23 Haziran 2012 Cumartesi

Hepsinden biraz

Web'den bir foto. Çekenin ellerine sağlık, bayıldım pisiciğe!

Yine uzun bir ara vermişim fark etmeden. Bazen zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlayamıyor insan. Ben herhalde bir hafta olmuştur yazmayalı diye düşünürken meğer bir haftayı çoktan geçmişim. Dergi hazırlıkları, gazete yazıları derken bir yandan da tabi diğer işlerle haşır neşirken zaman bulamıyorum. Bazı zamanlar sadece yazmış olmak için yazar ya insan ben işte onu da yapmak istemiyorum. Çünkü o zaman kelimelerime de haksızlık ediyormuşum gibi hissediyorum.

Malum artık yaz vakti. Her yer kuş cıvıltıları, börtü böcek, çiçek dolu. Havalar 42 dereceyi gördü çoktan. Akşamları, sabahları bahçe keyfi, çay ve ufak tefek mutluluk verici hobiler ile geçiyor zaman. Bir de tatil fikri kafada olunca işe yeteri kadar konsantre olamıyor insan kim ne derse desin. Elimden geldiğince takvime bakmamaya ve günleri saymamaya çalışsam da bazen kendime çaktırmadan hesap yapmaya başlıyorum şu kadar gün kaldı diye. Gözüm bavullara gidiyor, her sabah üst baş ararken seçtiklerime potansiyel Türkiye tatili yolcusu olarak bakıyorum aslında. Bu durumu seviyorum. İnsanın içini çiçekler kaplıyor sanki. Şu hasret bir bitse, evimize, ailemize, arkadaşlarımıza kavuşsak sağ salim, sıhhat ve mutlulukla başka ne isterim!

Hayatımız rutin olarak ilerliyor deriz ya hep aslında hiç de öyle değil. Her gün yeni bir başlangıç, yepyeni bir gün. Gülümsemek için öyle çok sebep var ki! Perşembe günü beni çok mutlu eden bir şey oldu paylaşmadan edemeyeceğim. Blogdan tanıştığım arkadaşım Saçaklı ile epeydir sanal olarak haberleşiyoruz. Fakat arkadaşlığımız sanal olmanın ötesine geçti bile, enerjimiz birbirimize yakın olmamızı sağladı ve tabi deliliklerimiz de:)Bir iki defa mektuplaştık, önceleri gitmez gelmez tedirginliği yaşasak da başardık. Burada türk kahvesi sıkıntısı çektiğimizi yazmıştım blog yazımda, zaten sık sık dile getiriyorum artık tiryaki oldum herhalde. O da bana sürpriz yaparak o çok sevdiğim sarı zarfların içerisine bir paket türk kahvesi iliştirivermiş. Hiç beklemediğim için böyle bir sürprizi mektubun ağırlığını hissedince bile tahmin edemedim. Bir de açtım ki mis gibi kahve. O anki mutluluğumu dile getirmem çok zor. Tabi bu mutluluğun asıl kaynağı kahve değil, bir arkadaş kazanmış olmak, düşünceli, sevecen, tatlı bir arkadaş. Henüz sadece sanal olarak tanışmış olsak da sanki yıllardır arkadaşmış gibi hissetmek harika. Bloğumu bu yüzden ayrıca çok ama çok seviyorum. Benim güzel saçlı, sevecen, sevimli, düşünceli arkadaşım çok teşekkür ederim yeniden:)Canlı canlı sohbet etmek için nasıl sabırsızım anlatamam!

Hayat böyle ufak sürprizlerle bizi mutlu ediyor ya işte o zaman iyi ki diyorum iyi ki nefes alıyorum, iyi ki sağlıklıyım, iyi ki kıymet biliyorum ve hala kıymet bilen arkadaşlara sahibim, iyi ki güzel bir ailem var ve beni düşünen insanlar var, iyi ki yazıyorum, iyi ki böyleyim ve mutluyum. Ahh bir de hep yaz olsa her mevsim. Kış gelecek diye şimdiden üzülmeye başladım bile ben. Rengarenk kumaşlar, cıvıl cıvıl kuşlar, tatlı telaşlar, suların sıcaklığı, pencerelerden genel ılık rüzgar, bahçe keyfi ne kadar da güzel anlar hepsi, masal gibi. Bir yaz gecesi rüyası tadında her biri!

Şimdi yine herkes tatilde biz çalışıyoruz, ama olsun. Artık buna da alıştık biz. Eskisi kadar koymuyor insana, ama her tatil bitimlerinde dilimizde yine keşke iki gün olsa şu tatiller cümlesi var. Biz böyle diye diye yine şu önümüzdeki seneleri çabucak atlatsak da inşallah kendi evimizin bahçesinde keyifle otursak anıları konuşsak.

