7 Haziran 2008 Cumartesi

İçerden

Birkaç gündür bazı şeylere ara verdim. Aslında yazmak diyemem çünkü buraya yazmasam da odada bişeyler muhakkak yazıyorum engel olamıyorum kendime. Eğer elim kalem kağıda gitmiyorsa da boşluğa yazıyorum aklımdakileri yatağıma uzanıp.Tembel biri de sayılmam aslında gün boyu yatakta yatıp hiçbir şey yapmadan duran. Ama arada oluyor demek ki. Burada böyle zamanlarım oluyor. Bazen canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Sadece susmak istiyorum. Sessizce kendimi dinliyorum. Kafamdakileri havanın akışına bırakıyorum. Diyorum ki bazen kendi kendime içimdeki beni bulmalıyım. Bir şey olmalı ,biri beni kendime getirmeli. Sanki hiçbir şey yapmıyor gibi hissediyorum zaman zaman. Bir amacım yok sadece hayata yan yollardan girip çıkıyor gibiyim. Kendi kendime bir tatminsizlik duygusu geliştirdim sanırım. Burda mı oldu bu hayır zaten evvelden beri vardı. Biliyordum bu tarafımı ama şimdi bu beni fazlasıyla rahatsız ediyor.Burda hiç türk arkadaşım yok vakit geçirebildiğim. İşin kötüsü olsa bile mesafeler o kadar uzak ki gidip gelemiyorum. Mesleğimi çok seviyorum ve bir antropolog olarak çok şey yapmak istiyorum. Burayla ilgili de yapmak istediğim çok şey var. Ama çoğunu yapamıyorum çünkü ufak bir araştırma için bile bir şeyler görmem, birileriyle konuşmam, bilgi almam, bağlantı kurmam gerekiyor.Dilimi henüz ilerletemedim. Burdaysa çoğu insan ingilizce bilmiyor.Yine de bunca şeye rağmen içimdeki isteği kaybetmedim. Günlerdir bunun üzerine düşünüyorum. Ve bugün elçiliğe bir yazı yazmaya ve anlatmaya karar verdim. Bizim gibi insanları bir araya getirecek bişeyler olmalı. Bu şehirde benden başka araştırmacılar da olmalı hatta antropologlar olmalı. Bir şekilde ulaşılmalı,engeller kaldırılmalı. Sadece bir yabancı olarak, hayata yabancı kalarak devam edemez insan bişeylere dahil olmalı, çaba göstermeli değil mi? Belki çoğu insan anlamayacak bu sözlerimi. Ama eminim benim gibi uzaklarda yaşayanlar anlayacaklardır. Okuldan hocalarımla ve meslektaşlarımla diyalog içindeyim ama bir süredir yazamıyorum bile onlara çünkü elimde hiç bir şey yok. Kulaktan dolma bilgilerle veya sadece detaylandırılamayan gözlemlemelerle bir şey yapamıyorum. O yüzden bu yazıyı tamamladıktan sonra elçiliğe mailimi göndereceğim. Umarım ilgilenirler ve bir şekilde bağlantıya geçerler. Belki araştırmam da destek olurlar belki türklerle görüşebilmemizde ve ya benim gibi antropologlarla ya da araştırmacılarla görüşebilmemizde yardımcı olurlar. O zamana kadar kitap okumaya, çılgınca yün örmeye, boylu boyunca uzanıp izlediğim filmleri tekrar izlemeye ya da yenilerini izlemeye devam edeceğim. Hayatımın en uzun tatilindeyim. Çok da şikayetçi sayılmam ama keşke buralarda bir zen ustası bulsam o da benim ruhumu bulsa içimde bir yerlerde. Daha plates yapmaya bile başlayamadım. Kendime baktıkça oramdan buramdan sarkan yerleri görüyorum. Yazın plajda olacak olan fıstık gibi hatunları düşünüyorum. Sonra en azından ekmek yemeyi bıraktım diye kendimi avutuyorum ama ne çare. Artık 26 yaşındayım. Zaman geçiyor. Ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı. Yarın öbürgün hayat bizi bir yerlerimizden yakalayıp sürüklemeye başlayacak çünkü biliyorum. Ne demişler:
hayatta üç şey vardır bir daha asla geri gelmeyecek
1-atılan ok
2-söylenen söz
3-kaçırılan fırsat
Bu yüzden zamanı güzel harcamak gerek.
Bu yazıyı kendime ithaf ediyorum. Aklım biraz başıma gelsin diye. Bişeyler yapabilme gücünü kendimde bulabileyim diye. Hadi harekete geç artık ben!!!

6 yorum:

  1. canımın içi seni o kadar iyi anlıyorum ki, ama içindekileri canlı tut sakın peşini bırakma, her ne olursa olsun yapmak ve yaşamak istediklerinin arkadasında durmaya devam et. zaman zaman çok zor; bazen de elinden bişeylerin gelmediği anlar olduğunu biliyorum, ama ne kadar zorsa, aslında o kadar da kolay yeterki sen istemekten vazgeçme. ;))
    hepimizin kayıp zamanları var ve sen bunu en iyi değerlendirebilecek insanlardansın. yeter ki unutmaa ;)
    Losssssssssssssssssstttttt.... :P

    YanıtlayınSil
  2. Canım canım canım
    Sana kocaman mail yazdım dün beeeennn..Bir sürü şey anlattım bakarsın.Zaten sen anlamasan kim anlayacak beni başka yahuuu:)
    kayıp zamanların izinde diye bir kitap yazıcam valla ben de:)
    öptüm seni..
    bana yorum yazmana bayılıyorum yaw:)

    YanıtlayınSil
  3. İnsan bazen kendi içinde de kaybolabiliyor. Bazen sadece nefes almak istiyor ve hayatın akışına bırakmak kendini...

    Geçiyor ama takılmai bazen hiçbirşey yapmamak da güzeldir, hemde çoook :p

    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  4. insan gerçekten bazen kayboluyor işte...Aynen dediğiniz gibi:)Herkesin farklı nedenleri,sebepleri oluyor kayboluşunun ama bir yerlerden geri dönmek lazım:)Bir şekilde:)Ben böyle zamanlarda anılarımı düşşünmeye çalışıyorum,valla yararı oluyor bana:) tavsiye ederim,sevgiler...

    YanıtlayınSil
  5. Merhaba güldemcim.Dün bakamadım bloguma netimizde sorun vardı. Bugün bilgisayarımın başına bir geldim ki ne göreyim bir sürü yorum yazmışsın bana çok ama çok sevindim gerçekten.Hepsini ayrı ayrı cevaplayacağım şimdi zevkle.Beni sitene eklemene de çok sevindim teşekkür ederim.Yeni yazılarda görüşmek üzere yeniden.
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  6. bende seninle tanıştığıma çok sevindim,sevgiler...

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)