1 Nisan 2015 Çarşamba

Bahar'da Cezayir


Bizim buralar bahar mevsiminde ayrı bir güzel oluyor. Zaten ben bu coğrafyanın en çok bahar ve yazını seviyorum. Çünkü üzerindeki bulutlar kalkıyor, tozlar savruluyor ve altından onlarca güzellik çıkıyor. Daha net görüyor insan havalar puslu olmadığında dünyayı. Evlerin balkonlarında çarşaf çarşaf çamaşır asılı, çocuklar şen şakrak sokaklarda. Dert yok mu var elbet ama yüzler daha bir gülümsüyor. Sokakta yürüyen insanlar bahar havasından mıdır nedir bilmem daha sakinler, telaşsız, durgun. İşler nasılda yoluna girer bir şekilde diyor gibi doğa da. Kıştan kalan cılız dallar çiçekleniyor. Tizi Ouzou'ya giderken yolda bahar dalları gördüm morlu pembeli, içim şenlendi. O an aklımda ne kadar tasa varsa kocaman leylekler gibi ağırca uçtu gitti. 


Bunca senedir buradayım hala akıl sır erdiremediğim pek çok şey var burada. O çok sevdiğim dükkanlar daha bir güzel. İşli ahşap kutular gönlümün baş köşesinde. Hele şu üstteki gibi büyük olanlara bayılıyorum. Kocaman bir tane alıp içine en sevdiğim mektuplarımı koymak istiyorum. Türkiye'de de var onlardan biliyorum ama burada daha güzel mi görünüyorum gözüme nedir? Tabi taşımak namümkün. Bir de kocaman bir döküm tencere gördüm en yakıcı kırmızısından,  aklım kaldı. Türkiye'de 500 tl ye denk gelen o tencereler burada 100 tl falan.  Fakat taşıyamam ne yazık ki. Buradan almak istediklerimin hepsini almaya kalksam konteyner tutup gelmem lazım herhalde :)


Bu geleneksel bir Cezayir ekmeği. Tatil zamanları evlerde tüm aile toplandığında yapılıyormuş genelde. Geçen gün kuskus yapmıştım şimdi de sıra bu otlu ekmeği denemeye geldi. Ardından da buraların meşhur frik çorbasını deneyeceğim malzeme aldım. Bu ekmeğin içindeki ot bizim bildiklerimizden değil. Soğan, taze nane istenirse kişniş ve çiçeksiz kısmından koyulan yeşil soğana benzeyen bir bitki. Semoule denilen irmikle yapılıyor. Ocağın üzerinde, özel bir tavada pişiriliyor ama tabi yoksa teflon tava da olabilir kanımca.


Burası da Tizi Ouzou'da devamlı önünden geçtiğimiz tuhaf çiçekçi. İçeride ter kokulu zayıf bir adam duruyor. Dükkanda zaten çiçek namına pek bir şey yok. Papatyalar ruhlarını teslim etmek üzereydi ben gittiğimde. Güller de ya sonuna kadar açmış ya da daha filiz halindelerdi. Üstüne üstlük bir de 10 adet güle çok deli bir fiyat isteyince sinirim tepeme zıplayıverdi. Yerler leş gibiydi. Ahh bizim güzelim çiçekçileri düşündüm bir an, burada tek güzel olan şey oldukça eskimiş bu desenli yer karolarıydı.


Bizim tontiş kız her zaman olduğu gibi yine bacaklarıma sarılmış  yatarken çektik bu pozu. Çekik gözlü çıkmış biraz ama normalde yusyuvarlaktır gözleri. Koca bıyıklarıyla daima insanı gıdıklar ve miniş patileriyle bir balerin gibi narince yürür. O olmasaydı buradaki bu yalnız günlerimde eminim çok bunalırdım. O adeta bana neşe kaynağı oluyor. Şimdi eminim kendi yöntemiyle keşfettiği gardrobuma sinsice girme taktiğiyle kazaklarımın üzerinde fosur fosur uyuyordur. Aralık duran oda kapısını patisiyle açamayan bu tosbağa, dolap çekmecelerini merdiven gibi kullanıp ufak patisiyle dolabın ana kapağını açıp hop diye zıplayıveriyor.


