1 Mart 2015 Pazar

Pazar notları


Kasvetli, soğuk bir pazar günü. Yazdıkça yazdım yine bugün. Hiç çay içmedim. Çayın kokusunu ve acılığı bile bir başkaydı memleketimde. Sokak kahvelerindeki gibi kan kırmızı da değil hem, acayip bişey. Çay demek için bin şahit gerek!

Küçük evimce küçük kedimle uyudum biraz öğlen, hafif bir iç geçirmesiydi aslında. Kafası benim boynumda, kafam onun koynunda huzuru bulduk, içerisi de sıcacıktı. Özenle taşıdığım dut kurularından kemirdim. Dün de kendime çaktırmadan son kutu saray helvasından yedim. Yine kızarmış ekmeğin kokusu burnuma doldu sabah, sanırım en çok yanmaya ramak kalmış kızarmış ekmekleri özlüyorum bunu fark ettim. 

Yapacak bir dolu şey var, okunacak son birkaç adet kitap. Bahara çıkmadan okumam lazım diyorum. Okumazsam yazamıyorum zira. 

Bahara ilerliyoruz ağır adımlarla. Denizi göreceğiz diye heyecanlıyım ama daha çok var. Henüz eve market alışverişi de yapamadık, tırtıklıyoruz ordan burdan. 

Yeni aldığım yeşil ajandamı henüz kullanmaya kıyamadım. Başlarsam sayfalar yazarım gibime geliyor, hemen bitmesin istiyorum. Oysa daha boşta bekleyen defterler de var. 

Olur olmaz yerlerde açan sevimli çiçeklerden topladım, meğer pek çok şeye iyi geliyorlarmış temizlikçi teyze anlattı yarı arapça yarı fransızca. Suya koydum, bakalım ne kadar dayanacak. 

Şu yarısına henüz varamadığım yazıyı da tamamlasam oh diyeceğim ama sanırım bunun için önce bir şeyler yemem lazım. 

Yarın hafta başı. Hafta başladı mı çabuk bitiyor aslında, ama içindeyken bazen dakikalar bile ilerlemiyor. Yine de zamanın burasında durduğum için mutluyum. Evimi özlemiyor değilim elbet ama itiraf ediyorum gerçekten buz gibiydi içerisi. Soğuk; pek çok şeyi yapmaktan alıkoyuyor insanı. Oysa bir kek pişiresim vardı çok. 

Daha geleli bir hafta oldu ama sanki hiç gitmemişiz gibi. Fotoğraflara bakıp iç çekiyorum. Şiir kitabımı alacaktım yanıma, baktım çok ağır, vazgeçtim. Şiir kitaplarımı özlüyorum. Akşama orman kebabı varmış, belki evde bir şeyler uydururum. Uydurma yemekler hep daha güzel oluyor. 

Şimdilik bu kadar! Haftaya başlayınca şu İstanbula hava muhalefetinden dolayı inemediğimiz maceramızı yazayım diyorum. Heyecanı hala içimizde o anların ne de olsa. 

Güzel şeyler düşleyen ve yüreğiyle yazan insanlar da ölmese dünya daha iyi bir yer olurdu!
Mutlu bir hafta olsun istiyorum, yaşanan tüm kötü şeylere inatla!

12 yorum:

  1. buram buram doyamamışlık ve özlem kokan yazını şiir gibi okudum yine.
    sanırım ben senin kadar kuvvetli olamazdım,özleme karşı dayanıksızım.bugün bizde çakırla uyuduk,ben sırtüstü yattım,geldi karnımın üstüne kuruldu:))
    sevgiler ve öpücükler sana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, teşekkür ederim. Kısa zaman olunca, e bir de çabucak geçince özlemler olduğu gibi duruyor valla Havvacım. Sanki hiç gitmemişiz gibi şimdi.
      Ben de eskiden bu kadar sabırlı dayanıklı değildim ama zamanla insan öğreniyor. Gurbet zor. Kedilerimiz iyi ki varlar, onlar özellikle böyle zamanlarda ahh nasıl da iyi geliyorlar.
      Benden de sevgiler ve öpücükler

      Sil
  2. Ne harika yazıyorsun Tuğba! bir çırpıda okuyorum.. roman tadında ve sıcacık..
    ah keşke dediğin gibi iyiler ölmese, koca çınarlar hiç devrilmese:(
    mutlu bir hafta olsun sana da..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için. Ne mutlu bana:)
      Keşke dediğimiz ne kadar çok şey var öyle değil mi, keşke hiç kullanmasak bu kelimeyi ama işte hayat!
      Sana da mutlu bir hafta diliyorum canım
      Kocaman sevgiler

      Sil
  3. yanii hayat güzel de mi yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel valla deep, her şeye rağmen güzel!

      Sil
  4. Kızarmış ekmek kokusu, aileyle birlikte içilen çaylar... Çok yakın bir zamanda hasret sona erecek nasıl olsa. Baharla birlikte umut da çoğalacak, yaşama isteği de artacak...Yani her şey çok çok güzel olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh ahh ne güzel zamanlar, ne mutlu anılar. İyi ki yaşadık her birini. Evet kavuşmak yakın hayırlısıyla inşallah, mutlulukla sağlıkla ve güzel sebeplerle. Bahar geliyor yolda, umutlar da yeşillenmeye hazır bekliyor. Güzel olacak günler, umudumuz her daim var:)
      Sevgilerimle

      Sil
  5. Çok içten ve güzel yazıyorsun Tuğba.
    Gurbet zor ama imkansız değil. Özlemek de güzel, biraz da böyle bakmak lazım. Her yerin keyfi, yemesi-içmesi farklı. Benim en çok özlemini duyduğum ise çocukluğumun ev halleri! İşte o hiçbir yerde yok:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:) Böyle güzel şözler duymak beni acayip motive ediyor. Her yer gerçekten insanda farklı tatlar bırakıyor. Çok olumsuz düşünmemek lazım. O yok bu yok diye üzüldüğümde artık kendime kızıyorum, çünkü biliyorum ki burayı da özlüyorum. Buranın da iyi tarafları var. Ben de çocukluğumdaki anılara çoğu zaman özlem duyuyorum. Keşke hep o anlarda kalabilseydik diyorum ve en çok da kaybettiklerimin acısı içime çöküyor. Çocukluğumdak gibi bir arada olabilseydik diyorum. O hiç bir yerde yok ve o zamanlar bir daha yaşanmayacak ne yazık ki. İyi ki güzel hatıralarımız ve fotoğraflarımız var!
      Sevgiler canım

      Sil
  6. çay saray helvası kızarmış ekmekle daha da güzeel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. onu hiç denemedim ki ben:) kızarmış ekmeği çok severim ama:)

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)