direngeziparkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
direngeziparkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2013 Perşembe

Günlerden bir gün: İzmir

Bugün yine günlerden bir gün işte. Öyle masaldan çıkma bir hali yok, son derece sıradan. Ama yine de kendine özgü güzellikleri var. Henüz güneş gitmiş değil ve havalar hala sıcak. Pastırma yazlarını yaşamaya başlamışız herhalde farkına varmadan. Sabahları ve akşamları bir parça serin de olsa yine de bahçede oturulabiliyor ya en büyük mutluluğum bu. 

Hala tatil havasını atamadım üzerimden. Bazen işe gelmek son derece güç oluyor. Bir kere adım attığımda arkası çorap söküğü gibi geliyor ama özellikle sabahın erken saatinde sıcacık yatağımdan çıkmak bir işkence. 

Yazacaklarım yine çok birikti. Her gün yeniden yazmak umuduyla otursam da bilgisayarın başına, durup boş sayfaya bakıp yazmaktan vazgeçiyorum. Çünkü yazacaklarım hep yazdan ibaret oluyor. Olsun. Bu seferlik de yine böyle olsun. 

İzmir'e alıştım sayılır artık. İlk seferlerimde biraz zorluk çektim pek bir aitlik duygusu oluşturamadım. Şimdilerde artık benimsemeye başladım. Hatta özlüyorum bile. Yine de hala İzmit kadar etkisi yok hayatımda ama yakında olacak. İzmir'deki hayatım üzerine kafa yorduğum çok zaman oluyor. Bazen delicesine korkuyorum bazen de sanki yıllardır aşina olduğum bir yermişçesine rahat hissediyorum düşünürken. Bakalım yaşayarak tecrübe edeceğim. 

Orada sevdiğim arkadaşlarım olması benim için büyük bir şans. Umarım ben dönene kadar bir yere gitmezler. Bu konuda evrene devamlı mesajlar iletiyorum ama ulaşıp ulaşmadığından emin olamıyorum. 


Yazları vapura binmeyi seviyorum. Yalnız olduğumda tedirgin oluyorum ama alışırım zamanla. Bu vapur seyahatimde yanımda çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, benim alev saçlı arkadaşım. Onunla harika bir İzmir günü geçirdik. Epey yorucu ama bir o kadar da güzel bir gündü. 



Vapurda sevimli mi sevimli bir hatıra fotoğrafımız da var artık. İyi ki varmış Gediz. Ne de güzel bir arkadaşlık oldu aramızda. İnsanlar için bir yaştan sonra arkadaş edinmek zor oluyor derlerdi hep de inanmazdım. Ama evet öyle oluyormuş. Ben her zaman arkadaş canlısı biri oldum. Ama benim olduğum gibi çoğu kimse bana yaklaşmadı öyle içten samimi. Hele bu devirde her şey başkalaşmış. Etrafımda arkadaşlarına değer veren onlar için fedakarlıklar yapan, gerçek anlamda karşısındakini dinleyen tanıdığım nadir iki üç insandan biri Gediz. Sanırım yakında hepimiz müzelik olacağız. Kendisi alışverişi çok sevmediği halde benim çılgın tempoma ayak uydurup mağaza mağaza gezdi durdu benle tüm gün. Öyle ki artık benim de kolumu kaldıracak halim kalmamıştı. Bir şekilde deşarj oluyorum sanırım kendimi yorarak. Çünkü burada altı ay sürekli bir oturma halinde devam ediyor yaşantımız. Öyle ki Türkiye tatillerinde evde bir saat bile oturmak benim için hapise tıkılmakla aynı anlama geliyor. 


İzmir'de gezmeyi en çok sevdiğim yerlerden biri Kemeraltı. Orada biraz da Ankara'daki öğrencilik günlerim aklıma geliyor sanırım, o yüzden de seviyorum. Beni sabahtan oraya bırakıp hava kararınca almalısın diyorum eşime de. Keyifle dolaşmak, kızlarağası hanında kahvemi yudumlamak, o deli dehşet çeşitleri ile mağazaları dolaşmak büyük huzur veriyor bana. Her seferinde ama her seferinde şaşkınlık yaşıyorum orada gördüklerimden ötürü. Biliyorum aslında nerede ne var, hep aynı şeyler. Yine de Cezayir'deki yoksunluktan sonra orada gördüklerim bana dünyanın en güzel ve değişik objeleri gibi geliyor. O çılgın kalabalık, harala gürele koşturan insanlar, dükkanlarına mal taşıyan amcalar, çay dağıtan ufak çocuklar yeniden hayatta olduğumu hissettiriyor bana. 


