19 Eylül 2015 Cumartesi

Zaman kısalır, su olur

Döndüğümü daha yeni yeni idrak etmeye başladım. İlk günler her zaman üzerimizdeki yorgunluğu atmak için evde bir o yana bir bu yana kıvrılmakla geçiyor. Sonrasındaysa toparlanma, çamaşır yıkama ve evi toplama halleri...

Türkiye'deki sıcaklar bizi mahvetti. İzmirdeki kendi evimizde de henüz ne ısıtıcı ne soğutucu bir şey olduğu için perişan olduk. Orada olmanın heyecanı ile tabi dayandık ama geceleri sırılsıklam terleyerek uyumaya çalışmak oldukça zordu. Ama işte yine ve yeniden insanın kendi evi gibisi yok dedik!


Tatil yine pek tatil gibi değildi, aslında tatilden ne umduğumu da bilmiyorum artık. Burada çok durgun bir yaşam sürdüğümüzden Türkiye'ye gidince oraya buraya koşturmak güzel geliyor. Ama sonra pert olunca dinlenelim diyoruz içimizden. Ee düşününce burada 6 ay boyunca bir fiil dinlendiğimizden, orada yatış durumuna geçmeyi kendimize yediremiyoruz da. Yani işte senelerdir git gellerimiz hep telaşlı. Burada durgunluk orada daimi bir koşturmaca var, ortası ise orada yaşamakla olacak biliyorum. 


Eve gelince bir oh çektim ama daha ilk dakikada da özlem oturdu içime. Annemin özenle yıkadığı mis kokulu çamaşırlarımızı koklayıp duruyorum. Annemin yıkadığı çamaşır daha güzel oluyor sanki. Gece halen atletimden gelen çiçek kokusunu içime çekerek uyuyorum. Kokusu keşke gitmese ama ne çare. Onlar da çok yoruldular tabi, evde anne olunca çocuklara pek iş düşmüyor. Yine arkamızı topluyor yine telaşla yemekler yapıyor, devamlı bir kollama halinde. Babam da gizliden hep bakıp gülümsedi bana, orada yanlarında olduğuma şükretti durdu, anladım. Teyzemle de günler çok güzel geçti, gelene geçene, olana bitene takılıp dakikalarca konuştuk bir elimizde çay veya kahve ve sigarayla. Çok matah bir şey gibi hala içerken kendimi bir şey zannediyorum. Sigara içene özenmek geçmek bilmeyen bir durum bende. Bıraktığım günlerde filmlerdeki sigarayı içine delicesine çeken sarhoşlara bile özeniyordum, dumanı geliyordu sanki üzerime. Acayip bir his. İnsanın en yakını dediği bile programını erteleyip sana zaman ayıramazken, kuzenler toplaşıp neredeysek oraya geldiler. Çoluk çocuk dolu dolu geçirdik zamanımızı. Yine iyi ki varlar dedim hayatımda. Yıllar gibi yoğun gülümseyişlerim oldu dudaklarımda.

Anneannem bıraktığımdan biraz daha yorgun ve bitkindi. Yılların yorgunluğu, 90 senenin tüm birikimi bir anda üzerine çullanmış gibiydi. Tabletten dinlettiğimiz türk sanat müziğine ohh ohh deyip gülücükler atmasını hiç unutamıyorum. Artık hayattan zevk alamıyor kadıncağız, istediğini söyleyemiyor, dilediğini düşünüp dile getiremiyor. Oysa eskiden ne güzel konuşurduk. Gençlikte zormuş gibi gelen hayat yaşlanınca içinden çıkılmaz bir kısır döngüye dönüşüyor, uyumak ve yemekten ibaret olan, şanslı olanlar için. Ben ona her baktığımda bir kere daha yeniliyorum sanki, dizine oturup ağladığımda, yanaklarını okşayıp sevdiğimde, 'yerde oturma koltuğa geç' diye işaret edip beni düşündüğünü ifade ediyor. Nadir de olsa birkaç kelime ediyor. Hele annemle teyzem onu yatırdıktan sonra teşekkür ederim deyişi bugün gibi kulaklarımdan gitmiyor. Hala anılarımla olabildiğim için şükrediyorum. 


