10 Mayıs 2015 Pazar

Annegülüm


Anneler günü olması vesilesiyle yazıyorum. Böyle özel zamanlarda yazmayı ayrıca seviyor hem de sevmiyorum. Kararsızım. Annesi hayatta olmayan yahut ondan uzakta olan insanları düşününce yazmak çok zor geliyor. Mutlu anılarla mutlu bir gün olsun istiyorum. Malum anneler günü diye de sömüren çok insan var, buna da bozuluyorum. Nazar da değmesin diyorum bir yandan. Ama yine de yazmadan duramıyorum işte. 

Ben her çocuk gibi anne dememişim annegül demişim anneme ilk kez. Hep de mutlulukla anlatırım bunu. Bazen beni bıraksınlar günlerce konuşayım istiyorum, kendimi, hayatımı, anılarımı anlatayım. Bazen de herkes öyle çok konuşuyor ki susmak istiyorum, anılarım sadece bana özel kalsın, kimse bilmesin, değmesin. Git geller ile devam ediyor bir şekilde hayat. 

Bu fotoğrafımızı çok seviyorum. Öyle sıradan bir günde çekilmişti, bir pazar gezintisine çıkmıştık. Otobüs durağını boyamışlar, güzel bir deniz ve yelkenli kondurmuşlar. Önünde duruvermiştik, spontane ve bir o kadar da güzel...


Burada ailecek çok sevdiğimiz Bodrumdayız. Hemen evimizin önündeki deniz kenarında yine rutin olarak fotoğraf çektiğimiz mekanımız. Benim güleç annem nasıl da mutlu, Bodrum'u çok seviyor, denizi seviyor, birlikte olduğumuz için çok mutlu. Ben de onun bu güleç hallerine bayılıyorum. Süslüm benim. Her daim ojeli parmaklar, uzun tırnaklar, renkli ve süslü giysiler, ayakkabılar ve o asla doyamayacağım gülümseyişi...


Çılgınım benim. Nasıl da -benimleyken- çocukla çocuk, deliyle deli oluyor...Fiks hareketimizdir bu, neden bilmem. Pek çok ifade ediyor bizde. Lodos gibi bir nevi!


Burada yine coşmuşum :) Ankarayız. Birlikteyiz ya hep mutluyuz. 


Burada yine bir gezme gününde oyuncakçıdayız. Hulahop çeviriyoruz. Annem gençliğinde çok çevirmiş hep anlatır. Orada hem ben hem o bir süre oynadık pek eğlenmiştik, o günü gülerek hatırlıyorum. 


Burada çok sevdiğim ve her daim özlediğim Kefken'yiz. Bir akşam üzeri gezintisine çıkmıştık birlikte, Nihat Erim tepesine doğru ilerledik. Birden hava bozmuştu hiç unutmam. Fırtına çıktı gök karardı, tam da manzaraya karşı durmuşken heyecana kapılıp koştur koştur dönmüştük eve. Kefken'in birden gelen fırtınası meşhurdur. O sıra çekivermişim. Pek sevdiğim fotoğraflarından biridir. 


Burada ise Sekapark'tayız. Yine mutlulukla hatırladığım güzel günlerden biridir. Şu bakışı içimi eritiyor. Masum, sevimli ve mahzun. 

İyi ki böyle pamuk kalpli bir anneye sahibim. Her anne olan iyi olamıyor elbette ki çünkü iyi insan olmak gerekiyor özünde. Ne canavar anneler var yeryüzünde, inanmakta güçlük çektiğim, herkes anne olacak diye bir kaide de yok. Zaten olmamalı da. Ama annegülüm iyi ki annem olmuş, birlikte harika zamanlar geçirdik, geçiriyoruz. Annemi çok özlüyorum. Uzakta olmak her geçen gün daha da zor geliyor. Hele böyle özel günler içinden çıkılması mümkün olmayan bir gayya kuyusu gibi benim için. Sesini, beni öpmesini, konuşmamızı, ağlaşmamızı, sarılmamızı, şebeklik yapmamızı, bana mis kokulu yemekler yapmasını özlüyorum. Onunla aynı ortamda sadece orada olmayı bile özlüyorum. 

