30 Nisan 2014 Çarşamba

Biraz deniz havası, bir parça ekmek

Nedense burada havalar yaz sıcağına selam durduğunda Türkiye'de hep tam tersi oluyor. 'Ya burada da hava bugün çok güzel' diye konuştuğumuz zamanlar pek azdır herhalde. Havaların güzel oluşunu paylaşabilmek bile ayrıca güzel bir durum aslında. Hele havaların güzel gittiğini anlatabilecek ve yüzümdeki gülümsemeyi heyecanla gösterebileceğim birilerinin olması fikri bile güzelken. 

Eğer konuşabileceğim kimse yoksa etrafımda hemen soluğu kedimin dibinde alıyorum ve başlıyorum bırr bıırr ona günü anlatmaya. Çoğu zaman pek çok arkadaşımdan bile daha yakın oluyor o bana. 


Şu fotoğraf da günlerdir bakıp durduklarım arasında ilk sıralarda. Burası benim yazları tatillerimi geçirdiğim çocukluğumun yegane günlerini yaşadığım köy, Kefken. Artık köy olmaktan çıksa da hatıralarımda hep o eski haliyle var. Bu fotoğrafı çocukluk arkadaşımın kardeşi çekmiş geçenlerde. Görünce dayanamadım hemen kaydettim ve panoma da astım. Denize doğmuşum sanki diyorum bazen, beni bu denli çeken ne ki onda. Çoğu zaman gizli gizli kokusunu yolluyor bana ve kafamda canlanan tüm hatıralarla gidiyorum günü yaşamaya. Her zaman en çok olmak isteyeceğim yerlerin başında geliyor burası ve asla terk etmeye gönlümün razı olamayacağı. 

Hep ikinci evim olarak gördüm oradaki evi, teyzemin, anneannemin veya dedemin demedim benim evim dedim. O içinde cııır cııır odun böceklerinin gezdiği ahşap çatı katıyla sevdim orayı, gıcırdayan dolaplarıyla, bir türlü açmayı beceremediğim antika koskoca kilidiyle, ağzına kadar ıvır zıvır dolu olan ardiyesiyle, hobbit mutfağı gibi ufacık tefecik mutfağıyla, bahçe hortumundaki suda haşlanmalarımla, taşlarının ayaklarımı delmesiyle, beş çaylarında yenen perimeçler ve arkadaşlarımın akşam vakitlerinde adını bağırmalarıyla sevdim, seviyorum. 

 kaynak: pinterest

Ekmek deyince de hep böyle delik delik ekmekler gelir aklıma ve yanında bir parça peynir ve reçel. Üstüne sürmeyi hiç sevemedim reçeli, annem okula giderken peynirin üzerine sürüverince o ağzımda devasa bir lokmaya dönüşürdü, boğuşur da boğuşurduk dakikalarca. O ekmeğin kokusu doluyor içime en çok akşam üzerlerinde, bir parça tereyağına aşeriyorum yanında. İnsan bir parça ekmek, biraz peynir ve reçelle ne çok mutlu olabilir, hep bunu düşünüyorum. 

Şimdi en sevdiğim kitabımla, kağıtlarımı kalemlerimi toplayıp denize en yakın olabileceğim yere gitmek isterdim tabi yanımda bir parça ekmek ve peynirle, biraz vişne reçeli de olabilir. Gün daha nasıl güzel olabilir ki!

2 yorum:

  1. Seni okuyup hayallere dalmak öyle güzel ki. Bu arada merak ettim tereyağından zararlı diye uzak duranlardan mısın yoksa ben ger gün biraz yerim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım ne güzel söylemişsin teşekkür ederim. Ben de hayal etmek olmasa ve elbette ki yazmak, ne yapardım bilmiyorum. Ben tereyağını çok severim, zararlı olduğuna da inanmıyorum. Ben zeytinyağı ve tereyağını kullanmayı seviyorum. Uzak durmuyorum, orjinalini her zaman bulamıyoruz ama burada az tuzsuz olanlarından falan buldum ya da şu margarin paketlerinde olanlarlar var ya kolestrol ayarlı yok kalbe zararı olmayan onlardan alıyorum. Sıkça da kullanıyorum...Kediye bile veriyorum. Lazımmış arada:) Sevgiler

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)