10 Temmuz 2013 Çarşamba

Masal bahçe

Bizim buralara yaz geldi nihayet. Korka korka söylüyorum aslında ya yine rüzgarlı günlere dönersek endişesi taşıyarak. Sanıyorum bundan sonra daha yüksek derecelere ulaşırız. Sıcaklığın yüksek olması ama nem olmaması en büyük sevincimiz. Denizle henüz kavuşamasak da seviyoruz havanın bu hallerini. 

Dün iş sonrası yemekte ne var acaba diye bakmak için yemekhaneye indik. Bu arada bizim burada ramazanın ilk günü bugün. Türkiye'den bir gün farkla başladık ramazan ayına. Yemeğin henüz hazır olmadığını öğrendiğimizde bekleyelim dedik. Bir süredir harika sebzelerin olduğu bir bahçenin yapıldığı herkesin dilindeydi. Gidelim de biz de görelim bari dedik. Aman tanrım bir de ne görelim kocaman ay çiçekleri, sırık gibi domatesler, yemyeşil kıvırcıklar, kocaman tombik karpuzlarla dolu bir masal bahçe adeta. 


Ay çiçeklerini hep çok sevmişimdir. Nasıl da şahane görünüyor ya şuna bakın!


Ayçiçeğinin açmamış halini görmemiştim ilk kez burada gördüm. Fotoğrafta çok belli olmuyor sanırım ama açmayan hali bile güzel geldi bana. 


Bunlar da kıvrım kıvrım kıvrık marullar. Lezzetleri öyle güzel ki, tazecikler. Birkaç sefer yemekhanede ikram etmişlerdi. Meğer kimse toplamıyor diye bozuluyorlarmış. Yapan kişi gelin alın dedi istediğiniz kadar. Ahh ben önceden bilsem kesin biraz toplardım, çünkü marul çok severim. 



Hobi olarak ilgilendiğini söyledi Ramazan Bey. Akşamları gidip televizyon izleyip kağıt oynayacağıma bahçemle ilgileniyorum dedi pek hoşuma gitti. Çabalarının karşılığını almış ama fazlasıyla. Harika bir bahçe yaratmış. Bayıldık. 


Bu da soğanmış. Ben böyle soğan hiç görmemiştim. Bu arada sürekli onu görmedim bunu görmedim diyorum işte buradan anlayabilirsiniz toprak, bitki ve bahçe konusunda ne kadar tecrübesiz olduğumu. Bu bildiğimiz soğan.  Toprağa ektiğimizde, eğer yeşillenen kısmını hiç toplamazsak böyle uzuyormuş. En sonunda da bu sırık gibi halinden çiçekli bir sürü kısım çıkıyormuş. Sonra bu minik yerlerinden bir sürü soğan veriyormuş. Değişik bir tür tohum mu diye sordum ama yok dedik normal soğanı aldım toprağa ektim dedi Ramazan Bey. 


İşteeee bu da sera. Görünce inanamadım. Sera var dediklerinde ben minik böyle sevimli bir sera yaptılar sanmıştım bu epey büyük içi de genişçe bir sera. Çok emek verilmiş belli ki. İşte severek yapılan iş kendini nasıl da belli ediyor. 



Karpuuuuz.. Kocaman bir karpuz olmuş baksanıza. Pek de güzel olur yemesi taze taze. 


Domatesler şu anki halleriyle tam da turşuluklar. Epey bir süredir canım domates turşusu istiyor. Türkiye'ye gittiğimde de telaştan yiyemeden geldim. Bu sefer not aldım ama gidelim ilk işim domates turşusu almak olacak şöyle güzel bir turşucudan. Bu domatesler kıpkırmızı olduklarında görelim bir de bakalım nasıl da resim gibi olacak bu tarlalar uzaktan. 


Bu da Ramazan Bey, bahçe sahibi. Belki fotoğrafının çekilmesini istemez diye düşünerek sormadım. 


Veeee bize iki tane tazecik salatalık kopartıp verdi sağ olsun. Yemek öncesinde tuzlayıp çıtır çıtır yedik. Ne zamandır böyle tazecik salatalık yememiştim. Burada salatalıklar hiiiiçç güzel değil; acı ve yumuşak. O yüzden alışverişlerde neredeyse hiç salatalık almıyoruz. Çok nadir bazen yemekhaneden istiyorum cacık falan yaparken. O yüzden kahvaltılarda da salatalık yemeğe alışkın olduğumuzdan çok özlüyoruz. Gurbette olmak gerçekten çok zor. Şöyle diyeyim olanakların az olduğu yerlerde gurbette olmak zor. Cezayir de olasılıksız bir ülke diyebilirim. Bunca şeye rağmen bazen hala nasıl oldu da 6 koca sene dayanabildim diye düşünüyorum. 


Bahçe keyfi sonrasında kendi bahçemizi düşünüp üzüldüm. Biz bir iki cm büyüyen domateslere seviniyoruz iki adım ötemizde neredeyse göğe değecek uzunlukta domatesler var. Biz gerçekten bu işi bilmiyormuşuz. İlerde çocuğum olursa ona öğretmek istiyorum, toprağı işlemeyi, ürünleri yetiştirmeyi ve sevmeyi. Toprağı seven ona alışan insan başka oluyor. Keşke zamanında bize de öğretselermiş. Olsun hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız. Öğrenmeye devam!


Bu arılar geçen sene bizim yatak odamızın camına kovan yapmışlardı. Ama üzerlerinde arı olmadığından kurtulmamız kolay olmuştu. Eşimin arıya alerjisi olduğundan hemen icabına baktık bir arkadaşın yardımı ile. Bu sefer de o bize yardım eden arkadaşımız Ümit ve eşi Duygu'nun yatak odalarının camına kovan yapmışlar. Bu sefer gördüğünüz gibi üzerinde bir sürü arı var. Bakalım onlar bu işi nasıl halledecekler. Zira böyle durumlar tehlike arz edebiliyor özellikle de yaz günlerinde kapı pencere her dakika açılıyorken. 

