20 Haziran 2015 Cumartesi

Rüzgarla gelen


Güneşli havalarda çoğu zaman yaptığımız gibi bahçede yayıldığımız bir cuma tatili geçirdik. Havada kuşlar dolanıyordu ve ağaçlar rüzgarın gel gitlerine alışmış bir o yana bir bu yana sallanıyordu. Bir şeyler yiyip içtikten ve arkadaşlarla sohbet ettikten sonra şezlonga uzandım ve kitap okudum. Başucumda mis kokulu çamaşırlar duruyordu. Bir yandan tüm coşkusuyla etrafta oynayan rüzgar bir yandan misafir kedicikler vardı. Bacaklarıma vuran güneş tam manasıyla yaz güneşi gibi yakmasa da ısıttı. Ortalıkta kimseler olmamasına rağmen rüzgarın hareketiyle gelen sesler şenlik yaratıyordu. Bir doğan tepemizde dolandı durdu. Soğuk suya koyduğumuz meyveleri bir bir attık ağzımıza. En güzel tarafı da verandanın yazlık havasında olması oluyor. Bir güncük de olsa sanki kaçıp gitmiş gibi hissedebiliyor insan şantiye ortamından.

Rüzgarı dinlerken biraz da kestirdim. Sonra gözlerimi açıp hayale daldım. Çünkü gözlerimi kapatınca uyku en yakın arkadaşım oluveriyor birden bire. Göğün mavisi, masanın mavisinden hallice, ortada çıt çıt atlayıp duran tombik çekirgeler var. Metal panellerin hemen önündeki tarlada yine bir ufak taka çalışıyor sanki. Tarlayı süren değil denizi yara yara giden allı pullu bir taka. Yürüdüğüm yollardaki asmalar hastalıklı gibiydi ama üzüm vermeye başlamışlar. Gizliden tişörtüme silip yedim ekşi ekşi birkaç tane. Keşke dedim kan kırmızıya çalsa da toplasak. Acaba bu sene böğürtlen yiyebilecek miyim yahut dut? 


İçeri girdiğimiz birkaç saatlik zamanda kedicik de sıcaktan bunalmasına rağmen kucağımda aldı soluğu. Bir süre birlikte uzandık. Yazı o da çok seviyor. Pencereden çıkıp gözlerini güneşe karşı kısıp durmak sevdiği bir şey. Kahvaltıda da yanımızdaydı, sessizce oturdu rüzgarı dinledi. Biraz korkuyor rüzgardan çünkü nereden geleceğini kestiremiyor.

 Fotoğraf: Samere Fahim by flickr portsay marsa ben m'hidi tlemcen

Böyle güzel yerler de var Cezayir coğrafyasında. Ama hep uzaklarda. Gidip göremiyoruz. Yine de olduğunu bilmek de iyi geliyor. Belki diyorum dönmeden bir gün gidilecek yerler liste gibi sıralanır önümüze. Kimbilir. Hayat hep sürprizlerle dolu. Dalgalara koşmayı özlemişim. Bir dalgayı ne kadar sevebilir ki insan? Çok seviyorum ben, denizin üzerinde oluşturdukları kıvrımların sonsuzluğu kadar çok. Bu sene geç kavuşacağız denize anlaşıldı. Zaten yazların da kışların da çocukluktaki gibi olmadığını artık kabullendim. Değişen bedenimle birlikte mevsimlerim de değişiyor, dokuların yarattığı hisler de. Büyüdükçe daha çok detaya dokunmak istiyorum. Eskiden yazlıkta çuvalların içinde istridye kabukları olurdu içlerini alıp kabuklarını atmak için bırakırlardı, öyle hatırlıyorum. Koşa koşa onları toplamaya giderdik. Eve getirdiğim andan itibaren tüm odanın içini kesif bir koku kaplardı, günlerce gitmek bilmeyen. O çuvalların içine elimi daldırmayı özledim. Komşunun bahçesindeki ağaca dadanıp meyve aşırırken yakalanma ihtimalinin yarattığı kalp çarpıntısını özledim. Deniz bana hep çocukluğumu hatırlatıyor. Sanki çocukluk anılarımla dolu masmavi sonsuz bir kutu gibi.


Bu fotoğrafa da birkaç gün önce yerel bir Kabyle gazetesinde denk geldim sanırım. Satın alma işi yapan Cezayirli arkadaşımız gösterdi. Seneler öncesine ait olduğu belli ama çok orjinal. Günün fotoğrafı olarak sunmak için de oldukça anlamlı. Burada da bir nargile tutkusu var ne de olsa. Bu nasıl bir tutkuymuş ki bisiklete binerken bile bırakamamış gezgin Tuareg. 

Düğün ile ilgili yazıyı hazırlıyorum. Henüz tamamlayamadım. Video da ekleyemiyorum şu anda ama yeniden deneyeceğim. Merakla beklediğinizi biliyorum. 

Mutlu bir hafta olsun bol güneşli ve arkadaş sohbetli. Burada telefonum hiç çalmıyor ya iyi mi kötü mü bir türlü karar veremiyorum. Biri arasa da kahve içmeye çıksak, yürüsek konuşsak. Sanki çağlar boyu yürürmüşüm gibi bir hissiyatım var!

