13 Temmuz 2015 Pazartesi

Çiçekler, kediler, renkli şeyler ve Cezayir ile ilgili önemli bir detay


Tatile varmamıza pek az bir zaman kaldı. Aileyle kavuşmaya, dostlarla muhabbete, denizin tuzuna, kumun sıcağına gideceğiz yakında. Zaman yaklaştıkça geçmiyor sanki. Aklımda hep deli sorular, binbir çeşit hayaller. Ne çok zaman geçti burada. Her birini aklımdan alıp tek tek önüme koyduğumda yığınlar halinde birikiyor. Bazen hepsinin içinde kayboluyorum, bazen detayları hatırlamaya çalışıyorum, bazense yılları geride bıraktığımız için üzülüyorum. Her biri hayatın bize sundukları, seçimlerimiz. 

Nasıl etrafta arkadaşlar olunca iyi oluyorsa her şey, çiçekler ve kediler olduğunda da öyle oluyor. Çiçekler hayatın mucizelerini hatırlatıp günü güzelleştirmede bire bir. Kedilerse ayrı bir mutluluk kaynağı. Gündelik telaşlarda sürüklenirken, ruhumuza iyi gelen en güzel şeyler onlar. 

Ortancaları çok severim. Tombik tombik halleri onlara sıkıca sarılma hissi uyandırıyor bende. Sardunyalar, begonviller de öyle. Burada ilk kez turuncu begonvil gördüm geçenlerde. Öyle hoşuma gitti ki. Güneşin batış anındaki turunculuk gibiydi, öylesine yoğun. Bir evin duvarından aşağı sarkan haline bayıldım. Bir sokağı nasıl da büyüleyebildiğine tanık oldum. 


*Cezayir otelinin restorant kısmında, oturduğumuz masanın hemen dibindeki bu mavi şemsiyeye dayanmış begonvil de o gün nasıl mutlu etmişti bizi. Cezayir oteli devlet oteli ama Ramazan'da yiyecek ve içki servisi yapılıyor. Bu oldukça dikkat çekici, böyle bir coğrafyada özellikle. Havuza gittiğimizde konuşmuştuk, böyle bir ortam aslında Cezayir'e fazla diye. Yabancı misafirler ağırlıklı olduğu için sakınca görmemişler. Güzel bir şey elbette. Çünkü dışarıdan yiyecek sokulmuyor. Ve oruç tutmayanlar için orada sıcağın alnında tüm gün bir şey yiyip içememek çok zor olurdu. Ama dün aldığımız bir habere göre otel bu uygulamasından ötürü tehtit almış yerel dinci gruplar tarafından. Zaten diğer otellerin havuzları ramazanda kapalı, kimi açık ama dışarıdan girmeye kapalı. Sanırım yerel bir otelin içki vermesi sorun yarattı. Şimdi insanlar gitmek istemiyor elbette, biz de dahil. Ne olacağı belli olmaz böyle ülkelerde. Temkinli olmakta fayda var. Fas' a gittiğimizde bayram tatilinde orada içki sorunu olmamıştı ama bizimle birlikte aynı zamanda orada olan müdürlerimize müslüman olduklarını anladıkları için içki satmamışlardı. Müslüman olanlara alkol vermiyoruz diyerek. Yani demem o ki, orası turistik, avrupai falan diye de düşünmemek lazım. Bu tip bölgelerde daima temkinli hareket etmek gerekiyor. E tabi bu da insanı yoran bir durum. Düşünsenize biz burada 8-10 senedir devamlı diken üstünde hissediyoruz her ne kadar gezip dolaşsak da. İçten içe bir korku hep var ve var olacak da. Bu coğrafyalara gelecek olanlar akıllarından bu detayı çıkartmasınlar ve her daim dikkatli olsunlar!


Bu da yine böğürtlene benzettiğim ama sadece pembe bir çiçeğin yenilmeyen meyvesi olduğunu anladığım güzellik. Yakından gerçekten, çocukken dikenlerin arasından zorlanarak topladığım böğürtlenleri andırdı bana. Bir heves yanına gittim ama sonuç alamadım tabi ki.


Çiçek detayları bu coğrafya da pek çok şekliyle karşımıza çıkıyor. Buranın en çok bu özelliği beni mutlu ediyor. Her an güzel bir motifle karşılaşabiliyor insan. Bu sıkça alışveriş yaptığımız Tizi Ouzou merkezinde bulunan manavımızın karşısındaki evin dış duvarlarının bordürleri. Bir defa evde oturanları da görmüştüm pencerecen. Ufak, sıkışık bir ev, kulübe gibi ama güzel, Bu detay bile onu sevmeye yetiyor.


Bu bizim pencere süsümüz:) Bayılıyor orada takılmaya. Sabahları işe giderken camı hemen açıyoruz, sabah serinliğini, serinlik olmasa da o pencere önünün gölgesini seviyor kızım. Zaten camın önünde bekliyor açalım diye. Öğlenleri genelde yatak örtüsünün altında uyuyor. Akşamları ise yeniden cam önünde geçiriyor zamanını. Orası onun için harika bir alan oldu. O mutlu oldukça biz de mutlu oluyoruz. Ne güzel şey bir kediyle, hayatı paylaşmak!


