3 Haziran 2012 Pazar

Ufacık tefecik mutlu detaylar


Havalar burada artık iyice ısındı. Her ne kadar çoğu zaman Afrika Kıtası'nda olduğumu hissetmesem de, yaz dönemlerinde ortaya çıkan kocaman böcekler ve fırında yaşıyormuş izlenimi veren sıcaklar sayesinde hissediyoruz artık. Entomolog(Böcek bilimci) olsaydım eğer burada pek çok çeşit bulabilirdim herhalde. İlaçlanmasına rağmen evimizde her gün kocaman siyah çekirgeler öldürüyoruz. Bunun yanında daha örümceği, kabuklu böceği, çiyanı ve yeşil çekirgesi de mevcut tabi. Bir de kene var ayrıca. Bu sıra en çok ondan korkuyorum. Kediciklerimi bile doya doya sevemiyorum. Kontrol ediyoruz tabi onları neyse ki yok da rahatız. 

Sıcakları hissetmeye başladığımızdan beri tatil günlerinde bahçede kahvaltımızı yapıyoruz güneş gelene kadar, sonra akşamları bazen yemeği bahçeye hazırlıyor veya yemek sonrası çay içiyoruz. En keyifli tarafı da işte bu; eve hapis kalmaktan nihayet kurtulduk! Zaten böyle havalarda içeri girmek istemiyor insan, ne diye girsin ki temiz hava almak varken. Böyle zamanlarda her şey daha zevkli hale geliyor. Kitap okumak ayrıca keyifli, yemek yapmak ve yemek ayrıca keyifli, bahçedeyken rüzgarı hissetmek bambaşka. 

Bu sıra yine kendimi kısaca fimo diye adlandırdığım hamurlarıma verdim. Aslında Sculpey marka kullanıyorum arkadaşım Gül'ün tavsiyesi üzerine ama genel olarak fimo demeye alışmışım. Öncekilere nazaran şimdi daha çok ilgiliyim ve daha büyük zevk alıyorum. Bir sürü de yeni obje ve yemek minyatürü yapmayı öğrendim. Her gün kendimi geliştiriyorum. Bazen yapamayınca üzülüyorum ama tekrar tekrar deniyorum. Minyatürlerin dünyası bir başka, hem rahatlatıyor hem ortaya çıkan sonuç çocuk gibi mutlu ediyor beni. Zaten oyuncakları hala sevdiğim için çocukluk günlerime geri dönüyor gibi hissediyorum. Yakında yaptıklarımı paylaşacağım. Yalnız malzeme sıkıntısı çekiyorum tabi, yurt dışından inanılmaz güzel şeyler var ama ne yazık ki Türkiye'de daha hepsi yok. Ama Tahtakale Hobi'nin internet sayfasında güzel şeyler buluyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Umarım daha fazla çeşidi de yakın zamanda getirirler. 


Şantiyedeki anne köpeğin yavruları oldu 9 tane. Bu eski bir fotoğraf şimdi büyüdüler bile:) Doğduklarında pek şekerdiler. Şimdi ben ellemeye korkuyorum ama o ilk zamanlarda sevebilmiştim.


Bunlar da benim minişler. Yemeğe hücum etmiş halleri tabii  ki:) Artık onlar da büyüyorlar. Önceden yanlarında gidince biraz korkuyorlardı şimdi hemen ayaklarıma dolanıyor viik viik diye bağırıp oynamaya başlıyorlar. Pek tatlılar:)


Benim pamuk prensesim Charlotte sıcaktan nasıl da bezmiş de yeni yıkadığımız serin betona uzanmış:) Onun bu hallerine bayılıyorum. Yandaki bana miyavlarken fotoğrafladığım da yavrusu Gırgır. O da ayrı bir şebek. Kendini sevdirmek için taklalar atıp duruyor. Kendi tabirimle aynı model olmalarına da bayılıyorum:)


Bu da arkadaşım Ayşe'nin bana ördüğü makrome saksılık. Bizim bahçe henüz renklenemedi ama şimdi iki tane çiçeğim var açmayı bekleyen. Bu sene yine geç kaldık domates falan ekemedik. Zaten makromenin arkasındaki fondan da anlayacağınız gibi taşlar ve beton kısım hala duruyor. Temizleyip toprak atma hayallerimiz vardı ama yine gerçekleştiremedik ne yazık ki. Bahçe işi biraz zor da olsa çok güzel ve dinlendirici. Bakalım, henüz geç kalmış sayılmayız, inşallah en azından kapımızın önünü seramikle kaplayabiliriz. 


Gırgır yer karolarını döşemek amaçlı eve getirilen çimento torbalarının üzerinde gölgelenip, şekerleme yaparken. Yeni moda olarak birkaç gündür evin çatısında yatıyor, bakalım ne kadar devam edecek. 


Bu da kahve keyfimize örnek oluştursun diye çektiğim bir kare. Bu  fincanlar Antep işi, hediye geldi bize ve kahve içmesi gerçekten çok keyifli. O şekerliğin içine koyacak lokumumuz da olsaydı harika olurdu ama şimdi kahvemiz bile kalmadı. Burada en çok kahve sorunu yaşıyoruz, gelirken getiriyoruz ama yetmiyor. Daha Türkiye'ye tatil için gitmeye neredeyse bir aydan biraz fazla var ama şimdiden kahvemiz tükendi. Keşke burada da Türk marketleri olsaydı da ihtiyaçlarımızı temin edebilseydik. 