13 yorum:

  1. Benim de en keyif aldığım şeylerden bir tanesi açık havada kitap okumak. Acayip mutlu ediyor beni kuş sesleri, mis gibi hava ve kitap iyi geliyor ruhuma.
    Buralarda hiç telefonum çalmıyor demişsin ya yok mu iş arkadaşların hadi gel kahve içelim diyeceğin ya da yok mu kafanın uyuştuğu bir komşun (sanki ben senden çok farksızım :)) senin gibi hoş sohbet birisi nasıl yalnız kalır oralarda ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba;
      Aynen açık havada okumak, deniz kenarında, bahçede, çimende her yerde güzel ve keyifli oluyor. Ben de çok seviyorum.
      Türkiye'deki gibi çalmıyor evet. Şu sıra kısa süreli de olsa bir arkadaşım var şantiyede ama uzun bir süredir tek bayan olduğum için öyle hadi gel kahveye diyeceğim biri yok ne yazık ki. Şehirde kalan arkadaşlar var ama giriş çıkış sorunu olduğu için git gel yapamıyoruz pek. Bir gün cuma tatilinde çıkıyoruz bazen eşimle dışarı. Onun dışında çoğu zaman şantiyede, ofiste ve akşamları bahçede geçiyor. Yani aslında hiç kolay değil. İnsan arkadaş ortamını özlüyor. Şehir merkezinde kalırken de pek olmuyordu çünkü burada komşuluk yapamıyorsun pek, ya dil farkı oluyor anlaşamıyorsun ya da tanımaya, tanışmaya zamanın olmuyor. Ancak şantiyede bizim gibi evli çiftler olursa onlarla vakit geçiriyorsun. Malesef yalnızım bir süredir, yapacak bir şey yok. Buraya geldiğim ilk iki sene de şantiyede tek bayandım, şimdi de eskiye döndüm bir nevi:)

      Sil
  2. Hıım anlıyorum. Allah kolaylık versin ne kadar var Türkiye'ye kesin dönüşe?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Yıl sonu inşallah bakalım öyle bir planımız var eğer bir aksilik olmazsa.
      Sevgiler

      Sil
    2. Herşey planladığınız gibi olur inşallah ve bir aksilik yaşamazsınız. Sevgiyle kal...

      Sil
  3. Beden yalnızlığına bulur bir şekilde çareyi mühim olan yürek yalnızlığı. Yüreğiniz zengin, özleminiz büyük.
    Tek teselli sayılı günler çabuk geçer derler.
    Umarım çarçabuk geçer.
    Bir türlü ısınamayan (aslında bi bakıma şimdi ramazan olduğu için iyi böyle) serin bir Ankara akşamından selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söylemişsin ve ne kadar doğru. Yürek yalnızlığına çözüm pek zor. Sayılı gün çabuk geçer söylemini burada tekrar tekrar hatırlatıyoruz kendimize. İçinde yaşarken değil de gün geçip gidince doğru olduğuna inanıyorum.
      Burası da bir açık bir kapalı. Bu sene yaz gecikti epey ama geç de gider diye düşünerek teselli etmeye çalışıyorum kendimi.
      Sevgiler bizden de çok.

      Sil
  4. Sen özlemişsin, geri dönmeye çalışıyorsun, bense senin bu sıcak bir rüzgarla gelen yazılarını okumayı sevdiğim için, keşka daha uzun kalsa diyorum (bencilce..)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok haklısın özlüyorum ve çoğu zaman geriye dönebilmeyi istiyorum ama şu an elimde olanlarla, yani bırakıp gitmek değil amacım. Zaman zaman ziyaret edip geri gelebilsem yeterdi:)
      Bazen ben de diyorum keşke daha kalsam diye ama dönmek isteyen yanım ağır basıyor sanırım. Oralar çok karışık geliyor, buralar yalnız özgür ve dingin. Dönünce neler yazabileceğimi de kurgulamaya çalışıyorum kafamda. Acaba buradaki özlemi özler miyim? Hayat binbir soruyla dolu sanki!

      Sil
  5. yazlık ve meyveler. o günlerini sevdim en çooook :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sanırım en çok o zamanları seviyorum:)

      Sil
  6. Tuğbacım haftasonu burada oldukça rüzgarlı ve yağmurlu geçiyor. bugün arkadaşlarla sahilde iftar yapacaktık ama iptal oldu. nasıl soğuk hava anlatamam. geceleri balkonda bile oturamıyorum. bu arada okular kapandı ve yaşasın tatil!
    daha çok blog okuyacğım ona seviniyorum. ne zamandır ne okuyup ne yazabildim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım;
      Burada da hava bi açıyo bi kapıyor ama birkaç gündür ful güneş:) Öğlenleri fırın oluyor diyebilirim. Veranda da akşamları iki gündür güzel. Önceden giyim kuşamdık. Okullar kapandı ohhh rahatsınız keyfini sürün bol bol gezin deniz kum güneş:) Bizim izne daha var ama şimdiden gün saymaya başladık yani.
      Okumak gibisi yok. Zaman buldukça en keyifle yaptığım şey blog okumak, kitap okumak ve yazmak. Hadi bakalım yeni yazılar bol bol haberler bekliyoruz:)
      Öpüldün kocaman

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)