Bu saat kulesini de seviyorum. Yanından geçerken hep ona dokunmak, yakınından yürümek istiyorum. İçine de giriliyor muydu acaba?



Gediz ve ablasıyla kemeraltında harika bir dönercide döner yediğimi gündü o gün. Güzel bir günün henüz ortalarıydı. Sabahtan birlikte Bostanlı pazarına gitmiştik. Sonra vapura binip Konak'a geldik. Yemek yediğimiz restoranın karşısındaydı bu ahşap pencereli bina. Bir an Cezayir'i düşünmeme neden oldu ama hemen alttaki fotoğraftaki kahveme bakıp, havayı içime çekip memleketimdeyim dedim kendime. Tabi yine de bu pencereleri seviyor olduğum gerçeğini değiştirmiyor izne gidince Cezayir'i kafamdan silme isteğim. Keşke evimin pencereleri de böyle olsa. Belki de olur. 


Ahh canım kahve. Her bir baloncuğunda yeni bir anıya uzanıyorum adeta. Hele beyaz nasıl da yakışıyor kahveye. Karınca batmaz usül derlermiş bol köpüklü olunca, yeni öğrendim. Ben o usül seviyorum işte. 


İnsan kendini nasıl tutabilir, nasıl dizginleyebilir bu güzelliklerin arasında. Her şey alabildiğine davetkar. Her şey eski anılar gibi güzel ve anlamlı geliyor insana. 


Tadilatı hala devam eden evimiz için ne görsem almak isteği duydum içimde ama tabi almadım. Çünkü ev henüz içine bir şeyler koyabileceğimiz hale gelmedi. Bir dahaki izinde inşallah o aşamada olacak. Belki o zaman birkaç şey alabilirim. Bakır objeleri hep sevmişimdir. Aslında onları almak da çok kendim işlemek istiyorum. Belki orada bir ustanın yanına gider bana öğretin ne olur diyebilirim İzmir'e dönünce. Öyle hayallerim var. Keşke çocukken beni bir marangoza veya bakırcıya verselermiş iş öğreneyim diye. İnsan ömrüne ne kadar çok şey sığdırabiliyorsa o kadar iyi. 


Herkes evimin nasıl olacağını merak ediyor. Ben de ediyorum aslında. Çünkü ne kadar bana ait olsa da şu an tahayyül edemiyorum. Şu anda beni en çok mutlu eden şey bir evimin olması düşüncesi, içinin nasıl olacağı fikrini yavaş yavaş kafamda bulmaya başladım. Güzel olacak inşallah, müze gibi olacak diye düşünüyorum :)Kendi ruhu olacak. 


İzmir'de daha önce pek çok kez önünden geçtiğim ama hiç girmediğim harika bir hamburgerci keşfetmeme vesile oldu Gediz. Bayıldım ki ne bayıldım. Köfte ne mühim şeydir hamburgerde. İşte köftelerini kendileri yaptıkları için böyle şahaneymiş, malzemeleri de alabildiğine geniş yelpazaye sahip. Bir dahaki gidişimde pastırmalı jambonlu olanı denemek istiyorum. Öksüz doyuran derler ya aynı o model. Hem yerken bitmesin istedim hem de bitmeyecek galiba diye korktum. Keyif aldım desem yeterli gelir herhalde. Alsancağın meşhur Sevinç pastanesinin sağındaki sokakta. Şiddetle tavsiye edilir. 


İzmir'de gezi parkı ile ilgili pek çok detay göreceğimi düşünmüştüm ama sadece bu stencil vardı Alsancakta bir duvarda, işte hepsi o. O keşke hep orada kalsa. Ama belki de çoktan silindi. Oradan silinse de burada hep kalacak nasıl olsa!


Bu koltuğu önceki yazımda anlatmayı unutmuşum burada yazayım istedim. Kayınvalidemin ofisinin girişinde duruyordu gittiğimizde. Kediler otursun diye bir yerde alıp koymuşlar. Ama ben eskiyi çok sevdiğim için hemen sahiplendim. Sağlam, sadece oturma minderi yok. Bir güzel zımparalanıp boyanıp cilalandı mı gıcır gıcır olur. Kediler için aldıkları koltuk artık benim oldu. Zaten İzmir'e dönüşte mobilyacılardan evvel eskicileri yahut ikinci el dükkanlarını dolaşacağım sanırım. Çünkü ruhuma en çok onlar hitap ediyor. Evimizdeki ustalara bakmaya giderken yol kenarında çok güzel bir de komodin görmüştüm büyük ve sevdiğim gibi çok çekmeceli. Dönerken bakalım dedik, almayı aklıma koymuştum. Tabi bizden önce davrananlar olmuş. Pek üzüldüm. Yolda giderken devamlı etrafa bakmak lazım işte hayatı bir yerlerinden yakalamak için daima orada olmak gerek. 


