2 Haziran 2014 Pazartesi

Bir başka Cezayir

Cezayir aslında hep aynı, değişmedi o eskiye dönük yüzü. Sadece ilk geldiğimiz yıllara oranla biraz farklı. Farklı olan da ne insanlar ne kültür, değişen sadece eşya. (diğer anlamıyla) Birkaç yeni bina, çeşitlenen meyve sebzeler de yanında ekstra, hepsi o. Yoksa ne insanların yaşamı, ne binaların düzeni, ne sokakların dokusu, ne de bakış açıları değişti. Asıl değişim odur aslında öyle değil mi? Birkaç süsleme oldu şehirde hepsi o. O da başkentte. Bizim gibi başkente uzak yerlerde çok da ses getiren değişiklikler olmuyor, çünkü burada her şey çok yavaş, zaman da yavaş akıyor. 


Başkente giderken farklı yollara, ara sokaklara sapmayı seviyorum. En son gidişte öyle bir yola girdik ki bayıldım. Ama tabi arabayla geçtiğimiz için o çok beğendiğim mekanları fotoğraflayamadım, sadece aklıma yazdım. Begonvilli evler, harika desenli seramikleri olan bir cami, renkli evler gördük. Hoşuma gitti. Binalar hep böyle panjurlu veya balkonları demir parmaklıklı. Dışarıdan görülmek istemiyorlar. Çoğu güzel teras, balkon sırf içe dönüklük yüzünden verimli kullanılamıyor. Bunları her fırsatta yazmaya çalışıyorum.


Bu da bir apartman. Genelde pek dökükler. Herhalde iyi binalar sayılıdır, o hani kat lambası bulunan, kapıcısı olan, gün aşırı veya haftada bir temizlenen, yani bizim bildiğimiz gibi olanlar. Mobilis yazan mavi tenteli yer minik bir dükkan. İçinde telefon kartı falan satılan türden bir yer. Kontörlü konuşma da yapabiliyorsunuz. Mobilis burada benim de kullandığım telefon servisinin adı, Djezzy ve Nedjma adlı olanları da var, Mobilis sıkça tercih ediliyor. Bazı dükkanlar sadece telefon etmek için açık kalıyor düşünebiliyor musunuz? Eskiden büfelerde kontörlü telefonların olmasına benzetiyorum ki hala olan yerler var, ama ne derece kullanıldığı önemli. Burada cep telefonlarından aramak yerine oralardan aramayı tercih eden bir çoğunluk var. Mesela bakkallardan tek dal sigara almak buralarda hala geçerli bir uygulama.


Yoldaki satıcıları seviyorum. Hep en tazeyi satıyorlar. Yan taraflardaki tarlalardan toplayıp hemen önünde satıyorlar. Soğan, patates, kıvırcık çok sık görülüyor. Bir de kavun tarlaları çok olduğundan tarla kenarlarında sıkça kavun satıcıları oluyor. Bizim yaşadığımız şehir kavunu ile ünlü ve inanılmaz güzel kavunları var. Bizim Kırkağaç kavunundan güzel gerçekten ve kış aylarının başladığı zamanlarda bile kavun yiyebiliyoruz bal gibi oluyor. 


Bu teksas kıvamındaki yer de bir restoran. Pizza falan satan bir yer sanırım. Cuma resmi tatil günü olduğundan henüz yeni açılıyordu herhalde. Pek teferruata ihtiyaç duymazlar dükkan sahipleri, temizlik veya süs, dekorasyon öyle tercih edilen bir şey değil. İhtiyaç olanı satsın yeter. Olmayanı da yan dükkandan kapıp getireyim mantığı hiiiiiç yok. Ben en çok bizim esnafımızın keskin zekasını özlüyorum burada ve o asla yok demek istemeyen haklı gururunu. Bazen burda olan şeyi bile getirmeye üşeniyorlar. 


Bu da hala yola çıkabilen bir araba. Sanmayın ki terk edilmiş. Eskiden bu tip arabaları daha sık görürdük trafikte ama şimdi belli yaştakilerin trafiğe çıkması yasaklandığından, eskisinden daha az karşılaşıyoruz. Ama kapısı olmayan arabanın bile yolda gittiğini gördüm. Camı olmayanlar, aynası olmayanlar, farları yanmayanlar çoğunlukta. Artık şaşırmıyoruz, benimsedik.


