8 Eylül 2013 Pazar

Dönmedolap

Neyse ki yazmaya başlayabildim bugün. Herkese Merhaba. Yine uzunca bir ara verdim blog yazılarıma. Her ne kadar böyle olsun istemesem de oluyor işte. Türkiye tatillerinde de yazmak istiyorum hep ama orada zaman öyle hızlı geçiveriyor ki bilgisayarı taşımama rağmen açıp da iki satır yazamıyorum. Daha doğrusu ne zaman yazmaya yeltensem bir başka şey çıkıyor ve ona yöneliyorum. Belki de altı ay boyunca bilgisayarın başında bir hayat yaşadığım için o kısacık tatilde bilgisayara elimi sürmek istemeyişimdendir bu kaçışımın sebebi. 

Gittik de döndük bile işte yine. Dönmedolaptan inen ufak çocuklar gibi hissediyorum kendimi. Bir acayip içim, sanki bulanıyor, sıkılıyor, daralıyor. Henüz alışamadım burada olmaya. 6 sene oldu gidip geliyorum ama son yıllarda bu hislerim artmaya başladı. Dönünce insan ne olursa olsun evine dönmüş gibi oluyor bir oh diyor rahatlıyor ama sonrasında hatıraların baskısı arttıkça kalmak zorlaşıyor. Cezayir bir süreden sonra demek gerçekten çekilmesi güç bir yer haline gelebiliyormuş, yaşayarak görmüş olduk. Dile kolay eşimin 8.5 sene benim de 7 sene oldu. Hayatımızın en güzel yıllarını burada gurbette geçirdik. Şu sıralar bitse de gitsek diyoruz devamlı. Hal böyle olunca da günler geçmek bilmiyor bir türlü.


Cezayir Houari Boumediene havaalanını seviyorum. Ufak olduğu için herhalde. Hiç izdiham yaşandığına tanık olmadım. Hele Alger havayolları ile gelip gidince saatleri geç olduğu için bomboş bir alanda buluyorsunuz kendinizi. Bir de kahvelerine çok alışmışız. Bir Türk kahvesi bir de Cezayir kahvesi en sevdiklerim oldu çıktı. Havaalanında uçağa binmeden bir kahve içmek şart oluyor. Uçak stresini bir nebze de olsa atabilmek için bire bir. Sandviç ise harika sayılmaz ama yeniyor.



Artık beyaz elbiseli Araplar görmekten çok sıkıldım. Elbiselerin bazılarını seviyorum ama etrafımızdaki insanların elbiseleri ile dolaşmaları sıkıntı veriyor. Hele geceleri mezardan dolaşmaya çıkmış ölüler gibi görünüyorlar. Ama fotoğraftaki gibi böyle tonton yaşlılarda seviyorum. Kol kola girmişler ne de güzel gidiyorlar. Belki de herkese yakıştıramıyorum bilmiyorum. Sanırım meymenetsiz olan insanlar benim dikkatimi çekiyor hep :) Buradan dönerken hatıra amaçlı almak istiyorum ama bir elbise, şöyle kenarları minik işlemeli olanlardan, hatta keçeden yapılan kapişonlu elbiseleri ve kabanlarını çok seviyorum, onlardan almak lazım. 


Bu tabloyu havaalanında gördük. Hediyelik eşya satan bir mağazada ilk gözümüze çarpan şey oldu. Her boyu vardı. Yalnız oldukça pahalıydı. Çok ufak olanını sormadım çünkü elimde bir de onu taşımak istemedim ama dönerken alınabilecek bir hatıra obje bana kalırsa. Emek de verilmiş çok belli. Gittim dokundum, beğendim. Geleneksel bir Cezayir kadınını anlatıyor bize. Renkli elbiseli olanlarından da yapmaları gerek bence, zira o renkli elbiselerden giyen kadınları daha çok görüyoruz gündelik yaşamda. Rölyefe benzer bir çalışma sanırım, bende öyle bir izlenim oluşturdu. Yapması zor görünmedi gözüme, denenebilir. Zevkli de bir uğraş olur.



Bu benim Türkiye'ye indikten sonraki ilk Türk kahvem. İstanbul Atatürk Havalimanı inanılmaz kalabalıktı. Bayrama denk geldiğimiz için öyleydi elbette ama insanlar delicesine dolaşıyorlardı. Turist çoktu. Uçak saatimiz değiştiği için biraz beklemek zorunda kaldık İzmir'e geçmek için ama iyi oldu. Hem biraz dolaşmış olduk, hem dinlendik hem de kısa bir ön hazırlık evresi olmuş oldu. Uçakları sevmediğimden birinden inip diğerine koşturmak hiç bana göre değil. Arada ufak molalar vermeyi ve havamı değiştirmeyi seviyorum. Bu iç hatlardaki limon ağaçlı kafe'yi de çok sevdim. Kahvemi yudumlayıp Türkiye'deki zamanımda neler yapacağımı düşünüp durdum. Şimdi buradayım ve keşke yeniden o fotoğraf karesine dönebilsem diye düşünüyorum. 




Ahhh şu tombik uçaklar. Nasıl da sevimliler ama aynı zamanda nasıl da ürkütücüler. Bazen Türkiye'ye döndüğümde uzun yıllar hiç uçağa binmeyeceğim diye içimden geçiriyorum ama tabi ne mümkün böyle bir şey. Elbette bir yere giderken lazım olacaktır. Uçaklar ve bana hissettirdikleri hakkında daha sonra yeni bir posta yayınlayacağım sanırım. 

