13 Ocak 2015 Salı

Bahar kokusu



Günlerdir Türkiye kadar olmasa da burada da epey soğuk vardı. Ha yağdı ha yağacak diye kar için dilek tuttum ama ne yazık ki dağlar haricinde bir yere yağmadı. Cezayir'i Afrika'da olduğu için çok sıcak iklime sahip sananlar var ama ne yazık ki öyle değil. Türkiye ile iklim çok benzer. Yalnız kimi zaman kandırıp güzel günler yaşatabiliyor kışın ortasında. Geçen sene de Ocak ayı çok soğuk geçmişti ama biz Türkiye'deydik. Şubat ayında geldiğimizde nispeten güzel bir hava hakimdi. Hiç boğazlı kazak giymeyip eldiven bere takmadığımı biliyorum. Bu sene öyle değil pek, bilemiyorum Şubat ayında biraz ılınır mı ama 2-3 derecelere uyandığımız sabahlar da oldu, daha da olacaktır. Mart ayı kesinlikle soğuk yapacaktır. 

Doğa coşmuş halde. Yazın o kurak topraklar, susuzluktan çatlayan topraklar şimdi adeta üzerine yeşil bir örtü serilmiş gibi. Papatyalar var üzerlerine işlenmiş gibi ve ağaçlar henüz yapraklarını dökmedi. Bir de bahar bahar kokuyordu ki öğlen ortalık, bahçede bir kahve içtim dayanamadım, üşümedim de üstelik. Mevsimler gerçekten değişiyor. Kışın yapraklarını dökmesi gerekirdi ağaçların ama bazılarının üzeri halen meyve dolu. Birkaç gün evvel hala sokak satıcılarının tezgahlarında kavun doluydu inanamadım. Eminim bal gibidir de. Son zamanlarıdır artık yakında biter sanıyorum. 


Güzel havayı fırsat bilmek böyle bir şey işte. Ben de güzel havalarda hep çamaşır yıkayıp mis gibi asmak isterim. Fakat ortam şantiye ortamı olduğu için etrafta inanılmaz toz oluyor. Öyle her vakit gönlümüzce asamıyoruz. Ama fırsattan istifade edip battaniyelerini ve kışlık elbise ve mantolarını yıkayan bir Cezayirli aile var gördüğüm kadarıyla. Tüm eşyalar alabildiğine renkli, çiçekli ve eğlenceli göründü gözüme. Bu bahardan kalma günü yaşarken içim çiçek gibi açıldı. 


Umarım fotoğraftan seçiliyordur ama kamp alanımızın hemen dışında kocaman kümeler halinde kaktüsler var. Yakındaki küçük kasabaya kadar pek çok var hemde. Ama yaşam alanımızın içinde bir minik öbek bile yok. Afrika kıtasında en çok bu devasa kaktüs gruplarına bayılıyorum. Bir kaktüssever olarak neden yakınlarımızda yok diye üzülüyorum ne zaman önlerinden geçsem. Yazları meyvelerini her yerde satıyorlar. Kırmızı iş makinası da yeşille büyük bir uyum içerisinde gibi geldi. Bunca sene geçmesine rağmen hala iş makinalarından korksam da bazen gözüme güzel görünebiliyorlar. Ama çoğu zaman transformers gibi dönüşeceklerini sanıyorum. 


Benim sevimki kedi arkadaşım arada ofisin önüne geliyor. İlgi delisi tatlı bir kedicik. Adını komik bakışlarından ötürü Şakir koyduk. Mama çiğnemeyi bilmiyor sokak kedilerinin çoğu hemen hooop diye yutuveriyorlar. Bazen boğazlarında kalacak diye korksam da o çılgınca yeme isteklerini görüp mutlu oluyorum. Beni pek sevdi kendisi. Hemen kucağıma çıktı sevdirdi kendini. Sonra uzaklaştı gidiyor derken, tam de yere eğilmiş taşlara bakarken hop diye sırtıma çıkıverdi. Bütün hayvanlar elbette ki çok güzel ve özel ama kediler bir başka gerçekten. İyi ki varlar hayatımızda. E bir de şantiye ortamında fareleri azalttıkları su götürmez bir gerçek!

