7 Ekim 2013 Pazartesi

Eskiye dair anılar



Bugün güneşli bir güne başladığımız için mutluyum. Sabahları uyandığımda kuşlar cıvıldıyorsa o günün güzel gideceğine dair bir işaret diyorum kendi kendime. Kasvetli ve karanlık bir havaya uyandığımda güne katılmak hiç içimden gelmiyor. Bu fotoğrafı birkaç gün evvel bilgisayarımı temizlerken buldum. İnternet sıkça gidiyor yine ben de o sırada fırsattan istifade dosyalarımı düzenliyor bilgisayarımdaki fazlalıkları hard diske atıyorum. Çünkü delicesine fotoğraf kayıt ettiğimden hemen doluyor alanım. Nedense unutmuşum bu fotoğrafı, çektiğim günü bile pek hatırlamıyorum, hayal meyal. O aradaki renkli ışığa bayıldım. Ağaçların dallarını hep çekerim, bulutlar eşliğinde olurlar genelde. Bunu kocaman basıp gözümün rahatlıkla görebildiği bir yere asmak isteği duyuyorum içimde. İnsanı rahatlatan bir tarafı var.


Bu fotoğrafım da biraz yalnızlığa ithafen çekilmiş gibi. Ereğli'de çekmiştim. O günü tamı tamına hatırlıyorum. Bazı zamanlar masa üstü fotoğrafı olarak kullanırım, özellikle de sonbahar aylarında. 


Balığa gidenleri yakalamak hep hoşuma gitmiştir. Büyük bir sabır işi doğrusu. Ben de hep o büyük balıkçı tekneleri ile sabahın ilk ışıklarında denize açılmak isterim ama cesaret edemedim hiç bir zaman. Bu minik tekneler de beni pek korkutuyor. Baksanıza sanki yarısı denizin içinde gibi. Hem de beş kişiler bir de balıklar gelince offf gözümde korku filmi gibi sahneler canlanıyor. O teknede demleneceksin akşam güneşine nazır, bence balığa çıkmaktan daha güzel bir fikir. 


Bizim mahallenin ayvacısının taptatlı ayvaları bunlar. O amca hep gelir. Şimdi pek canım istedi. Cezayir'e ilk geldiğimiz zamanlarda hiç bulamıyorduk ayva. Ama son birkaç senedir buluyoruz. Hatta bir keresinde marmelatını bile yaptım. Bir kere de ayva tatlısı yaptım harika oldu. Bu sene de bulursak yapmayı düşünüyorum. Bu tartıları da çok severim. Çılgın fikirlerim arasında kendime bu tartılardan bir tane edinmek de var artık ne yapacaksam :) Evdeki sebze meyveleri tartarım arada..


Ahhh şu güzel kitap eklerim. Bir zamanlar ne kadar da çok alırdım. Şimdi gazetelere dokunmak bile hayal oldu. Tabi burada gazete yok değil. Kimi zaman alıyoruz. Daha çok o kokuya özlem duyduğumda. Fransızca olması da güzel tabi, o mürekkebin kokusu bile bir başka. Buradan hatıra kalsın diye bir iki tane biriktirdim. Bu kitap eklerimde fotoğraftan pek anlaşılmamış ama epey fazla. Onları döndüğümde ciltlettirmeyi düşünüyorum. Zira bunca sene beklettikten sonra atamam. Zaman zaman açık okumak pek keyifli oluyor. Belki gittiğimde de biriktirmeye devam ederim. İlerde çocuklarıma hatıra olarak bırakmak niyetindeyim. Umarım benim gibi kıymet bilirler. 


Cezayir'e gelirken etraftaki fazlalıkları kaldırma çabası içerisine girmiştim. O sırada çekilmişti bu fotoğraf yanlış anımsamıyorsam. Birkaç koli tuttu kitaplarım ki hala kitaplıklarım da dolu. Annem için kolaylık olsun diye ıvır zıvırları ortadan kaldırmıştım. Çoğunu açar bakarım her gittiğimde ama birkaç seferdir zamanım olmuyor. Çoğunda neler olduğunu açıp bakmadıkça unutuyorum. Şimdi bu fotoğrafa bakınca unuttuğum birkaçını gördüm mutlu oldum. Keşke her birini yanımda taşıyabilsem. Kitaplarım en kıymetlilerim. Bir çoğu üniversite yıllarımdan kalma. Mezun olduktan birkaç sene sonra bile hala kitap taksiti ödediğimi söylersem sanırım çokluklarını kafanızda canlandırabilirsiniz.


