6 Temmuz 2013 Cumartesi

Mutlu anlar, anılar


Havada böyle puf puf bulutlar olduğunda hemen mutlu oluveriyor insan. Gökyüzü ne kadar mavi ve güzelse gün öyle güzel geçiyor sanki. Buralara yaz daha yeni geliyor. Akşamları hala serin. Gündüzleri ise sıcaklar yakmaya başladı. Yine de bir gün güzelse ertesi gün mutlaka ortalama bir sıcaklık oluyor. Bugün 38 derece. Artık Türkiye tatilimize az kaldı. Şimdiden gün saymaya başladım bile ben her zaman olduğu gibi. 


Evdeki kedili haller aynen bu şekilde devam ediyor. Bin bir türlü şebeklikle eğleniyoruz. Pamuk kızımızı nasıl yalnız bırakıp da gideceğiz diye düşünmeye başladım bile ben. Gerçi yalnız kalmayacak yiğitin kardeşine bırakacağız ama yine de bizi özleyeceğinden eminiz, üstelik bu kadar birbirimize alışmışken. 


Akşamları bahçe sulamak gibi bir rutinimiz var artık. En kötü ihtimalle iki akşamda bir suluyoruz. Pek umduğumuz gibi olmadı bu bahçe işi, göründüğünden daha zormuş ve epey de emek istiyormuş. Biz pek bu işlerin insanı değilmişiz herhalde diye düşünmeye başladım. Yine de bari birkaç adet domates çıksın da yiyelim, uğraştığımıza değsin diyorum. Nedense paket halinde aldığımız tohumların hiç biri çıkmadı. Aşağıda göreceğiniz domateslerde sonradan fide olarak alınıp ekildiği için büyüdüler. İnşallah bir izne gitmeden biraz çıkar da emeklerimiz heba olmaz. Yine de ısrarla onlarla konuşmaya, onlara şarkılar söylemeye, sevmeye ve sulamaya devam ediyorum. 


Bu minik çilekler de bahçe mahsulleri. Biz bahçeye çilek ekmedik ama komşu bahçeninkinden biraz otlandık. Mis gibi kokuyor ve şeker gibi. Yalnız pek fazla mahsul vermedi. 



Ben ve ofisteki hallerim. Masamda kar küremi, kalemlerimi, lisede aldığım ying yang takvimimi ve hemen kolumun kenarındaki tığ işi kırlent yastığımı görebilirsiniz dikkatlice bakarsanız. Benim kısım zaten bir alem. Odaya her gelen bir kafasını çevirip bakıyor. Daha da bir şeyler koyasım var ama kendimi tutuyorum. Bana kalsa öğlen aralarında kitap okumak için raf bile çakardım herhalde duvarlara. Ben de böyle seviyorum işte ne yapayım. Şimdilerde bilgisayarın altındaki karton takvimin üzerini çiçekli kumaşla kaplayasım var. Penceremizin önünde minik bir bankımız da var onun da üzeri sadece sünger kaplı. Ona da bir kılıf uydursak fena olmaz :)


Bu harika çiçekler tabi ki bizim bahçeden değiller. Komşu bahçeden kareler paylaştım sizinle. Ben de içimi çeke çeke gidip bakıyorum birbirinden güzel bu minik çiçeklere. Lavantaya benzeyenleri çok seviyorum. Bahçem için aldığım çiçek tohumlarının da hiç biri çıkmadı. Fide olarak almak için seraya gitmeye vaktimiz olmuyor. Ama olur da bir gün gidebilirsek en azından 4-5 adet çiçek alayım da ekeyim diyorum.


Bizim burada börtü böcek eksik olmuyor. Afrika olması sebebiyle de daha önce hiç görmediğim acayip böceklerle karşılaşıyorum. Bu sol üstteki fotoğraftaki sanki omurgası çıkmış gibi görünen böcek bildiğiniz çekirge. Ama kuyruğunun ucunda kocaman bir iğnesi var. Öyle korkunç ki anlatamam. Geçenlerde ofise gelirken resmen yolumu kesti. Minik köpüş de misafir olarak geldi bizim verandaya. Kamptaki anne köpek yine doğurmuş. Onun yavrularından birini alıp getirmiş arkadaşlar sevelim diye. Pek tatlı bir kız. Şimdi yeniden annesinin ve kardeşlerinin yanında. 


