22 Eylül 2014 Pazartesi

Hava, Hâlet-i Ruhiye ve buuk çelınc


 fotoğraf: djazairi.tumblr.com

Cezayir'de bu sıralar havalar acayip rahatsız edici. Kasvetli bir güne uyanıyoruz ama bir o kadar da nemli ve sıcak. Belki bir parça serinlik karşılar beni diye gülümseyerek açtığım sokak kapısını, fırından bozma bir havayla temas edince gürültüyle geri kapatıyorum. Bu yüzden genelde sabahları sinirliyim son günlerde. Yazın tadına varamamışken, sohbaharın da dengesiz tavırları beni altüst ediyor. Kasvetle soğuğu birbirine yakıştırıyorum ama ılık esen bir rüzgarın güneşle eşleşmesi daha doğru geliyor. Tabi neye göre, kime göre doğru mevzusuna hiç girmek istemiyorum. 

Şu yukarıdaki gibi güne Cezayir'de 7 senedir hiç rastlamadım.  Yani sokakları hiç bu kadar boş görmedim. Ama yalnızlık bu kentin ruhunda olduğu için yakışıyor, en çok da fotoğraflarda. Burada sisli havalara da çok alıştım ve sevdim kendisini. Sisli günlerde sanki bulunduğum dünyanın üzerine sihir yağıyor gibi hissedip çocuk gibi seviniyorum. Gideceğim yolun ardında ne olacağını bilmemek heyecan katıyor o dakikalarıma.


Aa bir de Cezayir'e bu gri siyah haller çok yakışıyor. Yine ruhen insanı yalnızlaştırsa da baktıkça kelimelerle donandığımı hissediyorum. Ben de pek çok yazan kişi gibi mutsuzluktan, huzursuzluktan, iç gıcıklanmalarından ve çoğunlukla hüzünden besleniyorum. En güneşli anlarda bile yazmak için tuhaf kelimelere sığındığım anlar oluyor.

Gelelim kitap mevzusuna. Bu sıra çılgınca kitap meydan okuması adı verilen bir liste dolanıyor bloglarda. Kimler neler okumuş, onlarda nasıl etkiler bırakmış diye merak ettiğimden takip etmeye çalışıyorum. İlk günden itibaren düzenli olarak katılamadığım için şimdilik ucundan kıyısından yakalama halindeyim. O yüzden ben de şunları yazıyorum ilk hafta için. Hafızam balık hafızasından hallice olduğu için dönüp dönüp aynı kitaplardan bahsedebilirim bilemiyorum. Kütüphaneme uzak olmak aslında bu mevzuyla biraz daha koyuyor bana ama olsun...


1. Geçen yıl okuduğum en iyi kitabın;
Ruhi Mücerret olduğunu düşünüyorum çünkü okurken hem güldüm hem ağladım hem bol bol kendimi, içimi, etrafımı ve göremediklerimi sorguladım.


2. Üç kez yada daha fazla okuduğum kitap, bende tuhaf bir etki bırakan ve ilk seferinde ortaokulda olduğum Latife Tekin'in Sevgili Arsız Ölüm'ü. Sonrasında yeniden ve yeniden okumak istemiştim, şimdilerde yine öyle bir istek var içimde. Neden bilmiyorum bu kitabın karşısında elim ayağım boşalıyor..


Bir de üniversite yıllarında okumaya başladığım ve zaman zaman okuduğum Papalagi, Göğü Delen Adam var. Bu anlatılmayacak bir kitap. İnsanda yarattığı farkındalıkla, vatoz gibi çarpıp geçiyor.  Baskısı olmadığı için üniversite yıllarında çektirdiğim fotokopiyle idare ediyorum hala. Ama belki baskısı yapılıyordur artık bilmiyorum. Mutlaka okuyun derim!


3. Favori seriye gelince. Ben aslında genellikle seri kitaplar okumaktan hoşlanmam. Çünkü bir yerinde beklentilerin tamamen dışına çıkacağını hissediyorum. Yine de Paul Auster'in New york Üçlemesini büyük bir zevkle okuduğumu hatırlıyorum. Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda. Yeniden okumak istediğim kitaplardan. 


4.En sevdiğim serinin en sevdiğim kitabı içinse şunu söyleyebilirim. Nermin Bezmen'in Aurora'nın İncilerini çok severek okumuştum. Sonrasında Sırça Tuzak ve Sır vardı yanılmıyorsam. Sır bende kötü bir etki bırakmıştı ve Sırça Tuzak da pek tatmin etmemişti ama Aurora'nın İncilerinde epey heyecanlandığımı hatırlıyorum.

 
5. Beni mutlu eden kitap olaraksa çoğu zaman Alice Harikalar Diyarında'yı seçerim. Çünkü oradaki hikayenin içine dalmak delicesine hoşuma gider. Mutlu kitaplar okumak istediğimde hep çocuk klasiklerini seçerim, hiç çıkamayacağım maceralara atılmak fikri beni mutlu eder daima.


