12 Haziran 2010 Cumartesi

Yaz mı bu gelen?

Haziran gelmiş de geçiyor bile. Bugün bir de baktım yolu yarılamışız. Yine her zamanki gibi bloga yazmak için çırpınmalarım devam ediyor. Vakit bulamıyorum bir türlü. Gündüzleri iş yerinde koşturmaca geçiyor, akşamları ise yorgunluğun verdiği durgunluğa bırakıyorum kendimi. Ama su gibi olamıyorum bir türlü. İçimden nehirler akıp geçiyor yine. Ne zaman sakin kalmaya çalışsam, herşey birdenbire başıma üşüşüyor sanki. Çetin bir bulmacanın ortasında yol almaya çalışıyorum adeta. 

Türkiye'ye gitme zamanı yaklaşıyor. Yine şafak sayar gibi sayıyorum günleri. Ama saydıkça çoğalıyor. İlk defa bu kadar uzun kaldım bu hüzünlü şehirde. O yüzden midir bilmem bir müddettir benim de içim hüzün kaplandı. Kendimi -bakır tencerelerimizi verdiğimiz gibi hani- üzerimdeki yapış yapış hüzünden arındırsın diye kalaycıya vermek istiyorum. Parıl parıl parlamalıyım bende. Yaz'ın sıcağı üzerime vurmalı, kızmalı tenim.Sonra soğuk sulara bırakmalıyım kendimi boylu boyunca. O zaman yıllardır aradığım şeyi bulmuş gibi olacağıma eminim.

Uzun zamandır kitap okuyamadığımı farkettim. Üzüldüm hatta kahroldum. Canım kitaplarım bensiz kaldılar. Onlara dokunan olmadan, sayfalarını okşayan olmadan ne yaparlar? Ya ben onlarsız? Uzaktan bakışmalar yetmiyor ki. Her gece elime alıyorum kocaman kitaplarımı, kelimelere bırakıyorum kendimi ama uyku izin vermiyor. Öyle güçsüz düşüyorum ki onun karşısında. Anlamadan bir de bakıyorum kitabım yanımda uzanmış öylece duruyor. O da kapamış kendini güne uyuklamakta. Ahh ahh diyorum nerde o günde bir kitap bitiren maviş kız. İçimdeki çocuğa sesleniyorum; "Duy beniiiiii! Biraz silkelenmelisin, sen öyle hemencik yorulur muydun eskiden, nasıl da saatlerce oynardın erkek çocuklar gibi sokaklarda, yorulmak bilmezdin, gece kuşuydun hani sen, geceleri severdin? Ne oldu sana böyle? Hadi bakalım toparlanmanın zamanıdır artık yeter bunca vakit kaybı, kalk, yaz, çiz, boya, dik, dans et, şarkı söyle, fotoğraf çek ama durma öyle..."

Saatler nedir ki sanki seneler geçiyor.  Annemle babamın evlilik yıldönümleriydi ayın 8 'inde. Kocaman bir 30 seneyi bitirdiler. Nasıl da mutluluk verici. Annem iyiki doğurmuşum seni dedi bana ben de iyiki birbirinizi bulmuşsunuz da evlenmişsiniz annem babam olmuşsunuz dedim onlara. Herkes acaba benim gibi her geçen gün daha da çok seviyor mudur anne babasını, daha çok özlüyor mudur uzak kaldığı her dakika? Ne mutlu bana. İyiki onlar var hayatımda. İyiki ben benim, iyiki farkındayım ben olduğumun. Ama keşke daha çok çocuk kalabilseydim diyorum bazen. Sanki zorla büyütüyor bizi hayat. Ne kötü! Üzerimize gelir ya hani herşey aynı anda işte o an çok önemli; o zaman mutlu olmayı, sakin kalmayı, durulmayı bilmek demek; ne olursa olsun yaşamaya değer demek, herşeye değer. Nefes alabilmek, tam olmak, hayal kurabilmek, dönebileceğin bir yerinin olması, seni bekleyen, özleyen insanların olması demek.

