5 Ağustos 2015 Çarşamba

Eve giden yol


Çok zaman oldu yazamadım yine. Aslında yazmadım demeliyim. Günler birbirini hızla kovaladı. Her gün ne yazacağımı düşünerek geçti, bugün yazacağım evet şimdi yazacağım diye diye o şimdi şu an oluverdi. Biliyorsunuz uzun aralar vermek hoşuma gitmiyor. Bazen öyle her detayı yazmak istiyorum ki gülüyorum bu halime, ama insan yapamıyor. Artık detaylar da rutine dönmeye başladı çünkü. Kendimi tekrar etmekten korka korka ilerliyorum. 

Yaz bitiyor neredeyse ve henüz ayağımı denize sokamadım bu sene. Deniz çok uzak bir ihtimal oldu hep ve bunu kabullenmeyi de öğrendim. Yine de acısı içime dokunuyor. Bir mevsime bu kadar yakışan şeyle bir olamamak duygusu insanın içini kemiriyor. 

Yollarda olmak, daima yeni şeyler görmek dünyaya anlam katıyor ama insan yerinde sayınca anlamları da yitirmeye başlıyor. Allahtan kendime yetmeyi öğrendim burada, bir başkasından medet ummuyor, bir şeyler yapamadığım zamanlarda içinde bulunduğum kasvetli ruh halinden sıyrılmayı biliyorum. Eşyalar kıymete biniyor o ayrı. Maddesel şeylerin bu denli kıymetlenmesi de kötü tabi. Her yere giderken yanımda taşıdığım koca kalem kutum defterlerim kağıtlarım bazen büyük bir külfet gibi geliyor.

Tüm zorluğuna rağmen bu coğrafyayı seviyorum. İçimden görünmez iplerle bağlandım adeta. Dünyanın en modern en güzel şehri bile bu kuzey afrika ülkelerindeki o havayı veremiyor insana. Dün Poirot'un Ölümle Randevu adlı bölümünü izlerken bunu bir kere daha anladım. Fas Tunus, onlar kadar olmasa da Cezayir çok başka ruhları içinde barındıran yerler. Benim için en tepede Fas duruyor. Bir gün kaçmak istersen gideceğim tek yer orası olurdu. Çünkü içten içe ait hissettiğim coğrafya orası. Uzun seneler bu kokuda bu dokuda, bu kafayla kalmanın getirisi sanırım. Oysa Türkiye'de geçirdiğim seneler daha uzun ama aklımın ermişliğinin zamanında yaşadığım tecrübeler daha başka. Türkiye'de de olmak istediğim yerler var elbet ama zor. Buradan döndükten sonra bakalım nasıl karışacağız oraların havasına, ne kadar sürecek alışmak veya alışabilecekmiyiz kolayca bilemiyorum. Şu sıralar sıkça düşünüyorum bunu. Keşke koşullarımız daha iyi olsaydı, belki o zaman dönmek gerekmeyebilirdi. 


Sokaklardaki kavuncuları ve mavi göğün altında sarı sarı sırıtmalarını seviyorum. Şöyle bir parça kesip tattırıyorlar da bazen ama hepsi değil. Çok alışık oldukları bir şey değil bu yöntem ki zaten çoğu güzel kavunların, denemeye gerek kalmıyor. 

Ahh bir de bu ekmek. Galette diyorlar. Üzerindeki çizgileri bile seviyorum. Mangalın ateşinde ısındı mı bir başka oluyor. O üzerindeki pütür pütür taneleri de seviyorum. Arasına beyaz peynir koyup tost yapmaya da bayılıyorum. Dönünce yapabilmek için ocak üstünde pişirmek için satılan yuvarlak desenli tavasından aldım. Semoule ile yapılıyor. Bizdeki irmiğe çok benziyor. Belki Türkiye'de de buluruz veya belki irmik yerini tutar bilemiyorum. Neyse ki döndükten sonra özlediğimiz lezzetleri bize ulaştırmasını isteyebileceğimiz yakınlarımız var Cezayir'de. 