Şimdilik bu kadar. Bugün pazar, herkes güzelce tatilin keyfini çıkartıyor, biz çalışıyoruz. En çok hafta sonları keyfini özlüyorum burada. Bir güncük cuma tatili hiç ama hiç yetmiyor. Her seferinde keşke iki gün olsaydı burada da tatil deyip duruyoruz. Ama buna da şükür tabi 15 günde bir tatil yapan şantiyeler de var, biz yine de bir nebze olsun şanslı sayılırız.

Yeni Cezayir yazımı hazırlıyorum. Tuaregler ile ilgili yazacağım. Zevkle okuyacağınıza eminim. Herkese güzel ve mutlu bir hafta diliyorum:)

6 yorum:

  1. yazının girişi böceklerle başladığından çok korkmuştum şimdi bir haşere fotosu çıkacak diye ama korktuğum başıma gelmedi :))

    kediler de köpek de ayrı güzellermiş... bazen nasıl da yüzünü güldürüyolar insanın demi :) ama siz yine de dikkat edin severken kene olayı sakat biliyosun bu aralar :/

    onlarda kahve kültürü yok mu? ya da kahve adı altında bişeyler :)

    YanıtlayınSil
  2. canım sen nerelerdesin ya hiç gelmez oldun ama:(((kendini fimoya çok kaptırma arkadaşlarını unutma:)))nedense bahçeye pek ihmal ediyoruz bende öyle yazlık geçen seneden beri ilgi istiyor ama sıcaktada çalışılmıyor burda bastırdı sıcaklar...ya geçen gülbende çörek otunuın öğütülmüşünden bir kahve yaptılar hatta bir şey daha kattılar bu bir kitapta varmış sanırım kitabın adı 4o kadın 4o anne yemeği gibi...yokluktan yapılırmış hatta arpa ve buğdaydan da yapılırmışşş bir Gül Kaynak var keçiboynuzun içindekilerden öğütülünce çok güzel kahve oluyor dedi hatta ben biriktirmeye başladım istersen onuda araştır...keşke oraya gelen olsa göndersek...kendine iyi bak sevgiler

    YanıtlayınSil
  3. Saçaklı;
    ben de böceklerden tiksindiğim ve korktuğum için öyle fotoğraf falan da koymam merak etme ıyyggh kimse görüp de fenalık geçirsin istemem heheee:)
    hayvanlarla yakın olmak harika bir şey gerçekten. sokak köpeklerine de nasıl üzülüyor insan. keşke her hayvana bakmayı görev edinen insanlar olsa hiç bir hayvan yapayalnız kalmasa ama işte ne yazık ki insanlar hiç de duyarlı değiller. sokak köpeklerinde kene de pire de oluyor evet o yüzden biz de hep uzaktan seviyor mamalarını falan uzaktan veriyoruz içli dışlı olamıyoruz ne yazık ki. bu fotoda çok miniktiler daha pamuk gibiydiler şimdi büyüdüler o yüzden tırsmaya başladım bile ben zaten:)
    burada kahve kültürü var ama espresso türü kahveler benimsenmiş. ben içemiyorum onları nasıl sert zift gibi anlatamam.cezayir kahvesi var bolca tüketilen. onlar hakkında da bir yazı hazırlayacağım daha detaylı anlatırım. ama tabi türk kahvesi falan bulabileceğimiz bir yer yok. marketlerde neskafe ve türevleri oluyor, yabancı markalar da var tabi ama her zaman ulaşamıyoruz biz uzak olduğumuz için başkente de. hiç birisi de türk kahvesinin yerini tutmuyor zaten inan:) öptüm kocaman

    YanıtlayınSil
  4. Pozitif Pembe;
    canım valla bu sıra çok sık da yazamıyorum inan her şeye koşturmak zor oluyor. blogları ziyaret etmeye çalışıyorum elimden geldiğince ama tabi her zaman da yorum yazmak mümkün olmuyor. bazen sessiz takipçi oluyoruz ister istemez. yani okumuyorum görmüyorum sanma yazdıklarını.fimo süper bir şey bu arada bir başlasan eminim sen de müdavimi olursun:)verdiğin bilgiler çok ilginçmiş bayıldım demek neler neler varmış daha bilmediğimiz yahu. böyle tariflere de zaten bayılırım ben.bulsam denerim herhalde olur mu diye. çok teşekkür ederim canım sözlerin için düşüncen için valla buradan gelip giden oldukça biz de söyleyebileceklerimize kahve getirin diyoruz bakalım yine gidenler olacak söyleyeceğiz inşallah. şu kargo olayı Cezayir'e kolay olsa aslında çok rahat olur bizim için ama bu sefer biraz daha kapsamlı bir araştırma yapacağım inşallah. çok sevgiler canım öpüyorum kocaman.

    YanıtlayınSil
  5. ne guzel yazmizsin, ufacik tefecik mutlu detaylar! bayildim ;) emegine saglik !

    YanıtlayınSil
  6. merhaba!Beni bloğuna kadının sesi ndeki yazın getirdi..bloğun hoşuma gitti..Cezayir bilgileri de dilinden güzele benziyor..hoşgeldim ben..:))

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)