3 Nisan 2010 Cumartesi

Bahar, yeni malzemeler, hayaller...

Bugün yine çok güzel bir güne uyandık. Böyle günlerde herşey daha farklı oluyor. Daha kalkar kalkmaz insan güne adım atmak için telaşa kapılıyor. Kapalı havalarda öyle mi insanın yataktan çıkası gelmiyor. Iyy ne berbat bir ruh hali..

Koca bir günü yedik yine hooop diye geçiverdi. Ama hala güneşin sıcaklığını hissedebiliyorum. Ne de olsa artık nisan geldi. Nisan yağmurlarının çok yağmamasını sadece bir cee yapıp gitmesini diliyorum. Tam da bu hallere alışmışken hayal kırıklığı yaşamak istemem.

Dün fransızca kursunda 3.kura başladım. Paragraflar epey zor bu sefer. Epey zorlanacağa benziyorum. Sıkı çalışmam tekrar yapmam ve kelime ezberlemem lazım ama henüz daha hiçbirini yapmış değilim. Kurstan çıktıktan sonra işe dönmüyorum biliyorsunuz. Bu bakımdan iki gün tatil yapıyor gibi görünüyorum aslında. Ama işin aslı öyle değil tabi. Sabahları da uyuyamıyorum tatil olmama rağmen kurs yüzünden. Ama şikayetçi değilim artık alıştım. İlk zamanlar biraz söyleniyordum. Eee her ne kadar kursun öğlen bitse de eve gitmem toparlamam, yemek yapmam o kadar zaman alıyor ki bir bakıyorum akşam oluvermiş ve bulaşık beni bekler. Bazen öyle sinirleniyorum ki bu duruma anlatamam.Koca bir gün hiçbirşey yapmadan daha doğrusu verimli bir şeyler yapamadan bitiyor. Kadın olmak gerçekten zor. Bazen diyorum şu hiçbirşey yapmayan kadınlardan olsaydım keşke. Hani evinde yemek yapmaz ortalığı silmez süpürmez tipler vardır ya. Ama yapamadığından değil hani yapmak istemediğinden. Onlar mı doğrusunu yapıyorlar acaba diye düşünmüyor değilim. Bir de düşündüğüm başka bir şey var. Hani erkekler için yemek yapmayı bilen bir eşinin olması büyük bir avantajdır ya öyle derler ki dün benim eşimde aynı şeyi söyledi sofradayken, ben kadın içinde diyorum keşke yemek yapmayı seven hatta hobisi olan hatta tutkuyla mutfağa koşan bir erkek olsaydı muhteşem olurdu. İlan vererek evlenseydim herhalde bunu seçeneklere dahil ederdim.

Dün üstüne üstlük bir de evde temizlik vardı. Nihayet bu tozla kaplı şehirde temizlik yapmaktan bıkmış olan ben bir temizlikçi tuttum. Bayan geldi. Maşallah pek güzel temizlik yapıyor. Yerler de seramik olduğu için resmen bütün evi köpüklü sularla yıkadı. Bu tabi çok avantajlı oldu. Ben zavallım uğraşıyordum deliler gibi silmek için. Bundan sonra aynı yöntemden devam edeceğim bende. Tabi o da gelmeye devam edecek bize:)Öyle diğer cezayir'li temizlikçiler gibi aynı bezle her yeri de yapmıyor. Valla mis gibi bir sürü bez kullandı ayrı ayrı koltukları sildi, duvarların yarısını silebildi. Tabi öğlen geldiği için iki odayı ve banyoyu yetiştiremedi. Sadece salon, mutfak, yatak odası ve koridoru bir de yalapşap mutfağı yaptı. Allahtan ben de daha evvelden mutfağı falan temizlemiştim gerek de yoktu zaten..Böylece dün de ıvır zıvırla geçti işte. Güya kurstan sonra hemencik yemeklerimi yapar biraz hobilerime vakit ayırırım diyordum gene yapamadım. 