Burası da kampımızın hemen yakınındaki Naciria köyünün lojman tipi evlerinden biri. Ben o eski lojmanlara çok benzetiyorum. Ama tabi benim gördüğüm lojmanlar bunlardan kat kat iyiydi. Ne kadar kötü durumda olursa olsunlar, balkonlarına görünmez olmak için gerdikleri mavi çizgili tente kumaşlarını ve iplere asılı renkli çamaşırları seviyorum. Ruhumda çingenelik var sanıyorum. Yaşanmışlık hissi veriyor bana ve sanırım dokuya da yakışıyor. Cezayir'i modern düşündüğümde içini dolduramıyorum! Bu haliyle var olmasını seviyorum. 

Tabi bizim için yaşama kolaylığı bakımından daha temiz, daha modern ve daha içinde bulunduğumuz yüzyıla uygun olmasını dilerdim. 

10 yorum:

  1. tuğbacm düşünüyorum da , bu tür şehirleri tek gezmelik sevebilirim. yaşamak çok zor. kendi kasabamda bile düzensizliği, karmaşıklığı sevmiyorum. bu yüzden belki benim avrupa şehirlerine gezilerim bitmez. düzen, temizlik, sessizlik, kibar ve bakımlı insanların dolaştığı sokaklar , medeniyet :) tam benlik. oradaki apartmanların demir parmaklıklı balkonları, çanak antenler bize fazla yabancı değil. belki bunların olmamasını istediğimden cazip gelmiyor. yine de yazılarını okumak çok güzel !

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Buketciğim;
      Dediğin gibi temiz güzel şehirlerin yanında bu tür şehirler tek gezmelik güzel diyor insan ama mesela Cezayir öyle olsa bile Fas kesinlikle öyle değildi. Elbette buradan daha turistik ve eli yüzü düzgün onun da etkisi var ama bu tür coğrafyalardaki keşmekeşlik başına buyrukluk ve gündelik yaşam içindeki git geller insanı enteresan bir şekilde çekiyor ve o ana dahil olmak istiyorsun. Ama medeniyet bambaşka elbette. Buradaki hal evet kesinlikle yabancı değil. Daha geçenlerde tv de yabancı bi kanalda sanırım şu eski yabancı filmlerin gösterildiği kanaldı moviemax'deki 1964 yapımı İstanbul'u gösteren bir film izledim. Yabancı oyuncular vardı ilginç bir filmdi. Oradaki İstanbul Cezayir'e öyle benziyordu ki. Ha şimdi gökdelenler oldu güya medeni bir görüntü sergiliyoruz da reklamlar onlar işte öyle değil mi, kafalar değişmedikten sonra. Ben de gezip görmeyi seviyorum ama yaşayacağım yerde medeniyet arıyorum aynen:) Yazılarımı okurken keyif almana de mutlu oluyorum. Hislerimiz karşılıklı canım.
      Sevgilerimle

      Sil
  2. It's really a great and helpful piece of information.
    I am happy that you shared this helpful information with us.
    Please keep us up to date like this. Thanks for sharing.


