23 Mayıs 2012 Çarşamba

Yaz ve anımsattıkları

Ne şahane bir mevsimdir bu yaz! Ne kadar çok güzelliği içinde barındırır. Çoğu zaman hayat koşuşturmacasından farkına varamayız tüm bu bize sunduğu güzelliklerin ama mutlaka bir şekilde bize gelmeyi başarırlar. Bir akşam üstü dinlediğimiz şarkıda, uykuya dalmadan önce hissettiğimiz iç gıcıklamasında, sabahın erken saatlerindeki rüzgarda onun varlığını duyumsarız. 

Ben en çok yazları severim. Yaz, benim çocukluğumdur geride bıraktığım. Tozlanmasına izin vermediğim anılarımdır. Yaz benim ruhumdur cıvıl cıvıl. Yemek yemek, kitap okumak, nefes almak, yürümek, susmak, dinlemek, uzanmak, şarkı söylemek, temizlik yapmak bile hatta; bu söylediklerimin hepsi yazları daha güzeldir. Kışın kızartmalardan tat almam ben yazın yaptıklarımda aldığım kadar, kış meyveleri yüreğime dokunur kışın tam tersine, kitapların sayfaları yazın daha güzel kokar, yazın yakıcı sıcağı düşündüğümüzün aksine bizi daha yakınlaştırır insanlarla ve sevdiklerimizle, aşk yazın daha tutkulu yaşanır.

Yaz deyince aklıma gelen öyle çok şey var ki şimdi buraya yazmaya kalksam onlarca sayfa eder. Şimdi zihnimi çağrışımların serpintisine bırakıyorum ve içimden geldiğince yazıyorum bana ilk  çıkartabildiğim kelimeleri;

Karpuz; ahh o tatlı ve sulu meyve. Bir dilimini çocukken olduğu gibi alıp sularını boynumdan aşağı akıta akıta yemesi en harika şey. Sonra da karpuz kabuklarını ineklere verirdim ben onlar da doysun diye ki ben vermesem zaten zorla alırlardı!


                                                          fotoğraflar: Pinterest

Kitap okumak sahilde bir başkadır. Deniz serin sularını üzerinize akıtır, rüzgar sıcaklığının dost çağrısıyla sizi kucaklar, insanlar hep bir ağızdan konuşur ama plajlarda hep daha güzeldir o karmaşık sesler. Onca dikkat dağıtıcı unsura rağmen siz sükunetle okursunuz sayfaları ve gülümseyerek. Bazen taze bir mısır yerken sahilde, bazen bir kağıt helva, bazen de soğuk bir biraz eşliğinde okuruz, kendimizi kaptırırcasına.

   fotoğraflar: Pinterest


Hamaklar; hele böyle bol yastıklı ve yumuşacık olanlar öyle güzeldir ki yaz aylarında. Onun kucağından inmek istemezsiniz. Hele bir de hafif serin bir rüzgar eşlik ediyorsa size keyfinizi kimse bozamaz büyük olasılıkla! Yazlık dönüşü hamağı geride bıraktığım için hep üzülürdüm, şimdide kavuşmayı bekliyorum.

   fotoğraflar: Pinterest

Burada hiç binemiyorum bisiklete. Öyle çok özlüyorum ki. Yaz demek benim için bisikletle turlar atabilmek demek. Birinin size 'bir tur binebilir miyim' diye sormasını özlemek demek. Bazen düşsekte yine de kopamadığımız bir çekiciliği olan boyanabilen, rutin olarak lastik şişirmek gereken, ziline deliler gibi basılan, sepetine mütemadiyen yiyecek içecek veya oyuncak konulan, benim için özel bir şey bisiklet. Nesilden nesile geçen o mavi pinokyo bile hala duruyor bir de arkadaşımın kırmızı pinokyosu ile olan anılarım, ikisi aynı yerdeler:)

   fotoğraflar: Pinterest

Plaj şemsiyeleri;
Nasıl da zor iştir onlarla o sıcakta mücadele etmek. Rengarenk kumaşları ile taa uzaklardan el sallarlar bize. Eskiden dibindeki su alanları yoktu direk kuma çukur açar kenarlarına da taş bulurduk en kocamanından. Biliyor musunuz ben hala o eski şemsiyeleri çok seviyorum ve onları plaja kadar taşımayı da. Hasır olanları da ayrıca güzel çünkü onlar mayo ve havlu kurutmak için ideal oluyor:)

 fotoğraf: annemmutfakta.tv

İşte yazlarımın vazgeçilmesi, erik suyu. Ama dalından kopan sarı sarı tatlı eriklerden olanı en çok severim. Ben çocukken bahçemizdeki erik ağaçlarından sepet sepet toplardık da anneannem onları hemen kaynatır bize içelim diye getirirdi. Posalı ve az pütürlü olunca güzel olur zaten, yanında da mutlaka yiyecek bir şeyler hazırlanır ve sıcak yaz aylarında buz gibi içimi gönlümü her daim fethetmiştir. 


