15 Kasım 2014 Cumartesi

Caturday; Cezayir'in kedileri

Bugün günlerden Caturday. Hoşuma gitti bu söylem ve bende sıkça tekrarlar oldum. Havalar yine yağışlı. Güneşli ve yazdan kalma bir cuma günü geçirmiş olsak da sabah yağmurlu bir havaya uyandık. Uyanmak epey güç oldu. Yatağın sıcaklığına bir de kedi sıcaklığı eklendi miydi değmeyin keyfime! O yumoş patileri, huzurlu hırıltıları ve hatta bazen iç çekişleri ve horlamaları bırakıp da güne başlamak hiç istemiyorum. Gün, kedimin koynunda geçirdiğim upuzun saatlerden ibaret olsun ve öylece kalsın istiyorum. 


Kedi denilince yazacak pek dolu şey var aklımda. Yine de bazen kendimi frenliyorum. Bunca sevmek bağlanmak ne denli iyi bir şey bilmiyorum, yokluğunu düşündükçe. Yine de insanın içinde hayvan sevgisi olmalı, çocuklara hayvan sevgisi öğretilmeli yaşatılmalı. Hayvanları sevmeyenlerin gerçekten insanları sevebileceklerine inanmıyorum. Bir de derler ya insanları tanıdıkça kedileri daha çok seviyorum diye kimi zaman bunu ben de hissediyorum. Pek çok arkadaşımdan (hariç olanlar kendilerini biliyor) daha fazla arkadaşlık yapmıştır bana bu gurbetteki günlerimde kedilerim. Onlarla konuşur, dertleşir, ağlar, gülerim. Beni sorgulamaz, dinlemezlik yapmazlar, anlayışlıdırlar. 


Cezayir'de çok kedi görmüyoruz ne yazık ki. Ben etrafımda onlarca kedi görmeyi hep sevmişimdir. Onların olduğu ortam bana huzur ve mutluluk verir. Şantiyemizde son zamanlarda daha sık görür olduk kedicikleri ve bu yüzden keyfim yerinde. Yine de Türkiye'deki kadar şanslı değiller buralarda. Sokaktaki kediler çok perişanlar, açlar. İzmir kedileri örneğin pek şanslılar, İzmirliler sıcak kanlı sevecen insanlar, bencil değiller bu yüzden kedilerini de sahiplenip bakıyorlar. Orada kediler yani en azından şimdiye kadar gördüklerim hep maşallah tostoparlaklar. Mutlaka çevrelerinde sahip çıkan birileri oluyor. Ama burada bilemiyorum kediler neden yaşamın içine dahil olamıyorlar. Yiyecek bulmakta çok zorlanıyorlar. Halk da epey fakir onlarla ilgilenemiyorlar tabi. Biz elimizden geleni her zaman seve seve yapıyoruz, yapacağız da. Sadece kediler için değil tüm hayvanlar için. 

İnsanın içinde hayvan sevgisi olduğunda bunu her birine gösterebiliyor. Ne mutlu ki hala dünya üzerinde hayvan seven iyi insanlar var.


Şehrin kapıları, desenler ve kediler nasıl da yakışıyorlar birbirlerine. 

 Fotoğraf: Tumblr

Ahh bu bezgin kediye bayılıyorum. Cezayir sokaklarından bir fotoğraf diye anımsıyorum ama bazen arşivimde isimleri yanlış not alabiliyorum, tam emin değilim. O kadar tombalak ki fotoğrafa elimi uzatıp onu tutmak ve sevmek istiyorum. 

Fotoğraf: flickr by Sun Spiral

Bir de bu mavilerin içinde kalmış sert ifadeli kedimiz var. Huzurun fotoğrafı adeta. O duruşlarıyla insanı kendine hayran bırakmayı çok da iyi biliyorlar. 

 Fotoğraf: flickr by Algerina( Amal. Kh)

Bu fotoğrafçının her fotoğrafına zaten bayılıyorum ama buna ayrıcalık tanıyorum.  Renkler ve doku hayatın o kadar içinden ki güne anlam katıyor. Sarman kedicik belli ki sığınacak bir yer ve yiyecek bir kap yemek arıyor. 