    Here is my homepage :: goji berry - jajuensa.com
    -

    YanıtlayınSil
  3. Okurken ne kadar şaşırıyorum. Hafiften kulağına çalınan bir şeyi, birinin ağzından böyle cümle cümle duymak; kafam karışıyor. Sonuçta Türkiye'de yaşıyorum. Sana anlatmama gerek yok buraları :) Medeniyet dediğin sadece AVM lerden ibaret değil. Biz de uydu antenleriyle yaşıyoruz bu şehirde, üstelik her an birbirimizi öldürecekmiş gibiyiz, hatta öldürüyoruz.
    Yazman ne güzel bir şey; hem kendi kişisel tarihin için hem de Cezayir için. Samimi söylüyorum bunu, not düştüğün her şey, bizim senin yaşadığın ülkeyle ilgili bilgimiz haline geliyor.
    Biraz daha kolay, daha anlayışlı bir yaşama kaçmak istiyorum aslında:))) Yine de, burada yaşadığım şehirde de Arap sabunu kokan apartman boşluklarını, okuldan gelip de merdivenleri paldır küldür çıktığında kapısını açan komşu teyzeleri, göz hakkı diye yolduğumuz eriklerin olduğu ağaçları, bahçeleri özlemiyor değilim.
    Sevgiler yolluyorum sana deli gibi yağmur yağan bir İstanbuldan:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okurken şaşırmak güzel bir şey:) Bu sıra artık şaşırma duygumuzu kaybetsek bile güzel bana kalırsa. Hem şaşıracağımız öyle az şey oluyor ki artık, güzel manada:) Türkiye'nin haline diyecek söz bulmak epey güç şu sıralarda. İnsanların yüzündeki nefreti kini görüyorum her geldiğimde. Burayı belki de bu yüzden iyi yazıyorumdur diyorum bana kızanları düşündükçe, en azından insanlar hala insan gibi görünüyorlar.
      Cezayir epey merak edilen bir yermiş ben de onu anladım bu yazma maceramda. Hem bana çok iyi geliyor yazmak hem de bir şeyler anlatmak öğretmek göstermek mutlu ediyor. Hem yardımcı olmayı da seviyorum buraya geleceklere. Çünkü gerçekten Cezayir ile ilgili bilgi herkesin ulaşacağı yerlerde mevcut değil, öyle yeme içme gezme el kitabı bile yok. Okuyanların da hoşuna gitmesi, böyle güzel sözler duymak ayrıca motive ediyor.
      Ben de seninle öyle bir yaşama kaçabilir miyim acaba? Buradan sonra rotamız Türkiye ama inan korkuyorum düşündükçe. Burası Türkiye'nin yanında pek masum kalıyor diyorum. Eskiyi çok özlüyorum ve benim gibi özleyenleri görmek de mutlu ediyor. Bende öyle çok şeyi özlüyorum ki senin gibi, o eski komşulukları, birbirine günaydın merhaba diyen insanları, insanların mutlu yüzlerini, okul zamanlarını, çocukların çocuk gibi saf olduğu zamanları, ağaçları, sokakların o toprak kokusunu özlüyorum.
      Belki hala güzel şeyler için geç kalınmış değildir, en azından hayallerimiz ve bize eşlik eden güzel anılarımız var.
      Benden de kocaman sevgiler sana canım. Neyse ki bugün güneş açtı:) Yaza girmeyi bir kenara bırakıyorum baharı bile yaşayamadık bu sene...

      Sil
  4. Selam, farklı hayatları keşfetmeyi seviyorum o yüzden sizi buldum:) yeni paylaşımlarda bulunmak dileğimle, sevgiler,

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar;
      Beni bulmuş olmanıza sevindim. Ben de farklı hayatları gözlemlemeyi çok severim. Umarım bundan sonra daha sık karşılaşırız
      Sevgilerimle:)

      Sil
  5. Outstanding post however , I was wanting to know if you could write a litte
    more on this subject? I'd be very grateful if
    you could elaborate a little bit further. Appreciate
    it!

    my blog post ... goji actives; ,

    YanıtlayınSil
  6. Tuğba hanım merhaba, yakın zamanda iş nedeniyle cezayir'e başkente taşınma ihtimalimiz var. Sizden başka o kadar az kaynak bulabildim ki cidden çok zorlanıyorum. Bir kadın olarak endişeliyim, yaşam başkentte nasıl, nasıl vakit geçer kafamda çok fazla soru var. Bir nebze beni aydınlatmış oldunuz şehir farklı da olsa. Ekim'de görmeye gideceğiz sonrasında da karar vereceğiz. Umarım güzel şeyler olur. Size sevgiler ❤️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gülce hanım,
      çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Bana mail de atabilirsiniz elimden geldiğince çabuk yanıtlarım, cezayir ile ilgili soracaklarınız olursa bekliyorum. Umarım güzel olur sizin için her şey. Görmeye gitmek harika bir fikir bence. Ama ilk izlenimle de bir şeyler oluşturmak zor olur, yaşayınca farklı oluyor çünkü.
      Sevgiler selamlar

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)