7 Mayıs 2012 Pazartesi

Yaşım kadar anlıyorum hayatı

Kaynak: Google

Bugün bolca düşünme ve çıkarım yapma günümmüş meğer. Hani bazen böyle isimlendirdiğimiz günlerimiz olur ya, çamaşır günü gibi basit de olabilir hatta. İşte kimi zaman yazma, kimi zaman eğlenme, kimi zaman ağlama, kimi zaman film günlerim oluyor ve daha niceleri. Bugün sanki hayatın anlamını keşfedecekmişim gibi yoğun düşünüyorum. Bu düşünme, irdeleme ve sorgulama halini seviyorum.

Yolun yarısına gelmeye çok da uzun bir süre kalmadı. Güzel mi güzel bir çocukluk, deli dolu bir gençlik yaşadım ve şimdi de kendimi keşfederek ve hayatı anlamaya çalışarak bilinçli bir yetişkinlik dönemi yaşıyorum. Cezayir'de olmamın katkısı büyük tabi. Burada ilk zamanlar her şey çok fazla heyecan vericiydi, yeni bir oyuncakla tanışan çocuk gibiydim. Sonraları ona alıştım, bazen sıkıldım, bazen yeniden keşfettim. Şimdi ise onu olduğu gibi kabullenmeyi öğreniyorum. Hayatımıza yeni birini katarkenki temkinli yaklaşımlarla ama büyük bir heyecan ve merak duygusuyla. 

Yaşadığım her şeyi bir bir düşünüyorum. Bazen hepsine yetişemiyorum tabi çabucak akıp gidiyor düşüncelerim. Keşke hepsini günü gününe kayıt edebilseydi beynimiz ve biz onları izleyebilseydik. Ne kadar çok yüz tanıdım, ne kadar çok yiyecek tattım, ne kadar çok ağaca dokundum, kuşları dinledim ama hepsi yaşım kadardı aslında ve hiç de yeterli değildi. Daha bir sürü yeni insan tanımak, bir sürü yeni yollara sapmak, bir sürü dünya keşfetmek, daha birçok kez denizin tuzunu tatmak ve çiçeği koklamak istiyorum. İçimdeki bu bitmek bilmeyen istekler silsilesi nereden geliyor acaba. Ben o kadar büyük müyüm? Meğer içimde ne uzun koridorlar, ne derin dehlizler, ne hızlı akan sular varmış da bilmiyormuşum. 

Bazen hatırladığım şeyleri düşününce çok  mutlu oluyorum. Mesela herkes arkadaşlarının okul numaralarını hatırlar ya ben onların yazılarını ve el hareketlerini hatırlıyorum. Bir kişiyi düşündüğümde onun yazısı geliyor aklıma. En çok kokuları unutuyorum bunu fark ettim. Ellerini de hatırlıyorum insanların ve anılarını ben de saklı tutuyorum sanki onların haricinde bir disk gibi. Birilerinin anılarına sahip olduğunuzu düşündünüz mü hiç? Aslında hepimiz tanıdıklarımızın anılarına sahibiz. İçinde olalım veya olmayalım o anılar bir şekilde bizimle yol alırlar. Bunu daha önce hiç düşünmemiştim. Belki de sandığımızdan daha önemlidir yanı başımızdaki insanlar. Hani biri demişti ya 'dünyada beni tanıyan herkes bir gün öldüğünde ben hiç var olmamış gibi olacağım' diye. Bu söz hep kafamda çınlıyor günlerdir. O yüzden daha çok yazmak, daha çok fotoğraf çekmek, daha çok konuşmak istiyorum. Bana dair daha çok kanıt bırakmak istiyorum hayata. 

Her gün geçtiğimiz yollara, gördüğümüz gök yüzüne, baktığımız duvarlara, izlediğimiz rüzgara keşke daha çok vakit ayırabilseydik de karşılarında durup dinleseydik kendimizi. Oysa bir kuşun yanımızdan geçişi gibi hızla geçip gidiyoruz bunlar gibi daha pek çok şeyin yanından, yakınından. Bir gün tüm bunları yeniden düşündüğümüzde belki o zaman hepsini tekrardan hatırlamak için yeterli gücü içimizde bulamayacağız. O yüzden hayatın ne kadar kıymetli olduğunu her an hissetmeli ve bilmeliyiz. Bunu bir başka insanda, bir hikayede, bir seste, bir beste de bilmeli ve hissetmeliyiz. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği harmanlayıp yaşamalıyız, bugünün daha güzel olabilmesi için. Bugün umutlarımız ve hayallerimiz ile yaşamalıyız ki bizden geriye kalanlarla başkaları da gülümseyebilsin ve nefes almanın kıymetini idrak etsin. 

Karıncalar için ne kadar devasa yaratıklarız ama bir fil için ne kadar da kolay lokmayız. Hayat böyle bir şey. Sevdiğimiz şeyleri yaptığımız, sevdiklerimizle nefes aldığımız ve günü gülümseyerek karşılayıp sonlandırdığımız sürece yaşamımızın hakkını veriyoruz demektir. Bundan başka her şey teferruattır!