fotoğraf: google

Çiğ börek;
Diyeceksiniz ki çiğ börek sadece yazın mı yeniyor. Tabi ki hayır. Ama ben Bodrumda Karaincir'de Bal Mahmut'un Yerinde yediğim devasa çiğ börekleri kastediyorum. Adına Bomba diyorlardı o zamanlar, hala öyle mi bilmem ama lezzeti harikadır. Hele kabak çiçeği dolmasına da yetişirseniz bir tabağı midenize indirmeniz saniyeler sürer. Üzerinize çöken yemek sonrası rehavetini plajda biraz dinlenerek geçirdikten sonra dayanamayıp temkinli temkinli girersiniz denize. Yine de o da güzeldir. Ama en güzeli yemeği yiyip gölge altına kaçıp orada şekerleme yapmak veya dergi ya da kitap okumaktır şişkinliğiniz geçene kadar. 

  fotoğraf: pinterest

Aaa plaj çantalarını unutmayalım. Yaz deyince büyük, bir sürü gözlü, hasır olan plaj çantaları gelir aklıma. İçi güneş yağı kokar, genelde kum dolar ama her şeyi sizin için saklar. Onu yüklenip plaja gitmek bazen eziyet gibi gelse de daha sonra içinden çıkanlarla sizi uzun uzun gülümsetmeyi başarır. Keşke kışın da kullanabilsek o hasırdan plaj çantalarını. İyi ki varlar. 

  fotoğraf: pinterest

Lunaparklar, yazları lunapark'ın açılmasını dört gözle beklerdim. Genelde hep aynı şeye binmek isterdim ama olsun, orada olmak bir masala dahil olmak gibi. Kısa sürse de bu mutlu masal yine de harikadır. Bangır bangır çalan müziklerle döner döner dururlar, pamuk şekerler, patlamış mısırlar, balonlar her köşede sizi bekler. Bazen cesaret istese de birine binmek yine de o büyüye kapılır dayanamaz binersiniz içinizden kendinize söylene söylene. Ama sonradan o anları hatırlayıp halinize gülmek harika olur!

                                                            fotoğraf: pinterest

Taşları unutmak olmaz. Yaz denince plajdan toplanan rengarenk taşların güzelliği gelir benim aklıma. Mutlaka her gittiğim yerden taş alırım. Özenle seçerim, suda dakikalarca ararım. Bazen kış geldiğinde bile karıştırdığım çantalarımdan ufak tefek taşlar çıkar. Bir de şeffaf olanları vardır ki o taşların onları bulduğum zaman elmas bulmuş kadar sevinirim. Sanırım şimdiye kadar topladıklarımı bir araya getirebilseydim, kaybettiklerimi de dahil ederek, bir sahil boyu ederdi:)

   fotoğraf: pinterest

Ve düğünler;
Yaz aylarının olmazsa olmazları. Yaz deyince mutlu insanlar gelir aklıma ve aşıklar. Bütün sevdiklerinin bir arada olması gibisi var mıdır? Düğünler büyülüdür. Yaz düğünleri renkli olur ya hani, düğündeki insanlardır o renklerin büyük çoğunluğu aslında, masalardaki çiçekler değil. Onlar o büyüye kapılırlar, gülümserler ve kendilerini bırakırlar. Düğünleri seviyorum. Yaz düğünlerini düşündüğüm zaman kendi düğünüm başı çekiyor tabi ki, hatırlamayı her zaman çok ama çok seviyorum. 

Daha yazamadığım öyle çok şey var ki. Şimdi bir bir aklıma üşüştüler ama bu yazıyı daha da uzatamayacağımın farkındayım. Belki ikinci bölüm yaparım birkaç gün sonra. Ben de yaz'ı anlatma isteği hiç bitmez!

Güzel bir yaz geçirmeniz dileğiyle...

5 yorum:

  1. Krpuz ve peynir,
    Deniz ve güneş gözlüklerim,
    gözüme vuran güneş
    öğlenlere kadar yatakta keyif çatmak...
    özledim ben bunları:))

    YanıtlayınSil
  2. Yaz güzeldir:) Ben de sana keyifli bir yaz diliyorum...

    YanıtlayınSil
  3. Siyah kuğu,
    karpuz peynirin yanında ben makarna da çok severim yazın harika olur. sadece karpuz peynir bile yetiyor insana sıcaklarda:)ben de çok özledim yaz zamanlarını inan ki:) sevgilerr

    YanıtlayınSil
  4. Sezer;
    yaz gerçekten harika. çok sıcakları görünce biraz söyleniyoruz ama olsun hem bu sene o kadar da sıcak olmayacak diyorlar:)teşekkür ederim güzel dileklerin için. çok sevgiler ve selamlar:)

    YanıtlayınSil
  5. her maddede aklıma yazacak ayrı şey geldi, bir sürü şey anımsattı yazdıkların...
    en saçma olanını yazayım yoruma;
    çok uzak değil geçen sene, evcil hayvan fuarına gittiğimizde aklımıza lunaparka girmek geldi... gelmez olaydı :)) radara bindik... daha ilk dönemeçte benim boynumdan "kıt" diye bir ses gelmesiyle başlayan boyun ve sırt ağrısı aylarca sürdü :)) o gün yaşlandığımı anladım :P gittiğim doktora olayın nasıl gerçekleştiğini anlattıktan sonraki bakışlarına mı yanayım "etten ve kemikten oluştuğunuzu unutmayın" diyerek getirdiği açıklamaya mı yanayım :)))
    ama yine gitsek... binmem diyemem.. belki boyunlukla :))

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)