Denize yakın olmak iyidir. Ruhumuzu gözyaşlarımızla ıslatmak dirilmeye yaramaz daha çok saplanırız içinde bulunduğumuz boşluğa her damlada. O yüzden deniz iyi gelir.

Denizi özlüyorum...

4 Temmuz 2013 Perşembe

Uyanma Saati


Bu oluşuma bayıldım. Her zaman düşündüğüm ve başkalarının da düşünmesi taraftarı olduğum her şeyi anlatmışlar sağ olsunlar. Eskiyi özlüyorum hem de çok. Çünkü o zamanlar küçük ve mutluyduk. Tüketim çılgınlığı bir hastalık gibi ve bunu en aza indirmek hatta yok etmek gerek. Tüketim Kültürü hakkında üniversitede lisans tezi hazırlamıştım. Şimdi o tezi hazırlarken okuduğum kitaplar yanımda olsa da yeniden okuyabilsem ve daha detay anlatabilsem sizlere. Ama Uyanma Saati'nde çok güzel anlatmışlar. 





Gelin biz de o ilk adımı atan delilerden olalım!

Siz de bizler gibi düşünüyorsanız görselleri alın, yayın, anlatın, ofisinize, evinize, her yere asın, açıklayın...

Bu hayat hepimizin!

10 Haziran 2013 Pazartesi

Posterlerle gezi parkı



Ofisimdeki panoya astım ben de bu slogan haline dönüşen yazıyı. Her gün bakıp çapulcu dedikleri insanların arasında yer aldığım kendimi düşünüyorum. Yaptıklarımı, hayal ettiklerimi, hedeflerimi, olduğum kişiyi düşünüyorum. Biz çapulcuysak eğer -sözlükteki anlamı ile- kelimelerin de yenilenmesi gerekiyor diyorum. Çünkü biz şu anda yenilenmeye, direnmeye, değişmeye ve güzelleşmeye çalışıyoruz. 

Gezi parkı için hazırlanan posterler, fotoğraflar hepsi bir harikalar, çok yaratıcılar. Herkes görsün, bilsin, duysun, anlasın artık diye paylaşıyorum ben de bir kez daha. 

Yazacak öyle çok şey var ki. Sürekli bilgisayarın başında bu sayfayı açıp yazmaya başlıyorum ama bazen yazdıklarım yeterli gelmiyor siliyorum bazen de çok oldu yahu bu yazdıklarım diyorum yeniden siliyorum. İçimde kocaman umutlarım var, onları besliyor, büyütüyorum yeni gelen gün ile. Sonra yapılan açıklamaları dinleyince üzülüyor, sinirleniyorum. Her gün yeniden düşünüyorum bir bir olan her şeyi, izlediğim videolar aklımdan geçiyor, gördüğüm her bir fotoğraf karesine bir kere daha bakıyorum, bir çığlığa dönüşen şarkıları dinliyorum, umutlanıyorum.

İnsanlar daha nasıl ifade edebilirlerdi ki kendilerini? Nasıl anlatabilirler daha başka isteklerini? Daha önce nerede görüldü, duyuldu böylesi? İnanmakta güçlük çekiyorum halen izlediğim karşı çıkışlara? İnsanları birbirine kırdırmak için söylenen acı sözlerin yeri yok hayal ettiğim barış dolu mutlu dünyada.



Ben de böyle orjinal fikirler üretemediğim için üzülüyorum içten içe. Aynı kuşaktanız oysa :) Gençler harikalar. Diyecek söz bulamıyorum. Bu nasıl bir güzellik, bu nasıl bir düşünme biçimi, ne harika yarattıkları şeyler. A bir de İzmirliler Toma'ya Tomat diyor demişler ya bayıldım. Her gün yeni bir sözü ekliyorum hafızama ben de. Belki onlara bir yerden yetişirim diye. 





Bir direniş hatıramın olmasını ben de çok isterdim. 


Kahveye de hiç bu gözle bakmamışım doğrusu. 


Artık çıkıp nefes almak vaktidir gerçekten. 


