22 Ekim 2013 Salı

33 derecelik bir hava

Havalar harika gidiyor şu sıra. Bir de internetimiz harika olsa ne mutlu olurdum. Ne yazık ki bağlantılar yine hüsrana uğratıyor insanı. 

Bayramı da yedik bitirdik. Kurban bayramının en üzüldüğüm kısmı kurbanlıkların gözlerindeki hüznü ve telaşı görmek. Ama en sevdiğim kısmı da leziz kavurmaları mideye indirmek. Kendimle büyük çelişkiler yaşıyorum hal böyleyken. Ne de olsa zamanında sabah kahvaltısında kavurma yiyen bir çocuktan geldim bu günlere. Alışkanlıklar hele de bu kadar lezzetliyken vazgeçilmesi zor oluyor. 


İnternet berbat haldeyken blog yazmak çok sıkıntılı oluyor yazıyı ne istediğin formata sokabiliyorsun ne de kayıt edebiliyorsun. Bazen böyle durumlarda yazdığım pek çok şey silinince de yeniden en başa dönüp anlatmaya çalışmak insanı delice bir sinire boğabiliyor. 


  fotoğraf:skyscrapercity

Havalar kışa varmamıza ramak kala böyle güzel olduğunda tuhaf bir hisse kapılıyorum. Sevineyim mi üzüleyim mi karar veremiyorum. Havalar güzel olunca insanın aklı hep dışarda oluyor, Gönlümce gezmek, dolaşmak ve güzel havanın tadını çıkarmak istiyorum ama bunun için ne zaman da ortam da müsait değil ne yazık ki. Havalar kötü olduğundaysa insanın içini bir kasvet, keder, hüzün kaplıyor ki o zaman hiç bir şeye odaklanamıyor. Bunların hepsinin bulunduğumuz ortam itibari ile hayata geçtiğine inanıyorum. Çünkü ben eskiden kışlardan bu kadar nefret etmezdim, bu denli karamsarlığa kapılmazdım geçiş dönemlerinde ve yazlar bu derece cazip de değildi. İşin aslı gezgin bir ruha sahibim ve bunca senedir yaşadığım tembel hayvan hayatı artık fazlasıyla rahatsız etmeye başladı. 


Şehri keşfetmek, renklli sokaklarda dolaşmak, insanları izlemek, denizi koklamak istiyorum. Fotoğraf çekmek istiyorum. Yeni yerler keşfetmek ve hayattan zevk almak istiyorum doyasıya. Şimdilik bunların hepsini bana internet denen şey sağlıyor sanal olarak. Bu sanallık bir süre sonra robot olduğumu düşünmeme sebep olacak diye korkuya kapılıyorum. 


Sidi Fredj Cezayir'de sevdiğim yerlerden biridir. Seneler oldu gidip görmedik. Artık zorluklarla boğuşmaktan yorulduğumuz için yoklarmış gibi davrandığımız bir dönemdeyiz. Eskisi kadar sık dışarı çıkma isteği hissetmiyorum. Bazen sadece durmak yaptığım en rahatlatıcı şey oluyor. Yine de içimde bir yerde saklı tuttuğum büyük gezme hayallerim, planlarım var. Hele hele böyle fotoğraflara rastlayınca ofisin koridorlarında bağırarak dolaşmak istiyorum kaptan mağara adamı misali. 

Geçen haftalardan birinde ofisten erken çıkmayı başardık ve başkentteki bir kırtasiyeyi açık yakaladık. Mutluluğumu görmenizi isterdim. Burada her yer erken saatlerde kapandığında iş çıkışlarında görmek istediğim yerlere ulaşabilmek imkansız gibi bir şey. O sırada porselen kalemi buldum kırtasiyede. O anlık gafletle sadece siyah ve kırmızı aldım niyeyse. Şimdi yapmayı amaçladığım şey için başka renklere de ihtiyacım var ama gitmek ne mümkün. Düşünün bir kalem için bile yaşadığımız bir çabamız var. O kırtasiyeyi açık olarak bir daha ne zaman görebileceğim acaba. Bir de sevdiğim dekoratif objeler satan hemen dibindeki dükkan sorunsalımız mevcut. Ona da sanırım 2 senedir gidemedik. Düşününce gerçekten çok acayip geliyor. Kimse bilemiyor yaşamadan.

 fotoğraf: tumblr

Şu renkler nasıl olur da insanı cezbetmez. Böyle güzel havaların olduğu günlerde bu renklerin içine hapsolmak istiyorum adeta. Daha keşfedilecek o kadar çok yer var ki. 

fotoğraf: flickr by bigbadi

Başkentin sokakları güneşli günlerde ayrıca güzel. O maviler ve küçük altın rengi detaylar güneş ışığıyla şahane görünüyor. Diledikleri gibi sokaklarda dolaşan insanlara hayranlıkla bakıyorum. Güne katılmak gerek, her günü son günmüş gibi yaşamak. Hangimiz yapabiliyoruz ki bunu? Neresinden başlayacağımız bile meçhul!
O yüzden en güzeli hayal etmek. Çünkü böyle bir yerde insan ancak hayal ettiği müddetçe yaşayabiliyor. 


fotoğraf: akkadi-rachid

Bu fotoğrafa bayıldım. Çekenin ellerine sağlık. İçimdeki yollara düşme isteğimi alevlendiriyor her bakışımda. Yolda olmak hep iyi gelmiştir, hele ki varılacak güzel yerler varsa yolun sonunda. 

