7 Temmuz 2010 Çarşamba

Dönmeye bir gün kala içimden dökülenler

Balkondan yazıyorum şu anda bloguma. Bir yandan gecenin içindeki ışıl ışıl manzarayı izliyorum bir yandan düşünüyorum ne kadar çabuk geçti diye zaman yine. Bana mı garezi var diyorum ama yok biliyorum öyle değil. Güzel bir akşam yemeği yedik balkonda, en sevdiklerim vardı yine çiğ köfte, makarna, ızgara köfte hatta bugün öğlen lahmacun da yedim doya doya, önceki yediklerimi de saymıyorum henüz sonraya sakladım. Yine kocaman oldum şiştim yemekten. Aklım bir çok şeyde kalmadı değil hani; hangi birini götürsün insan yanında ki! Bazen manevi olarak tatmin yaşamak da yetiyor insana. Şimdiden hüzün çöktü üzerime. Zaman öyle hızlı akıp gitti ki çoğu arkadaşıma geldiğimi haber bile veremedim. Sadece üç defa kendimi denizin tuzunda dinlendirebildim. Güneşte uzanamadım bile elime dergimi ve limonatamı alıp, oysa hep onu hayal etmiştim. Bu da yetti diyorum kendime üzülmeyeyim diye ama biliyorum ki yetmedi, bir şey anlamadım yine. 15 gün dediğin nedir ki içine bir çok şey sığıyor aslında 15 günde insanlar ölüyor doğuyor ve hayat biz olmasak da bir yerlerinde kendi kafasına göre devam ediyor işte. 

Bavul toplama telaşına da başladım artık bugün. Herşeyimi yanıma alasım var.,odamı katlayıp yanıma almak istiyorum içindekilerle. Kilolarla sınırlı olmak ne kötü bir şeymiş ,hemencecik doluveriyor kocama kocaman görünen bavullar bile. Belki de düşününce en kolay olanı toplanmaktır ama yolculuk ve tabi uzaklaşmak stresiyle de birleşince çekilmez bir durum oluveriyor birden bire. Keşke diyorum biri gelse de zamanı geri alsa benim için, karşılığında ne verirdim acaba ona? Herşeyi yeniden yaşamak için neler vermez ki insan;ne kadar çok zaman var geriye dönmek istediğim nerden başlardım bilemiyorum bazen.

Beni devamlı okuyanlar eminim ruh halimi anlamışlardır şu an kullandığım kelimelerden. Öyle zor geliyor ki dönmek. Bunu ancak gurbette olanlar bilir herhalde yoksa anlat anlatmasına ama nereye kadar. Herkese sesleniyorum burdan: içinde yaşadığınız zamanın değerini iyi bilin, hani şarkıda diyor ya koy ver gitsin! aynen öyle yapın fazla takmayın kafaya herşeyi mutlu olmaya bakın, küçük mutluluklar çalmaya bakın hayattan, ailenizle arkadaşlarınızla olduğunuz zamanların değerini bilin, yaşadığınız anın geriye gelmeyeceğini düşünün, çoğumuz biliriz bunu ama uygulamayız siz uygulayanlardan olun; üzülmemek keşke dememek adına!Kimse bilmiyor ikinci şansının olup olmayacağını ama bilmesek de sanki varmış gibi yapıyoruz varmış gibi yaşıyoruz, annenizin yanında mısınız ona doya doya sarılın öpün koklayın, babanıza kızgın mısınız affedin gidin boynuna sarılın, kırgın mısınız arkadaşlarınıza cesaret edin ilk arayan siz olun korkmayın bir şey gitmez hayatınızdan herşeye yeniden başlayın..Memleketinizin yurdunuzun vatanınızın kıymetini bilin!

Bir dahaki sefere görüşmek dileğiyle. Arayamadığım arkadaşlarımdan özür diliyorum burdan istiyorum ki herkesle görüşeyim buluşayım ama malesef kısa zamanda koşturmaktan fırsat olmuyor. Hep ertelemek durumunda kalıyorum. Yine öyle yapıyorum ve bir dahaki sefere görüşmeyi ümit ediyorum.

Cezayir'e vardığımızda sanırım yorgunluktan yazamam o yüzden herkese iyi haftasonları diliyorum. Mutlu kalın. Sevgiler

2 yorum:

  1. ne kadar haklısın 2.bir şansımız hiç olmayacak
    benimde var geri getirmek istediğim zamanlar hem kimin yokturki
    yazınla beni nerelere alıp götürdün tahmin bile demezsin canım

    sana kolaylıklar diliyorum

    YanıtlayınSil
  2. biliyorum, çekirdek aile ziyareti bile 15 güne sığmaz... arkadaşları ise hiç saymıyorum. ben bile ankara'dan istanbul'a giderken hiçbir arkadaşıma haber veremiyorum. çünkü zaman kısıtlı e anne-baba seni görmek istiyor, sen onları... aklıma son zamanlarda şu geliyor; bütün arkadaşları bir araya toplayan bir akşam organizasyonu :)) başka türlü tek tek mümkün değil :)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)