Anneler günün kutlu olsun canım annegülüm. Bugün okuduğum ve çok sevdiğim Yonca Tokbaş'ın dediği gibi 'Kalbi bir can için koşulsuz sevgi taşıyan herkesin Anneler Günü Kutlu olsun'. Anneleri vefat eden tüm arkadaş, dost, tanıdıklarımın da anneleri nur içinde yatsın...

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Sokakta hayat var

 Fotoğraf: djazairi.tumblr.com

Sokağa çıktığım andaki mutluluğu anlatmak istiyorum burada aslında sizlere. Ama ne dersem diyeyim, en sevdiğim kelimeleri bile kullansam yeterli gelmeyecek biliyorum. Çünkü burada sokakta olmanın hissi özgürlükle eşit!

Havayı içine çekmek bu denli mutlu edemez ki insanı. Devamlı kampta kalmak o kadar yorucu bir şey ki. Evet kampta da yemekhaneye, eve gidip gelirken, işe gelirken dışarı çıkmış oluyoruz ama çoğu zaman üzerimizde camdan bir fanus kapağı olduğu hissine kapılıyorum. Bu alan içinde yerler ve toprak; sokak gibi kokmuyor. Kediler yok, insanlar yok, bir hareket yok, oldukça durağan. 

Üstteki fotoğraf Alger centre'dan bir kare, arkası hemen liman. Renkli duvar resimleriyle görmeyi sevdiğim bir yer. Başkent gerçekten farklı.

Fotoğraf: toni carratala by flickr

Burası da yine başkentin sokaklarından bir kare. Bekleyen, yürüyen, düşünen insanlar; telaşlı insanlar, durgun olanlar hepsi bir arada ve aralarından hayat akıp geçiyor. Tuhaf bir kimyası var sokakların. Güneşin asfaltı yakışının kokusu bile güzel. Binaların tozlu çehreleri, renkleri kaçmış sokak tabelaları, annelerin ellerinden tutup giden çocuklar.

İnsanın içi, bir defa dışarıya kaçmaya görsün; nasıl toplar ki hislerini sokaklardan!

Sebze satanlar, elbiseciler, uyduruk rengarenk plastikler, çöpleri karıştıran dilenciler, çılgın gazete bayileri, bir sokak kahvesinde dinlenen yaşlılar, yol kenarlarına sotelenen asi gençlik!

 Fotoğraf: Algeria- Tumblr

Bu coğrafyada insanlar, her zaman üzerine basa basa tekrar ettiğim gibi, sokaklarda oturmayı pek seviyorlar. Ben de onların bu hallerini seviyorum. Bazen tuhaf bulsam da. Biraz ağır yaşamlar tabi burada, hele ki yazın sıcaklarıyla hiç bir şey yapmak istemediklerine eminim. Bazen sadece oturup yolu izliyorlar. Bu fotoğraftaki yer başkentteki Büyük Postane (Grande Poste). Görüldüğü gibi kapısı açık, yani sanmayın ki postanenin açılmasını bekliyorlar. Onlar sadece bekliyor! Beklemek burada insanların sıkça yaptıkları bir eylem.

 Fotoğraf: Tlemcen'de bir ara sokak www.geo.fr


İşte her zaman kalbimin mihrabında duran pazar yerlerinden biri. Tlemcen isimli uzak bir kasaba'da çekilmiş. İlk geldiğim senelerde pek hevesle gidip görmüştüm. Kurban bayramı olduğu için her yer kapalıydı. Görebildiğim sadece aliminyum kepenkler oldu. Orada bir ara sokakta kurulmuş bu ufak pazar yeri. Her yerde, çoğu ara sokakta böyle tezgahlar görmek mümkün, tabi daha çok başkentte ve büyük şehirlerde gördüm ben. Casbah'ta çok güzel antikacılar olduğu söyleniyor. Umarım bir gün, dönmeden, onları da görme imkanı bulacağım.

 Fotoğraf: djazairi.tumblr.com


Casbah ara sokaklarında heyet toplanmış! Günün getirdiklerine dair bir konu üzerinde hemfikir olamamışçasına anlatıyor biri. Diğerleri de pür dikkat, akılları eskilerde sanki. Belki de sadece bir kapı önü sohbeti, en doğalından. 

İşte sokakta hayat var ve binbir çeşit hikaye!
Sokakta Mayıs var, çıkmak lazım...