10 yorum:

  1. Ne zamandır uğramamıştım bloguna, ilk dikkatimi çeken arka plan değişikliğin oldu. Ne güzel olmuş. Ama o kaktüslü olan da güzeldi valla. Kaktüs diyince de yazına döndüm, acaba kamp alanı inşa edilirken var olan kaktüsler sökülmüş, sözüm ona temizlenmiş olabilir mi? Öyleyse onca kilometre uzaktan ben bile üzülürüm.
    Birkaç yıl önce biri, saksıda kocaman bir kaktüs fotoğrafı atmıştı bana. Tam ortasında da çok narin bir çiçek.'' 10 yıl süren sabırlı uğraştan sonra nihayet çiçek açtı'' yazmış altına. ''Bana seni hatırlattı'' demiş bir de. İyi bir şey mi kötü bir şey mi bilemedim ama ben çok sevmiştim bu benzetmeyi. Ondan beri kaktüsleri ayrı bir severim.
    Bir de şey var, propaganda filminden bir replik
    - En sevdiğim çiçek dağdaki diken, en sevdiğim hayvan da çöldeki deve
    - Deve mi? Niye kız?
    - Onlar kadar dayanıklı olmak isterdim...
    İşte böyle. Dikenleri, kaktüsleri ne kadar sevdiğimi uzun uzun açıkladım ya, şu hayattaki misyonum belki tamamlanmıştır :( peh.

    Tuğba yazılarını özlemişim.
    Ve çalan müzikler nasıl güzel...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldin yeniden:)
      Epeydir uğramamıştın evet ve şimdi eski bir dostu görmüş gibi sevindim yazmana. Arkadaki kaktüsleri çok seviyorum ama biraz değişiklik istedim. Belki yakında yine kaktüslere dönebilirim:)
      Kamp alanı inşaa edilen yer üzüm bağıymış yani hiç kaktüs yokmuş. Yan iki tarafımızda hala üzüm bağları var. Eskiden üzüm bağı olduğu için etrafta da kel kel bırakılmış birkaç asma var. Çok büyük yanlışlık yapıp bütün üzüm bağlarını malesef kamp yapılacak diye telef etmişler, düşününce üzülüyorum ama mecburen elbette. Bazen topumuz ya da oyuncak helikopterlerimiz yandaki tarlaya kaçınca gitmişken üzüm de koparıyoruz:)
      Sana o çiçekli kaktüsü yollayan kişi pek düşünceliymiş sevdim onu. İyi bir şey demek istemiş kesinlikle. Propaganda filmini izlemiştim ama nedense hatırlayamadım replik güzelmiş.
      Ben de onlar kadar dayanıklı olmak isterdim. Beni de bıraksan kaktüsler üzerine sabaha kadar konuşabilirim.
      Sen benim yazmamı özlemişsin ben de senin yazmanı özlemişim ne mutlu bize.
      Müziklere eklemeler yapacağım unutuyorum hep, beğenmene sevindim.
      Artık hep gel buralara.
      Sevgiler

      Sil
  2. tuğba,
    havaların çok sıcakken birazcık serinlemesi,çok soğukken birazcık ısınıvermesi bize nefes aldırıyor değil mi?
    gülümseyerek bakabilmek iş makinalarına bile:)) işte hayatı sevmek budur:)
    kedileri sevmek ise hayatın önemli bir ayrıntısı,anlamı:))
    sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım;
      dün hava güneşli olunca gerçekten o güneşi içime işleyip beni gülümsettiğini gördüm. Ne önemli olduğunu o varken pek de anlamıyor insan, her şeyde olduğu gibi aslında. Makinalara gülümseyerek bakmayı henüz başaramasam da deniyorum, böyle renkli olunca falan hoş görünüyor ama gerçekten bu tür mesleklerin de bana ne denli uzak olduğunu anlıyorum her seferinde.
      Kediler hayatın en güzel ayrıntısı bence de. Yaşasın kedili yaşamlar:)
      Sevgiler canım.