Bu da kızımıza pencerenin dibindeki ahşap parçalarına çıkıp kısık sesiyle seranat yapan oğlan. O da verandanın gölgesinden istifade ediyor öğlenleri. Ben de tabi devamlı örtü yıkıyorum:) Keyfini bozmak da istemediğimden ellemiyorum. Hayvancık yazık kavurucu sıcaklarda gölge yer bulmuş kendine, nasıl atarım güneşin alnına. Bırakıyorum bakıyor keyfine. Alt tarafı kirletirler, tüy dökerlerse örtüleri yıkıyorum işte. O da zaten her zaman yaptığımı bir şey, zaten makine yıkıyor, elime mi yapışıyor:)Onların mutluluğu birkaç örtünün veya koltuğun kirlenmesinden daha mühim. Çünkü insan olmayı hatırlamakla güzelleşiyor hayat! Bunu hala idrak edemeyenler var.



Evde kenarda duran birkaç eski kontrplak vardı. Pinterest'te çok sık görünce değerlendirmek istedim ben de. Kıl testeresi yapmıştı eşim, daha doğrusu mevcut bulunan bir testereye, Türkiye'den getirdiğim çok yönlü kıl uçlarını telle bağladı. Yoksa el testeresi gibi bir şey normalde. Onunla kestim bunları. Bu kontplak çok da kötü çıkmadı, kolayca kesiverdim hepsini, sonra da boyadım gönlümce.


Burada oyalanacak bir şeyler bulabilmek, yoksa da yaratabilmek önemli, özellikle de benim gibiler için. Alttaki üç beyaz obje de hamurdan yaptıklarım. Onları boyamada sıra. 

  

Bu kapıyı kalan kontrplaktan boyadım. Melek çok düzgün olmadı çünkü asıl kontplak bittiği için bu ikisini yerde bulduğumuz parçalardan yaptık. Epey sertti. Meleğin büyük kısmını eşim kesti. Ama kapı boyaması bana ait. Veranda'nın duvarlarına asacağım sanırım hepsini. Biraz içimiz açılsın renkli renkli gördükçe. Hayatımızda ufak mutluluklara hep ihtiyacımız var. Sağlık olsun da böyle şeyler yapabilecek gücü kendimizde her zaman bulabilelim. 

Mutlu bir hafta diliyorum hepimiz için. Dünyanın son zamanlarındaki halinde mutlu olabilmek çok kolay olmasa da!

8 yorum:

  1. aa geliyor musunuz bu bayram? izmir'e gidersiniz herhalde. eğer buraya
    gelirseniz görüşme kısmet olur belki bu sefer. yaptıkların yine çok güzel, zaten çok yeteneklisin, böyle şeylerle uğraşmazsak yaşayamayız biz. tatile girdim ama nasıl tembellik geldi üzerime bir bilsen. çalışırken daha çok şeyler yapıyordum. ramazan olması ve oruç tutuyor olmamda beni engelledi nedense. projeler hep kafamda dolu ama icraat yok.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım yok bayrama gelemiyoruz ama yıllık izin için gelicez ağustos ayında. Böyle rengarenk şeyler yapmak gerçekten büyük terapi. Sen de haklısın oruç ve sıcaklar çok etkiliyor. Bazen ben de o kadar uzun tembellikler yapıyorum ki kendime kızıyorum. Önemli olan yeniden devam edebilmek ve o güce yeniden kavuşmak. Öpüldün. İzmir sonrası İzmit yapıcaz, inşallah o zaman görüşeceğiz bu sefer.
      Sevgiler

      Sil
  2. özellikle balık figürleri çok güzel olmuş emek verilerek yapılan şeyler daha bir kıymetli oluyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Gülşah. Beğenmene sevindim. Emek verilerek yapılan bu tür şeyler gerçekten kıymetli oluyor.
      Sevgilerimle

      Sil
  3. Kapı ne kadar güzel olmuş öyle:) Ellerine sağlık.
    O coğrafyada dikkatli olmak gerektiği konusunda çok haklısın. Geçenlerde Tunus'ta nasıl turistleri öldürdü manyağın biri. Çok üzülmüştüm:( Tehlike her yerde var ama bazı bölgelerde daha fazla ne yazık ki!
    Öpüyorum seni Tuğbacım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sezercim teşekkür ederim canım. Öyle içimden geldi, yamuk da olsa kontrplağı atmayayım dedim boyayarak değerlendirdim. Hem de vakit geçti işte. Buralarda dikkat çok önemli evet. Ahh oTunus'taki olaya nasıl da üzüldük. Zamanında biz de gitmiştik bir otele tatil için Tunus'a hep o zamanlar geldi aklıma. Hayatın kendisi büyük bir tehlike diyorum bazen. Şansa yaşıyoruz tamamen. Ne zaman ne geleceği başına insanın hiç belli değil.
      Ben de öpüyorum kocaman seni.
      Sevgiler

      Sil
  4. Bayıldım Tuğbacım süpersin sen, favorim Frida ama hepsi de çok güzel olmuş, pisicikler de çok şirin nasıl huzurlu ve keyifliler seninle, böğürtlene benzeyen çiçekten bizde de var bende henüz nedir keşfedemedim :) Ortancayı bende çok seviyorum asıl vatanı olmasada Ankarada da yetiştirmeye çalışıyorum. Güzel ruh hallerinin herdaim seni sarıp sarmalamasını diliyorum, öpücüklerle.. ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Deryacım canım teşekkür ederim. Asıl süper olan sensin bence, yaptığın harika işlerle büyüleniyorum vallahi. İnsanın ne olursa olsun bir şeyleri becerebilmesi harika bir duygu, mutluluk verici. Bir de böyle beğenilince işte o da ayrı bir mutluluk oluyor. Ortanca inşallah ben de İzmir'deki evime ekmek istiyorum. Orada da zor yetişiyormuş ama en azından az bir yerde olsa çok isterim.
      Hepimize göstersin hayat güzel taraflarını her daim. Öpüyorum ben de kocaman.
      Sevgilerle

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)