21 Ağustos 2014 Perşembe

Beni Yanni; Detaylar

Önceki yazımda biraz bahsetmiştim Beni Yanni'den. Bulunduğumuz yere uzaklığı 1.5 saat kadar sürüyor. Aslında yollar virajlı ve tek şerit olmasa belki biraz daha kısa sürer. Gidiş bana Kefken yollarını hatırlattı. Manzara oldukça güzeldi. Hava da o gün sıcak olmasına rağmen fırın gibi değildi. Durup düşündüm ya buralarda doğmuş olsaydı ve oradan dışarı çıkamasaydım nasıl bir yaşamım olurdu diye? Akşam saatlerinde sokaklar çok dolu oluyormuş, sadece fuar zamanı değil normal zamanlarda da. Kadınlar dışarı çıkar, sokaklarda yürürlermiş. Ama çok büyük bir yer değil, sadece çok tepede. Kadınların en büyük lüksü herhalde sokakta yürümek diye düşündüm, üzüldüm. Bu tarz yaşam alanlarında hep öyle aslında, camdan bir fanusun içinde gibi yaşanıyor.


Gündüz saatleri, aslında öğle saati demeliyim pek çok dükkanın kepenkleri böyle kapalı oluyor. 


Burası da bir eczane. Daha çok savaş zamanından kalma gibi veya bir depo gibi. Türkiye'deki modern eczaneleri düşününce nasıl da tuhaf geliyor bu yerler. Ama işte buraların yüzü hala eskiye dönük, görüyorsunuz. 


Bu da bir ev ve bahçesinin girişi. İçini de görmek isterdim aslında. Hoşuma gitti bahçesindeki ağacı, tahta kapısı. Belki içeriyi görsem çok üzülürdüm, hayal etmek daha iyi. Ama bahçeye bakınca orada oyun oynayan çocukları hayal etmek pek zor olmadı.


Eczanenin bulunduğu binanın yan cephesi burası. Duvarda iki tane tablo asılıydı. Bu resimdeki kişi kim bilmiyorum ama orası için önemli biri olmalı. Herhalde aile eşrafından birini asmamıştır adam evinin duvarına, sokaktan görülecek şekilde. Yine de hoşuma gitti. 


İkinci fuar alanına giderken arabayı park ettiğimiz yerden almak istemediğimiz için yürüdük. Dağ havası almak da iyi geldi aslında. Yürürken susadığımız için kasetçiden bozma bir bakkaldan meyve suyu ve su aldık. İçerisinin fotoğrafını çekmemize izin vermedi amca, halbuki ne olacak çeksek? Biz de kapıda asılı oyuncakları çektik. Görüyorsunuz ya oyuncaklar ne kadar eski. Benim çocukluğumda bile daha güzel oyuncaklar vardı. Eminim çocuklar onlara sahip olmak için bile ne hayaller kuruyorlardır.


Burası da sergilerin kurulduğu okulun içindeki bir sütun. Çok iç açıcıydı. Öyle eski, pis ve bakımsız bir okulda böyle bir sütun olması şaşırtıcıydı ama hala bir umut olduğuna dair işaret gibi algılamama yetti. 


Bu da okulun girişindeki bir bank. Bu bankı alıp, sırtlayıp götürmek istedim. Üzerindeki mavi seramikleri çok sevdim.Tuvaletlere yakın bir yerde olduğundan oturup soluklanamadım ama yine de uzaktan da bakmak güzeldi.


Yolda bir minik kafeye uğradık. Bir dondurma aldık bir de meyve suyu. Çilekli süte benzer bir meyve suları var, rengine vuruluyor insan ama tadı beni çok baydı, içemedim. Kafenin tuvaleti nispeten temizdi. Girişte banklar ve böyle yuvarlak masalar vardı. En çok masaları sevdim. Biraz soluklanıp yolumuza devam ettik.


Giderken de yolda gördüğümüz teyze bu sefer geri dönüyordu. Durdu bize selam verdi, para istedi. 101 yaşındaymış. Hala yürüyebilmesine sevindim. Ama zayıflıktan kemikleri sayılıyordu. Saçları kınalıydı, tupturuncu, ama yüzünde hüzünle karışık bir aydınlık da hakimdii gözleriyse yorgundu. Sımsıkı tuttuğu bastonuna sarılı ellerine baktım en çok. Yaşlılarda beni en etkileyen ikinci şeydir eller, ilki bakışlardır.


Kimi kimsesi yok mudur diye merak ettim. Bacakları incelikten kırılacak gibiydi. Acaba torbasında ne vardı? Onca yolu ne için yürüyordu acaba? Kabylece konuştuğu için pek anlaşamadık, sormak isterdim tüm bunları. Belki tüm hayat hikayesini anlatmak isterdi bize. Ona gönlümüzden kopan bir miktar para verdikten sonra elimizi öptü, çok mutlu oldu. Burada genelde yaşlılar ellerini öptüğünüzde onlar da sizin elinizi öpüp alnına koyuyor. Sanırım saygıya karşı minnettarlık. Yoksa bizdeki gibi yaşlıların elini öpmek gibi bir şey herhalde yok. Birkaç kez daha başımıza benzer şey geldi, kimi öptürmüyor kimi de öptürünce karşılığında o da öpüyor. Güzel bir şey aslında. Ama bu teyze elimizi öpünce içimiz parçalandı. Keşke ona hayat daha iyi davransaydı!


Bu da bir hatıra fotoğrafı. Adını bile öğrenemedik ya. O sırada sormak aklıma bile gelmedi. Umarım herşeye rağmen gülümsemeye devam eder.

4 yorum:

  1. bence burada nesis film çekilir ya. doğal plato :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bende benzer şeyleri düşündüm gezerken. Böyle bir havası olması beni mest ediyor. Uzun soluklu olunca sıkar elbette ama böyle gidip gelmeler zaman yolculuğu tadında oluyor:)

      Sil
  2. Fotoğraflar şahane!
    101 yaşındaki teyze, inanılmaz!!! Umarım kimi kimsesi vardır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım. Ben de inanamadım teyzeye. üstelik epey de yol gitti geldi. Hali biraz üzücüydü açıkçası, kimi kimsesi varsa da pek hayırlı kimseler değillermiş gibi geldi bilmiyorum umarım öyle değildir benim kuruntumdur..

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)