Bu fotoğrafta yine o dönüş zamanlarından birinde çekilmişti. İskoç battaniyem fonda olduğuna göre kış aylarıymış. Bu pikap annemin gençlik yıllarından kalma. Eski fotoğrafların çoğunda yer alır. Denize giderken bile götürürlermiş o zamanlar. Diyorum ya her şey eskiden güzelmiş diye. Bunu teyzem yazlığı temizlerken atmaya kalkınca hemen el koydum. Baktım çalışmıyor babamı aldım birkaç yer dolaştım yaptırmak için. Bit pazarında pikapları çok seven bir amcayla tanıştım, yalvar yakar kabul etti. Çok cüzi bir paraya kablosunu değiştirdi, iğnesini yeniledi ve çalışır hale getirdi sağ olsun. Şimdilerde yine biraz elden geçmeye ihtiyaç duyuyor, sesinde ufak bir cızırtı var. Plaklar da yine teyzemin elinden kurtarıldı. Kapları yok ama içinde de yok yok. Beyaz kelebekler, Zeki Müren, Nilüfer, Bülent Ersoy ve daha neler neler. Şu anda korunaklı bir kutuda duruyorlar ama hepsine tek tek kap yapacağım döndüğümde. Şimdiden bir sürü plağım var ne güzel. Anılar içeriyor olmaları da bir başka mutluluk nedenim. 


Bu masum bakışlı köpeği de İzmit Seka Park'ta çekmiştik bir bahar mevsiminde. Görünce hemen hatırladım. Bu bakış insanı mest ediyor. Kim bilir neler söylüyor içinden bize. Keşke bütün hayvanların evleri olsa, onları seven sahipleri olabilse. Şu dünyada en tahammül edemediğim insan tipi içinde hayvan sevgisi barındırmayan insan. 


Henüz bu mis kokulu oralet için erken bir vakit ama olsun. Kışın bazen çok canım istiyor. Burada bulduğumuz birkaç çeşit olsa da ben nedense Türkiye'de içtiklerimin tadını yakalayamıyorum. Bu oraleti Adapazarına gittiğimizde bir çay bahçesinde içmiştik arkadaşım Gamze ile. Tadını bugün bile hatırlıyorum. 


Ahh güzelim ay çiçekleri. O tarlada uzanmış göğü izlerken hayal ediyorum kendimi. Yalnız tarla o kadar sessizdi ki içlerinde fotoğraf çekmeye bile korkmuştum bırakın uzanmayı. Bir de yılan vardır dediler korkuttular o zaman koştur koştur çektim tüm kareleri. Bazen hayaller hayal olduklarında güzel, gerçeğe adım attığında beklediğin gibi olmuyor ne yazık ki. Ben hala o yılan mevzusunu unutup içlerinde uzanma hayalini kurmaya devam ediyorum inatla. Kefken yolunda çekmiştim bu kareyi unutmadan söyleyeyim. Ağustos aylarında pek güzel olur oralarda tarlalar. 


Bu pisicik Ereğli'deki yazlığın duvarında oturuyordu. Pek üzgün, bezgin bir havası vardı. Mama verdim yemedi. Hayata küsmüş gibi geldi sanki. Belki çok yalnız belki bıkmıştı. Belki de tüm bunların dışında fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmıyor da olabilir elbette. Bu oturuşları beni benden alıyor. Bütün kediler mi güzel olur yahu. Keşke hepsi için büyük bir alanım olabilse ve mutlu mesut yaşayabilseler.


Bu fotoğrafı da pek severim. O zamanlar evli değildim. Sanırım 2006 sonları falan. Kız kıza Sapanca'ya gidelim dediğimiz bir gündü. Otobüse binmek için ilerlerken yolda bu eski pembe koltuğu görmüştük. Ben hadi oturalım da bir fotoğraf çektirelim deyivermiştim. Yollardaki yalnız koltukları çok severim ve hemen yanlarına gitmek isterim. Güzel bir hatıra oldu o günden. O zamanlar ne kadar zayıfmışım :) Neyse konumuz koltuklardı. İzmir'de aldığımız yeni evimizin yolunda iki taraflı tarlalar var. Şehrin dışındayız 23 km kadar. Bazen o tarlalarda böyle eski koltuklar görüyorum ama ne yazık ki durup fotoğraflarını çekemedim. Belki temelli dönüş olduğunda ve bir şeylere koşturmayı bıraktığımızda çekebilirim. Öyle ki çoğu zaman bu terkedilmiş yalnız koltuklar hakkında koca bir kitap yazabilirmişim gibi bir hisse kapılıyorum.


