4 Kasım 2014 Salı

Beklenmedik ayrıştırıcı

 Resim: Pinterest Blue Beard, CassiaLupo

Böyle buyurdu internet!

Bir beklenmeyen ayrıştırıcı varmış hayatımda. Meğer habersizmişim, safmışım, bilmiyormuşum meğer çocuk gibiymişim; öyle hissettirdi. Çat dedi açıldı kırmızılı çizgili falan bir sayfa, hoşuma gitti, günlerdir gelmeyeni beklemek gibiydi biraz da!

O resimdeki upuzun koridor bugünlerse eğer ve ben orada ilerliyorsam, şu karşıma çıkacak olan mavi sakallı adam da ancak ayrıştırıcı olabilir. Çünkü öyle bir hali var. Hem günleri de ikiye ayırmış işte görüyorsunuz, yolları da. 

Belki o tablolardaki kadınları da ayrıştırmıştır birbirinden incelikle. Belki diğer kadınlar en baştaki kadının ayrıştırılmış halleridir. Hem kim kimi ayrıştırmıyor ki şu günlerde. Sinsice bekleyen kabuslar gibi o ayrıştırıcılar. 

Bugün çok gürültülü bir gün. Rüzgar son hızla, geceden beri esmeye devam ediyor. Dallar kırılmış, ağaçlar yorulmuş bir halde. Benim de kafam bulandı sesten. Kedim, koca gözleriyle dolaşıyor evde, rüzgardan hayaletmişçesine korkuyor. Yazık ona! Yine de kucağım da ya hep, bazen bencilce seviniyorum korkuyor da bana sığınıyor diye, seviyorum o halini. Kediler de olmasa halimiz duman. Etrafta kedi olunca mutlu oluyorum.

5 gündür yazmamışım yine, içimden gelmedi pek. Aslında hep geldi, kafamdan yazdım durdum ama klavyeyle yapamadım o işi. Bazen kafamdan o kadar çok sayfa yazıyorum ki yoruluyorum, ellerimde derman kalmıyor. Yoksa uzun aralar vermek hiç bana göre değildi. 
İnternet öyle boktan ki. Bunu artık insanlara dile getirmeye utanıyorum. Bahane oluyor gibi geliyor, oysa hayat kadar gerçek. Sayfalarca yazıp iletemeyince internet yok deyince, hadi oradan diyor içimden bir ses, yani üzülüyorum öyle değil aslında, internetsiz günlerimizi ancak burada yaşayan anlar. 

Bazen hepsi gitsin diyorum gitsin ne varsa elektrik, televizyon, su v.s öyle kalakalalım da görelim, çünkü çok sinirleniyorum. Yahu 7 senedir nedir bu internetten çektiğimiz? O kadar çok küfür eder oldum ki kendime şaşırıyorum, ayıplıyorum bu halimi. Bazen not alıyorum sırf sesli küfür etmeyeyim diye. Öyle bir defter yaptım kendime, sinirlenince küfür yazıyorum. Ahhh yazdıklarımda bir şey olsa, gören çok güler, belki de güleyim diye yazıyorum...

Havalar sıcak hala, akşamları serin sadece ama çok soğuk değil henüz. Bu halini seviyorum. Soğuğa hiç hazır değilim hala. İnatla yazlıkları kaldırmadım, kaldırasım da yok. 

Bir kek bir çayla günlerce idare ederim gibi geliyor şu günlerde aynı yazları çay ve börekle idare edebileceğim gibi. Börek açmaya mecalim yok ama olsa da yesek derdindeyim hep. Ahh canım börek ne çok özlemişim! Bir kıymalı börek uğruna kilometrelerce yol katedebilirim. Biraz enerji toplayıp açmak gerek en kısa zamanda. 

Yeni konular için notlar alıyorum. Aklıma gelmişken hep yazayım da ara vermeyeyim yine. Bir gün içinde iki yazı yazarsam diğerine haksızlık gibi geliyor. Oysa bazen çok çok yazmak istiyorum. 

Hadi şimdi sıcak çayımı içeyim de sonra yine yazayım. 
Keyifli zamanlar dilerim.

