10 Ağustos 2014 Pazar

Dalgalar ve fasulye

Türkiye tatilimizde herhalde en çok denize yakın olduğum için mutlu ve huzurlu hissediyorum. Dilediğimce kokusunu içime çekiyor, fırsat buldukça yakınlarında olmak için çaba gösteriyorum. Denizle iç içe bir yaşam en güzeli!

Fırtınalı ve bol dalgalı bir İzmir havasında çekmiştim alttaki fotoğrafı. Çok harika değil belki ama o anki hislerimi yeniden yaşamama yardım ediyor. Arabadan inip dalganın içine bırakmak istemiştim kendimi. Köpüklere dokunmak en sevdiğim. Sahilde yürürken ufak bir dalga ile bile olsa, denizin minik damlalarıyla beni ıslatmasını hep sevdim.


Tuhaf rüyalar serüvenime sanırım yeniden başladım. Fasulye nasıl yetişir nasıl toplanır hiç bilmem. Toprağı tanımam, bir bahçemiz veya toprağımız hiç olmadı gibip ürün toplayabileceğimiz. Ama seviyorum. Şimdiki aklımla olsa her yaz en azından bir hafta hayata dair daha fazla şey öğrenebilmek adına bir yerlere gider öğrenirdim toprak nasıl ekilir, ekinler nasıl toplanır. Şimdiye dek sadece bir defa üniversitede bir araştırmaya gittiğimde Adana'da pamuk toplamıştım. Bir kaç sefer komşu bahçesinden, erik, kiraz, dut toplamışlığım var hepsi o. Gelelim nereden bu konuyu açtığımda. Geçenlerde rüyamda fasulye toplamaya gitmek için hazırlanıyorken gördüm kendimi. Epey stres olmuştum nasıl yapacağım diye. Neye istinaden bu rüyayı gördüm bilmiyorum, hele anlamı nedir onu hiç bilmiyorum ama fasulyeyi çok severim, belki de canım istedi. Sonrasında biraz araştırdım nasıl yetiştiğine ve nasıl toplandığına baktım. Fasulyelerin dallarda duruşunu çok sevdim. Daha önce enginar tarlası da hiç görmemiştim, o nasıl bir güzellikmiş öyle. Burada bir enginar tarlasına rastladım ve çok mutlu oldum. Yakınına gidip bakamadım ama uzaktan gördüğüm manzara bile ben fazlasıyla mutlu etti. 

fotoğraf: www.yemekevi.tv

Şimdi bazen kendi kendime Türkiye'ye döndüğümde neler yapmak istediğimi planlamaya çalışıyorum. Evet hayat öyle bir şey ki pek plan yapmaya gelmiyor ama en azından hayal ediyorum diyebilirim. Bir marangozdan ağacı işlemeyi, bir bakırcıdan bakırı dövmeyi, komik gelecek belki ama işini severek yapan bir kasaptan etin inceliklerini öğrenmek gibi düşüncelerim var. Hayatın içindeki bu detaylara hakkında daha çok bilgi sahibi olmak istiyorum. Halı dokumak mesela hep yapmak istediğim bir şeydi. Keşke dönem dönem böyle yerler gidebilseymişim zamanında. Belki diyorum ileride çocuklarım yapar onlar öğrenirler ama tabi istemeyebilirler de. Genelde ebeveynler kendi yapamadıklarını çocukları yapsın isterler ve aksi gibi çocuklar pek heves etmezler. Ama hayat bize ne gösterecek bilemiyorum. Umarım hayata benim kadar meraklı bir evladım olur. Onunla ben de pek çok şeyi yeniden öğrenebilirim. 

Öğrenmeyi, hayatımın her döneminde sevdim. Çocukken okula bayılmazdım ama ders kitaplarımı okumayı severdim. Öğretmenlerimi ve onların ağzından çıkan her yeni kelimeyi severdim, dinlerdim heyecanla. Unuttuğumu bilgilerim için bile çok üzülüyorum. Keşke her detayı aklımda tutmayı başarabilseydim. Sanırım günün birinde bir dilek dilemem gerekse hayatıma dair her anı hatırlayabilmeyi dilerdim en ince detayına dek. 

Yaşamak güzel şey. Bir bitkinin yeşerdiğini görmek gerçekten bir mucizeye tanık olmak gibi. Bu anları yaşayınca insan daha iyi anlıyor hayatın kıymetini. Her şeye rağmen yaşayabilmek güzel diyor, hayat o kadar da kötü değil diyor. Binbir mucize var etrafımızda her an, her saniye de yenisi oluyor aslında.