İyi ki her zamankinden değil. İyi ki herkes bir. İyi ki var bizim gençlerimiz. Bizim yürekli gençlerimiz, düşünceli gençlerimiz, özgür, akıllı ve ruhu olan gençlerimiz iyi ki varsınız!











İşte bu fotoğraf karesi beni en çok duygulandıran karelerden bir tanesi. Bu sıra sosyal paylaşım sitelerinde çokça yazılan bir söz var paylaşmak istiyorum buradan da: 

''75 senedir dinlenmişsindir Atam kalk gel artık birazda cennet özlesin seni...' 

Keşke, keşke kalkıp gelebilsen de yanımızda duruversen, görsen gençlerimizin çabalarını. O yaşlı teyzelerin umut dolu gözlerle çocuklarımıza yemek taşımalarını görebilsen. Canı acıyan insanlara merhem olsan, bir bir sarsan yaralarımızı.. Direniyoruz Atam! 

6 Haziran 2013 Perşembe

Ağaçlar ve insanlar



Bizim Darıca Gazetesi köşe yazım;

'Günlerdir yüreğimiz ağzımızda, ellerimiz bilgisayarımızın ve telefonlarımızın klavyesinde yaşıyoruz vatanımızdan kilometrelerce uzakta.Yaşanan olayları gözyaşları içinde takip ediyoruz.İnsan ne kadar çok duyguyu bir arada yaşayabiliyormuş meğer. Hem sevinç, hem gurur, hem üzüntü ve hem de acı bir arada.

Vatanımdaki insanların acıları içimi dağlıyor adeta.

O yeni çağın tembel, akılsız, sorumsuz diye anılan genç neslinin gücünü gördüm her yerde.İçimdeki umutlar ağaçlar gibi yeşerdi, büyüdü.O tertemiz zihinler yeni bir masala yelken açtılar, üzerindeki tozdan silkindiler, artık yeter dediler çığlık çığlığa.

Çoluk çocuk, yaşlı, genç el ele yürüdüler sokaklarda, direndiler, devam ettiler.

Ne çok can yandı, can yakıldı.

İnsanların ne kadar kötü olabileceklerini de gördüm ben günlerdir. Bir annenin evlatları mıydı onlar orada? Yıllarca kendimizi emanet ettiğimiz o insanlar, sanki beyinleri yaşanmışcasına gözleri ışıldayan insanları katlettiler.
Bütün dünya gözlerini kocaman açtı, izledi, nefesini tuttu bizimle.

Öyle bir gurur ki bu içimdeki, gözlerimin mavisi artık daha mavi ve saçlarım, Atatürk’ün saçları gibi altın sarısı sanki. Biz ne de olsa onun evlatlarıyız. Onun gücü dolaşıyor damarlarımızda.
İstediğimizde nasıl da dağıtıyoruz kara bulutları, nasıl da serpiyoruz tohum tohum yeni başlangıçları.

Bir kere daha gördüm ya içimizdeki ateşi işte dedim bunlar benim insanlarım, benim geleceğimin savunucuları. O büyük zulme direnenlerin her biri adeta birer kahraman.

Haklarımız, isteklerimiz, ümitlerimiz nasıl da karalanıyordu bunca zaman, sessizdik, şaşkındık ve ürkektik. Şimdi yenilendik. Bundan sonra da kimse bizi inandıramaz artık sahte masallara. Çünkü biz kendimize yeni bir masal yarattık.

Özgürlük, sevinç, mutluluk, gurur ve adalet dolu bir hayata adım adım ilerliyoruz kendimizden emin!

Yurt dışındaki her Türk aynı bizim olduğumuz gibi kendi vatanındaydı aslında günlerdir. Ruhumuz oradaydı, aklımız oradaydı, kalbimiz oradaydı.

Hayatımız için, evlatlarımız için, ailelerimiz, dostlarımız için, dünyamız için direndik. Her gün de direnmeye devam edeceğiz. Nefes aldığımız sürece daha iyi ve doğru bir hayat uğruna haklı mücadelemizden yılmayacağız. Nefesimiz kesilse dahi ardımızdan gelenler devam edeceklerdir haykırmaya tüm güçleri ile.
Bu direniş birkaç tane ağaç için değildi sadece, yeşermeye çalışan umutlarımız, sindirilmeye çalışılan benliklerimiz, kirletilmeye çalışılan aydın fikirlerimiz içindi.