      Sil
  3. Tuğba Türkiye gibi derken güneyi kastettin sanırım, zira biz Bursa'da dizimize kadar karlar içinde büyüdük yahu, Cezayir tropik kalır sanırım yanında :D Ama seni anlıyorum, ilk gittiğimde ben de Tunus'a incecik gidip, ocak soğuğunu yiyince "Ama bura Afrikaaaa" diye-kalmıştım! Şimdi bana Türkiye'ye kar mı yağıyor diyip şaşıran Almanları anlayabiliyorum o nedenle :)
    Kedili omuz çok şükela bu arada :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye gibi derken doğru, pek anlatamamışım İzmir gibi daha çok aslında haklısın. Ama benzer gerçekten ya bunu hissettim buradaki süreçte. Ben de ilk gelişte burada hava bambaşka olur, etrafta develer olabilir, tuareglerle karşılaşmak da çok olasıdır diye düşünüyordum. 7 sene de toplamda belki 4 tuareg 2 deve gördüm, hava da öyle çok yakıcı olmadı. Hoş, bölgeye göre değişiyor eski kaldığımız yerde 50 ye varmıştı bir defa ama biliyor musun çok yakıcı olmasını tercih ederdim şu halinden ziyade. Sıcak tropik iklimleri seviyorum benim afrika hayalim hep öyle çünkü.
      Kedili omuz ahh çok da komikti, gıdıklandım bile biraz. Kedili hayatlar iyi ki var yaa yoksa ne boş olurdu dünya onlar olmayınca:)

      Sil
  4. ay 2.foto yaaa :) geçen gün lübnanlılarla konuşuyodum da, su haftada bir geliyomuş yaa. bi de kızlara hiç rahat vermiyolarmış :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. beğendin miiii:) Su sıkıntısı burada da oldu zamanında. Kurbağalı bir dereden çekilip getirilen kokulu bir sudan kullandık kaç sene yıkanmak için, mutant gibi derilerimiz döküldü hep. Şimdi iyi allahtan. Lübnan yemekleri geldi aklıma offf süperler ya içli köfte süzme yoğurt bile var yaa. Burada kızlar gene oralara göre rahat canım, bakarlar falan ama sarkıntılık etmiyor yapışmıyorlar. Daha o kadar yozlaşmadılar.

      Sil
  5. ben açıkçası çok sıcak sanıyordum oraları, çöller felan :) Sen ilk soğuklardan bahsettiğinde dank etmişti kafama oralarda da soğuk havaların olduğu :) Kaktüsleri ben de son bir kaç yıldır sevmeye başladım. Gördükçe daha doğrusu. Ve bayıldım o fotoğrafa. İş makinesinin rengi, yeşiller, ortam, çok güzel bir fotoğraf olmuş.
    Tekrar görüşmek üzere :)
    Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim, yazın sıcak oluyor epeyce ama nem olmadığı için Türkiye'den daha rahat ediyoruz inan ki. Ama ilk gelirken ben de tam bir Afrika gibi olacağını düşünüyordum, yanılmışım. Kaktüs sevgim epey önceye dayanıyor diyebilirim. Bakımları da kolay olduğundan bir minik çiçeklerinden ötürü başlamıştım sevgim. Geçen sene doğum günümde arkadaşımın getirdiği kaktüsleri bahçedeki keçi yediğinde çok üzüldüm. Şimdilerde ofiste camın önünde bir tane var ona iyi bakmaya çalışıyorum. İş makineli fotoğrafı ben de sevdim. Telefonla ancak bu kadar oldu, bir ara büyük makineyle yeniden çekmeliyim. Görüşmek üzere canım. Sevgiler benden de.

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)