Bu hayat bittiğinde soran olursa ne öğrendin diye ilk diyeceğim şey şükretmeyi öğrendiğim. Önceleri manasız ve anlamsız gelen bu kelime şimdi artık içinde koskocaman bir hayatı barındırıyor. Nefes alabildiğim, her gün uyanabildiğim, sağlıklı olduğum, sevip sevilebildiğim, konuşabildiğim, gülebildiğim, yazabildiğim v.b daha niceleri için şükretmek! Çünkü kaybedilince anlaşılıyor her biri, elindeyken değerini bilemiyor insan. Gözünün önünde bir hayat günden güne azalırken kavranabiliyor ancak ve her kaybettiğini yeniden andığında. 


Güzel zamanlardı her biri. Her sevdiklerimle geçirdiğim gün özel ve anlamlıydı. Ben kolay biri sayılmam aslında. Bazen hırçınlaşıyorum, neden bilmiyorum, büyüdükçe ifadelerim zorlaşıyor. Ama biliyorum ki beni seven insanlar beni anlıyorlar, o anları nasıl da önemsediğimi biliyorlar. Böyle düşünerek teselli ediyorum kendimi uzaktayken. 


Şimdi içtiğim suyun, çayın tadı bambaşka, soluduğum hava kuru ve tozlu, yürüdüğüm yollar ayaklarıma çivi gibi batıyor. Ne kadar yıkasam da çamaşırlar anneminki gibi kokmuyor. Telefonum yine çalmıyor. Buradaki günler sayılı da olsa hem mutlu ediyor hem acıtıyor. İnsanın aklına da gitmek düştü mü döndüğü yer saray da olsa kar etmiyor!

Hava puslu iki gündür ve serin. Üç tane kitabım var elimde kalan ve dönmeden okumak istediğim. Bir battaniyem var ısrarla örmeye çalıştığım. İnternet yine berbat. Elektrikler sıklıkla kesiliyor, buzdolabı bozulacak diye aklım gidiyor. Üç sucuk iki peynir getirdik, bitmez inşallah dönmeden diye hesap yapıyorum kafamdan. Kışı özlediğimi fark ettim ilk kez bu sabah, saçlarımı da kestirdim. Elimi saçıma atınca o boşluk hissi hala biraz koyuyor ama alışırım nasılsa. Beyim kısa saç seviyor:)


Günler geçiyor...Özlemek yıllardır alışamadığım bir şey. Uçağın içinde olmak gibi, bir sınav. Yazıyorum ya, yenileniyorum. En çok o gerek bana bir de sarılınca içimi ısıtan, düşününce gönlümü dolduran insanlar. İyi ki varlar!


20 yorum:

  1. Çok etkilendim okurken. Gurbet, hasret çok zor. Ama insanı olgunlaştıran ve farklı bakış açıları geliştiren durumlar. Uzakta da olsalar, varlıklarına şükürler olsun. Sevgiler :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Esracım merhaba;
      Ben de yazarken epey duygu karmaşası yaşadım, sonra bir baktım gerisi geldi başladığım kısacık yazının. Gurbet kolay değil evet, alışılıyor da aslında ama ne olursa olsun insanın döneceğini hayal ettiği o yer kazılı kalıyor bir köşesinde. İnsanlar 30 sene 40 sene kalıyor da gurbette, neticesinde illa ki dönüyor topraklarına. Yoksa büyütüyor insanı geliştiriyor öğretiyor yaşanan tecrübelerle öğrenmek isteyene. Hayatımızın her anına, hayatımızdaki her güzel insana her zaman şükretmek lazım. Biz sevdiklerimizle varız aslında.
      Kocaman sevgiler benden de. Ayrıca kırlentlerin pek güzel olmuş ellerine sağlık:)

