8 Ağustos 2012 Çarşamba

Rüzgar gibi geçti


Daha güzel bir başlık düşünemedim içinde bulunduğumuz duruma uygun olan. Genelde kullandığım bu benzetmeyi kullanmayı tercih ettim çünkü gerçekten aynı yaz aylarında kısa süreliğine bizi serinletmeye gelen bir rüzgar gibi geçti tatilimiz ve güzel zamanlarımız. 

Şimdi yine hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Bir rüya gibi aynı. Bugün yine önceden durduğum yerde özlemlerim ve hayallerimle duruyorum sadece tenimin rengi biraz değişmiş ve giysilerim yenilenmiş olarak. Teknolojinin nimetleri için her gün şükrediyorum, bir yandan kendime gülüyorum bir yandan iyi ki var diyorum şu bilgisayarlar, yoksa nasıl çekilir olurdu bu uzaklık bu gurbet. 

Buralar yine çok sıcak ama Türkiye kadar rahatsız edici değil çünkü nem yok. Kediciklerim büyümüşler bile 20 günde. 5 tane yavrumuz var pıt pıt dolaşıyorlar. Hele bir tane tüy yumağı var ki evlere şenlik, yemeden duramaz insan. Etrafta kediler olunca daha çok mutlu oluyorum bir kere daha anladım. İzmir'de ve Ereğli'deki yazlıkta da çok kedi vardı onlarla da hep oynadık hasret giderdik, iyi geldi. 

Denizi hep mi özler bir insan. Balık gibi yüzmek, yüzmek ve suyun tadını almak istiyorum her gün. Sabah denizin seriniyle güne başlamak sonra güzel bir kahvaltı yapmak ve güne katılmak istiyorum. Bir ay bile kalsa insan doyamıyor ki hiç bir şeye. En çok da bir zaman sonra gitmemişlik hissi daha da içini kapladığında zor oluyor. Şimdi yine oturmak zamanı, oysa memlekette hayat var, akıyor ve yaşanıyor. Burada devamlı bir kendini tekrardasın, hareketsizlikten kemikleri ağrıyor insanın ve biriktirdiklerin ağır bir yük oluyor. 

Bir de dönüşlerde unutulanlar sinir bozuyor. Bir çubuk kraker paketi için bile üzülüyorum veya az getirdiğim taze fındık için; keşke daha çok alsaydım diyorum. İşte bu deyişler bitmiyor da bitmiyor. En güzeli fotoğraflara bakmak sıkıldıkça ve güzel zamanlar ve sevdiklerimiz için şükretmek ve bundan sonra da böyle güzel zamanlar yaşayabilmek için de dileklerde bulunmak. 

Fotoğraflar bilgisayara yüklendi bile artık yavaş yavaş paylaşmanın zamanı geliyor:)Daha çok yazmalı ve anlatmalı. Uzaklığa ve özleme en çok iyi gelen yazmak, dillendirmek duyguları..

Hoş geldim!

7 yorum:

  1. Izmir'e dondukten sonra geride biraktiklarin kismini hic kafana takma, acil postalar ne gune duruyor! ;) geri kalanina da yavas yavas birer cozum bulucam ilk once basit olanindan basladim :P
    bol bol yazasin emi! (:

    YanıtlayınSil
  2. Saçaklıı;
    iyi ki yazdın. Ne kadar özlemişim meğer:) Ne zaman dönüyorsun sen yaaa. Memlekette olunca sen daha bir yakın gibi oluyordu bana:) çözümsüz şey yok valla gerçekten. sen zaten bir tanesin, o kahvenin hatırı bende 40 yıldan fazla kalacak emin ol:) öptüm kocaman seniiii.. bol bol yazıcam bundan sonra inşallah:)

    YanıtlayınSil
  3. Gelip döndünüz bile demek ki:( Zaman ne çabuk geçiyor değil mi?

    YanıtlayınSil
  4. Sezer;
    Döndük bile ya eveet zamana ayak uydurmaya çalışmak pek zor, bir hızla geçiyor ki idrak edemiyorsun. Ama olsun, sağlık olsun en önemlisi o :):)

    YanıtlayınSil
  5. fermina daza,
    hayıııırrr daha gelmemiş:( Hangi tarihte yolladın ben yine bir sordurayım belki vermeyi unutmuşlardır.Bende yolladım kartını buradan:) Türkiye'den göndermek içime sinmedi buranın ruhuyla gelsin istedim pullar falan:)Kart daha kolay geliyor mektuptan,bayrama da yetişir inşallah hadi bakalım:)

    YanıtlayınSil
  6. 25 temmuz civarı yolladım diye hatırlıyorum, ay bayağı da olmuş ühühü.
    çok iyi yapmışsın ordan yollamakla, hiç cezayir'den kart almadım, çok heyecanlandım :)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)