29 Nisan 2015 Çarşamba

İmtihan, ihtimam, ihtişam



Dışarıda yine bahar havası, kuşlar cıvıldıyor. Hatta öyle cıvıldıyorlar ki kulaklarım yırtılacak sanıyorum. İnternet yine berbat. İki gündür yazamadım tek bir satır. Blog yeni kayıt düzenleme sayfasının açılamaması bir yana, gelen yorumları dahi yanıtlayamıyorum. Delirmemek işten değil. 

Bu başlığa hangi yoldan ulaştım bilemiyorum. Sadece oturmuş düşünüyordum. Ama sanırım, stupid little things blogunda şu sıra yapılan film şalanjındaki soruların yanıtlarında yazılarınların çağrışımları soktu bu yola beni. Çünkü orada Mina ile filmlerle olan imtihanımızdan bahsediyorduk. 

Hayatın büyük çoğunluğu bir imtihan sanki. Aynı; uçağın küçücük masasında yemek yemeğe çalışmak gibi. Filmlerde bu tür bir etki yapıyor, bilhassa korkunç olanları. Korku filmleri izlemeyi epey bir süre önce bıraktım. Lüzumsuz zombi veya vampir filmi bile izlemiyorum, huzura kavuştum. İlk okula daha yeni başladığım dönemde sinemaya ilk defa gitmek için tutturduğumda, izlemeye heyecanla oturduğum film Sol Ayağım idi. Aklımda kalan tek kare bir adamın sol ayağının parmaklarına bir kalem sokuşturup yazmaya çabalamasıydı. İmtihanım burada bitmedi elbette. Sömestir tatilinde Ankara'ya gittiğim bir pazar günü, komedi filmi diye gazete sayfasında reklamı yapılan Aşçı, hırsız, karısı ve aşığı filmini izlemiştim. Pek izledim sayılamaz aslında çünkü küçük olduğum için ve sahneler de çok açık olduğundan gözlerimi kapatmışlardı. Ara verildiğinde salondaki çoğunluğun erkek olduğunu fark edince orayı terketmemiz uzun sürmemişti. Kült filmler arasında olduğunu öğrendiğimde yeniden izledim elbette ikisini de. Bunları bir tavsiye olarak da alabilirsiniz, iyi filmlerdir.

İmtihanım halen devam ediyor. Cezayir ve tozlu coğrafyasında yaşam benim sanırım şu zamana dek girdiğim en önemli imtihan oldu. Gün be gün bir şeylerin savaşını vermeye devam ediyoruz kendimizce. Yalnızlıkla ve o yalnızlıkta karşıma çıkan kendimle de sınanmaya devam ediyorum. 

İhtimam ise anneannemden ötürü sevdiğim bir kelimedir. O hep bir şeylere ihtimam göstermemi isterdi. Bundan ötürüdür pek çok kişinin kıymet vermediklerine bu denli sarılmam. Geçmiş, anılar, büyükler, öğretmenler, arkadaşlar, kitaplar, sokaklar, kokular ve dokular hayat yolumun özenle döşenmiş mihenk taşları olmuştur her zaman. Keşke bazı kimseler de benim onlarla olan ilişkilerimde gösterdiğim ihtimamı gösterebilseler. Ne yazık ki insanlar o kadar yoğunlar ki yaşamakla, kendilerinin dışında birilerinin de bir yerlerde yaşıyor olduğunu unutmaktalar; sürekli ve sürekli. Bu asla bir sitem değildir. Gün bu kelimeleri çıkarttı bugün önüme. Görüyorum ki 30'lu yaşlarımda yeniden başlamam gereken hala pek çok şey var. 

Gelelim ihtişama;
İhtişam yüzlerce değerli taşla süslenmiş bir taç değildir benim için. İhtişam bir denizin dalgasının kayalara vurmasıdır. Kocaman dağların eteklerinin birleştiği dümdüz ovaların üzerinde açan kır çiçekleridir. Bir çakıl taşı, bir çöl gülünün üzerindeki parıltıdır. Bir şiirdir kısacık veya eski bir güftedir. 

Eksik bir şeyler var hayatlarımızda, hepimizin. Ve bu eksiklikleri hiç de önemli olmadığının ne zaman farkına varacağımızı bilemediğim şeylerle doldurmaya çabalıyoruz. Bir insan, bir hayat demek, hemde kocaman bir hayat. Anlıyorum ki benim birkaç hayat eksiğim var!!!
 