Bu da yine eski ben ve çocukluğuma dönüş fotoğrafım. Burası Kefken. Işılların arka bahçe kapısı. Şimdi açılma sesi bile geldi kulağıma. Çocukken orada çok otururduk. Buluşma noktamız bu kapını önüydü. Voleybol oynama sonrasında dinlenme yeriydi. Gelen geçeni izler, bisiklete biner, çekirdek çitler, denizden çıkınca soluklanır, tombik oynardık bu kapının önünde. Eminim dili olsa anlatacağı benden çok anısı vardır. Bu fotoğrafı seviyorum. O günlerden geriye kalan nadir fotoğraflardan kendisi. Keşke o zamanlarda da fotoğraf makinemi bu kadar çok kullanıyor olsaydım. Kim bilir ne kadar çok anı biriktirmiş olurdum. Şimdi çoğu hafızamın karanlık dehlizlerinde bekliyor. Şu anda orada bisiklete binmek için arkadaşımın gelmesini ve turu bana devretmesini bekliyor olmak isterdim. 

Ekim ayı hüzün ayı dememiş miydim?

7 yorum:

  1. Hazır sen yazmışken o manav tartılarında oldum olası gözüm olduğunu itiraf edeyim, içim rahatlasın :)
    Teyzelerimden kalma bir pikap da bende var, elden geçmesi gerekiyor. Portatif o da, plaja, çay partilerine götürmelik :) Bu da bir boş zaman projesi, bu kış uğraşırım artık diye düşünüyorum.
    Öpücükler Ankara'dan!

    YanıtlayınSil
  2. TT; çok keyif aldım fotoğraflara bakarken ve altındaki yazıları okurken.. Ben de bu başıboş koltukları çok severim, hepsi de genellikle cart renklerde olur ve insana hikayelerini merak ettirirler. Bloğumda ben de yazmıştım bu "doğadaki koltuklar" hakkında :) Ama evet, haklısın sadece bir blog postu değil, kitap bile yazılabilir..
    Cezayir hakkında okumak hoşuma gidiyor, ben de yurtdışında yaşıyorum çünkü ama senin gibi güneşli kuş cıvıltılı bir yerde değil, şimdiden soğukların bastırdığı ve sincapların köşebaşlarına ağaçlardan topladıkları at kestanelerini istiflemeye başladıkları bir kentte :) Sevgiler!

    YanıtlayınSil
  3. ayçiçekleri eskiden almanyadan türkiyeye gelirken yollarda izlerdik.. şimdilerde tekirdağ taraflarına gidince görürüm bu tarlaları..
    koltuk fikri süper.. bence sergi bile açarsın koltuk fotolarından

    YanıtlayınSil
  4. fermina daza,
    ohh rahatladın mı ne güzeeel itiraf etmek rahatlatıyor haahaa ben de yazsam mı yazmasam mı bilemedim bir ara da sonra yazdım. Millet manyak bu diyecek. Pikabı atlama sakın elden geçir çoook keyifli oluyor. Hele böyle alıp götürmelik olunca keyfi daha başka. Ankara kara teslim olmuş hee çatılarda kar görmek güzel oluyor ankarada, bolca özlüyorum o tarafları. Öpücükler benden de.

    YanıtlayınSil
  5. cerenmus;
    sevgili ceren çok teşekkür ederim güzel sözlerin için.Keyifle okumana memnun oldum. Blog yazını okudum hemencik hatta yorum da yazdım:)Cezayir ile ilgili yazacağım daha çok şey var fırsat buldukça yazmaya gayret ediyorum. Senin yaşadığın yere dair de merak ettiğim pek çok şey var. Şu sevimli sincaplardan keşke buralarda da olsaydı. Kocaman sevgiler selamlar

    YanıtlayınSil
  6. Nilgüncüm;
    Ayçiçeği tarlaları harikadır ya izlemekten kendimi alamam. Bol bol koltuk fotoğrafı çekebilsem keşke de açsam bir sergi tabi ama daha çoook birikmesi lazım sergi için. Ne yazık ki Cezayir'de pek görmüyorum öyle yollarda koltuklar..Kocaman sevgiler

    YanıtlayınSil
  7. Eski fotoğraflara bakmak...
    Güzeldir,
    eğlencelidir,
    hüzünlüdür,
    huzurludur,
    özlem doludur,
    eşsiz anlar yaşatır...
    :)))
    Hemen eski fotoğraflarımı karıştırdım buldum bir kaç tane küçüklüğüme dair hatıralardan...
    Pikaptan, plaktan, ayçiçekleri ve koltuktan ben bile bu kadar etkilenmişken sizin düşüncelerinizi tahmin edebiliyorum şimdi... Ankara' dan selamlar, sevgiler...

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)