İki gündür doğalgaz sobamız için tamirciler gelip duruyorlar. Sobanın takılacağı yeri ayarladılar sonra boruları taktılar ve kontrol ettiler ama hala sobadan ses yok. Ustalar her gelişlerinde lömbürt diye dalıveriyorlar içeri ben daha durun ayakkabılarınızı çıkartın daha yeni sildim yerleri diyemeden. Tabi onlar giriyor arkadalarından ben elimde süpürge ve viledayla işe koyuluyorum. Malum ev de büyük olunca sil sil bitmiyor yerler. Sonra tam ohh demişken bir zil ve yeniden lömbürt diye giren koca koca ayaklı adamlar. Ayy gel de delirme. Günde 3 posta yer dildim valla nerdeyse.
Bir bulaşığın bana bu kadar mı galezi olur. Ne güzel hepsini yıkadım bitti dememe kalmadan yenisi çıkıyor. İyiki evde iki kişiyiz. Yoksa napardık. Tabiki bulaşık makinası alırdık:) Ben bu halimle diyorum çalışmıyorken ve rahatken bu işlere yetişeyim diye yoruluyorken yarın öbürgün çoluk çocuk olunca ne yapacağım diye kara kara düşünüyorum. Daha iki gündür ne bir sıra örgü örebildim ne de şöyle iki sayfa kitap okuyabildim. Ne güzel de yeni bir kitaba başlamıştım üstelik. Artık Türkiye'de de dinlenemeyeceğim için hayallerim başka baharlara kalıyor. Oraya gidince sağolsun annem iş güç bişey yaptırmıyor ama gene de bir stres bir koşturmacadır geçiyor günler. Zaten zaman sanki son zamanlarda daha bir hızla akar oldu. Yetişemiyorum saatlere. Bir de bakıyorum hoop akşam oluvermiş bile.
İşlerimi bitirip yemeklerimi de yaptıktan sonra şeytan dürttü beni hadi dedim bir un helvası kavurayım. Ayy demez olaydım. Bir güzel başladım Funda annemin verdiği tariften yola çıkarak unu kavurmaya. Bir türlü toparlayamadım. Cılk bişey oldu. Sonra telefon ettim ve sordum dedim bu niye böyle oldu tarifin de aynısını yaptım üstelik. Buranın unundan olduğuna kanaat getirdikten sonra belki toparlayabilirim diye biraz daha un ekledim ama banamısın demedi. Ben de ne yapayım çöpe boca ettim tencereyi. Çünkü artık baya bir kahverengi olmuştu neredeyse yanıyordu. Bu sefer toparlansa da yanık yanık kokacaktı. Pişman oldum tabi bu işe giriştiğime. Kollarım ağrıdı kaşığı döndürmekten. Ama azmettim yapacağım ben bu helvayı bu akşam dedim yeniden başladım. Bu sefer yağını daha az koydum. Bir de baktım oluyooor. Nasıl sevindim anlatamam. Maşallah çok güzel oldu. Rengi de kıvamında. Yani bilmiyorum bazı kişiler açık renk de yaparlar helvayı ama bizim ailede koyu yapılır hep. Tadı da tam kıvamında oldu gerçekten. Ama gelin görün ki daha sadece tadımlık yedim. Öyle yoruldum ki şu an bile gözlerimi kapatsam uyuyacağım. Oysa daha yapacak birkaç işim var. Neyse ki yolculuk için çantamı hazırladım bugün. Yarın da ben yokken eşim yesin diye kek ve tuzlu kurabiye yapıcam. Bir de köfte yoğurup koydum buzluğa şip şak yapsın diye çıkartıp buzluktan.
Yoruldum epey ama helvanın tadını alınca bir nebze olsun geçti yorgunluğum. Başarmış olmanın haklı sevinci de var tabi içimde. En son üniversitedeyken denemiştim ama olmamıştı yine cıvık bişey olmuştu ve tekrar denememiştim. Şimdiyse sonuca bakın ve görün bakalım nasıl olmuş:)




