Bu arada yaptığımız malzemeleri satmak için biriyle anlaşacağız salı günü. Dört tane örnek götüreceğiz ki muhtemelen alacağını düşünüyorum.Çünkü Türkiye'de herkez bu arada taç takı falan yapıyor olsa da burada böyle şeyler yok. O yüzden değişik geliyor tabi. Tişört süslemeye de karar verdik. Boyama ve incik boncukla süsleme de olacak ama ona daha zaman var. Şu an toptancıyla konuşma aşamasındayız. Bugün artık eve gittiğimde birkaç tane daha güzel takı ve taç yapmalıyım. Değişik modeller de bulmalıyım ki daha hoş görünsün göze al beniiii al beniii diye bağırıyormuş  gibi gelsin alacak olan kişiye. Bana genelde öyle olur çünkü. Rüyalarıma bile girer eğer takıp da alamazsam bir şeye. Biraz inadım vardır kabul ediyorum. 

Aşağıda fotoğraflarını eklediklerim geçen gün bahsettiğim süper güzel çeşit olan dükkandan alınan bazı malzemeler ve tabi birkaç da kumaş var kendim için. Michelangelo'nun tablosunun (Adem'in yaratılışı tablosu)olduğu kumaşa bayıldım. Dikiş makinam gelsin ondan kendime elbise dikicem. Olmadı yapamazsam da diktiricem. Bu arada bir tane güzel dikiş makinası ve overlok makinası da bulduk söylemiştim. Salı günü sanırım ona da yeniden bakacağız. Fiyatlar türkiye'ye göre pek ucuz. Türkiye'de overlok makinaları acayip fiyatlı. En düşük gördüğüm 600 civarıydı ki artarak gidiyor. Burada sanırım 140 milyona falan geliyor. Aslında ev tipi değil bu gördüğümüz ama o kadar minik ki evde rahatlıkla kullanılır. Yalnız daha önce overlok makinası deneyimim ve görmüşlüğüm de olmadığından iyi midir kötü müdür bilemiyorum. O yüzden burdan bilen bir arkadaşımızla gideceğiz bakmaya. Böyle zamanlarda destek kuvver gerekiyor tabiki..İşte aldığımız birkaç malzeme:

Kelebek desenli pullu süse bayıldık. Minik yapma çiçeklerin de renkleri harika. Onları taçları süslerken kullanıyoruz ki çok güzel görünüyor bence. Örneğin;



Bunlar da benim kendim için aldığım kumaşlarım. Bunlar tam overlokluk. Öyle güzel elbise olur ki yazlık görmelisiniz tiril tiril ve yumuşacık. Kumaşların fiyatları da uygun. Dik dik giy valla. Tabi bunun için elbise dikmeyi öğrenmem lazım acil tarafından ki azimliyim. Hatta stilistlik kursu bile var şu an bulunduğumuz yerde. Bu makinalar olmazsa oraya da gidip danışmayı düşünüyoruz. Hatta ben biraz ilerleteyim şu fransızcamı o zaman yemek kursuna da dikiş kursuna da fotoğrafçılık kursuna da gideceğim yavaş yavaş. O zaman herşey daha güzel olacak benim için..Sabırsızlıkla bekliyorum o günlerin gelmesini. Şimdi kendimi bahara teslim etmek istiyorum ve güneşe;ortadan kaybolmadan. Herkese mutlu haftasonları. Malum bizim olmadığından:):)

2 yorum:

  1. ooo tubikim hadi bakalım hayırlı olsunnnnn...kumaşlarda süpermiş..arayınca süslerde varmışş..sen türkiyedende sipariş alırsın merak etme:)

    YanıtlayınSil
  2. Cicim;
    teşekkür ederim canım.çalışmalar hızla devam ediyor.kumaşlar valla çok güzel hakkaten daha da çok alasım var gözüm doymuyor nedense..türkiye'den de sipariş alsak heehe yandık valla o zaman ama güzel olurdu tabi valla ne diyim.öptüm şeker

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)