8 yorum:

  1. Anneannem de cok kullanir " ihtimam" kelimesini Tugba , beni nerelere goturdu yazin bilemezsin :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir tesadüfmüş bu böyle:) Eski kelimeleri ve bunların üzerimizdeki etkilerini seviyorum:) Güzel anılara götürdüğüme memnun oldum. Sevgilerimle:)

      Sil
  2. "imtihan" diyince bugün teog sınavına girecek olan kızımın bu küçücük yaşında yaşadığı stres geldi aklıma:( hayat böyle bir şey işte yaşa bakmıyor imtihan..
    "ihtimam" benimde büyük annemin kullandığı ve sonrasında çok az duyduğum bir kelimedir.. seni okurken farkettim bunu da:)
    "ihtişam" evet ihtişam diyince ilk akla kocaman kocaman taşlı pırlantalı yakutlu takılar veya devasa büyüklükte çok lüks daireler büyüklük, gösterişlilik geliyor değilmi.. halbuki ihtişam senin de dediğin gibi, baharda açmış kır çiçekleridir, minik bir bebeğin dünyaya gelişidir..
    ne güzel yazmışsın..
    hayattaki eksikliklerini tamamlayarak, mutlu mesut bir yaşam dilerim sana..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah yaa bu çocuklara valla yazık üzülüyorum o stresli hallerine. Umarım güzel geçer sınavı. Yazımla eskilere gitmenize sevindim, böyle hatırlamalar iyi oluyor.
      Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Hayattaki eksiklikleri tamamlayabilsek keşke. Ama oradaki eksikten kastettiklerim kaybettiğim ailemdeki kişilerdi. Ne yazık ki onların da gittikleri yerden dönme ihtimalleri yok. Ama umarım arkadaşlarımla ilgili olduğunu hissettiğim eksikliklerim zamanla tamamlanır:)
      Kocaman sevgilerim

      Sil
  3. Ben imtihana takıldım, bu imtihanı biraz gözlerimiz bağlı yaşıyoruz gibi hissediyorum ben. Sinemayla ilgili yaşadıkların komik olmuş. Sol Ayağım kitabını okumuştum ben, filmi olduğunu bilmiyordum. İlk film için biraz ağır olmuştur. İhtimamı pek kullanmam ve çok da duymadım ama ihtişam kelimesini çok severim. Sanki çok ayrı, çok yüce bir özellik gibi gelir bir şeyin ihtişamlı olması. Öyle de tabii. Senin ihtişama yüklediğin anlamlar da çok güzel.
    İmtihanların zorlu olmadığı, ihtişamlı anlarla dolu ve ihtimamlı güzel günlere öyleyse :)
    Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İmtihanları gözlerimiz kapalı yaşadığımız konusuna katılıyorum bir parça Denizcim. O yaşanılan zamanlarda anlaşılamıyor çünkü. Sonrasında belirli dönemlerde kavrıyor insan her birini. Film olayları gerçekten komikti. Sol ayağım filmini sanırım okumaya dayanamazdım. İhtimam kelimesini eskiler çok kullanır. İhtişamı da çok severim kelime olarak, bana çağrıştırdıklarını da. Teşekkür ederim beğenmene.
      Sana da mutlu güzel günler ihtişamlı anlarla dolu, yorucu imtihanların olmadığı...
      Sevgilerimle

      Sil
  4. Ne güzel yazmışsın Tuğba <3
    Benim de ihtişam deyince aklıma denizler, ağaçlar geliyor. Kendi hayat imtihanım içinde bunalıyorum bazen; her şey çok daha basit olabilirdi, hayatın kendisi, ilişkiler, evlerimiz filan. Tutan mı var di mi? Bir yerlerden başlamak lazım. Gideyim patates sokuşturayım saksılara bari :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Minaaaa;
      biliyordum ki senin de aklına benim gibi dağların denizlerin çiçeklerin geldiğini, yanılmamışım:) Herşey keşke çok daha basit olsa evet. İnsanların çoğu artık hayatları basit olsun diye uğraşıyorlar zaten. Bazen hiç mümkün olacakmış gibi gelmiyor. Eskiden her şey nasıl da öyleydi şimdi karmaşık. O basitliğe dönemezsek kaybolacağız gibime geliyor çoğu zaman. Tutan yok evet elimizden geleni yapmalıyız. Sen patates sokuştur saksılara ben de çiçek ekeyim, boyayayım ve öreyim.

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)