Hiç pişman değilim geldiğime, olmayacağım da. Keyifli bir maceraydı. Neyse ki daha da devam ediyor. Henüz bitmiyor ama yakında bitecek. Yeniden geleceğimize inanıyorum en azından anıları tazelemeye. Bizler geçmişini kolayla geride bırakan insanlar değiliz ve onlarla bağ kurmayı seviyoruz. Bu yüzden inanıyorum bir gün, seneler sonra da olsa dönüp yeniden bu coğrafyaya bakacağımıza. 

Havalar inanılmaz sıcak yine şu sıra. 40 ların üzerinde seyrediyor. Türkiye tatilimize az kaldı. Ay sonu gideceğiz inşallah. Henüz götüreceğim şeyleri ayırmaya başlamadım bile, nasılsa daha vakit var. Ailemi arkadaşlarımı memleket havasını özledim. Suyunun tadını, rengarenk sebzelerini, cıvıl cıvıl sokaklarını özledim. Gider gitmez kendimi sokağa atmak istiyorum ve sıcaktan bunalırsam şöyle buz gibi bir ayran içmek fena olmazdı. Bir de gözlemeyi özledim, simiti. İzmit simiti gibisi de yok vallahi. 

Yakın zamanda yine yazacağım söz. Böyle uzun aralar sıkıyor insanı. Bekleyenlerin olduğunu bilmek de güzel. 
Mutlu kalın.
Yeniden görüşmek dileğiyle...


14 yorum:

  1. Bir saat kadar önce girdim baktım, Tuğba neden yazmamış bu kadar zamandır diye düşündüm. Acaba Türkiye'deler mi diye düşündüm. Sonra IG'ye bakıp tamam yazası yok herhalde bu ara diye düşündüm :))
    İnsanın yaşanmışlıkları ardında bırakması çok zor gerçekten. Geri dönüp baktığında, tekrar ziyaret ettiğinde en güzel anıları hatırlar genelde insan. Çok büyük acılar yaşamadıysa tabi. Senin de böyle düşünmen ne güzel. Hani vardır ya insanlar gurbettedirler ama lanet ederler. Aslında yaşadığı anı sevmeli insan. Bu yüzden yazılarını seviyorum. Sıcaklardan, hasretten yakınıyorsun ama o hasretin de kıymetini biliyorsun. Yaşadığın anı seviyorsun.
    Galette'yi IG'de de görmüştüm. Çok nefis görünüyor. Peynirle birlikte düşününce ve fotoğrafa tekrar bakınca hart diye ısırasım gelmedi değil :)) Bahsettiğin sanırım mısır irmiği, semolina da deniyor. Ama kötü haber :S maalesef İstanbul'da büyük marketlerde dahi bulamadım. Ben de kendisini aramaktayım.
    Senin için ay sonu bir an önce gelsin, bir an önce denizle kavuş diye diliyorum :)
    Sevgiler, öpücükler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim ben de biraz evvel okudum yeni yazını, şimdi sarı çiçeklerine bakıp yorum yazmaya hazırlanıyordum ki senin yorumun geldi. Ne güzel yazmışsın yine uzun uzun:)
      Pek yazasım gelmedi evet ya ne biliym arada böyle tıkanışlar oluyor. Aslında çok yazasım var ama kelimeler doğruymuş gibi gelmiyor. Kalakalıyorum öyle.
      Lanet etmedim hiç burada olduğuma, bazen kızdım üzüldüm bolca hasret çektim zaman zaman ağladım ama güzel bir deneyimdi her açıdan. Hem ben macerayı yeni yerleri seviyorum. Kendimi indiana jones filmlerinde gibi hissediyorum böyle yerlerde olunca. Bu coğrafyayı da o yüzden seviyorum. Dünkü Poirot'nun ölümle randevusunu da bu yüzden çok beğendim. Sen de izle bak ne demek istediğimi anlayacaksın. Tozu toprağı pası kiri seviyorum, bohemi seviyorum, desenleri çölü kızıl toprağı seviyorum. Belki de önceki hayatımda öyle dağ tepe gezen biriydim, bir gezdindim neden olmasın:)
      O ekmek bomba ya valla nasıl yediriyor. Arasına kebap koyunca da söylemesi ayıp şahane oluyor. Semolina evet msır irmiği dediğin. Neden yok ki Allah allah. Sinir oldum bak şimdi. Bu Cezayir tariflerinin de çoğunda var aksi gibi. Sana gelirken bir paket getireyim istersen denersin yeni tarifler. Çantama sığdırabildiğim ölçüde alırım. Hatta evde de var en olmadı sana onu paket yapar getiririm istersen:) Arıyorsan gerçekten sorun olmaz yani ne olacak, neler taşıyoruz buradan. Ben de bulamazsam gelince diye buradaki herkesi seferber ediyorum bana şunu şunu yollarsınız dimi diye:)
      Yaz bana. Daha gelmemize var. Başka bir şey istersen de de, çekinme.
      Bir an önce serin sularla kavuşmayı ben de özlemle bekliyorum canım.
      Sevgiler öptüm çok