Yeni yazımı da paylaşacağım...
Uzakta olmak böyle zamanlarda en zor olanı. Hele bir de hep aynı cümlelerin kullanılması, yapılanların değişmeyeceğinin söylenmesi, anlatmak istediklerimizin anlaşılmaması ya da işlerine gelecek şekilde anlamaları beni daha çok yazmaya sevk ediyor. 



1 Haziran 2013 Cumartesi

Gezi parkı direnişini destekliyoruz!


UZAKTAYIZ AMA TÜM KALBİMİZLE YANINIZDAYIZ!
#DİRENGEZİPARKI
#OCCUPYGEZİ

#occupygezi #direngeziparkı



"Dear friends all around the world,

something brave and significant is happening in Istanbul, Turkey.
A late blooming Occupy wave one might call it.

Citizens tired of a bullying government with its corrupt management of public spaces and reckless abuse of land are coming together to protect a public park in the heart of the Istanbul which is under the threat of being demolished so the 94th shopping mall can be built in its place. People are holding in spite of the brutal attacks by the police (today's attack was at 5am in the morning one shall point out! including tear gas bombs, b
urning the tents, hospitalizing a person...). It is the 3rd day now, more than 10,000 people have gathered in the park!
Meanwhile, public spaces are being sold to hotels, precious ecosystems are being wasted for more industry, power plants, 3rd bridge over Bosphorus!

This has become a matter about more than just saving trees. This is an 'I can do whatever I damn well want', fascist mentality that not only supresses but attacks its own people.

To make matters worse, media channels are being censored so as not to display the news.

#direngeziparki is now the 2nd worldwide trending topic on Twitter.

Please help us to share this message and stop Erdogan's ruthless, inhumane acts.

What you can do:
- Forward this message to everyone you know
- Send your support messages through twitter with the #direngeziparki hashtag
- Tag @bbc @cnn @reuters and other large media channels in these posts
- Post this message on facebook
- Let your local and national media channels know

Please help spread the news globally.
We need all the support we can get now."


#occupygezi #direngeziparkı


Gerçekten uyanmış olmamızı diliyorum. Umarım bunca şeye rağmen sonunda sanki hiç bir şey olmamış gibi davranmaz insanlar. Malum milletimiz uyumayı kanıksadı artık. Bu görüntüler içimizi burkuyor, insanlar acı çekiyor, dövülüyor, boğuluyor, kör oluyor, ölüyor. Haber kanalları hala abuk sabuk yayınlarına devam ediyorlar. Bazı insanların olanlardan hala haberi yok. 


Herkese yayın, anlatın, gösterin! Bu artık gerçekten bir halkın uyanışı! Bu kadar insan, bu kadar şehir tek yürek ve dahası da olacak inanıyorum! Bence sonuna kadar gitmeliyiz! Bizler uzaklardayız ama yüreğimiz orada. Sabaha kadar oturduk Halk Tv'den yayınlananları izledik, facebook'tan yardım ettik haber almak isteyenlere, hala da devam ediyoruz. Daha da yayılsın, herkese ulaşsın ama ne olur daha fazla insan zarar görmesin..


Yaşlı amcalar, gençler, teyzeler gördüm perişan halde içim acıdı, gözyaşlarına boğuldum. Polisin yaptıklarına aklım sırrım ermesi bu ne vahşet, bu ne kin! Yabancı basın da duyurmaya devam ediyor. Destek var herkesten. Olabildiğince herkese ulaştırın yaşananları, anlatın!

Bütün Dünya Türkiye'de yaşanan vahşeti görsün. Polislerin Türk bayrağı ile dolaşan insanların ellerinden döve döve bayrağı aldıklarını anlatın.



Yardım edin ve yayın herkese!Bilmeyen kalmasın. Halk artık uyumasın ve vatanına, özgürlüğüne sahip çıksın. Yurt dışından destek sürüyor. Bu durum artık gerçekten bir isyana dönüştü. Dilerim bunca çaba bir sonuca ulaşsın...Biz sonuna kadar destekçisiyiz!


Direnişimiz sadece ağaçlar için değil artık ananı da al git için, sayın öcalan için, şehide kelle için, reyhanlı için, 2 ayyaş için,10 Kasımlar, 29 Ekimler için, geleceğimiz için!

Daha fazla can yakıcı olay olmadan sonuca ulaşır umarım. Biz gönülden ve sosyal medyadan destek vermeye devam ediyoruz!

Bütün kanallar hala susuyor Halk Tv yayına devam ediyor. Gönülden kutluyorum Halk Tv'yi...