Şimdilik bizlerden haberler bu kadar. Kedimle ilgili yazımı hazırlıyorum internet bağlantımız el verdiğinde onu da yayınlayacağım. 

Haftayı bitirmemize bir gün kaldı. Cuma günü tatil. Bir an önce tatil gelsin de bahçede keyif yapalım istiyorum. Bahçe bir başkaymış, tecrübe ettik öğrendik. Umarım Türkiye'de de bu kadar keyif alırız. 

Not: Gezi parkı ile ilgili yazmıyorum diye unuttum sanmayın. Her daim gözümüz haberlerde. Her daim üzüntümüz artıyor yaşanan olaylar sonucunda. Bekliyoruz ki her şey bir an önce yoluna girsin gencecik insanlar ölmesinler. Daha neler olacak bakalım, neler görecek bu gözler, neler duyacak bu kulaklar. Bazen gerçekten sarf edilen sözleri aklımız almıyor. Allah onların hepsini bildiği gibi yapsın demekten başka bir şey söyleyemiyorum. Rahmetli babaannem hep böyle söylerdi ben de şimdi onun gibi söylüyorum işte.


10 yorum:

  1. harika bir bahçeymiş valla
    yok yok

    YanıtlayınSil
  2. çok zevkle okudum, böyle bahçelere ben de bayılıyorum. her şey tazecik.

    smrdmr.blogspot.com

    YanıtlayınSil
  3. Nilgüncüm;
    Ben de aynen senin gibi düşünüyorum. Canlı canlı görünce daha da bir harika geliyor ki insana:):) Sevgiler çok

    YanıtlayınSil
  4. Sevgili Semra;

    Zevkle okumanıza sevindim. Ben de bu tip bahçe fikirleri, dekorasyonları, düzenlemeleri ve ekim dikim işleri ile ilgili yazıları büyük bir zevkle okurum hep ve bolca hayaller kurarım. Hele baharda ve yazın en güzel şeydir bahçeler:) Çok sevgiler ve selamlar blogunu ziyaret edeceğim:)

    YanıtlayınSil
  5. Soğanlarla ilgili bilgi vereyim. O çiçek gibi olmuş soğandan galiba siyahtı küçük küçük çörek otu gibi tohumlar çıkar. Önce o tohumlar ekilir arpacık olur. Sonra arpacıklar toplanır bir kısmı satılır bir kısmı tohum olarak ayrılır tarlalarda. Arpacıkları ekince büyük soğan elde edersin ve yine böyle çiçekli tohumlar. Soğan çok zahmetli bir iş yani. Bahçeye taze soğan ekmek için arpacık bulunamazsa evdeki kuru soğanların küçük boyları da ekilebilir.

    Bahçe çok güzelmiş. Ben doğrudan ilgilenmedim ama söylediklerinin hepsini bildiğimi farkettim. Anane ve babanne bahçelerinden tarlalarından öğrenmişim

    YanıtlayınSil
  6. Ne guzel bahceymis, oradan toplanan sebze meyveler de ne lezzetlidir, mis gibi de kokar :))

    YanıtlayınSil
  7. bir sene çeşmealtında bahçeye dikmiştik ayçiçeği gerçekten pek güzel oluyorlar, çitledik sonra... ;) lakin koca bir saksıyla balkonda yetiştirme fikrim ailem tarafından kabul edilmedi, papatyaya kaldım yine :/ bir de Fermina'anımın patates ekme fikrini deneyeceğim :)

    o arılar kimseyi sokmadı de bana, kendiliğinden gittiler de, ühühüüh...

    YanıtlayınSil
  8. GeCe;
    Soğan bilgisi harika oldu çok teşekkürler her ne kadar cevap yazmakta geciksem de yorumunu daha evvelden okumuştum. Dediğin gibi bayağı da zahmetliymiş. Olsun zahmet çekmeden güzelliklere ulaşılmıyor ki zaten. Sen şanslıymışsın anane babanne bahçelerinde bir şeyler öğrenmek büyük bir güzellik. Ben babannemden sadece asmadan yaprak toplamayı öğrendim herhalde bağ bahçe ile ilgili. Ama olsun çok seviyorum ben bahçeyi, bitkileri sebzeleri doğayı ve doğaya ait olan herşeyi:)

    YanıtlayınSil
  9. Yasemen Ç;
    Gerçekten masal gibi geldi bana bu bahçe. İçinden çıkmak istemedim. Elime kağıdı kalemi alıp ortasına kıvrılıp yazmak ve çizmek istedim ama tabi olmadı:)Mis gibi kokuyorlar gerçekten sebzeler. Lezzetleri de güzel bir iki kez denedik bayıldım. Umarım bizimkiler de onlar kadar leziz olur..Sevgiler kocaman

    YanıtlayınSil
  10. Saçaklı;
    Ayçiçeğini ne zaman görsem sarılıp yatasım geliyor benim. O kadar çok kanım kaynıyor ona. Keşke bilimum böcüğü barındırmasa bünyesinde:)Çitlemesi de ayrı zevk ama ben o hali ile izlemeyi seviyorum. Paket çekirdekleri almayı tercih ediyorum. Üzülüyorum sonra onu çitlerken. Onu da saksıda yetiştirmek biraz güç olurdu herhalde. Başka şeyler ek saksıya. Mesela minik domates ek onlar süper oluyor. Arılar kimseyi sokmadı. Ama son hız korkutmaya devam ediyorlar. Çılgın arılar bunlar. Sevgiler canım

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)