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim Tuğbacım. Hızımı alamadım battaniyeye başladım şimdi de ;)

      Sil
    3. Esracım ben de bir süredir battaniye örüyorum tığla, basit bir motif ama bakalım ne zamana bitecek. Hem de senin şu fotoğraflardaki yünden himalaya mıydı? Ben dokusuna kanıp aldım ama çok zor geldi tığ ile örmek. Acemi olduğumdan belki de, eminim daha marifetli birilerinin ellerinde harika şeyler yaratılabilir bu yünle. Yalnız renkleri insanı çok cezbediyor vallahi:) Hadi bakalım kolay gelsin ikimize de:)

      Sil
  2. Tuğba , bir gün gelecek Türkiye deyken belki de Cezayir günlerini ve sakinliğini de özleyeceksin. Türkiye de yaşam çok zor gerçekten. olaylar olurken dışında da olsan kötü etkisi karabasan gibi üzerimizde. bu da bizi yavaş yavaş tüketiyor. bir kaç günlük yurt dışı seyahatinde bile bu olumsuz halkanın dışına çıkıp farklı bir nefes alıyorsun. tükiyede yaşam bu yüzden çok zor . ama yine de ailen , akrabaların burada olması insana güç veriyor. sizin dönmenize de çok az zaman kaldı, hadi hayırlısı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Buketcim;
      O kadar eminim ve biliyorum ki buraları, sakinliğini, havasını ve daha pek çok şeyini özleyeceğime. Zaten yazarken de belirtmeye çalışıyorum bu detayı. Çünkü sonrasında Türkiye'de buranın özlemini çekerken insanları yadırgamalarını istemiyorum:) Ne gel gitli hatun diyecekler:)
      Türkiye'deki zorluğu kısa zamanda anlıyoruz bizler de. Zaten ailelerden de biliyoruz ama yaşamak daha farklı elbette. İnsanı tüketiyor koşullar, herkes umutsuz gibi daha çok. Ama birilerini sevmek, sevdiklerinle bir şeyler yapabilmek, hiç konuşmasan da yan yana olabildiğini bilmek en iyi gelen şey. O an ne gam ne tasa kalıyor insanın içinde, sadece o anın kıymetini bilmek kalıyor geriye. Yaşam her yerde zor aslında, burada da öyle, kendi halkı için. Ama biz daha haince ve daha hunharca kullanıyoruz yaşama hakkımızı millet olarak..
      Sevgilerimle canım
      Yan yana uzun sohbetler yapacağımız zamanları düşünüyorum inan böyle mevzulara girince:):) Hadi bakalım hayırlısı

      Sil
  3. Bu hayattan bir şeyler öğrenebilmiş olmak güzel, şükretmek güzel. Şükredecek şeylerimiz olması güzel, dönmenin verdiği huzur da güzel.
    Kalan zamanda umarım kitabın da, peyniriniz de, sucuğunuz da yeter. Peynirsiz geçer mi zaman :)
    Son fotoğraf sanırım saçlarının yeni haliyle. Çok yakışmış yüzüne. Güle güle kullan :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım öğrenmek isteyene hayat çok güzel dersler veriyor. Şükredecek şeylerin olması evet kesinlikle çok kıymetli, farkına varmak lazım.
      Kitaplarım yeter gibi, zaten net de var ama peyniri bilemiyorum. Bir evde iki peynir canavarı olunca zor oluyor bazen:)
      son fotoğraf evet saçlarımın son hali. Hiç düşünmedik kestirirken, dedim nasılsa kökü bende. Ama şimdi biraz boş geliyor. Epey de uzatmışım meğerse kesince anladım. Algıda seçicilik mi denir bilmem şimdi sanki tüm kadınlar uzun saçlı gibi geliyor:)
      Beğenmene sevindim teşekkür ederim. Herkes beğendi.
      Sevgiler kocaman

      Sil
  4. Okurken çok etkilendim, içimde farklı hisler yarattı bu yazın canım daha genç yaşlarıma gidip geldim benim için bu yine bir vanilya kokulu duygulardı ... :) sevgiler !

