10 Mayıs 2014 Cumartesi

Günlük ritüeller

Saate bakıyorum da geçiyor minik sayılardan kocamanlarına atlaya atlaya, pürtelaş. Kuşlar yine cıvıldıyor, adımlarımdan karıncalar yol yaratıyorlar kendilerine. 

Okumak bir ritüel, okuyacak bir şey olmasa bile aklımdan anıları çıkartıp önüme koyup okuyorum bir bir. Ya unutursam diyorum her seferinde? Unuttuğum gün hatırlatacak bir şeyler olmalı?

Bu sıra renkli kalemler, desenli defterler, danteller ve fotoğraflar mutlu ediyor beni. Hep uzanmak, havayı koklamak, bir şeylere sarılmak, serin sular yudumlamak istiyorum çokça. 

Yaz geliyor ya aklım uçup gidiyor sanki. En çok yaz zamanlarında hakim olamıyorum düşüncelerime, avucumda kelimeler kalakalıyor. 


Şimdi olmak istediğin yer neresi diye sorsa birisi işte burası derdim anında! Pek çok kişinin bilmediği ve bilse bile görmezden geleceği minik bir sahil kasabasında, Kefken'de. Oraya her bir çocukluk anımı sığdırabildim ben, o denli büyük benim gözümde ve o denli kıymetli. Şimdi o ağacın altında yazıyor olmak isterdim bu satırları, teknelerin sesi eşlik etseydi fena mı olurdu yani?


Işık ne mühimdir hayatımızda oysa, sadece karanlık olduğunda anlarız kıymetini. Kedim bile sabahları panjuru açınca bir başka mutlu oluyor sanki. Bu birkaç gündür kızgınlık döneminde, başa çıkmaya çalışıyoruz, sevgiyle...Güneşe gözlerini kısarak bakıyor ama güneş alan yerlerde kıvrılmayı da ihmal etmiyor. Hem evlerimiz, o güneş gelen tatlı evlerimiz nasıl da huzurlu ve korunaklı aslında. Hep eve dönüşler geliyor aklıma ve türlü yol yorgunlukları, böyle fotoğraflara bakınca. Bir de temizliği sevdiğimi ama can hıraş temizlik yapmayı sevmediğimi düşünüyorum. Yerlere sürünen perdeler hep toz toplarlar ne de olsa!


Bu kadın ben olabilirim. Belki zihnim gitmiştir bir deniz kıyısına. Alabildiğine rüzgarlı da olsa denizin sesini duyardım ben eminim ve o güzelim dalgalar üzerimi incecik bir yorgan gibi örtse keşke. İncecik kum tanelerine elimi daldırsam ve damla damla olmuş tenimi güneşte ısıtsam. Keşke yarın gelse yaz! Belki çok istersem olur!

Not: Sosyal medya delisi olmayalım olmayalım diyorum ama üç gün internetsiz kalınca kafayı yiyorum. Bunu da buradan itiraf etmiş olayım. Yine bir kablo sorunu yaşadık ama neyse ki şimdilik geçti. Ohh ya neydi o günler öyle...Bir gün bunların hepsine güleceğiz inşallah!

5 yorum:

  1. O fotoğraftaki şimdi olmak istediğin yere bayıldım, ne güzel ne huzurlu bir yer orası öyle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Burcu;
      Oraya benim bile bakınca nasıl içim gidiyor anlatamam şu anda. Keşke bilgisayarın ekranından adım atıp da gidebilsem. Bizim yazlığın olduğu yer orası, çok güzel bir yerdir. Kefken, belki bilirsin. İzmit'e çok yakın kandıra'nın bir köyü. Artık eski köy hali kalmadı tabi ama yine de çok güzel. Çocukluğum orada geçti. Blog da sık sık da bahsederim. Yakında yeni bir yazı da yazacağım orayla ilgili. Huzur bulduğum ender yerlerden biridir. Sevgilerimle

      Sil
  2. ne tatlı keyifli yazmışsın. kefken. bak bi de kerpe var o da uzak değil. bloguma hoşgeldiin. yorumunu da yanıtlamıştım. görüşürüz ki yineee. bi de cezayir ne ilginç. babanın işi mi. yoksa senin iş veya okul mu yaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çoook teşekkür ederim:) Kefken asla vazgeçemeyeceğim bir yerdir benim için. Kerpeyi de bilirim bilmem mi:) Az gitmezdik oraya da ki hala da gideriz her kefken tatilimizde:) Yoruma bakıyorum şimdi ben de. Görüşelim kesinlikle:) Sık sık:) Cezayir'deyiz evet 7. senemdeyim. Eşimin işi dolayısıyla buradayız. Farklı bir yer ama çok içimize işledi buranın her şeyi...Yazarım yine bol bol. Yorum için teşekkürler çok sevgiler selamlar bu turuncu, tozlu iklimden:)

      Sil
  3. heey cezayir çok ilginç ya tamam gelcem zaten de baksanaaa son yazımda üç mim var yapsanaaa isterseeen :)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)