5 Mayıs 2012 Cumartesi

Tatlı, tuzlu bir sohbet

Havalar sıcak, günler ise bir güneşli, bir yağmurlu olarak birbirini kovalıyor. Cuma günü tatillerimiz her zamanki gibi öyle çabuk geçiyor ki bir şey anlamadan ertesi güne uyanıyoruz. Neyse ki dün bolca bahçe keyfi yapabildik. Kahvaltı, öğleden sonra güneş keyfi ve akşam da mangal eşliğinde akşam yemeği yedik. Dışarıda olmak çok iyi geldi. Havalar güzel olunca eve kapanmak inanılmaz sıkıcı oluyor. 

Türkiye dönüşlerinde getirilen hediyeleri çok seviyorum. Türk  gazeteleri, lokumlar, fıstıklar, baklavalar, türk kahveleri herkesi mutlu ediyor. Artık tatile gidenlerin gelirken yanlarında böyle şeyleri getirmeleri gelenek halini aldı. Kimse eli boş gelmiyor. Burası bolca stok yapmayı gerekli kılan bir ülke. Bu sefer zeytinimiz ve kahvemiz çabuk tükendi. Şimdi arkadaşlardan idare etmeye çalışıyoruz. Her gelişte bir bavul yiyecek getiriyoruz ama son zamanlarda ağırlık konusunda hava alanında sorun yaşamaya başladık. Cezayirlilerin tutumlarından ötürü Türklere de sorun çıkartmaya başladılar. İnsan ayrımı yapmasam da yine de kendi vatandaşlarını başkalarıyla bir tutmalarından hoşnut değilim. Bavul ticaretini engellemek amaçlı yapıyorlar ama bizi de mağdur bırakıyorlar. El bagajı için buraya gelirken 150 euro ödemek zorunda kaldık ki yanımızda sadece laptop çantalarımız vardı. İçindekileri hesap etsek o kadar tutmazdı sanırım. Bu sefer sıkıntılarımı dile getirmeyi planlıyorum thy yetkililerine çünkü sustukça zor duruma düşenler bizler oluyoruz.

Neyse bu kadar can sıkıcı mevzu yeter. Nerelerden nerelere aktı konu. Yemekler söz konusu olduğunda akan sular, özellikle de gurbette olanlar için duruyor. Bir tek bu lüksümüz var onu da elimizden alacaklar diye aklım gidiyor. Yılın 6 ayında zeytinsiz, peynirsiz kahvaltılar yapmak fikrine tahammül edemiyorum ne yazık ki. 

Şimdi de ofis masamdan çektiğim güzel Türk baklavasının fotoğrafını paylaşmaya geldi sıra. Yaşasın Türk Mutfağı!!!



Bir baklava bu kadar mı güzel, bu kadar mı leziz olur. Türkiye'de iken hiç baklava düşkünü değildim, kırk yılda bir yersem itiraz etmezdim. Ama burada en abuk sabuk şeyleri özlemenin yanında bu tip geleneksel tatlılara da düşkünlüğü artıyor insanın. Elinde olmayanlar kıymete biniyor. Hele o pastalar yok mu ve tuzlular. Burada neredeyse imkansız tuzlu bir şeyler bulmak. Evde yaptıklarımızla idare ediyoruz. Yine de şükrediyoruz tabi bunları bulamayanlar da var ve yurt dışındaki arkadaşlarımın pek çoğu bizim gibi zeytin peynir bile götüremiyorlar. Zor bir durum. İnsan her şeyin kıymetini kaybedince anlıyor. Türk marketlerinin, bakkallarının, pazarlarının ve en ufak şeylerin bile kıymetini bilmek gerekiyor. O çeşitlilik, o renk başka bir yerde yok inanın!

3 yorum:

  1. neeeeee! mangal mııııııııııı!! :O
    bu haftasonu annem, ablam ve babam da yazlıkta yakmışlar iyi mi¿ inat mısınız ki siz hepiniz birden bana :))

    YanıtlayınSil
  2. Eveeeet mangaaaal. ama bize yazık yaaa buralarda gurbet ellerde bir mangal keyfimiz var biziiiim. hem biz tr ye gelelim taşınalım sana bahçemizde mangal partisi vericem sööööözzzz:) zaten bi gelelim her hafta sonu mangala arkadaş toplıycam anasını satayım buradaki günlerin acısını çıkartıcam inşallah:) herhalde 100 kg olurum:)öptüm

    YanıtlayınSil
  3. Canım benim ya kuzenimde dubaideyken böyle acıklı sözler söylerdi yediklerimiz boğazımıza dizilirdi...Bende kızımla yanına gittim bana zeytin getirme alırız dedi mado da var dedi ben yinede kızım için yeşil zeytin götürdüm iyi...götürmüşüm çünkü kalmamıştı alamaışlardı..sucuk götürdüm kusana kadar sabahları yedirdi bize ne yapsın başka bişey yokki evde...peynir desen labne var bitek keşke ondan da götürseydim...Zeytin hani neysede peynirsiz kahvaltı benim için olmaz bişeysonra döndüm tr ye siyah zeytin bazen yüzüne bile bakmam nasıl yiyorum...orda marketlerde gıda epey pahalıydı...böyle işte sende dönüşte çok stok yap napıcan vericen artık biraz para aç kalmadan iyidir...

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)