Havanın böyle olmasının en iyi tarafı bahçede oturmaya imkan veriyor olması. Belki fırsattan istifade bir yazı daha yazarım güzel havaların etkisiyle. Tabi evde internetimiz düzgün bir şekilde çalışıyorsa. Hem bugün yeni bir kavanoz turşu daha kuracağım domateslerden. Yaptığım büyük kavanozdaki turşu harika oldu ve şimdiden yarıya geldi. Kışa da yetmesi icap ettiğinden ufak bir kavanoz daha kurmaya karar verdim. Bir de haşlanacak kestanelerim var. Bakalım yine yoğun tempolu bir akşam beni bekler. Sabahları neden yorgun uyandığım ikinci nedeni de bunlar olsa gerek...

8 yorum:

  1. Niye bu kadar karamsar bir yazı olmuş bu böyle :(( Orada şartlarınız nasıl bilmiyorum ama fırsat buldukça neden Cezayir'i keşfe çıkmıyorsunuz..Sıradan turistlerin göremiyeceği pek çok şey göreceğinize inanıyorum..

    YanıtlayınSil
  2. söylenmiiiiş söylenmiiiş! :)

    kartlarımız, mektuplarımız ve hatta oyunlarımız [ :) ] olmasa ben de sıkılabilirdim sırf bu robotlaşma hikayesi yüzünden ama kişinin kendi elindeymiş durumu sanallıktan kurtarmak, onu anladım blogla birlikte... o yüzden sen de korkma, aynen devam :))

    porselen kalemi dediğimiz şey nasıl bişey bi de onu anlatıver bana bir ara ;)

    YanıtlayınSil
  3. Ouvvv... Yine çok güzel, duru, akıcı cümleler. Havanın güzelliği de insanın içini ısıtan bir unsur tabii. Bizler de güneşli günler yaşıyoruz Ankara'da ama serin hele akşamları baya baya yanıyor kaloriferlerimiz. Az önce oğlucuumla görüştüm havanın çok soğuk olduğunu söyledi. Sizden de güzel hava haberini okuyunca mevsimlerin güzelliğini ve aslında aynı anda ne kadar değişik şeyler yaşadığımızı düşündüm... Ankara' dan sevgiler selamlar...

    YanıtlayınSil
  4. istanbul'da da hava şu anda öyle açık sokaklar günlük güneşlik ama arasokaklarda serin ve hafifff bir esintiii...

    YanıtlayınSil
  5. Sahildeki ev;
    Merhaba. Sanırım havaların ve ortamın etkisiyle birazcık karamsar bir yazı olmuş evet ama ben yine her zamanki polyanna hallerimle dolaşmaya devam ediyorum elbette:)
    Burada koşullar epey zor aslına bakarsanız. Bir de çalıştığım için hafta içlerinde işi bırakıp Cezayire gidemiyorum ne yazık ki. Haftada sadece bir gün ve cuma günleri tatilimiz var o gün de resmi tatil burada. O yüzden her yer kapalı oluyor. Hal böyleyken Türkiye'de olduğu gibi istediğiniz rahatlıkla her yere gidemiyorsunuz. Daha pek çok sebep de var elbet. Yakında buradaki koşullar ile ilgili de bir yazı yazacağım orada daha rahat anlatabilirim sanırım. Çok teşekkürler ve selamlar:)

    YanıtlayınSil
  6. Saçaklı;
    eveeet biraz söylendim bu yazıda. Zira 6 seneyi devirdikten sonra azcık da olsa söylenebilirim diye düşündüm. Ben de kartlar sohbetler ve mektuplar olmasa eminim çoook çook sıkılırdım, iyi ki varsın diyorum her fırsatta. Aynen devam ediyoruz valla işte hep aynı, rutin, alıştık artık. Türkiyeye saklıyoruz güzel zamanları ve hayalleri. Porselen kalemi ile ilgili foto yollarım sana bayılacaksın. Bence sende hemen renkli kalemler edinip beyaz boş objeleri boyamalısın gönlünce. Öpüldün.

    YanıtlayınSil
  7. eratasarım2012;
    Çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Havaların güzel olması şu sıralarda iyi bir şey elbette. Henüz kış için hazır değiliz aklımız hala yazda:)Ankara soğuklara çoktan başlamış. Oradaki arkadaşlardan ve akrabalardan alıyorum Ankara haberlerini. Ankara o haliyle de çok güzeldir ama. Aynı gökyüzü altında ne kadar farklı hayatlar yaşanıyor öyle değil mi ben de zaman zaman bunun üzerine bolca düşünüyorum. Önemli olan sağlık ve huzur aslında gerisi teferruat. Kocaman sevgiler ve selamlar Ankaraya:):)

    YanıtlayınSil
  8. Nilgüncüm;
    O güneşli günlerin aralarında esen hafif serinliği ben çok severim. Hafif hafif yağan yağmuru bile hatta. Ama keşke hep böyle ılık ve hafif olsa mevsimler. Kış gelsin hiç istemiyorum. Kocaman sevgiler:)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)