6. Genelde bir tek cümle bile beni hüzünlendirmeye yettiğinden bu soruya yanıt vermek aslında çok güç. Yine de şimdiye kadar böğürerek ağladığımı hatırladığım tek kitap üstelik de sahildeyken, Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik kitabı olmuştur. 


7. Genelde kitap okurken kahkaha atmam, gülümserim. Kitaplar içimde büyük etkiler yaratsa bile sanırım ortaya pek dökemeyen cinslerdenim ben. Ama layıkıyla konuşup tartışabileceğim insanlarla en büyük tepkilerimi bile seve seve paylaşabilirim. Geçen sene öğlen aralarında, evin verandasına koyduğumuz sedire kaçarak okuduğum ve kahkaha attığım kitap Ruhi Mücerret oldu. Bu yüzden de sanırım geçen sene okuduğum en iyi kitap cevabına da adını yazmıştım. Şimdi yine aynı şeyi düşünüyorum.

Şu günler aslında kitap okumaya çok müsait ama üzerimde deli bir yorgunluk olduğundan en fazla üç sayfa okuyabiliyorum. Bir kitaba onlarca defa başlamak da en sevmediğim işlerden olduğundan biraz ara veriyorum. Birkaç gün önce Düğümlere Üfleyen Kadınlar'a başladım. Etkileyici olacağı izlenimine kapıldım, bakalım devamını heyecanla bekliyorum.

8 yorum:

  1. Ay yazmışsın bak ilk haftayı, yaşasın! Sırayla gidebilirsin artık, ben de koşarak gelir okurum <3
    Sevgili Arsız Ölüm beni de çok etkilemişti, bu yaşımda bir daha mı okusam, yeni bir şeyler bulur muyum acaba?
    En sevdiğim diziye Paul Auster yazmak aklıma gelmediği için hasetimden çatlıyorum şu anda ahhahaha :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazdım nihayet, evet:) Sırayla gidebilirim umarım çünkü böyle ardı ardına menemen tabağı gibi dizmek hoşuma gitmedi..Koşarak koşarak gel bana noooolur. Yorumlarını okumak da yazılarını okumak kadar keyifli benim için.
      Latife Tekin'in unutma bahçesi var bir de, adı beni çok çekti ama bilemiyorum nasıl. Sevgili arsız ölümü okumuş olmana da sevindim, içindeki bazı sahneler ve sonu beni her zaman kendimden geçirmiştir.
      Papalagi'yi okudun mu? Ona da bi bak bulamazsan eve gidince sana fotokopi çeker yollarım:)
      Paul Auster adamım ya, hayal kırıklığına uğramak istemediğimde okuduğum insandır kendisi. Hasetinden çatlamaaaaa sen de iliştiriver bir yazına ayol hihi kurallar yıkılınca bazen bişeye benziyorlar:)

      Sil
  2. :)
    yaşadığın yeri sevmeye çalışarak,yada sevecek şeyler çalışarak geçiyor günler değil mi?vatan denen şey böyle demek ki!
    şahane serinden notlar aldım,
    ancak ne şahane yazığını da söylemeden geçemeyeceğim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynen dediğin gibi, geçiyor öyle ya da böyle ama sevmeye çalışmak en çok çaba sarf ettiğim şey burada. Çok teşekkür ederim güzel sözlerine, mutlu oluyorum okudukça. Kocaman sevgiler

      Sil
  3. hımm bak bikaç tanesi dışında burdaki kitaplar sıkı iyiymiş ama :) sonbahar depresyonudur yaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyidir Paul Auster ve ama en sevdiğim göğü delen adamdır. Etkilidir, akıcıdır, kendine çeker hatta kendine mıhlar tabiri caizse. Sonbahar mı bilmem ama depresif haller hep var, hiç gitmiyorlar, böylesi güzel ama, seviyorum içimin buhranlarını..

      Sil
  4. Mina'nın blogu sayesinde bir güzel blog daha keşfetmiş oldum :) Ona da burdan selamlar. Bu meydan okumayı başlatmamın amacı da aslında tam olarak buydu. Yeni kitaplar, yeni bloglar tanımak. Ufku genişletmek. Kendi adıma oldukça güzel bir etkinlik oldu. Ve daha bir bu kadar alınacak yolumuz var. 14.gündeyiz :) Umarım sizin de hoşunuza gitmiştir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar;
      Çok sevindim gelmenize:) Güzel bir etkinlik, çok mutlu oldum ben de katılabildiğime. Bazen kitaplarım yanımda olmadığından ve hafızam da az biraz balık olduğundan hatırlamakta güçlük çekiyorum, biraz eksik ve geride kalmış hissediyorum ama zevkle keyifle yazıyorum aklıma gelenleri. iyi ki başlattınız..Daha yolumuz var evet. Son sorular kanımca daha zorlayıcı:) Biraz korkuyorum açıkçası...Bazen elimdeki fotoğraflara bakıyorum kütüphanemdekileri seçmeye çalışıyorum, ahh memleket, ev özlemi de tam o sırada devreye girmese ve allah bullak etmese belki daha çok faydası olurdu eski fotoğrafların.
      Sevgilerimle

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)