Ofiste de bahar havası yaşamak ayrıca güzel. Bazen okul zamanlarında havalar güzelken hocalarımızın bahçede ders yapması gibi, bilgisayarı alıp dışarıda çalışmak istiyorum. Güzel havalarda kapalı kalmak çok koyuyor insana. Daha dün bu dalda hiç tomurcuk yokken, bugün bir de baktım üzerine can gelmiş. Doğa ne kadar güzel bir şey. Etrafta yeşiller oldukça huzur doluyor insan adeta. Bir ufak masamız ve dört sandalyemizle, yemek sonrası ofisin önünde kahve içmek ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor.


Tizi Ouzou'da güzel ve çeşidi bol diyebileceğim iki büyük bir de süpermarket var, diğerleri görüntüde büyük de olsalar çeşit bakımından verimsiz oluyorlar. Şimdi büyük ve malzemesi taze, temiz, çeşidi bol olanlar kervanına bu yeni market de eklendi. Adı Dylia. İçerisi tertemizdi. Üst katında elektronik malzemeler, parfümeri ve mutfak malzemeleri var. Market kısmındaysa pek çok şey buldum, türk markalı bulgur, makarna çeşitleri, balık ve badem kraker hatta kahverengi dilimlenmiş ekmek de var. Tadı Türkiye'dekilere pek benzemese de sabah kahvaltılarında kızartmak için ideal. Çünkü genelde kullandığımız baton ekmek sabahları pek zevk vermiyor. Umarım bu çizgisini bozmaz, hatta yufka falan da getirirse harika olur. 


İçeriden de sadece bu kareyi çaktırmadan çekebildim. Bir yandan hızlıca alışveriş yapıp bir yandan insanların gözüne sokmadan fotoğraflamaya çalışmak pek zor oluyor. Bir dahaki sefere biraz detay çekeceğim umarım. 

Bizden haberler böyle şimdilik. Nisan yağmurlarında aklım. Geçen sene Mayıs ayına sarkmıştı yağmurlar. Umarım bu sene de günlerce yağmaz da kasvet basmaz içimizi. Mart çıksın diye sabırsızlanırken, şimdi yağmurlardan ötürü nisan ayını da gözden çıkartmak istemiyorum:)

Herkese mutlu haftalar dilerim.
 

5 yorum:

  1. ya bayıla bayıla okudum valla. bahar çamaşırlar yemekler konteyner hayat güzel yaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bayıla bayıla okumana sevindim. Bahar güzel, çamaşırlar güneş güzel elbette ama şantiye yaşantısı dışarıdan göründüğü kadar kolay ve güzel değil, hele ki böyle bir ülkede. Yine de diyorum ya her zaman biz içimizdeki güzellikleri yaşantımıza da yansıtmaya, bulunduğumuz yeri de iyileştirmeye gayret gösteriyoruz. iyi bir taraftan bakmaya gayret ediyoruz.

      Sil
  2. :)
    bayıldım tontiş kızına,hınzır şey demek çakır gibi dolap içlerine bayılıyor:))
    çakır fış fış çekiyor sürgüsünü kapağın ohh mis ılık ve loş bir ortam deyip kıvrılıveriyor:)
    güzel bir bahar ve yaz diliyorum:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tontişim de teşekkür eder sana:) Hınzır ki ne hınzır ama bir o kadar da şebek ve tatlı. Dolap içinde bazen inanır mısın tüm gün uyuyor:)
      Sürgülü kapı tabi daha kolay düşününce, sen bir de bizim dolabı görsen hayret ediyoruz nasıl açtığına inan:)
      Güzel günler, güzel bir bahar hepimizin olsun canım. Sevgilerimle

      Sil
  3. O ahşap kutuların hepsine teker teker baktım desem :) Çok güzeller gerçekten. Buralarda da yapıyorlar böyle oyulmuş sandıklar ama dediğin gibi oradakini alma isteği başkadır. Paylaştığın oraya özgü yiyecekleri çok merak ediyorum. Bu ekmekler de farklı duruyor. Fotoğraf da çok güzel.
    Market sorunu bir yerde sıkar değil mi? Tanıdık markalar görmek hoş olmuştur. Ben de gittiğim yabancı bir şehirde BİM, A101 felan görürsem evimde gibi hissediyorum kendimi nedense :)))
    Burada da yağmurlar var. Ama şimdilik eve dönüş yolunda havanın aydınlık olması avutuyor beni :)
    Bol güneşli günleriniz olsun. Sevgiler.

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)