13 Nisan 2013 Cumartesi

Paris: Notre Dame Katedrali

Notre Dame Katedraline doğru ilerliyorken etrafımıza da bakmayı ihmal etmedik tabi. Nehrin kenarına geldiğimizde bir süre durup üzerindeki gezi teknelerini izledik. Seine nehrinin suyu çamur gibiydi ama etraf tertemizdi. Sonra kafamı çevirdiğim an ağaçların arkasında kalan o gotik harika ile göz göz geldik. İşte bu  kadar yakınındaydık ve bunu bilmek güzel bir histi.




Bir yandan uzaktan da olsa detayların büyüsüne kapılıp bir yandan da karşıdaki kalabalığı düşünmeden edemedik. Benim aklımda tabi Quasimodo'da vardı:)Hikayeyi yeniden hatırlamaya çalışıyor, o büyülü ortama biraz daha büyü katmak için heyecanlanıyordum. O merdivenler, çan kulesi kim bilir daha ne güzellikler beni bekliyordu. 



Notre Dame Katedralinin meşhur yüzü karşımızda belirdiğinde....
Notre Dame ile ilgili detaylı bilgiler için linke bakabilirsiniz. Şunu söylemeden edemeyeceğim çünkü çok güzel bir bilgi bu üç giriş kapısı baba-oğul-kutsal ruh üçlemesini, Meryem ana heykelinin bulunduğu kısım ve arkasındaki daire şeklindeki vitray yeniden doğuşu anlatıyormuş. En soldaki giris kapisinin adi " Meryem Ana Kapisi " , ortadakinin adi "Son Yargi Kapisi" , en sagdakinin adi ise " Sainte Anne Kapisi " olarak adlandırılıyormuş. Orta kapıdaki ölülerin dirilmesi ve cehennem tasvirleri gerçekten çok etkileyici. Meleklerse bir harika. 




Notre Dame'da en çok sevdiklerimden biri bu gül penceresi adı verilen bu yuvarlak pencereler, sonrasında da Notre Dame'ın koruyucuları diye düşündüğüm Gargoyle'lar, yani su tesviyesi amaçlı yapıldığını okuduğum yaratık biçimli oluklar. 



Kalabalık yukarıdan daha net görülüyordu. İlk ulaştığımızda o kocaman merdivenlerde bir müddet oturup dinlendik ve katedrali izledik. Sonrasında sıraya girdik ve sanırım yarım saat bekledik. Yine giriş, ulaşım ve saat bilgileri ve detaylar için buraya bakabilirsiniz. 



Giriş kapısının hemen üzerindeki 28 insan heykeli ise eski ahitteki peygamberleri tasvir ediyormuş. Bunlar 19. yy da yenilenen heykellermiş. 



Notre Dame'ın hemen yanındaki bu kafe'de oldukça güzeldi. Orada yorulan çoğu ziyaretçi dinlenmek maksatlı kafede zaman geçiriyorlardı. Gerçekten beni en çok yoran yer sanırım Notre Dame merdivenleri oldu. Hem dar hem de döner merdivenler olduğu için çıkarken epey zorlandım. Noel zamanı da olduğu için ekstra bir kalabalık vardı. Minicik çocukların ses çıkartmadan merdivenleri çıktığını görünce de  bitmesini ve yukarıya ulaşmayı sabırla bekledim. 






Giriş kapısı da harikaydı ve gerçekten görülmeye değerdi. Kapı takıntısı olan biri olarak ben çok etkilendim diyebilirim. 


Fotoğrafta dua ve dilek amaçlı yakılan mumlar var ve sağ tarafta da Jean D'arc'ın heykeli. 




İçeride her şey çok ihtişamlıydı. Bir yandan dua eden kalabalık, bir yandan sessizliğin derinliğindeki orgdan gelen kilise şarkıları insanı alıp bambaşka diyarlara götürüyordu. 



Pencelerin her birinin deseni farklıydı ve renkler harikaydı. Yine de en güzeli yuvarlak formlu gül penceresiydi sanırım. 



Benim öğrenmekten en zevk aldığım kısımda heykellerin sembolizm'deki anlamları oldu. Çoğu bilgimi heyecandan oraya gidince unuttum tabi çoğu zaman sessizce izledim her detayı, dokundum ve havayı soludum. 


Fotoğrafı detaylı olarak incelediğinizde bu yaratıkların bedenlerindeki midyeleri görebilirsiniz. Deniz kumu ile oluşmuş gövdeleri ve içindeki minik taşlar ve midyeler çok güzeldi. Ben hep merak edip durdum nasıl yapıldıklarını, nasıl taşındıklarını. Sanırım daha detaylı olarak araştırmam gerekecek merakımı yenmek için..