Anlatacak çok şey var. Fotoğraflar yine birikti. Bu sefer yanımda Canon makinemi götürmedim çünkü cüssesi ile bana ayakbağı oluyor kısa zamanlı koşturmalı tatillerde. İyi ve ufak bir makine almak fikri vardı aklımda ama ertelediğimizden onu da başaramadık. Artık bir dahaki tatilde inşallah. Çok işler başardık bu sefer, çok verimli bir tatil oldu. Hem aynı zamanda evlendikten sonra ilk kez tatil gibi de bir tatil yaptık. Nihayet Bodrum'a gitmeyi başardık. Daha yanında bir sürü de bonus yerlere gittik. İzmir'deki evimizin işlerinin büyük kısmını hallettik. Evimiz yavaş yavaş ev gibi olmaya başladı artık. Bir dahaki izinde onun bambaşka bir hale büründüğüne tanık olacağız. Umarım her şey istediğimiz gibi olur. Yeni yazılarda görüşmek üzere. Artık yerimi aldım. Bundan sonra daha sık yazacağım..

Sonbahar geliyor. O da güzel. Sonbaharın renklerini ve hüznünü seviyorum. Yine şiir kitaplarımdan yanıma almayı unuttum ama olsun aa tabi sıcak çikolata da lazım onu da unuttum. Kışa hazırlanmak lazım. Daha pastırma sıcakları var diye kendimi telkin ediyorum şu sıra. Bir an evvel gelsin sıcaklar, henüz hazır değilim soğuk ve kasvetli zamanlara.

Keyfini çıkartın günlerinizin. Mutlu haftalar herkese :) 

6 yorum:

  1. Merhabalar, ara ara baktım hala tatildeler heralde dedim. Biz de bu arada çok işler bitirdik. Oğlumla 1 yıllığına ayrıldık. Şu anda Newyork' ta 2. sınıfı okuyor 3 te gelip 4 te yine gidecek. 15' i sabahı biz de Atatürk Havalimanı dış hatlardaydık. Kuzucuumu gönderdim. Yüreğimin yarısını aldı gitti. Yazdıklarınızı biraz burkularak, biraz yutkunarak okudum ayrılık dokunuyor elbette. Ben de bu aralar hassasım galiba ondan yoksa gezmeler yeni yerler görmeler hep sevdiğim şeylerdir. Umarım günlük yaşantınıza hemen adapte olursunuz. Artık yazdıklarınızı okur fotoğraflarınıza bakarız. Ben her zaman olduğundan daha fazla buradayım. İstanbul'u gezdik ana kız biraz ilk ayrılık günlerinin ateşini dağıttım geldim Ankara'mıza. (Blogumda gün gün paylaştım İstanbul gezmelerini Ağustos ayı içinde.)Sayılı gün çabuk geçer diyor annem ben de size söyleyeyim... Gerçekten sayılı gün çabuk geçiyor. Hiç görmediğim sayenizde okudukça hakkında yeni şeyler öğrendiğim Cezayir'e selamlar... Ve size Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. kahvenin yerini birşey tutmuyor değilmi? memleketinde.. ah gurbet bir an önce bitsin diyelim.. sevgiler.. ♥NK

    YanıtlayınSil
  3. eratasarim2012;
    uzun yazma araları verdiğimde genelde tatile çıkmış oluyorum. Böyle olmasını istemesem de tatildeyken yazmayı alışkanlık haline getiremedim bir türlü. Oğlunuz çok şanslı, güzel bir yıl diliyorum onun için. Ayrılık her şeye rağmen çok zor. Geleceklerimiz adına ayrılıklar yaşıyoruz ama bazen ne derece gerekli diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Adapte olmam her seferinde biraz daha fazla zaman alıyor ama alışıyorum. Ankara'ya sevgiler. Ankarayı sonbaharda bir başka severim. Yine seneler oldu gelmedim, ziyaret lazım Ankara'ya güzel sebeplerle tabi inşallah. Sayılı gün geçiyor geçmesine de geçerken delip geçiyor işte insanın içini. Cezayir hakkında yazılara yakında başlayacağım umarım yine severek okursunuz:) Sevgiler ve selamlar:)

    YanıtlayınSil
  4. Nilgüncüğüm;
    Hep bana yolladığım harika şeylere bakıp bakıp gülümsüyorum. Henüz işlemeye başlamadım ama başlayacağım:)Kahvenin yerini bir şey tutamıyor gerçekten. Ben eskiden bu kadar düşkün değildim. Sanırım kahve içtiğimde memleket hasretimi giderdiğimi hissediyorum. Bazen minik fincanlar yetmiyor kupa ile içesim geliyor inan ki. Bir an evvel bitsin evet katılıyorum..Kocaman sevgiler selamlar:)

    YanıtlayınSil
  5. Aslında haklısınız bu kadar sıkıntı gerekiyor mu ben de bilmiyorum ama gelecek için diyip susuyoruz. Umarım hepimiz umduğumuz güzelliklere erişiriz. Ankara Sonbaharı daha 1 Eylül de yaşatmaya başladı bir anda buz gibi oldu gece yarısı hava ve pencereleri kapattırdı bize.
    Ankara'ya beklerim. Yolunuzun üzeri şöyle bir Ankara sonrası Cezayir :))))))) Şaka bir yana güzel şehrimize yolunuz düşerse demeyeyim düşürün ve gelin. Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  6. bende seni çok öpüyorum canım.. hayırlısı ile işlemelerini merakla bekliyorum.. bu kış çarpı çarpı olacağız sanırım bende de birkaç proje var bakalım sabırlı olabiliriz umarım :D

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)