      Sil
    2. Ayy teşekkür ederim, çok kibarsın. Gelirken bir sürü eşyan olur şimdi. Bir de o çıkmasın.
      Burada Carrefour, Real, Migros ve Macrolar da dahil hiçbirinde bulamadım ben. Belki ilerleyen zamanlarda oralarda ay da internette bulunur.
      Bahsettiğin filmi izleyeceğim, merak ettim. Ben de çok severim bohem olan her şeyi :)
      Görüşürüz :)

      Sil
  2. Tuğbacım bayılıyorum senin şartlara olumlu bakan tavrına. Yurt dışında yaşayan başka arkadaşlar da var takip ettiğim. Bazıları devamlı sızlanıyorlar durumdan. Devamlı... Devamlı... Ülkenden ayrı bir yerde yaşamak tabii ki zor ama yahu diyorum ya ekmeğinin peşinden gitmişsin oralara ya da aşkının peşinden, o kadarı bana vefasızlık gibi geliyor o yüzden. Sense çok vefalısın. Hiç de kolay olmayan bir coğrafyada yaşıyor olmana rağmen güzel taraflarını görebiliyorsun. Seni tanımak ve okumak keyif benim için:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım yine çok güzel dolu dolu yazmışsın bayıldım. Pek olumlu biri sayılmazdım önceleri, insan sonradan öğreniyor. Hep kötü tarafları düşünmeye kalkarsak deliririz. Bu yüzden içinden çıkılabilecek ortamlar yaratmak şart:) Buranın zor bir yer olduğunu biliyorduk ve gelmek için sebepler vardı. Biraz buna odaklanmaya çalışmak gerekiyor. benim de çok zorlandığım zamanlar oldu ama geçti. Devamlı şikayet eden insanlarla artık inan yakın mesafede bile olmak istemiyorum. Çünkü o bulaşıcı bir durum. Çok da derinine işliyor insanın. Hayattan, kalan zamandan zevk duymak lazım. Ben de seni tanıdığıma seviniyorum canım. Umarım yüz yüze de bunları konuşacağımız zamanlar olacak. Kocaman sevgiler

      Sil
  3. Seni özledim ben yaa...
    Yaşadığın coğrafyayı ne güzel anlatmışsın yine. İnsanın bulunduğu yeri güzelleştiren kendi belki de diyeceğim; ama yok sadece bu olmamalı sebep. Bazen ne kadar güler yüzlü bakmaya çalışsak da yaşadığımız coğrafyaya, ten de uyuşmazlık oluyor nedense. Aslında hoşgörü bulunduğun yeri güzelleştiren tek şey.