Bir rüyanın getirdikleri işte tüm bunlar. Yeni bir günde yeni heyecanlarla devam ediyor hayat. Bir kedi uyanıyor, bir insan telaşla koşuyor, kimisi okuyor, kimi onarıyor, kimi yazıyor; ama hepsi ayrı bir heyecan. ,

Hayata dair heyecanlarımızın hiç bitmemesini diliyorum. 

6 yorum:

  1. ah tuğbacm, dün gece deniz kenarında güneşi batırdık arkadaşlarla. onlar gelmeden önce ben gitmiştim. bir de öyle yalnız oturdum yarım saat. bir denizin varlığı, hele anında ulaşılır olması tüm hayatınızı yönlendiriyor bence de . çünkü böyle küçük ve işlevsiz kasabada hayat geçirmenin tek mantığı bu bence. bugünde kızlarla buluşacağız. ama ben o fazla kimsenin olmadığı, yemekleri yiyip akın akın sahile gelmedikleri zamanı seviyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Buket deniz kenarında gençken ne çok gün doğumu batımı izlerdik bir heves. Şimdi gün doğumuna kadar oturmaya mecalimiz kalmıyor hoş deniz kenarında da oturacak yer yok ama:) Yine de varlığını bilmek iyi geliyor. Deniz, o mavilik o koku inanılmaz rahatlatıcı bir şey gerçekten. Ben Ankara'da nasıl 5 sene kalmışım diye bazen hayret ediyorum kendime. Ben de sakin zamanları severim, susup dinlemeyi, izleyip hayal kurmayı, kalabalık olunca harala güreleden bir şey anlamıyor insan. Sen bi yalnız gidişinde benim için de denizin kokusunu içine çek ve hayaller kur. Belki birlikte de gideriz bir gün:):)
      Sevgiler

      Sil
  2. Gün doğmadan neler doğar ... Belki... Hayatı sev sen yeter gerisi hikaye !
    Mutlu bir hafta dilerim sana ...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söylemişsiniz, gerçekten hayat enteresan, her zaman türlü sürprizler çıkartabiliyor karşımıza. En önemlisi de sevmek, buna yürekten inanıyorum. Ben de mutlu bir hafta dilerim. Kocaman sevgiler öpücükler:)

      Sil
  3. Ahhh :) Deniz, dere, göl.. Kısacası su olmayan yerleri sevmem, ısınamam. Ne güzeldir suyun sesiyle bulutları seyretmek. Suyun serinliğini hissetmek.. Yukarıdaki fotoğrafı görünce tatilden yeni geldiğim halde acayip istek oluştu içimde, şöyle su kenarında biraz oynamak için. İnsan yakın olmalı suya.
    Yeni şeyler öğrenmenin heyecanı da bambaşka. Benim de vardır böyle isteklerim ama hiç cesaret edip de girişmemişimdir. Halbuki biraz girişken olup adım atmak lazım. Sanki yaşınız çok geçmiş gibi yazmışsınız ama hiçbir zaman geç değil öğrenmek için :) Dilerim isteklerinizi gerçekleştirirsiniz. Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir ortak nokta bu böyle. Bende soğuk ve ruhsuz buluyorum bir göl deniz olmayan yerleri. Ankara'da belki de üniversite yıllarımı geçirebilmemin nedeni göl kenarına falan gitmemizdi. Ben de ne zaman bir deniz fotoğrafı görsem deliriyorum bilgisayar başında. Bu sene yine hasret gideremedik kendisiyle şöyle doya doya ama olsun yine de kısa süreli de olsa kavuştuk ve o an harikaydı. İnsan yakın olmalı suya ve tenimiz suya hasret yaşamamalıyız asla.
      Öğrenmek için geç değil elbette. Bence de istedikten sonra her yaşta öğrenilebilir bir şeyler ama o ilk gençlik yılları gibi olmuyor insanın öğrenme kapasitesi, bu bilimsel bir gerçek. Bazen geç kalmış hissediyorum, burada olmanın da getirdiği bir his sanıyorum bu. Buradaki zamanlar kimi zaman kayıp gibi geliyor istediklerini yapabilme yolunda, ama inşallah döndüğümde telafi edeceğim.
      Ben de sizin için aynı güzel dilekleri diliyorum. Her şey gönlümüzce olsun:)
      Sevgiler kocaman.

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)