Can sıkıntım tavan yaptığında veya canımız illa ki bir şey istediğinde çılgınca mutfağa koşuyorum. Koşuyor dediğime de bakmayın zaten minicik evimiz :) Peremeç ne zamandır istiyordum. Bir akşam yemek yokken kahvaltı yapalım diye düşündük bahçede. Genelde sabahları hamur kızartırım ama bu sefer akşam yapalım dedik. Sarımsaklı yoğurtlu ve salçalı pek güzel oldu. Pazı dolması tarifini de teyzem vermişti. Sumaklı nar ekşili değişik ve oldukça lezzetli bir tarif. Yaprak kadar da zor değil sarması bu yüzden hemen yapıverdim. Afiyetle yedik. 


Bu gaz lambalarını her zaman çok sevmişimdir. Renkli renkli almış arkadaşım bahçesinde yakıyor geceleri. Biz henüz göremedik. Bulursak almak istiyoruz. Çocukluğuma gidiyor aklım ne zaman baksam. Bu gaz lambalarının kokusu bile bir başka oluyor. Hatta bitlendiğimde anneannem gaz yağını pamuğa döküp saçlarımı yağlar tarardı, o kokuyu hafızamdan çıkartamadım gitti :)


Bu da arkadaşım Ayşe'nin köpeği,adı Oğlum. Uyumasına hasta oldum. Biraz hareketli bir köpek olduğu için çoğunlukla korkuyorum ama bu halleri bambaşka, insanın koynuna alıp yatası geliyor. Yine de ben kediye alışkın olduğum için köpekler bana kocaman geliyorlar. Patileri ağzı öyle büyük ki sanki beni kırmızı başlıklı kız masalındaki gibi yutacaklar zannediyorum. O yüzden uzaktan uzağa seviyorum diyebilirim. En çok da kocaman sarkık kulaklarını ve tüylerle kaplı patilerini seviyorum, aaa bir de bilgece bakışlarını..

Yine yazacak pek çok şey var. Dünkü cuma tatilimizde dışarı çıktık yine elimden geldiğince fotoğraflar çektim. Onları da bir müsait zamanda düzenleyip buraya ekleyeceğim. Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum.

12 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın ...
    Sanki sen anlatıın, ben dinledim :)
    Dinlemesi öyle güzel geldi ki, sözün bitmesin istedim :)
    İşini seven iş bölümünü böyle süsler işte, benimsemenin işaretidir bu...
    Bol keyifli günler diliyorum sana, sevgiyle kal :)

    YanıtlayınSil
  2. Hayatınıza ne kadar güzel heyecanlar katmışsınız. Tebrik ediyorum. Life is a beautiful.

    YanıtlayınSil
  3. bahçe işi zor olmaz mı?
    millet eviyle doğru dürüst uğraşamazken bir de bahçe bakımı, temizliği derken canım çıkyor. güzel şeyler emek istiyor ama :)

    YanıtlayınSil
  4. Anlatımlarınızın sadeliği ve güzelliği ile sanki bir masal dünyasında buldum kendimi. Bahçe işleri toprağın cinsine göre de değişiyor. Çok büyük emekler bazen sonuç getirmeyebiliyor üzülmeyin. Güzel gözlemlerinizi ve yeni yazılarınızı bekleyeceğim. Huzur, sağlık ve mutluluk adına bol kazançlı bir tatil olsun dilerim. Ankara' dan sevgilerimle...
    (Bugün Ramazan Ayının 1. günü olması da yemek fotoğraflarına gelince dikkat kesilip '-Hııımmm ben de yapabilirim' hissini uyandırdı biran.)

    YanıtlayınSil
  5. Sevgili Tuğba bloğuma bıraktığın yorumdan sonra seni tanımak ve yorumuna yanıt yazmak için seni ziyarete geldim. Nasıl bir keyif aldıysam artık kalkıp gidemedim. Akşama da geleceğim ve bol bol okuyacağım o sıcacık yazılarını.

    Gurbet insanı çok çabuk olgunlaştırıyor. Her yılı 5 yıl gibi... İnan bana biliyorum da söylüyorum . Yaşamın sırrını erken çözenlerin bilgeliği,zor bulunan iyi ama gerçekten iyi insanların temiz yüreğini gördüm sende.

