26 Nisan 2012 Perşembe

Kısa kısa ama uzunca bir yazı

 Fotoyu netten buldum kimin bilemiyorum yine isimsiz kaydetmişim google sağolsun çizenin de ellerine sağlık. Vallahi kötü bir niyetim yok!

-Bugün yine bolca yazasım çizesim var aslında yazmaktan çok çizesim var diyebilirim ama bunun için pek zamanım yok. Zamanım yok lafını sevmem aslında, insan istedikten sonra pek çok şey için zaman bulabiliyor. Mesela hem çalışan, hem çocuklarını büyüten, hem evlerini idare eden hem de hobileri ile ilgilenen kadınlara bayılıyorum, onlar bunca şeyi yaparken ben tek bir şey için zaman bulamayınca deli oluyorum.

-Yumuşacık kağıtlara yazmayı bugünlerde çok özlüyorum. Aklımda hep Seka Kağıt Fabrikası hala çalışıyorken eve kutularda gelen kağıtlar var. Bir kısmı hala duruyor. Gittikçe onları koklamayı, onlara dokunmayı seviyorum ama açmaya da kıyamıyorum.

-Hava bugün 32 derece sanırım ve güneş inanılmaz yakıyor. Güneşi özlediğimi biliyorum ama ilerleyen günlerde sıcaktan fenalık geçireceğimi ve ohh serin olsun diyeceğimi bildiğim için kendime kızıyorum. İnsanoğlu işte ne yaparsan yap yaranılmıyor bize!

-Türkiye'ye gitmeye çok az kalmasa da az kalmış gibi yapıyorum bu bana iyi geliyor. Hep bir bahane ile şunu da sayma, bunu da saya, bugün zaten tatil falan diye numaralar yapıp 2 aydan fazla kalan zamanı sanki 15 günmüş gibi düşünmeyi seviyorum. Denize girmeyi çok özledim ve bu sene denizle kavuşmak için daha da heyecanlanıyorum.

-Artık sıcak içecekler içmeye paydos vaktidir. Gelsin limonatalar, serin içecekler, buzlu kahveler, çaylar. Bir de karpuz gelsin ben bol bol karpuz peynir yiyeyim. Gerçi peynirimiz bir kalıp kadar kaldı, iki ay peynirsiz nasıl geçecek bilmiyorum.

-Şu pitbul köpekleri ile ilgili haberleri okuyunca üzülüyorum çok ama çok da kızıyorum. Bu köpek türünün manyak olduğu biliniyor da madem neden hala insanların ellerinde kaniş gibi dolanıyor anlamıyorum. Kökünü kurutsunlar şu hayvanın ya ben küfür etmekten bıktım artık. Yazık günah insanlara ya! Nefret ediyorum pitbul canavarından!

-Köpekleri sevmiyorum sanılmasın. Kampta bir anne köpek doğurdu mini mini 7 tane köpüş var ve öyle tatlılar ki, henüz sevemedik ama tosuncuk gibiler. Her şeyin miniği güzeldir lafını tescil ettik gene. Bebecikler bir başka oluyor.

-Bizim kediciklerimiz de çok komikler. Gözleri açıldı ama ben hala fotoğraflarını çekemedim. Kutudan evlerinin içinde dört dönmeye başladılar bile. Sıska kızımız pek cabbar ama pek de şeker. Bir de tosun oğlan var ki en çok kimin memede kaldığı taaa uzaktan seçiliyor. 

-Keşke evden iş yapabilsem diyorum bazen, bazen de ofise geldiğime seviniyorum ev daraltıyor. Şanslı olduğumu biliyorum ve artık şikayet etmeyi bıraktım. Zaten insan böyle güzel havalarda daha pozitif oluyor, güzel şeyler düşünmeyi böyle havalarda daha çok seviyorum.

-Yaz için hayaller kurmanın zamanı geldi ya hayal birikimleri de başladı. Şimdiden çorapsız babetler, tişörtler giymeye başladı Cezayirliler. Ben henüz o aşamaya geçemedim ama az kaldı biraz daha sabır.

-Bugün rüzgar epeyce fazlaydı ama yaprakların hışırtısına diyecek yoktu. Ağaçların senfonisi gün içinde hep bizimleydi daha bir mutlu oldum bugün.

-Hayatta illa bir şeyi tecrübe edeceksin ki öyle yerleşecek kafana. Bunu bile bile yine de tecrübe etmeyi beklemek sinir ediyor beni. Bir kere de önceden eyvallah diyebilsem.

-Yazlığı ve arkadaşlarımı rüyalarımda görmeye başladığımda yaz sendromu başladı bende demektir. 15 gün kalaya kadar normalim ondan sonra zıvanadan çıkıyorum hadi hadi diye:)

-Dondurmayı özledim. En çok da geçen sene yediğim böğürtlenli magnumdan yeniden yemek için heyecanlanıyorum. Burada güzel dondurma bulmak zor olsa da magnum için 1 saat yol gitmeye değer.

