15 Haziran 2009 Pazartesi

Günün içinden




Yine yakıcı bir güneş eşliğinde başladım güne. Sabah erkenden uyanıyorum artık. Tabi yine de kendimi yataktan kaldırmam epey vaktimi alıyor. Klimayı açıp biraz uzanıyorum. Öyle uyku hali değil o anda yaşadığım, sadece bir bekleyiş düşler aleminde. Güzel tarafı da bu zaten. Öğlen yemek öncesi bekleyişi günün en sevdiğim zamanı. O zamana kadar güne karışmanın hevesiyle doluyor insan. Sonra da alabildiğine dakikalar vardır ya hani akşamın olması için, tümüyle benim. Yemek sonrası sigarası gibi tadı o anların işte.


Afrika sıcağı artık kendini gösterdi. Nasıl boğucu bir hava olduğunu ancak yaşayarak anlayabilir insan. Kafamda şapkamla dolaşıyorum günlerdir. Tabi bir de toparlanma telaşları yaşıyorum. Bavulumu hafta sonu epey toparladım. Son rötuşlar kaldı sadece. İçinden ayıklanması gerekenler ayıklanacak ve bir iki ayakkabı koyulacak. Zaten yazlıklarımın büyük bir kısmı türkiye de. Burdan çok birşey götürmem gerekmiyor. Yine de bavulum şimdiden dolduJ Bu sefer ufak bir tane aldım çünkü yanıma. Çek çekli bavulları taşımak rahat diye hep onlarla gidip geldim şimdiye dek; ama geçen sefer havaalanında boş olarak bir tarttım, kendisinin ağırlığı 6 kilo kadar geldi. Yani 6 kilo zarardayım gelirken. Onun yerine bu sefer normal çanta getireceğim ki daha fazla eşya alabileyim diye. Böylesi daha mantıklı. Ne kadar az koyuyorum desem de yiyeceklerle birlikte epey eşyam oluyor gelirken. Burada en kıymetli şeylerimiz yiyecekler ne de olsa.


Her seferinde yolculuk zamanı yaklaştığında çocuk gibi heyecanlanıyorum. Tabi bir de eşimi burada bırakacağım için burukluk yaşıyorum. Orada aileme, arkadaşlarıma, evime, memleketime kavuşmanın verdiği mutluluğun yanı sıra eşimin yanımda olmamasının da hüznünü yaşıyorum. Ne de olsa çok alıştık birbirimize. Yanımda olmadığında eksik hissediyorum. Şöyle uzunca bir tatil yapmak istiyorum onunla sevdiklerimiz de yanımızda. Geçen seneki yaz tatilimiz gibi aynı. Yazlıkta cümbür cemaat oturulan sofralar, deniz keyfi, bahçede huzurlu dakikalar, gece deniz kenarı sohbetleri ve daha neler neler...


İkimize kahve yaptım az evvel. Onun ki sade, benimki orta şekerli. O çalışıyor karşımda, ben de kahvemi yudumlayıp bu satırları yazıyorum. Aklımda yine binbir düşünce dolanıp duruyor. Neler yapacağımı planlamaya çalışıyorum. Biliyorum ki biz ne kadar plan yaparsak yapalım hayat da bizim için planlar yapıyor aynı zamanda. Ve ortak bir payda da buluşmaya çalışıyoruz çoğu zaman. Neler olacağını bilemesek de türkiyedeki günlerime dair planlar yapmayı seviyorum. Zaten planlı programlı davranmazsam günlerim kısıtlı olduğu için yapamadığım çok şey oluyor. Ama bilirsem ne yapacağımı, o zaman elimden geldiğince zamanı yettirmeye çalışıyorum..Ucundan köşesinden eksikler hep oluyor tabiki. Olsun; en azından bir dahaki sefere yapacak şeyler de kalıyor böylelikle. Yapamadıklarım için üzülmek yerine; yapabildiklerimin keyfini çıkartmaya bakıyorum. Öğreniyor insan zamanla..

Umarım yolculuğum göz açıp kapatıncaya kadar geçer ve memleketime varırım. Şu an aklımdaki en yoğun düşünce bu. Yazımı okuyan tüm dostlarım bana yolculuğum için şans dileyin lütfen...Herkese kocaman sevgileeerr...


4 yorum:

  1. ne çabuk geçti zaman... yine görünmüş yollar, açık olsun bir alabildiğine keyifli :)

    YanıtlayınSil
  2. İYİ YOLCULUKLAR,ŞİMDİDEN HOŞ GELDİNNNNNNNNNNN.

    YanıtlayınSil
  3. Sevgili Evren;
    zaman dediğin gibi çabucak geçiyor evet.şimdi sana izmitten yazıyorum bu kelimeleri.zaman geçti de geldim bile.şimdi burdada tüm hızıyla akacak.yine de güzel duygular içerisinde yeni günü karşılıyoruz..iyi dileklerin için teşekkürler.sevgiler

    Babacım;
    teşekkürler sana da.artık yarın sana kendim söylerim bunu.nihayet kavuştuk nasılsa sağa salim..öpüldün..

    YanıtlayınSil
  4. slm benim ailemde cezayir'de oran şehrinde yaşıyor.10 yıldır ordalar.blogdaki resimler ve yazılar çok güzel. daha önce hiç gitmedim cezayır'e. oldukça bilgi sahibi oldum sayende tşk.

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)