Fotoğraf: flickr by Karnevil

Ahh bu minişlerin bu birbirlerine sığınmış halleri beni bitiriyor. Isınmak için sokulmuşlardır muhtemelen. Öndeki ve arkadaki ikisi belli ki akraba, işte hayat böyle bir şey. Ne bize ne de şuncacık güzelliklere kimi zaman daha iyisi için fırsatlar sunamıyor ne yazık ki. Yaşamak her gün bir muamma aslında, belki de her dakika. 


Bu pisicik de beni ne zaman baksam ağlatıyor. O kadar susamış ki, yazık ona. Nasıl da bizlere muhtaçlar bir parça yemek biraz da su verelim diye. Bunu düşünemeyen o kadar insan var ki paylaştığımız hayatta. Onlara sadece 'kedi işte ya bakar başının çaresine nasılsa' diyerek yaklaşıyorlar. Onlar gibiler sadece kendilerini üstün varlık olarak görüyorlar. Ne yazık!

Fotoğraf: flickr by sa90b1

Bu da bir Cezayirli fotoğrafçının karesi. Minişlerini emziren yorgun bir annecik. Umuyorum ki bu fotoğraflardaki her kedicik için hayat güzel günler getirmiştir. Öyle umuyorum, öyle olmasını diliyorum. 

Fotoğraf: Flickr by Toufik Lerari

Bu da pek düşünceli bir kedicik. Kocaman beyaz bıyıkları maskeyi andıran sevimli kafasıyla pek de uyumlu. Manzarayla poz vermeyi de pek güzel başarmış. 

Umarım dünya tüm hayvanlar için bir gün çok daha iyi bir yer olur, tabi biz insanlar için de öyle. Türlü güzelliklerle bir arada huzur ve barış içinde yaşanılan hayatlar masallardan ibaret olmasın, tek arzum bu geleceğe dair. 

Pazar yazısında görüşmek dileğiyle. 
Sevgiler

6 yorum:

  1. tuğba:))
    kedisever biriyim,ancak eşimin gün olmuyor ki kedi macerası olmasın.bazen içimden yeter ama bile dediğim oluyor:)enson E-5 karayolunda giderken aa,o da ne belki 15 günlük bi kedi yavrusu yolun kenarında,görüyor kafasında onca iş güç ve istanbul'un iğrenç trafik kesmekeşinde!
    ilerliyor biraz ,sonra dayanamayıp dönüyor,bakıyor hala orada !iniyor arabadan alıyor veterinere götürüyor.kocaman bir karnı var parazit dolu! gözleri akıyor enfeksiyonlu!ilaçlar yapılıyor,ancak şirkette zaten mehmetali var henüz altı aylık rahat vermez bu bıdığa!
    depoda yer ayarlanıyor,napalım:)
    işte böyle:)
    kedi hayatı sevdirir tuğba:)
    sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben de annem peynir versin diye çocukken kedileri kapıya toplardım. Peynirin ne kadar olduğunu bilmediğim günlerdi elbette. Yolun kenarından yavruyu alması harika bir şey onu içtenlikle selamlıyor kutluyorum. Şimdilerde insanlar umursamıyor çünkü. Yazık kediciğin haline pek üzüldüm ama şanslıymış kerata, hayata tutunmuş eşin sayesinde. Kedi hayatı sevdiriyor kesinlikle, tüm hayvanlara duyulan sevgi bambaşka gerçekten insan duyarsız kalamıyor. Harika bir hayatın içinden yaşama tutunma, iyilik hikayesi bu aslında çok sevdim umarım kedicik bundan sonra mutlu bir yaşam sürer. Sevgiler selamlar