    Onu bunu bilmem de öyle severek anlatıyorsun ki bulunduğun ülkeyi, gönül bağı kurduğun çok belli oluyor, hatta gönlünü kaptırdığın. Hatta ben,''Ulen bi kalkıp da Cezayir'e mi gitsek?'' diyorum.
    Neyse ki İzmir'e geliyorsun dönüşte. Ya İstanbul olsaydı?
    Hep birlikte mahvettik vallahi biz güzelim İstanbul'u. herkes birbiriyle kavga ediyor buralarda. Bugünlerde askerler uğurlanıyor silahlarla. Kaza kurşununa denk gelmemek için pencerelerden uzak duruyoruz :)
    Mutlaka sevdiğin topraklara tekrar ayak basacaksındır, acaip inanıyorum buna. Kalp isteyince oluyor zira :)
    Dediğim gibi çok özledim içten yazılarını.
    öpüyorum seni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de özledim biliyor musun. Bugün yazını sindirerek böyle büyük bir keyifle okudum ben. İnsanın kendisi önemli hatta en önemli faktör, bu tecrübeyle sabittir. Düşünsene çok şahane hayatlarda dahi mutsuz olanlar var yahut çok kısır bir yaşamda bile masalsı zamanlar yaşayanlar var. İnsan ne isterse onu yapabiliyor, yaşayabiliyor aslında. Ait hissedememek sadece sorun yaratıyor bence. Ten istememesi de bu yüzden. çünkü aynı kokulara, aynı dokulara, aynı tatlara öyle alışıyor ki insan kolay vazgeçemiyor. Vazgeçmemek de gerek zaten sadene neyi nereye koymak ne kadarına sahip olmayı istemekle ilgili biraz da.
      Gönül bağı kurduk kesinlikle. Dile kolay 9. seneye gireceğim. Cezayir'e tüm olumsuzluklara rağmen keşke gelip görebilse insanlar kolayca. Ne yazık ki gelmek de zor keşfetmek de. Ama belki bir gün gelirsiniz, neden olmasın?
      İstanbul olsaydı kafayı yerdim sanırım. izmit olurdu o zaman istanbul olmazdı gibime geliyor. ben istanbul insanı değilim hiç de olmadım. Orada yavru kedicik gibi korkuyorum. Yaşamanın en zor olduğu yerlerden biri bana kalırsa. İzmir'e gittiğime ben de seviniyorum. Umarım herşey yolunda gider, kolayca alışır, benimserim.
      Bende gönlünün bir parçasını bıraktığın yerlere mutlaka yeniden gidileceğine inanıyorum. Öyle de olmuştur yaşadığım zaman çerçevesinde hep.
      Ben de öpüyorum kocaman. Döndüğümde konuşmalara doyamayacağım insanların beni orada beklediklerini bilmek harika bir duygu gerçekten. Sabırsızlıkla bekliyorum:)

      Sil
  4. Evet sevgili Tuğba bir daha böyle uzun aralar verme. Yazılarını zevkle okuyorum. Çok kişiyi takip ediyorum ama herkesin her yazısını okumuyorum. Ama sen içten ve akıcı kaleminle bende bir yerlere dokunuyorsun belliki. Yine keyifle okudum yazını. Umarım tatilde bir nebzede olsa içindeki memleket hasretini giderirsin sevgiyle kal.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uzun aralar vermemek en güzeli.Böyle hemen yaz diyen yorumlar da ayrıca motive ediyor zaten. Yazılarımı zevkle okuman inan ki çok mutluluk verici benim için. Ben de senin gibiyim her yazanı her yazıyı aynı hevesle ve heyecanla okuyamıyorum. Anlıyorum bu yüzden ne demek istediğini. Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için umarım hoş bir tatil geçiririz.
      Kocaman sevgiler