8 yorum:

  1. Bence yaz, bu kadar aklında konu varken ve kendi kendine yazıyorken buraya da yaz. Sık sık yaz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İlk yazışlarıma da böyle hocalarımın yaz diye söylemesiyle başlamıştım ve şimdilerde yine bana yaz deniliyor olması beni hem mutlu ediyor hem de daha çok yazmaya teşvik ediyor. Yazacağım sık sık..Sevgiler

      Sil
  2. Yazmak ruhu doyuran bir yiyecek gibi. Lütfen yazın bolca, çeşitlice, küfürlüce... Hatta bir tekme savurun boşluğa sanki tüm olumsuzlukları def eder gibi... Bence yazın, yazın... Okudukça içim açılıyor seviyorum ben konularınızı... Kedinin sokuluşu, sıcaklığı mutlu ediyor. Ohh diyorum iyi ki pisiler var bu dünyada. Ankara' nın buz gibi gecesinden sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle harika söylemişsin, büyülü bir yiyecek adeta ruhu doyuran. Pek dobra dobra yazamıyorum böyle küfürle içimden gelen coşkuyla ama elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum hislerimi. yalnız son zamanlarda daha iyi yazıyorum sanki daha içten, öyle geliyor. Biraz üzerimdeki tozlar gitti sanki. Okudukça içim açılıyor diyorsunuz ya ahh nasıl seviniyorum bir bilseniz. Ankara'ya da benden sevgiler, çok özlüyorum Ankaralı günlerimi, havasını, hatta soğuğunu bile.

      Sil
  3. Sal gitsin Tuğba kendini, o küfür defterine değil, buraya yaz. Biz de okuyalım, biz de gülelim :) Burası bizim rahatlama alanımız değil mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :):) Ahhaaha valla sal gitsin diyorsam da pek yapabildiğim söylenemez. Yine de anlatmaya çalışıyorum tüm duygularımı kelimelerle. Gülsek fena olmaz evet:) Burası kesinlikle bir rahatlama alanı haklısın, yazdıkça paylaştıkça ufkumuzu açıyor, hayallerle dolduruyor ve mutlu ediyor. Teşekkür ederim sözlerin için. Sevgilerimle

      Sil
  4. Ah ne sinir bozucu şey elimizin altında hep olmasına alıştığımız şeylerin bir anda yok olması. Bazen gitsin hepsi diye ben de söyleniyorum. Bu zamana kadar ne yapmışız diye. Sonra yine geçiyorum keyiflice bilgisayarın başına :)) Bazen küfür etmek iyidir. Bol bol et ki atabilesin üzerindeki kötü enerjiyi. Küfür de edemesek ne olurdu acaba? Herhalde fiziksel şiddete epey meyilli olurdu insanlar :) Yine de yazmak en güzeli. Hele paylaşabiliyorsan.. Ben yazmayı hiç becerememiş biri olarak özeniyorum sizlere. Ama bana fikir verdin bu yazınla. Bazen benim de aklıma bir konu geliyor konuşuyorum, düşünüyorum kendi kendime. Bari ben de onları bir deftere not alayım da blog yazıları yazarken konu sıkıntısı çektiğimde danışayım o deftere.
    Teşekkürler :) Görüşmek üzere..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Deniz;
      Ben de çok söyleniyorum bu ara kendi kendime, gitsin diyorum elimin altındaki herşey ama sonra onlarsız olduğum zamanlar ne kadar kötü hissettiğimi düşünüp sözlerimi geri alıyorum. Böyle bağlı olmak ve kötü hissetmek de ayrıca kötü hissettiriyor, kızdırıyor. Kötü enerjiyi göndermek için en iyisi aslında açık havayı koklamak, kuşları dinlemek ama küfür etmek de deşarj ediyor evet. İnsanın içindeki şiddet duygusu çok acayip. Bazen gerçekten insanların o duygudan kurtulamamalarını anlayabildiğimi hissediyorum. Bu aslında zor ve önemli bir şey. Böyle anlarda kendimizi başka şeylere kanalize etmemiz gerekiyor, yoksa ne olurdu?
      Not al bol bol. Ben rüyalarımı bile yazıyorum bazen. Yazmayınca hem unutuyor hem de erteliyorum. Bak yine ertelemişim blogu, bugün yazayım artık.
      Çok sevgiler
      Görüşmek üzere yeniden:)

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)