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Eda,
      Yazımı beğenmene çok sevindim. Yazılar anılara götürdü mü çok daha keyifle okunuyor, benim için de hep öyledir. Sevgiler benden de çok çok.

      Sil
  5. 3 sucuk, 2 peynir, bitmez inşallah dedin, yüreğimi yedin. :/ Biz de yıllarca Almanya'da yaşadık, hep buraya hasrettik. Dediğin gibi hep bi koşturmacayla geçerdi gelmemiz, gitmemiz. Sonra döndük hep özlediğimiz ülkemize, yıllaaar geçti üzerinden. İnanmazsın, şimdi de Almanya'dan getirdiğim sucuklarım, soslarım bitmesin diye bakıyorum gözlerinin içine. O kadar özlüyorum ki anlatamam. Ama tabi benim çocukluğum orada geçti, belki de o yüzden oralara ait hissediyorum kendimi. Allahtan .eşimin de öyle de, birbirimizin dilinden anlıyoruz.

    Yazın bana çok şey hissettirdi, benzer şeyler yaşadığımız için. Çok çok iyi anlıyorum kokuları bile derin derin içine çekişini. Umarım çok çabuk adapte olursun. Teşekkürler hissettirdiklerin için. Sevgiler... :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Burası sucuksuz peynirsiz çekilmiyor ki:)
      Ortak bir şeylerin olması ne güzel, işte o sayede daha iyi anlıyoruz birbirimizi. Hep senelerdir bir şey anlamadık gittiğimiz tatillerden, çıktığımız yolculuklardan hep telaş telaş. Ben de özleyeceğim biliyorum buraları. Her fırsatta dile getiriyorum da zaten ama orada olup burayı özlemek gerek biraz da. Ne de olsa kendi memleketimde olacağım. Bizim de dile kolay senelerimiz geçti, alışıyor insan benimsiyor. Diyorum ya şu ufacık evi bile kendi evimiz belledik. Hayat işte öğretiyor insana!
      Umarım dediğin gibi kolay olur adapte olmak. Giden arkadaşlar alıştılar bile kısacık zamanda. Ama tabi herkesin hissettikleri başka oluyor. Pek çok kimse bizim kadar bağlı hissetmedi buraya. Ben teşekkür ederim güzel yorumun için. Yine gel, her zaman beklerim.
      Kocaman sevgiler selamlar

      Sil
  6. Yazılarında sürekli kendimden birşeyler bulduğum bazen hüzün bazende içimi dolduran bir mutluluk halleri yaşıyorum, çok güzel anlatmışsın hislerini Tuğbacım, sıradan olmayan hayata dokunup, yaşanan zamanlar aslında, özlem, sevgi, birçok şey var. Bazen öyle sıradan oluyor ki herşey, hayatın nasıl geçip gittiği belli değil yada yaşanıp yaşanmadığı, oysa birşeyler beklemek, özlemek, hayal etmek biraz daha yaşanır kılıyor bence hayatı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Deryacım, canım teşekkür ederim. Dediğin gibi çoğumuzun hayatı evet sıradan ama umut ederek hayal kurarak bir amaç edinerek küçük güzelliklerin farkına vararak anlamlı kılıyoruz o sıradan hayatımızı. Yoksa aslında herkesin özünde yaşadığı aynı acı aydı duygu aynı sevinç, hayat aynı.
      Güzel yorumun için teşekkür ederim. Kocaman sevgiler.

