21 Temmuz 2014 Pazartesi

Pazar'a notlar


Yeni bir haftanın güzellikler getirmesini dileyerek başlamayı düşündüğüm yazımı dün için hissetiklerimi yazarak devam edeceğim. Ayrıca bugünün pazartesi olması halini anlatan bir yazı da yazabilirim sanırım. Bu sıra ruh halim bol yazmalı, çizmeli bir yapıda!

Şu ağacı özledim dün! Onun altındaki gölgeyi düşündüm, serinliğini yaşamaya çalıştım, rüzgar ne denli ılık olurdu, sesi nasıl gelirdi kulağıma deyip durdum. Annem böyle zamanlarda nerden de gelir aklına böyle şeyler der hep, bilmem, nerden geliyor? İçimde kocaman bir kuyu var adeta bu tür hissiyatları biriktirdiğim! Doğarken konmuş olmalı:)

Bu yazıyı kendim için değil, pazar için yazıyorum. Biliyorsunuz seviyorum kendisini. Mutlu bir gün olması halini seviyorum. Sanki tüm pazarlar mutlu olmalı gibi.

Evimizde ilk tabak çanağımızı kullandığımız gündü pazar, ailecek bir masanın başında, tıpkı çocukluğumdaki gibi yine mutlu bir gündü. Pazarları düşündüğümde hep mutlu anılar üşüşüyor aklıma. Burada pazar günlerini biriktiriyorum diyorum bazen, çünkü pazarlar hakiki olmuyor. Üzerini başka günlerle sıvıyorum çoğunlukla, mesela salı oluyor o çoğunluklar çünkü burada pazar haftanın ikinci günü. 

Dün yine gün saat 4'ten sonra bir çırpıda bitiverdi. Ramazan ayı olmasından ötürü günlerin erken bitişine alıştım. Sonrası epey zor olacak gibi. Zaten tatil dönüşlerinde pek çok şey zor oluyor ya hoş!

Ofisten çıktıktan sonra bahçedeki yarı güneşli koltuğuma uzanıp Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektuplarını okudum. Ona dair ne çok şeyi merak ettiğimi düşündüm. Arada dolduramadığım bir sürü boşluklar var. İçimde delicesine bir istek oluştu kızını görebilmeye dair. O baş sayfadaki fotoğraftaki hali her el yazısına baktığımda gözümün önüne geldi. Sevdim o halini.

Sabahattin Ali'nin öykülerini seviyorum. Detayları incelikle önüme sermesi hoşuma gidiyor. Gözlerimi kapattığımda kendimi o ağacın altında bulurmuşçasına mutlu ediyor beni kelimeleri. Samimi ve sıcak, bir o kadar da naif.

Bugünü yazmayacaktım ama dün de sıcak bir kahve gibiydi, yumuşaktı, günler ağzımda artık o tadı bırakıyor. 

Akşam yine uzunca bir bahçe sohbeti yaptık, çay içtik bolca. Artık ne zaman bir bardaktan fazla çay içsem içimde büyük göller oluşuyor gibi hissediyorum. O fazlalık hissini sevmiyorum. Sanırım akşamları fazla çay içmemeliyim.

Yeni bir kitaba başladım ve yanımda getiremediğim diğerleri için üzüldüm. Hala Harry Potter çantası hayalini kurmaya devam ediyorum. Sanırım 80 yaşına da gelsem o hayali kurmaya devam edeceğim. Şu sıra hayattan istediğim yegane şey sevdiğim insanların ölmemesi ve içine tüm sevdiğim şeyleri sığdırabileceğim bir çanta!

Mutlu haftalar! Ne kadar mutlu olunabilirse o kadar işte! İçinde mutluluk olsun da!

8 yorum:

  1. güzel pazar yazını daha yeni okuyabildim. yine harikaydı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım teşekkür ederim. Ben de seninkini okudum bugün ama yazamadım yorum internet berbattı. Beğenmene sevindim canım. Kocaman sevgiler selamlar

      Sil
  2. Kitap okuyormuş gibi hissettim. Yazılarınız çok güzel.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Deniz;
      Güzel yorumun, sözlerin için çok teşekkür ederim. Mutlu oldum. Yeniden beklerim. Çok sevgiler benden:)

      Sil
  3. Şu çanta fikri çok iyi olurdu gerçekten :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle lazım bir tane:) Düşünmeden hayal etmeden edemiyorum:)

      Sil
  4. ayyyy kahve ve tiramisu tadındaaa olsuuun :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. olsun olsun kahve ve tiramisuyu severim, belki çilekli tart da olabilir:)

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)