Herkes için mutlu, keyifli bir hafta sonu olsun. Herkes özgürce gülümsesin ve hayal kursun. Dünya da her sn bir şeyler değişiyor. Hele son olaylar nefesimizi kesiyor ama yine de yaşamak en güzeli ve hala yaşıyor olmak. Bütün kötü haberler bitsin istiyorum ve hep güzel kelimeler kullanılsın sayfalarda. Bir yaz gecesi rüyası böyle bir şey olsa; mutlu kelimelerle dolu yepyeni bir dünya!

8 yorum:

  1. Aslında kimse kimsenin umrunda değil ya hani sen de benim umrumda değilsin de işte hem blog aleminde adım duyulsun hem de kendimi iyi bir insan gibi göstereyim diye yolladım. İlişkimiz de maddesel şeylere dayalı zaten biliyorsun türkkahvesi ultra mega pahalı birşey...

    Bir garip insanoğlunun duymak istediklerini yazdıktan sonra gelelim ne yazık ki hayatta onların başına hiç gelememiş bir kavrama, insancıllığa... :)

    Tabii ki her gördüğümüzü öpüp koklayıp pamuklara sarmaktan bahsetmiyorum bu insancıllıktan... "Sanal alem de gerçek hayat gibiymiş" dedikten sonra şaşıran arkadaşlar... şaşırmayın... aynen öyle... kimisiyle zıt düşüncelerde olup muhattap olmak istemiyoruz, kimisiyle de işte Dünya'nın başka ucunda da olsa paylaşmaktan zevk alıyoruz :)

    Bendeki iletide de belirttim gerçi ama kendimi mutlu etmek için yapıyorum walla ne yapıyosam :) belli yaştan sonra da arkadaş edinmek çok zor diyenlere buradan el sallamak istiyorum :))

    ben gitmeyim... sen gel... içelim karadutları, damaklarımızı donduralım ;)

    YanıtlayınSil
  2. Ne güzel, ne sıcak bir yazı olmuş!

    YanıtlayınSil
  3. Saçaklı;
    yazının başlangıcını okuyunca amanın dedim ne oluyor yahu:)ama günümüz anlayışını pek de güzel özetlemişsin aferim sana:) duymak isteyen de duyar ve gider:)böyle şeyler yani bizim aramızda olan gibi güzel şeyler her insanın başına gelmiyor, insanlar çıkardan başka şey düşünmüyorlar, bir tripler bir tavırlar ve bir ego saçmalıklarıdır gidiyor.biz hiç takmayalım ve devam edelim dimi ama:) dut suyu içmeye geliyorum az kaldı,sen gitme biz hep gezelim lay la lay lalaaay:)

    YanıtlayınSil
  4. Sezer;
    Teşekkür ederim canım valla böyle havalarda böyle neşeli şeyler yazılıyor dimi ama, hep kasvet hep iç sıkıntısı nereye kadar. Yaz geldi çiçek açma vaktidir artık! Sevgiler canım.

    YanıtlayınSil
  5. takıntılarla ilgili bir mim mevcut, ona da diyorum sadece bu konuyu yazayım :)) zira o kadar uzun bir yorum yazmışım ki takıntıdan başka birşey olamaz :P

    NOT: Bugün kemeraltı'ndaydım karadut suyu içip fotoğraflarla karşında olacaktım ama pazar günleri kapalıymış :/ yeni tur, yeni şans... (:

    YanıtlayınSil
  6. Saçaklı;
    takıntıları yazmak çoook uzun sürecek gibi çünkü bende onlardan ziyadesiyle var heehee:) kemeraltı candır!!! ben de tilki misali nereye gidersem gideyim hep oraya dönüyorum:):)öptüm

    YanıtlayınSil
  7. merhabalar,tesadüfen blog unuza rastladım ve çok beğendim, cezayirle ilgili arastırma yapıyorum, eşime bi iş teklifi var, yardımcı olursanız çok sevinirim, ben özellikle eğitim alanını merak ediyorum, seneaye 1. sınıfa başlayacak bi oğlum var, bende öğretmenim, okullar nasıl, türkler için eğitim nasıl, 3 yıl için gelmeyi düşünüyoruz, sosyal yaşamıda merak ettim yada kadınların yaşamını diyelim:) sevgiyle kalın

    YanıtlayınSil
  8. Sevgili Tuba;
    Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim. Blogu beğenmene de sevindim:)Elimden geldiğince buraları anlatmaya yardımcı olmaya çalışacağım. Bana tugbatekeli@gmail.com adresinden sormak istediklerini yaz ben de sana uzun uzun cevap yazayım. Buradan kısacık anlatmakla olmaz hem birkaç link de yollarım göz atarsın:)Eski yazılar da burası hakkında eminim fikir sahibi olmanda yardımcı olacaktır sana. Mail adresini ulaştırırsan daha rahat haberleşebiliriz. Çok selamlar sevgiler ve teşekkürler yeniden:)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)