    Yolun açık ,mutluluğun huzurun daim olsun genç arkadaşım!

    YanıtlayınSil
  6. Banuca;
    Çok teşekkür ederim güzel yorumun için. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum işte buradaki günlerimi yaşadıklarımızı. Zaten anlattıkça da anlatası geliyor insanın:) İş yerimi ve yaşadığım bu küçücük yeri benimsemek için böyle güzel detaylara ihtiyaç duydum ve aslında hep de duyardım zaten. Nereye gidersem orayı kendime benzetmeye çalışırım biraz:)Böyle mutlu oluyorum ben de işte.Ben de sana bol keyifli, huzurlu mutlu günler diliyorum kocaman sevgiler:):)

    YanıtlayınSil
  7. Defne;
    Hayatımızı bir parça da olsa rutinden kurtarmak ve güzelleştirmek adına elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz sevgili defne:):) Çok selamlar ve sevgiler:)

    YanıtlayınSil
  8. Buket;
    Bahçe işlerinin zor olduğunu tahmin ediyordum ama bu derece zor olduğunu edememişim demek. Hani böyle sanki ellerim sihirli de ektiklerim hemencik çıkıverir gibi geliyordu. Ellerimde sihir olmadığını da tecrübe ile anlamış bulundum. Bahçivanların ektikleri kocaman oldu benimkiler bozuldu öldü:( Bu işin sırrı da vardır elbet zamanla öğreneceğiz inşallah. Bol bol konuşmaya çalışıyorum onlarla babaannemin yaptığı gibi ama umarım işe yarıyordur:)Benim de canım çıkıyor inan:)Ama yine de çok güzel uğraşmak:) Sevgiler çok

    YanıtlayınSil
  9. eratasarım2012;
    ne kadar güzel sözler bunlar inan çok mutlu oluyorum böyle sözler duyunca. Çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana bunları hissettirebiliyorsam.Bazen dediğin gibi büyük emekler harcanıyor ama sonucu alınmıyor. Aslında belki de alınıyor da biraz geç oluyor diyelim. Ben böyle düşünmeyi tercih ediyorum. Mesela bir tane tombik salatalığım çıkıyor. Onu görünce hepsine de değiyor inan:)Bir tanecik de yesem yetecek bana:)Benden de Ankara'ya kocaman sevgiler. Yemek fotolarına gelince bence sen de yapabilirsin iftar için de güzel seçenek olurlar hem de yapması kolay:) Afiyet olsun..

    YanıtlayınSil
  10. coletté;
    Beni ziyarete gelmenize çok memnun oldum. Teşekkür ederim:) Umarım bundan sonra daha sık haberleşiriz:)Yazılarımdan keyif almanız da beni çok mutlu etti. Umarım hepsi size aynı hazzı verir. Gurbette olmak zor ama dediğiniz gibi insanı güçlü yapan yanları var. Burada pek çok şeyi öğrendim ben ve hala daha öğreniyorum. Mesela bu kadar sabırlı biri olduğumu bilmezdim. Bazen de bu kadar polyanna olduğuma şaşırıyorum. Yine de daha öğrenecek çok şeyim olduğuna inanıyorum. Nazik sözleriniz beni çok duygulandırdı çok mutlu etti. Size de mutluluk huzur sağlık ve güzellik dolu günler diliyorum. Kocaman sevgilerim ve selamlarımla. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle. Sizin okumaktan büyük keyif alıyorum. Umarım bir dün tanışma imkanı da buluruz:)

    YanıtlayınSil
  11. balık tutmak sabır işi sanırdım ama bu bahçe işi daha fenaymış... en azından balığa çıktığında tutamasan da dönerken sonuç belli, bunda bekle allah bekle... buna rağmen ben de saksılar da bir iki denemeye yapacağım yine, du bakalım...

    :)

    YanıtlayınSil
  12. Saçaklı;
    Ben balık tutmayı hiç sevemedim ama çok da denemedim itiraf edeyim. Bana biraz tembellik gibi geliyor ne biliym sıcağın alnında öyle gel balık gel balık bekle saatlerce. Yemesi güzel. Sen tut ben yerim:) Ya da sandalla çıkarız ben kitap okurum sen balık tutarsın ya da ben atlar yüzerim sen yine balık tutarsın:)Bu hikayede balık tutan taraf hep sen olacaksın:):)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)