22 Mayıs 2010 Cumartesi

Günler günlerin ardında

Kaç gündür yine yazacağım deyip duruyorum kendi kendime blogu açıp açıp. Yok bir türlü olmuyor. Susam sokağındaki karakter gibi oldum şarkıyı yanlış söyleyip sonra olmuyor olmuyoorr diye kafasını piyanoya vuruyordu hani vampir miydi o hatırlayamadım şimdi.

Ofisteki masam nasıl da dağınık. Bugün Türkiye'de ne kadar güzel bir cumartesidir diye düşünüyorum. Orada olsam yapacaklarım geliyor aklıma. Zaman yolcusu olsam bir an gitsem ve dönsem yeter miydi acaba bana? Sanırım bir daha dünyaya gelirsem yalvar yakar olacağım '...lütfen lütfen kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum yeter ki sihir yapabileyim ben de uçabileyim..' diyeceğim..

Dün tatil cuması olmasına rağmen evdeydik. Kedicikle bol bol oynadım. Yemek bulaşık ve çamaşır durumlarını saymıyorum kadın olanların ulvi görevi bu nasılsa artık anladık...ahh ahh annemin kulaklarını çok çınlatıyorum bazen beni erkek doğursaymış diye ama geçti artık tabi:) Ne çok isterdim erken uyanmayı kendi isteğimle böyle huzur ve mutlulukla sonra daha ağzıma lokma koymadan sakince yola koyulmayı elime fotoğraf makinamı alıp. Şehri keşfedip o mahmurluğu yaşamayı isterdim. Türkiye'ye gidince keyfini çıkartacağım bu sefer söz veriyorum kendime. Sabahın ışıklarına eşlik edip gecenin ışıltısında kapayacağım gözlerimi yorgunluğumu derinlere saklayıp. Daha çok şey yapacağım diyorum her gün peki beni bundan alıkoyan ne? İçimdekiler sanırım. Neden daha hırslı bir insan olamıyorum ki? Maymunum ben. Biliyorum. Almayı seviyorum. Bir gün ihtiyacım olacak biliyorum ve olduğunda da kullanıyorum elimdekileri ama böyleyim işte. Böyle olmasam ben olmam. Bu saatten sonra da başkası olamam ve olmaya da çalışamam zaten. İçimdeki ben'i seviyorum. O çocuk kalmışlığımı..

Daha net şeyler yazmaktı amacım.Örneğin gezdiklerimi gördüklerimi, spora başladığımı yerini yurdunu, yaptıklarımı yapamadıklarımı...Ama bu seferlik böyle oldu. Deneme aşaması şu an aslında. Uzun zamandır yazmıyorum ya pratik yapıyorum. Belki bugün gün içerisinde yeniden yazarım. O zaman birkaç foto da ekleyeceğim. Şimdi öğlen yemeğine kadar biraz fransızca notlarımı gözden geçireyim. Öğlenden sonra fransızca dersim var bir saat. İş yerine de hoca geldi artık mesai yapıyor burada. Boş vakti olanlar istediği zaman gidip çalışabiliyor. Bende böyle yapacağım bundan sonra. Tembellik etmek yok. Birileri seninle yapmıyorsa bazı şeyleri kendi kendine yapmaya alışmalısın yeniden...Bağımlı olmamayı öğrenmeli insan. Sonra yalnızlığıyla başbaşa kalınca elini nereye atsa kırıyor yıkıyor içindekileri..Yıkmamayı öğrenmek lazım..

Keşke bugün burada da tatil olsa yine. Tek gün yetmiyor ki insana. Dün gitti bile bugünün sonuna da az kaldı. Yiyoruz çok sevdiğimiz bir yemek gibi zamanı. Doymuyoruz yemeğe. Oysa sonradan anlıyor insan sevdiği yemeği en son tüketmesi gerektiğini; önceden yerse sonradan gelenler onun tadını alıp götürüyor. 

Herkese mutlu haftasonları. Bizim için de orada olmanın ve tatilin keyfini çıkartın olur mu?

6 yorum:

  1. dilerim güzel geçmiştir günün... ben bugün uzun zamandan beri elimin gitmediği arşivi kurcaladım ve sana söz verdiği fotoğrafı buldum... şimdi sıra gönderme işlemini tamamlayabilmekte :))

    YanıtlayınSil
  2. Yıkmamayı öğrenmek lazım..bu çok zor , öğrenene kadar devrilenleri ne yapacağız ?

    merhaba tuğbacım..

    YanıtlayınSil
  3. Bir şey söyleyebilir miyim.
    Sayfanızı açıpta yazılarınızı okurken ve her seferinde sizi kendime o kadar yakın hissediyorum ki. Yani sanki benim kelimelere sığdıramadığım duygularımı siz bir kalemde döküveriyorsunuz sayfanıza. Yani kendim gibi hissediyorum sizi, sizin yazılarınızı kendi hissettiklerim gibi okuyorum.
    "Daha çok şey yapacağım diyorum her gün peki beni bundan alıkoyan ne?" demişsiniz ya işte bende tam bu durumdayım. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, gördüğüm her şeyi çekmek geliyor bazen içimden.
    Tek benzer yanımız isimlerimiz mi acaba...
    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  4. Merhaba Evren;
    günlerim bu sıra sanki daha çok birbirinin aynı gibi.sanırım türkiye vaktim gelmiş benim:)fotoğrafı gördüm akşam hemen baktım ama yazamadım sana uzunca öyle yorgundum ki sızmışım..sana mail yazacağım.ayrıca fotoyu çok beğendim.uğraştın benim için kurcaladın buldun..teşekkür ederim..haberlerini bekliyorum.öpüyorum

    YanıtlayınSil
  5. Sibelcim;
    daha öğrenmek gereken o kadar çok şey var ki diyorum bazen bu hayata sığdırabilir miyiz acaba? öğrenene kadar devrilenler yıkılanlar öylece kalakalıyor canım ne tam onarılıyor ne de unutulabiliyor.böyle bir şey işte yaşadığımız..
    öptüm canım..

    YanıtlayınSil
  6. Sevgili Tuğba;
    Şimdi böyle yazınca birden hele okuduktan sonra kelimelerini kendime yazıyormuşum gibi hissettim. belki bir gün onu da yapmalıyım..böyle yakın bulman kendine beni çok güzel bir şey.bu duyguyu iyi bilirim.sadece isimlerimiz değildir belki benzeyen bir çok şey olabilir tabiki daha çok tanıyabilir keşfedebiliriz birlikte istersen. bana istediğin zaman yazabilirsin..ben yazmayı okumayı konuşmayı çok severim.bende bloguna bakıyorum şu anda.artık daha çok haberleşelim o zaman..çok teşekkür ederim güzel sözlerin için..böyle hissetmen beni inan çok mutlu etti..sevgiler kocaman

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)