24 Kasım 2014 Pazartesi

Pazar ile iki çift laf

'Dün yine internetin azizliğine uğrayınca, hevesle yazdığım yazım kalakaldı öylece. Öğretmenler günü yazımdan evvel yayınlamak istedim.'

Bu pazar günü de benim için her zamanki gibi olağan haliyle başladı. Kasvetli, karanlık ve bolca rüzgarlı bir gün. Aslında birkaç gündür çok parlak ve sıcak bir hava vardı, yazdan kalmaydı adeta. Sanırım pastırma sıcaklarıydı onlar. 32 dereceyi bile gördük bir ara, hemen bahçede aldık soluğu. Çabucak geçip gideceğini bilsem de seviyorum bu ılık sıcakları.

Eskide kalan pazarları özlüyorum her pazar gününde ve bunu devamlı dile getiririm. O heyecanla güne başladığım pofidik yorganımla yatağımı, annemin süper kahvaltısını ve gün için öngördüğümüz planların güzelliğini. Biz deyim yerindeyse gezenti bir aileydik, hoş hala öyle sayılırız. Pazar günleri yanımıza hiç bir şey almadan sebze pazarına diye evden çıkıp, trene atlayıp Adapazarına ıslama köftel yemeğe gittiğimizi, otobüsle veya arabayla hadi kadıköy'e gidip midye tava yiyelim dediğimiz günleri dün gibi anımsıyorum. Babam bu konularda epey çılgındır. Ankara'daki kuzenlerin daha o zaman ufak olan çocuklarını özleyip hadi Ankara'ya gidelim dediğini bilirim durduk yerde. Bu huyunu pek seviyorum. Bana da genetik olarak aktarılmış sanırım bu gezentilik. Evcimenimdir de aslında aynı zamanda. Evcimen olmak eve tıkılıp kalmak değil benim literatürümde, evi sevmek, evde vakit geçirmeyi sevmek demek. İyi ki zamanında hakkını vererek gezmiş, keyifli vakit geçirmişim diyorum. Şu son 7 yıldır epey eksik kaldık pek çok şeyden.

Fotoğraf: tumblr

Sadece havayı koklayıp birkaç değişik insan görmek için mavi göğün altında dolaşmayı, yani tüm telaştan uzak, berrak ve durgun bir su gibi olmayı, sadece güne katılmayı, bu anları özledim. Hayatın kendi seyrinde ilerleyişini pek güzel anlatmış bu fotoğraf. Cezayir'de güneşli bir gün ve insanlar sokaklarda. Tesadüf o ki hep de en ilgimi çekmiş olan o ince binanın önündeler ve kayıtsızca ilerliyorlar. 

Fotoğraf: alger flickr by bachir

Cezayir otoyolundan bir an. Şimdi bu fotoğrafa bakarken araba yolculuğu yaptığımı hayal ettim, elimde not defterim tam da bir şeyler yazmaya çabalarken bu saman dolu kamyonu görünce fotoğraflamadan edemeyeceğim diye düşündüm. O anda, pencere kenarında kamyonun yanına gelmeyi ve sürücüye bakmayı düşünürken buldum kendimi. Araçların yanından geçerken, ki eğer ilginç bir araçsa, içindeki sürücüye daima bakarım gizliden de olsa. Burada böyle tıklım tıkış giden çoook kamyon görebiliyoruz. Bazen öyle bir dolu oluyor ki aracın gittiğine şükretmek lazım diyoruz. Samanın sarısı, bozkırın havasına, yolun asfaltına ve gökyüzünün pamuk bulutlarına yakışmış; ne zaman baksam tuhaf bir şekilde seviyorum bu fotoğrafı. 



Pazar gününe yakıştırdığım iki fotoğrafım daha var sizin için. O sevdiğim berber desenli kilimlerin üzerinde, sevdiğim tabakla, o işlemeli bakır tepside hazırlanmış bir Cezayir yemeyi. Daha çok zeytin ve limon süslemeli pazı kavurmasına benziyor ama herhalde geleneksel bir adı vardır. Şu anda başka bir şehri keşfetmek için yolda olmayı, sonra daha önce hiç görmediğim bir berberi evinde yere çömelip şu yemekten yiyecek olmayı isterdim. Kim bilir ne hikayeler anlatılır o evde.

 

Bu da Cezayir'den bir çiçekçi dükkanı. Öyle her istediğiniz çiçeği bulmanız güç buralarda. Güller bile genelde çok sağlıklı olmuyor. Yine de bir çiçekçinin bu kadar çok çiçeği varsa orası iyi bir çiçekçidir diyebiliriz. Cezayir koşullarında bir dükkanda bu kadar mal olabilmesi güzel, sarı papatyaları bile varmış gül haricinde. Dönerken yolumun üzerinde bir çiçekçi olmasını ve oraya uğrayabilme ihtimalimi seviyorum. Ne de olsa evde taze çiçek gibisi yoktur öyle değil mi? Doğum günümde gelen iki güzel kaktüsü keçilerin yediğini düşünürsek, çiçeklerin etrafımda olmasını özlediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim!