      Sil
  5. Ara verince tekrar yazmak zor geliyor insana. Bana öyle oluyor hep. Arada o kadar çok şey yaşamış, yeni yerler görmüş oluyorum ki hangisini anlatayım, nerden başlayayım derken iş uzuyor. En güzeli düzenli yazmak elbette:)
    Sayende hiç gitmediğim yerlerden bilgi sahibi oluyorum seni okuyunca. Hayata bakışın çok hoş, çok olması gerektiği gibi aslında. Ben birkaç yıl yurt dışında yaşadığımdan senin durumunu anlayabiliyorum. Dönünce her ne kadar bize yabancı olmasan da alışmak zaman alacak biraz. Kimi zaman yadırgayabilisin bile bazı şeyleri.
    Neyse tatile az kalmış. Sana/size güzel bir tatil diliyorum Tuğba`cım:) Umarım görüşebiliriz seninle bir gün:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru demişsin Semicim:) Yazdıkça arkası geliyor aslında bir şekilde ama yazmayınca yeniden başlamak gibi oluyor her kelime. Bir de çok şey birikince dediğin gibi hangisi nasıl yazılmalı telaşı çöküyor insana. Düzenli yazmak büyük beceri aslında. Benim düzenli yazmamamın nedeni var aslında yazıya zaman vermek istiyorum okunması için. Her gün yazarsam sanki bir gün önce yazdığım okunmuyor gibi geliyor. Yazı bir süre kalsın istiyorum ki daha çok kişiye ulaşsın. Ama doğru bir yaklaşım değil sanırım çok sık yazan kişilerin de yazıları okunuyor sonuçta. Bilemiyorum takıntı yaptım bunu sanırım:)
      Elimden geldiğince içimden buraların bana hissettirdiklerini anlatmaya çalışıyorum. Yeteri kadar ifade edemiyorum aslında ama işte bu kadar oluyor. Çok güzel söylemişsin mutlu oldum hayata bakış ile ilgili söylediğine. Ben de hep olumlu bakılsın hayata taraftarıyım ama işte hayat bazen öyle bir yerinden yakalıyor ki insanı, karşındakine olumlu bak demek zulüm oluyor. Olumlu bakın dedikçe ben ve olumlu baktıkça ne kadar safsın hayat böyle bir şey değil diyorlar. Halbuki aslında tam da böyle bence.
      Dönünce zaman alacak alışmak evet, bunu kabullenmeye çalışıyorum. Çünkü her gittiğimde her ne kadar çok da özlemiş olsam 10 gün sonunda artık buraya dönmek istiyorum. Buradaki yalınlığı sakinliği yalnızlığı özlüyorum. Türkiye'de aptallaşıyorum resmen, yoruluyorum.Yadırgayacağım şeyler de illaki olacak. Bir türk arkadaşım var doğduğundan beri burada, o bir süre türkiyeye dönmüş ama yapamamış. İlk anlattığında inanamadım ama şimdi anlıyorum ne demek istediğini. Çünkü burada insanlar daha az bozulmuş, yaşamak denen şey daha naif. Orada yapamamak ve dönmelerin hakllı sebepleri var. Umarım iyi olur bizim için her şey.
      Çok teşekkür ederim canım. Umarım güzel bir tatil olur evet, ihtiyacımız var denize keşfetmeye dostlarla aileyle vakit geçirmeye. Bir gün görüşeceğiz elbette, ben çok inanıyorum. Aynı coğrafya da olunca herşey daha kolay inan!
      Öpüyorum çok çok

      Sil
  6. Moskova'da yaşadığımız 12 yılın ardından ben de aynen sizin gibi düşünmüştüm. Dönerken mutlaka bir gün yine geleceğim demiştim... Sonra döndük, sonra eşim Moskova'da yine bir işe girdi ve 3 ay sonra ben yine Moskova sokaklarındaydım :) Kesinlikle yaşanmışlıklar, anılar kolayca geride bırakılamıyor. Şimdi 4 yıl oldu gidemeyeli Moskova'ya ama elbet bir gün yine gideceğim biliyorum... Çok keyifli yazılarınız ve fotoğraflarınız var. Sizi keşfettiğim için mutluyum. Mutlu pazarlar :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba:)
      Yazmana çok sevindim. Sayfanı biliyorum bir süre önce yazdığın yazıları okumuştum. Bugün yine göz attım harika ötesi şeyler yapmışsın o dolaplara boyamalarına bayıldım ki ne bayıldım:) Hemen aklıma evdeki eski dolap geldi atma onu sen diye dürttüm kendimi:) Harikasın gerçekten!
      İçime benim de gezmek veya sadece yeniden ziyaret amaçlı dönecekmişim gibi doğuyor. Burada görmek istediğim hala pek çok yer var çünkü ve zaman yok hiç biri için. Bu yüzden de aklım burada bu kadar kalıyor sanırım. Yaşanmışlıklar da evet kolayca terk edilmiyor. Eğer anılar güzel değilse bir çırpıda silebilir aslında aklından insan ama seviyorsa yaşadıklarını özenle saklamayı tercih ediyor. Umarım bir gün sen de yeniden gidersin. Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için, çok mutlu oldum gerçekten. Yeniden konuşmak, haberleşmek dileğiyle. Ben de seni keşfettiğime memnunum.
      Kocaman sevgiler selamlar buralardan:)

      Sil
  7. Türkiye’nin kayak merkezi Uludağ’da onlarca otel bulunmaktadır. 1. Ve 2. Oteller bölgesi olarak adlandırılan turizm yörelerinde, zirveye yakın yerde konumlanan tesislerin çoğunda farklı mesafelerde pistler de mevcuttur. http://www.uludagoteller.com.tr/uludag-otelleri/ #uludağ #oteller #uludağoteller

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)