      Sil
  7. Ne güzel, bembeyaz ışıl ışıl bir mutfak.. O mutfaktan ne çıksa muhteşem çıkar sanki.. Sonra demişsin ya, benim annemin yıkadığı çamaşır da farklı oluyor hakikaten daha yumuşak, daha güzel kokulu.. Bir de şükretmeyi öğrenmek, bence de hayatın anlamı gibi, öğrenemeyen ne çok insan var hep anlamın peşinde.. En son fotoğraflardaki insanlar birden çok tanıdık geldi, sanki yan komşu falan gibi, heralde sen arada yolluyorsun diye ya da hakikaten yan komşu paralel bir evrende,bilemiyorum.. Mutlu son baharlar! Hakikaten son mu olacak bu bahar Cezayir'de?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Evin her yerinin beyaz olması için epey zaman harcadık ama sonuç güzel oldu, ferahlatıcı. Ben de mutfakta güzel şeyler yapmak için heyecanla bekliyorum. Anne çamaşırı kokusu gerçekten değişik, acayip bir fark oluyor, anne yıkıyor ya kesinlikle ondan:)
      Şükretmeyi öğrenmek hayatta en önemli şeylerden biri bence. Hayat bir şekilde öğretiyor aslında insana ama keşke hep güzel tecrübelerle öğrenebilsek bunu. Fotoğrafların tanıdık gelmesi de ne güzel, arada paylaşıyorum ve bahsediyorum ya o hissin getirdiği bir şeydir bu herhalde.
      Size de mutlu sonbaharlar. Sonbaharı severim, baharlar hep güzeldir zaten. Gerçekten artık son olarak Cezayirde bu bahar. Belki ilerde bir gün yine geliriz ziyaretine kimbilir, ama artık dönmenin vaktidir. Özlem artık yetti de arttı bile. Hayat geçiyor bizi dinlemeden, durmadan. Aileye, dostlara, tanıdık bildik sokaklara anılara yeniden merhaba demenin zamanı geldi. Yorulduk. Bakalım hayat bize neler gösterecek, göreceğiz. Umarım her şey iyi olur. Cezayiri de özleyeceğiz ama alışırız her şeye alıştığımız gibi.
      Sevgiler

      Sil
  8. güzelmiş her şey. özlemek de güzel işte hayat güzel yaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Özlemenin derecelerine göre değişiyor güzelliği bana kalırsa. Çok özlemek hasta ediyor. Ama hayat her şeye rağmen güzel, yaşamak güzel!

      Sil
  9. Her yazın duygulandırıyor beni Tuğba ama bu daha bir dokundu sanki. Nasıl güzel demişsin, benim yıkadığım çamaşırlar da annemin yıkadıkları gibi kokmuyor inan. Ben Cezayir'i sevdiğini de biliyorum, hissediyorum. Demişsin ya döndüğümde de Cezayir'e özlem duyarsam, memlekete geldi bu sefer de orayı özlüyor derler diye. Merak etme, anlarız seni :) Buraya dönünce orayı özlemen de doğal. En az burayı özlemen kadar doğal. O kadar hatıra, yaşanmışlık birikti hayatında oraya dair. Aile fotoğraflarınız da çok güzel. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nedense cevap yazmayı ihmal etmişim. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Çamaşırlar konusunda hep aynı şeyi düşünüyorum, o huzur sevgi ve güven hissi sanırım bana iyi gelen. Cezayiri sevdiğimi her fırsatta dile getiriyorum, yazarken konuşurken. Pek çoğu şaşırıyor ama özleyeceğimi de çok iyi biliyorum. Anlayacak birilerinin olmasına çok mutlu oldum:) O kadar anı biriktirince, o kadar tecrübe edinince unutmak elbette ki kolay olmaz. Olsun, sağlık olsun, huzur olsun yeter ki. Fotoğrafları beğenmenize de sevindim, teşekkürler. Öpüyorum çok sevgiler:)

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)