Yanlarında durunca gerçekten çok korkutucu oluyorlar. Her biri ayrı bir şeyi anlatıyor. Gotik mimaride kullanılan bu su oluklarının çeşitliliğine insan inanamıyor. Sanırım Notre Dame'ı gotik mimarinin gözdesi yapanlara ayrıca değer vermek gerek. 



Şimdi de Notre Dame katedralinin üzerinden kareler görüyorsunuz. Eyfel kulesine henüz çıkmadığımız için gözüm hep önce onu aradı durdu. Epey de uzun zaman geçirmişiz katedralin tepesinde baksanıza ışıklarının yandığına şahit olmuşuz. Şimdi düşünüyorum da masal gibi geliyor yaşadıklarımız. 



Benim yine çok sevdiğim ufak enginar çiçeklerini ve zambak şekilli (fleur de lis) detayları görüyoruz.   





Ve yine katedralin tepesinden harika manzaralar. Binalar gerçekten bir masalın içinde gibi hissettiriyor insanı. Hele ki gece ışıkları altında bir başka her bir yapı, sokak. Kafanızı nereye çevirirseniz bir sanat eseri, insan daha çok görmek, daha çok dokunmak, hissetmek ve şehrin ritmine katılmak istiyor. 



Bu gördüğüm binaların her birine daha yakından bakacak kadar çok zamanım olsaydı keşke demeden edemiyorum. Nehrin iki yanını birleştiren her bir köprü de kendine özgü ve güzel. 

Bu arada Notre Dame katedraline gitmek için metro'da indiğimiz Cite durağı benim en çok beğendiğim duraklardan biri oldu. Tavanı yüksek ve duvarları metal kaplamalarla bezenmişti. 



Seyahatimizde bize eşlik eden arkadaşlarımız Evrim ve Cihan'a da çektikleri güzel fotoğraflar ve geçirdiğimiz eğlenceli zamanlar için yeniden teşekkürler. Yeni bir gezide tekrar buluşuruz umarım. Paris ile ilgili anlatılacaklar bitmedi, sırasıyla devam edecek bu görsel şölen. Umarım yazarken zevk aldığım gibi sizler de okurken zevk alıyorsunuzdur. 

Mutlu kalın :) 

7 yorum:

  1. Paris dendi mi benim için de akan sular duruyor. Bir kere kendini sana sevdirdi mi bu şehir, ya da seni kabul etmeye ve kucaklamaya karar verdi mi, artık geriye yapacak bir şey kalmıyor. Elden geldiğince gitmek, havasını koklamak, kafelerinde saatleri yavaş yavaş öldürmek gerekiyor.
    İlk gittiğimde Paris'e, şehri çok Sevmiştim. Sonra ne oldu bilmiyorum zaman unutturdu bana Paris sevdamı. Bir gün tekrar düştü aklıma... Şimdi sanki tüm yollarım oradaymış da, ben buradan onu seyrediyorumuşum gibi hissediyorum.
    Bir de adı çoğu yerde duyulmayan, yazında adı sıkça geçen gargoyle'lar. Sanırım dinlemeyi bilenlere anlatıyorlar hikayelerini sadece:))))
    Sevgiler, keyifle okumaya devam ediyorum...

    YanıtlayınSil
  2. evet, sana yazması ne kadar zevkli geliyorsa bize de okuması o kadar zevkli geliyor :)

    iyi ki o kadar uzun zaman geçirmişsiniz tepede, ışıkların yanışıyla süper bir fotoğraf çıkmış ortaya... ;)

    YanıtlayınSil
  3. Özlem öztürk;
    Artık benim için de sende olduğu gibi Paris bir başka! Gerçekten sevdim ve bu derece seveceğimi düşünmemiştim sanırım. Şimdi yeniden gitmek için fırsat kolluyorum adeta. Umarım yakın zamanda bu hayalim gerçekleşir yeniden. Gargoyle'lar her zaman dikkatimi çekmiştir benim ki yakından görünce hikayelerini daha çok merak ettim. Her biri birbirinden enteresandı en çok etkileyenler onlar oldular beni inan..Gerçekten dediğin de doğru dinlemek isteyince pek çok şey anlatıyorlar sanki:) Sevgiler kocaman..

    YanıtlayınSil
  4. Saçaklı;
    oh oh bunları duyunca çok mutlu oluyorum. Severek yazdıklarımın severek okunması kadar güzeli var mı :) Epey kaldık yukarıda evet zaten onca merdiveni çıkınca insan hemencik bırakıp da inemiyor. Bir daha gitsem yeniden çıkarım ama o derece sevdim:)

    YanıtlayınSil
  5. güzel olmuş teşekkürler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorum için. Beğenmenize sevindim.
      Sevgiler

      Sil
  6. Bir şehirkolik olarak bloğunuza takıldım kaldım. Paylaşımlarınız ve fotoğraflarınız çok güzel. Sevgiler,

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)