Merhaba Herkes;
Yine günler günleri kovaladı. Pandemi denen illet bitmedi ama bizim karantina günlerimiz sona erdi ve İzmir'de hayatımıza devam ediyoruz. Baktım ki bloga en son Harran günlerini yazmışım, şimdi neresinden yakalayıp devam etsem bilemiyorum.
Geldikten sonraki günler Urfa üzerine epey konuştuk. O günlerden sonra eve olmak gerçekten hepimize iyi geldi. Tan evde olmaktan ve oyuncaklarına kavuşmuş olmaktan son derece mutlu oldu. Koca yazı nasıl da hızlıca geçtik insanın aklı almıyor. Pandemi, hayatımızı gerçekten çok değiştirdi herkesin hayatında olduğu gibi. Çocuklar en çok etkilenen grup bana kalırsa. Biz halen parka falan gitmiyoruz. Ama daha iki üç gün önce hıncahınç dolu bir parkın önünden geçtik. Tabi tan karmaşa yaşıyor böyle görünce parkları, anne biz neden gitmiyoruz diyor, virüs bitti mi diyor. Ben de elimden geldiğince yaptıklarının doğru olmadığını anlatmaya çabalıyorum..
Yazın ne kadar korunmacı davransak da yazlıklarımızda plaja falan inmeyerek sakin yerlerde denizimize girdik. Tabi çok stres olduk ama buna da şükür diyorum. Memleketime gittim annemlerle, kefken'e gittim. Temiz hava, bahçe ve güneşten faydalandık elimizden geldiğince. Sonra evimize geri döndük ve rutinimize kaldığımız yerden devam ettik.
Şimdi neden yazmadığımı düşündüm de hem okuyanların olup olmadığını bilmediğimden biraz şevkim kırıldı sanırım, hem de yazmadıkça körelmiş gibi hissettim ve tedirginliğe kapıldım. Bundan sonra yazarım diyemiyorum ama çabalayacağım. Çünkü o kadar hiç bir şey yapmıyorum ki kendi adıma, biraz alana ihtiyaç duyuyorum. Bazen beynim alev alev yanıyor gibi hissediyorum. Sadece Tan'a bakmak, onunla ilgilenmek, oynamak, evin işlerini halletmek yetmiyor. Bir işe yaradığımı hissetmiyorum. Kendimi çok ertelediğimi düşünüyorum. Bu zaman bir daha geri gelmiyor, şu anki isteklerimi ilerleyen zamanlarda isteyeceğimi düşünmüyorum. O yüzden bir şeyler yapmak için en iyi zaman 'şimdi'.
Deprem psikolojik olarak hepimizi çok etkiledi. Dışardaydık ama inanılmaz sallandık, arabaların deniz dalgası gibi hareket etmesi gözümün önünden gitmiyor. Şanslıyız ki evde değildik çünkü kaya üzerinde olmamıza rağmen komşular çok fena olduğunu anlattılar. Tan evde olsaydı çok korkardı. O gün düz ayak bir yerde ve kucağımda olduğu için olayın farkına varmadı. Çoüu zaman sallanıyor gibi hissediyorum. Geceleri tilki uykusu gibi uyuyor bir şey olursa nereye gireriz diye plan yapıyorum. Bahçeye kaçarsak evin anahtarını içerde unutmayayım diye düşünüyorum. Kafamda deli sorular! O giden canlar için içim yanıyor. Allah bir daha yaşatmasın!
Cezayir'de işimiz hala devam ediyor ama hava sahası kapalı olduğu için kimse gidemiyor. Zaten orada da pandemi çok artmış. Her yerde olduğu gibi. Bir gün elbette gideceğiz ama bittikten sonra olmasını temenni ediyorum. Hayat acayip bir şey, olması gerektiği gibi oluyor, ilerliyor, dönüşüyor. Güzel şeyler göstersin hepimize ve özellikle de çocuklarımıza.
Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Umarım hala okuyan birileri vardır.
Sevgilerimle