Şimdi bekliyorum. Gelmesini zamanın ve olduğu yerde kalmasını sessizce. Sadece bakmak istiyorum ona doya doya. İçinde geçtiğim her ana bakmak, özümsemek istiyorum, beynime kazımak kocaman harflerle. 

Artık gel zaman! Beni şehrime götür, sevdiklerime, arkadaşlarıma, dağınık odama, iyot kokusuna, anılarımın başlangıcına, keskin kayalıklara, çeşit çeşit mezelere, simitin susamına, sıcak köy ekmeğine, annemin kokusuna, babamın kollarına götür.

9 yorum:

  1. hasretlik nasıl da yerleşiveriyor değilmi , hem de hiç hissettirmeden... ne güzel olacak kavuşman, herşeyle...
    sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. Duygulandım ben
    çok tanıdık geldi bu hüzün bana
    Hasretlik zor ama az kalmış sevgili tuğba

    YanıtlayınSil
  3. bi şiir vardı yıllar evvelinden aklımda kalmış..ama sadece bir mısrası.''bi bakmışsın gelivermiş bekledigin..''böyle bişeydi sanırsam:)duygular insanlar için..hepsinden tadıyor insan kesesine düştüğü kadarıyla..ayy bu ben miyim:))tubacım bana felsefe yaptırdın ki bu çok nadirattandır haa:))ben başka bişey diycektim ya hu..geleceğini okuyunca tutuştum sanki:))kuşlar bacaksız gagasız ööölece duruyorlar.salı finallerim bitecek.haftaya kadar bitirmiş olmayı umud ediyorum çantanı.ne vakit geleceksin acaba?

    YanıtlayınSil
  4. Evrencim;
    haklısın canım aynen öyle hemencik gelip yerleşiyor insanın içine içine. Güzel dileklerin için teşekkür ederim canım ben de bir an evvel kavuşmayı diliyorum.
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  5. Sevgili Nazpek;
    Seni de duygulandırdım demek:)hasretlik zor evet ben de az kaldı diye kendi kendime devamlı söylüyorum zaten canım. Sevgiler

    YanıtlayınSil
  6. Leyyaaaa;
    öyle bir şiir benim de aklımda var hatta belki de benzeri bilemiyorum:)tutuşma tutuşma canım nolcak biz şimdilik 22 sinde geliyoruz gibi görünüyor ama izmire gidicez önce zaten sonra izmite gelicez gene haberleşiriz zaten seninle temmuz 9 a kadar da bir aksilik olmazsa oralarda olucaz. kuşlarımın gagalarını bacaklarını yaparsın canım merak etme:)yapamazsan da bir gelenle yollatırız buraya sonradan sorun değil..kocaman öpüyorum seni..

    YanıtlayınSil
  7. Simidin susamı..iyot kokusu..içim bırkıldı birden..belki geldin bile..geldinse hoşgeldin..gelmedinse..tez vakitte gel.

    YanıtlayınSil
  8. Çok güzel yazmışsın ablası, inşallah en kısa zamanda bitecek hasretlik. Ziyaertin ve yorumun için teşekkürler canım yine beklerim.

    YanıtlayınSil
  9. Selamlar canım, ben namı diğer "hobicell"

    Bundan sonra;

    http://hobibox.blogspot.com/

    Adlı blogumdan sizlere seslenicem. Googleın bitmek bilmez sorunları yüzünden, siteme ulaşılamıyordu. Bu yüzden çareyi taşınmakta buldum. 340 izleyiciyi üzülerek ardımda bıraktım,Umarım yeni evimde beni yanlız bırakmaz, yorum ve ziyaretlerinizi esirgemezsiniz. Şimdiden teşekkür ediyor, kocaman sevgilerimi bırakıyorum.

    hobibox (Afet Ergü)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)