10 yorum:

  1. Vay vay vay ne döktürmüşsün yine arkadaşım kalemine sağlık...benim için bu sayfaları okumak çok keyifli hep yaz olurmu...bu aralar bana ne oluyor biliyormusun mesala diyorumki ay şunu yarın yapayım şunu su gün takayım yada yapıştırayım sonra diyorumki aslında ne kadar çok yarım birakıyorum aslında ama hepde yapacak bişey olsun istiyorum ne zamandır albume yerleşecek fotoğraflar ve tab edilecek resimler...yada dikilmeyi bekleyen yarım çantalarım gibi...böyle işte birden yok olursam arkamdan ne derler acaba neden herşeyi yarım bırakmışmı derler diye düşünüyorum da...yaşamak çok güzel keşke gençlik bu kadar hızlı akmasa aslında en olgun dönemimşiz hayatı en iyi anladığımız bir dönem ama zamana yetişemiyoruz sağlığımız yapmak istediklerimizi ilerde yaptırabilcekmi acaba...aman işte böyle canım biz yinede karıncalar için dev olalım boşver....sevgiyle kal....

    YanıtlayınSil
  2. o kadar unutkanlığa nedense ben de kokuları hatırlıyorum. daha doğrusu duyduğum bir koku kimi zaman tanıdık geliyor bazen hatırlayabiliyorum kime ait olduğunu bazen tabii ki hatırlayamıyorum :)
    o her anı kayıt etme özelliğini ben de istiyorum zira hayatımın bazı dönemlerine dair, korkunç ama, hiçbir şey hatırlamıyorum :/ mesela üniversiteden mezun olduğum yaz bende karanlık, biliyo musun... gerçekten hiç hatırlamıyorum neler yaptığımı, ki bu sadece bir örnek...
    ama 2007den beri fark ettim ki fotoğraf benim için hobi değil bir gereklilik hatta mecburiyet belki... fotoğraflarla daha kolay hatırlıyorum herşeyi. üstelik sürekli bakmam da gerekmiyor. sadece o zamana ait fotoğraf çekmiş olmam ve sonrasında bakmış olmam yetiyor.
    doktorumu çağırın! :)))))

    YanıtlayınSil
  3. Zaman çok çabuk akıp geçiyor. Bu durumun fazlasıyla farkına varıp telaşa düştüğüm şu günlerde hislerime tercüman olmuş bu yazı. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  4. Ayrıca "Çok Yönlü Blogger" ödülü verdim size:) Kabul ederseniz. Ayrıntılar son yazımda. Kurallar gereği görseller paylaşılacak ve hakkınızdaki 7 gerçek yazılacakmış. Kurallar böyle:) Ben masumum:)Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  5. sonunda ben de birilerini mimledim :))bi bakar mısınız??

    http://icimdekiekip.blogspot.com/

    YanıtlayınSil
  6. Pozitif Pembe;
    valla canım dün döktürme günümmüş sanırım bir sürü şey yazdım hem iş gereği hem dergi gazete için hem de blog için. Gerçi bazen fırsat bulamıyor önceden yazıyorum veya yazdıklarımı da yayınlayabiliyorum:)Ben de çok erteliyorum yapmak istediklerimi türlü bahaneler buluyorum oysa hepsi de birbirinden basit yapılası şeyler.Gençlikte hakikaten her şey çok başkaymış ama insan tecrübe etmeden anlamıyor gerçekten..Keşke eski zamanları geri alabilseydik ve daha doya doya yaşayabilseydik. Çok teşekkürler güzel yorumun için. Öpüyorum:)

    YanıtlayınSil
  7. Saçaklı;
    ayy sen de kokuları hatırlıyorsun demek ne güzel. Kokuları hatırlamak apayrı bir haz verir insana. Ben kokuları unutmaktan korkuyorum. O arı maya silginin kokusunu hiç unutmuyorum, sonra ilk lahana bebeğimin kokusunu ve hala özenle sakladığım üzümlü mor kalemimin kokusunu. Ama zaten o kalemin kokusunu beynimin unutmasına izin vermiyor mütemadiyen kokluyorum:):)aynısından da çok aradım bulamadım. Ne yazık!Fotoğraflar konusunda ben de senin gibi düşünüyorum onlar hayatımın olmazsa olmazı. Hem çekmeyi hem de bakmayı seviyorum ve bu sevgim ilelebet sürecek eminim:)öptüm

    YanıtlayınSil
  8. Sezer;
    Ben hep düşünüyorum ama bu sıralar havaların da değişmesiyle daha da peydah oldular kafamın içine:)Aslında düşün düşün olmuyor işte güne odaklanmak ve günü yaşamak lazım. Kıymet bilmek de demek aslında böyle düşünüp durmak, güzel anıları ve anılarımızdaki insanları yad ediyoruz.Bana bir de ödül vermişsin geldim ve gördüm işlerden sıyrılıp cevaplayacağım bir ara inşallah:)çok teşekkürler ve sevgiler:)

    YanıtlayınSil
  9. Zuhal;
    Bloguna geldim ve mim'İ gördüm. Diğer mim yollayan arkadaşlarıma da söyledim inşallah bugün yarın yazacağım işlerden fırsat yaratınca. Çok seviyorum zaten mim yazmayı:)Teşekkür ediyorum. Çok mersi. Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
  10. cok degsitik okudukca okuyasim geliyo gercekleri anlatiyo cok begendim;D

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)