14 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgililer gününün kararsız kazım modeli


Bu sabah yağmurlu, soğuk, kasvetli ve sessiz bir güne uyandık. Nasıl da değişiverdi hemen. Anlayamadık. O kadar da ince giyinmiştim oysa. Hani hemen de girmiştim o güzel havaların moduna. İşte insanın hevesinin kursağında kalmasının en güzel örneği. Sen misin şubatı ayının ortasında yaz hayali kuran! Al işte!

Ofiste yine sessizlik hakim bugün. Aslında daha mı iyidir nedir. Full konsantre, verimli bir zaman dilimin oluyor en kocamanından. Yine yollar kapalı olduğu için çalışanların servis aracı geri dönmüş. Ne zor bir şey aslında. Sen o sıcacık yatağından kalk, gel buralara kadar kaç saat ve sonra yeniden geri dön. Hani tatil değil ki tam manasıyla. Evinden çıkmışsın bir kere. Yine de dönmek güzeldir ama bir o kadar da can sıkıcı. Ben yataktan kalkmamayı tercih ederim, gidip dönmektense yeniden.

Şu anda toplantılar devam ediyor. Yeni sendika görevlisi içilerin isteklerini anlatıyor. Bakalım ne olacak toplantının sonucunda. Hareretli oluyor yine, sesler geliyor, sessizliğin içinde yüksek yüksek..

Bugün Sevgililer Günü ayrıca. Ne gün ama! Yorumsuz kalıyorum bu gün hakkında. İçimden birşey demek gelmiyor bugün. Hani ben evlendim ya artık sevgili değilim kimseyle işin aslı bu, bu benim günüm değil gibi geliyor. Bir yandan da tuhaf bir istek duyuyorum kutlamak, güne özenmek, hediyeler almak için. Oysa sadece maddi bir şey olduğunu düşünüyorum bu günün, daha çok para kazanmak, daha çok harcamak, daha çok duygu sömürüsü üzerine hazırlanan. Öyle romantik gelmiyor, bir nevi aptallık sanki inanmak. Ama yine de kanıyorum kırmızının büyüsüne. Bardağıma bakıyorum kırmızı, yapıştırıcı bantın kendisi kırmızı, dosyalar kırmızı, inadına bağırıyor bugün sevgililer günü işte kutla haydi diye. Aslında Türkiye'de olsam daha çok isterdim belki kutlamayı. Özellikle kırmızı şarap, rokfor soslu et ve kapkalın makarnalardan yemeyi isterdim bir de bolca yeşillik hatta haşlanmış sebze. Böyle bir menü olunca insan herşeyi kutlayabilir sanırım :):)

Burada ortam ve gün değişmiyor ya belki de onun için isteksiz oluyor insan. Türkiye'de şimdi her yer güllerle doludur, insanların suratında salakça bir gülümseme. Ama haklılar. Bunca olan bitenin ortasında minik bir mutluluk tanesi aslında bugün.. Hani küçük mutlulukların tadını almak var ya yaşamayı güzel kılacak. Ne çıkar ki kutlamaktan! Ne kaybeder insan yaşlı da olsa, evli de olsa, çocuklu da olsa sevgililer gününü kutlamakla. Babam kutladı mesela beni bugün. Sevgililer günün kutlu olsun diye. Çok mutlu oldum. Bende onun sevgilisiyim, sevgili kızıyım ne de olsa. Sonra kız arkadaşlarım da kutluyorlar. Hatta Melda ile yemeğe bile çıkmışlığımız vardır kutlama amaçlı, sevgilimiz olmadığı zamanlarda ya da uzakta olduklarında. Bu yeni coca cola reklamındaki gibi aslında belki de; istedikten sonra çok şey var kutlanacak. Bu da onlardan biri olsun varsın! 

Bir sürü gün daha olsa aslında. Kutlamaktan imanımız gevrese:) her gün ne kadar şanslı olduğumuzu bilip kadeh kaldırsak, kutlasak; iyiki sağlıklıyız desek kutlasak, iyiki sevmişim desek, kutlasak!!!! Hatta bir gün olsa kutlamalar günü. O gün insan her istediği şeyi kutlayabilse ama aynı anda tüm dünyayla!

Kararsız kaldığım zamanlarda annem böyle der bana "Kararsız Kazım". Aynı; Sağır Hasanların Hayriye, Sıçan Ahmet, oldu canım Lebron James gibi :) Bunların hepsi de ayrı bir blog  yazısına konu olur o yüzden yazmıyorum. Bilenler bilir. Bilmeyenlere de yakında anlatacağım..

O zaman hadi bakalım: KOCACIM, ANNECİM, BABACIM, TEYZECİM, DEDECİM, AMCACIM, HALACIM, ABİCİM, ABLACIM, TÜM ARKADAŞLARIM VE HATIRLAYAMADIKLARIM;
SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN....

3 yorum:

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)