız ne kadar güzel, sıcak ve içten.... Hele ki Atamın o fotoğraflarını görmemiştim hiç. Hepsi de ne kadar güzel....kabul etmeselerde;
    "Olmasaydı, olmazdık"
    Huzur içinde yatsın...

    YanıtlaSil
  7. çok beğendim yazını...blog sayfanı arkadaşım Necla tavsiye etti...ben de sevdim seni...harika...bu arada ağlattın beni...

    YanıtlaSil
  8. Necla Solen;
    Merhabalar Yeniden. Teşekkür ederim. Elimden geldiğince hislerimi ifade etmeye çalıştım. Bazen epey zor oluyor kelimelere dökmek. Huzur içinde yatsın Atamız. Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  9. Sevda Ünlü;
    Çok teşekkür ederim Sevda hanım beğenmenize çok sevindim. Necla hanıma da tavsiyesi için ayrıca teşekkür ederim. Ağlatmak istemezdim inanın ama kimi zaman böyle durumlar oluyor ne yazıkki ben de çok etkileniyorum kimi blog yazılarından. Bilgisayar başında ağlayınca da tuhaf hissediyor insan kendini. Umarım bundan sonra daha sık haberleşiriz. Blog sayfanızı da ziyaret edeceğim hemen. Sevgiler ve selamlar:)

    YanıtlaSil
  10. çok isterim sıklıkla görüşmek...takipteyim:)
    karasevda78@gmail.com

    YanıtlaSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)