8 yorum:

  1. Off bu kaktüs yiyen keçileri düşündükçe gülme geliyor bana :)
    Çiçekçilerle ilgili şöyle bir sıkıntım var; bazen eve dönerken çiçek almak istiyorum. Yani süs, fırfır, simli sprey istemiyorum; öyle en uyduruğundan bir demet renkli çiçek istiyorum. Olamıyor bir türlü. Nergis, sümbül filan gene nispeten ucuz ve bol oluyor ama diğer çiçeklerin bir sapına 3 lira istiyorlar, 5 lira istiyorlar. Üzülüyorum valla :)
    Kırmızılı kilim görünce heyecanlanıyorum :) Dünyanın en güzel şeyi kilim!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ay mina hem gülme geliyor hem de sinir geliyor bana ama.Bir de keçi deyince burnuma keçi kokusu geliyor. Geçen kıyma almıştık keçi kokuyor diye yaptığım köfteleri yiyemedim oysa ortada keçiye dair bir şey yok, sanırım kokan karabiberdi:(
      Bende öyle kokoş yaşlı teyze kafası gibi olan çiçek buketlerini sevmiyorum aynen senin gibi alayım bir demet döneyim istiyorum. Sokak çiçekleri ucuz ve güzel aynen. Geçen gelişte İzmir'de Alsancakta tam da sevinç pastanesinin önünde beklerken hemen oradaki çiçekçiden bir buket sevdiğim minik top gonca gibi güllerden almak istedim. Mintiricik bir dal için demet olduğunda ısrar ederek 35 tl istedi amca şoka girdim. Benim bir buket yapabilmem demek en az 10 buket almam demek. Çok sinirlendim neymiş efendim ithalmiş. Neyse..
      Kırmızı kilim ben de çok seviyorum. Şu karabağlar favorim bir süredir ayy eve alıcam bir tane onlardan ama kazıklanmayacak bir yer bulmak lazım almak için, kemeraltında var çok güzeller ama orası çok turistik, korkuyorum:) Yiğit de kilim pek sevmez ama alıştırmaya çalışıyorum ben de kocaman halı sevmiyorum hatta nefret ediyorum böyyykkkk:(

      Sil
  2. Çoook güzel bir hafta dilerim sana. Güneşli olsun, çiçeklerle dolu olsun. Sıcak yatağında kediciğinle uyandığın mis gibi sabahlar olsun :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim çok teşekkür ederim bende sana mutlu güzel bir hafta diliyorum canım. Keşke hep güneşli olsa öyle değil mi:) Kedili sabahlar en sevdiğim ahh ne güzel söylemişsin. Senin içinde çiçekli kedili kitaplı mis kokan yiyeceklerle dolu şahane bir hafta olsun canım. Sevgiler

      Sil
  3. sevgili tugbacim...
    ne zamandir oralardasin?
    seni taniyorum...ama yakinda sana donmemisim...
    hersey ilginc,,her kare degisik amaaaaaa
    benim favorim cicekci:)))))))))))))))))))
    ne olursa olsun....
    tugbacim,,,kizim amerikada 15 senedir,,,damadim fas asilli...ailesi orada
    kizimin dugununde 10 gun kalmistik...
    bu amerika icinde gecerli...insanin kendi vatani
    yada ben cok milliyetcigim,,,her amerika donusu
    ucaktan inince yeri opesim geliyorki....yasadiklari yerler cok guzel yerler,,,hele en son floridaya gittim..ki
    harika bir yer ama ben 6 ay sonunda ..
    cokkkkkk ozluyorum...evimi ,,yurdumu
    cok mu yazdim tugbacim...opuyorum seni

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar;
      7 senem doldu burada:) Evet sanal da olsa tanışıyoruz, ben de ara sıra sessiz sedasız uğruyorum size aslında, her zaman yazamıyorum.
      Bende sizin gibi düşünüyorum nerede olursam olayım, daha iyi koşulları olan bir ülkede de olsam memleketin kıymeti bir başka gözümde. Çocukluğumun, mutlu anılarımın yaşandığı toprakları temelli bırakıp da asla gidemem herhalde. Uçaktan inince yaşadığınız hissiyatı ben de yaşıyorum ve sürekli de dile getiririm:)
      Florida benim de merak ettiğim yerlerden biri.
      Çok güzel yazmışsınız, lütfen ara sıra yazın böyle bana uzun uzun, mutlu oluyorum.
      Bende öpüyorum çok sevgiler ve selamlar

      Sil
  4. tugbacim,,,sen izmitlimisin?
    belki daha evvel gormusumdur bir paylasiminda ama simdi tekrar gordum:)
    biliyomusun bende izmitteyim..
    sekayi cok iyi biliyorum,,okulu:)
    ben hala kislari izmitteyim,,yazlari sapancada
    ailen nerede?
    sende bayagi olmus gideli..
    allah hayirlisi ile donmek nasip etsin..benim kizim,,torunlar artik oranin vatandasi,,,kizim damadimda,,unuversitede ogretim uyesi...
    kabullenmekten baska care yok
    diyorum ya allah herseyin hayirlisini versin.
    sana kucak dolusu sevgiler...birakiyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben İzmitliyim:) İzmitten memleketimden biriyle karşılaştığım için ayrıca mutlu oldum şimdi.
      Sekayı , okulumu özlüyorum çok, o zamanlarki günler çok farklı ve güzeldi.
      Sapancayı da pek severim çok huzurludur. Bahar aylarında ayrıca güzel olur. Gideriz biz de zaman zaman.
      Ailem hala İzmitte yaşıyor, memleketimden kopmuş değilim. Tatillerimizde bir hafta İzmit'te bir hafta İzmir'de kalıyoruz. İzmit merkezde oturuyor ailem Orduevinin orada:) okuluma da çok yakın, her yere yakın aslında muhitimizi çok seviyorum.
      Amin inşallah sağ salim, güzellikle, mutlulukla döner otururuz evimizde.
      Herkes seçimler yapıyor hayatına dair ve kabullenmek gerekiyor haklısınız ama çok zor aileler için biliyorum. Ben ailemin tek çocuğuyum, kıymetlisiyim. Onlar için de çok zor ayrı kalmak, artık dönelim istiyorlar. Biz de istiyoruz yorulduk, bunaldık ayrı gayrı.
      Benden de kocaman sevgiler.

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)