      Sil
  2. Tüm hayvanları seviyorum ve sevdiğim kadar da ödüm kopuyor onlardan. Ben uzaktan sevenlerdenim. Ne yazık ki bulunduğum ortamda hayvan olduğunda huzursuz oluyorum. Kedisi köpeği bol olan yerlere gitmem mesela, bahçesinde kedilerin dolandığı kafelerde oturamam. Ama çok da severim, elimden geldiğince beslerim sokak kedilerini. Rahatsız etmemeye çalışırım yürürken. Özellikle anne kedileri doyurmaya çalışıyorum. Bazen yolda yürürken bilerek o hayvanı rahatsız edecek hareketler edenler oluyor, sinir oluyorum. Yani bir adım kenardan gitsen hayvanı korkutmayacaksın nedir bu burnu havada tavırlar. İnsanlara gerçekten yakıştıramıyorum bu tür davranışları. Sevmek sevmemek, korkmak veya korkmamak önemli değil, saygı duyulmalı onların yaşam alanlarına ve haklarına. Ama Türkiye'nin bu konuda kırk fırın daha ekmek yemesi gerekir. İnsanların birbirine saygı duymayı öğrenemediği bir ülke şu anda. Ama şu anda yetişen çocuklara ve annelerine güvenmek istiyorum. Fotoğrafların hepsi de birbirinden güzel. Çok fotojenik hayvanlar zaten kediler. Ben de onları fotoğraflamayı seviyorum.
    Kış geliyor artık, karanlık havalara uyanacağız bolca. Kendine dikkat et. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim;
      Hayvanlardan korkmanı anlayabiliyorum. Herkesin korktuğu bir şey mutlaka vardır. Önemli olan bu noktada onlara iyi davranman ve korkunun yanında sevmen de. Kimisi korktuğu için kötü davranıyor, sevgisiz ilgisiz duruyor ve bu beni çok üzüyor. Türkiyenin pek çok konuda kırk fırın ekmek yemesi lazım. Dinlediğim hikayelere, gördüğüm şeylere dönüp baktığımda insanımız, insanlığımız adına endişeleniyor üzülüyorum, cahil, önyargılı, bencil bir toplumuz saygısızız. Yiğitliğe bok sürdürmemek var tabi işin ucunda bu yüzden pek kendimize insanımıza laf söylemiyoruz söyleyemiyoruz ama işin gerçeği bu. Çocuklara ve annelere ben de güvenmek istiyorum inan ama öyle anneler var ki gördüğüm ahhh ahh günlerce konuşabiliriz üzerine. Fotoğrafları beğenmene sevindim gerçekten kediler fotojenik hayvanlar. Benim de en sevdiğim şey kedileri fotoğraflamak:)
      Kış kapıda evet her an gelecek artık buralara da, pek sevmesem de çaktırmamaya çalışıyorum kendime mış gibi yapıyorum. Sen de dikkat et kendine, mutlu kal, havayı kokla, hayata katıl benim için.
      Sevgilerimle

      Sil
  3. caturday. çok zekice bi buluş hoş bi söz. ben bunu bulmuş oomak isterdim :) bi de bak valla sadece senin yüzünden senin sayende cezayir ilgim başladı. üstelik asya afrika filan hiç merak etmiyorum. kuzey avrupa ilgimi çeker sadece. ama cezayiri görcem gezcem işallah :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de zekice buldum ve aynı senin gibi keşke benim aklıma gelseydi ilk dedim. Neden bulamadım diye de hayıflandım biraz:) Cezayir ilginin başlamasına sevindim, buralarda güzel bakma sen görülesi yerler ama öncelikle fas ve tunus elbette. Cezayir biraz öteki gibi aralarında. Ama ben seviyorum ne olursa olsun. Biz buralarda olursak bekleriz her zaman. Cezayirle ilgili bir şey istersen de çekinmeden söyleyebilirsin kitabım çıkınca da inşallah keyifle okursun Cezayirle ilgili anılarımı ve bu kültüre dair notlarımı:) Daha epey bir yolum var ama olsun en azından merakla ilgiyle okuyacağını bildiğim biri daha oldu hayatımda:) Kart yollayabilirim buradan istersen, hoşuna giderse, veya herhangi başka bir şey haber etmen yeter:)
      Sevgiler

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)