-Bu akşam iki renkli kurabiye, tuzlu kurabiye ve ekmek yapma fikrim var. Yarın hava güzel olursa ki olması büyük ihtimal, bahçede güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamayı planlıyoruz. Ne olur hevesimizi kursağımızda kalmasın!

-Face'de ne düşünüyorsun diye sorduğunda hep sana ne, seni ne alakadar eder, sorma bu kadar zırt pırt diye yazmak istiyorum ama ayıp olur diye yazamıyorum. Bazen delice küfür etmek istiyorum her şeye ama insanlar okuyunca ayıplarlar diye yazamıyorum. Ben de sinirli olduğum zamanlarda rahatça yazabilmek için word'u açıyor, yazıyor ve siliyorum. Neme lazım ilerde biri görür de küfürbazmış çok bu hatun demesinler diye siliyorum.

-Çok konuşasım var ve sabaha kadar sohbet etmek istiyorum. Havadan sudan, hayattan, aşktan, memleketten, insanlardan v.s. Üniversitede çok sohbetler ederdik sabahlara kadar. O kaygısız günleri çok özlüyorum. Keşke bir kerede bütün hayatımı anlatabileceğim istediğim kadar konuşabileceğim bir günüm olsa hayattan bana hediye!

-Gazete ve dergi yazılarımı tamamlamam lazım. Bir defter yaptım kendime aklıma gelen konuları not alıyorum sonra üzerlerine yazayım diye ama bir zaman sonra bunu neden yazdım acaba allah allah diyorum ve gülüyorum. Defterin de hafızası yokmuş bunu anladım:)

Her şeye rağmen mutluyum, şükrediyorum ve güne gülümseyerek başlamaya çalışıyorum. Bazen zoraki olsa da yine de sabah aynada güleç bir yüze bakmak güne zaten iyi başlamaya etken oluyor. Sonra da bir bakıyorsun zaten gülüyorsun:) Gülmek için bahane çok, aynı kedere bürünmek için olduğu gibi. İkisinin arasında çook ince bir çizgi var. Ama zaten defteri kalemi seven herkes çizgileri de sever öyle değil mi?

Mutlu kalın!

7 yorum:

  1. şu kısa kısa notlara bir de;
    "- kocamla birlikte gitar çalıp şarkı söylerken videoya kaydedeyim"i ekleyebilir miyiz? :)
    hep güzel sesli bir arkadaşım olsun istiyodum... ya nasip demiş :)))

    YanıtlayınSil
  2. bende bu blogu okumayı seviyorum:)

    YanıtlayınSil
  3. face'le ilgili düşüncene aynen katılıyorum. ne düşünüyorsun sorusuna ''seni''yazmak istiyorum ben de bazen.:))

    Mersin de ısındı. şu an ofiste klima çalıştırıyoruz. orayı tahmin etmek istemiyorum bile.

    sevgiler:))

    YanıtlayınSil
  4. Saçaklıııı;

    bu notu eklememişim evet aklımda olmasına rağmen. her şeye fırsat yaratıyoruz da buna yaratamadık henüz:)havalar güzel artık bir çekim yaparız diye ümit ediyorum ama önce hangi parça diye karar vermek lazım heehee:)öptüm kocaman

    YanıtlayınSil
  5. Nazpek;
    Çoooook teşekkür ederiiim:) böyle sözler duymak beni çok mutlu ediyor. Ben genelde yoğunluktan okuduğum her bloga uzun uzun yorum yazamıyorum ama takipteyim ben de senin blogunu zevkle okuyor ve beğeniyorum:):)kocaman sevgileeeer

    YanıtlayınSil
  6. Zuhal'in müzesi;
    blogda gördüm isimle ilgili sorun yaşamışsın valla ben korkudan hiç karıştıramıyorum ayarları yoksa benim de ismimi değiştiresim gelmişti bir ara umarım sorunu halletmişsindir:) burada da havalar ısınmaya başladı. sabahları ılık bir havayla karşılaşmak pek güzel oluyor ama yakında öğlenleri buharlaşacağımız zamanlar da gelecek:)iyiki klimalar var biz şimdiden soğuk kullanmaya başladık bile:)bir yaz ki sanırım 2007 ya da 2008 yazıydı 52 dereceyi görmüştük:):)kocaman sevgileeeer

    YanıtlayınSil
  7. Tuğba benim eşim burda kapatılan seka fabrkasında çalışıyor ama yeni adı ile oyka kağıt biliyosun sata sata devlet malı yokya....şimdi de tiyatrolaı elden çıkaracakmış...busefer yazının tamamını okuyamadım ama şimdilik vaktim yok akşam bakıcam tekrar...seni okumayı seviyorum...sevgiler

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)