28 Mayıs 2013 Salı

Giden bir kedinin ardından

Tam da hızımı alamamış coşkuyla yazmaya başlamışken yağan çılgın yağmurlar sel getirdi buralara. Bir haftadan fazla internet bağlantımız yoktu. Sanmayın yazacak kelime bulamadım. O kadar çok şey var ki anlatacak. Yeni Paris manzaraları, Cezayir'den kareler, hayatın içinden ufak detaylar ve anılar yazacağım yeniden. Bu internetsiz yaşayamama halimi sevmiyorum ama elimden de bir şey gelmiyor. Tiryaki gibi olduk. Günler geçmek bilmiyor o olmayınca.

Giden bir kedinin ardından işler zar zor yürüyor. Yazmak, okumak, dinlemek ve her zaman size kolay gelen işler büyük bir külfet halini alıyor. Kediniz bırakıp gittiyse sizi içinizdeki yalnızlık hissi asla dinmeyecek diye düşünüyorsunuz. Her şey eskisinden çok farklı oluyor çünkü siz değişiyorsunuz. Sevdiğiniz birini kaybetmekten farkı yok. Anılar üzerinize çullanıyor. Yavaş yavaş öğreniyor insan elinde kalan anılarla mutlu olmayı, ama öncesinde çok çabalıyor. Ben da hala çabalıyorum. Sürekli makyaj tazeleyen biri haline geldim. Daha iyi hissetmek adına yaptığım makyajım ufacık bir hatırada sel olup akan gözyaşlarıma dayanamıyor. İçimde hep bir umut elbette ki olacak döneceğine dair ama bazen öldüğünü düşünmek daha az acıtıyor.


Şimdilerde yeni bir kedimiz var. Adı Charlotte değil ve gözleri de yeşil değil. Ama pamuk gibi yumuşacık, uysal, sessiz ve maviş. 
Onu almak, önceleri bir ihanet gibi geliyordu. Sonrasında belki yeni bir kedi aldığımı hissedip döner diye düşünüp durdum hani hayatta öyle mucizeler oluyor ya bazen. Ama Cicoz(Bella)u gördüğüm anda kafamdakiler uçtu gitti. Sadece o masum ifadesi ve beni sevme ihtimali için almak istedim. Charlotte kadar hamur bir kedi değil. Bazen sıkılıyor onu sevdiğimde ve kaçıyor ama kendi kendine kucağıma gelip uzanması tüm umutsuzluklarımı gömüp hayaller ile yaşamamı tembihliyor bana. Hele mır mır konuşması yok mu büyük şaşkınlık yaşatıyor bize. Daha önce bizimle konuşan bir kedimiz olmamıştı:)


Yeni bir maceraya yelken açtık görüyorsunuz. Bir kedi sahibi olmak harika bir duygu. Yeniden kedili bir hayata kavuştuğum için mutluyum. Her bir hücrem mutlu olduğumu söylüyor. Daha çok yeni beş gün oldu geleli. Adını önceki sahibi Bella koymuş. Şimdilik o adı bildiği için kullanıyoruz çağırırken ama tercih ettiğimiz isim Cicoz. Alışırsa bizim Cicozumuz olarak kalacak. Olmazsa biz Bella'ya alışacağız. Yavaş yavaş bize ısınmaya başladı. Koynumda yatacağı zamanları iple çekiyorum. Şu anda gardırobumda kıyafetlerimin üzerinde uyuyor geceleri. Sessiz olması da harika. Bazen pıt diye bir köşeden çıkıyor çok gülüyoruz. Umarım her anımız böyle güzel olur bundan sonra. Siyamlar ile ilgili tavsiye verecekler olursa bekliyorum, ilk kez siyam bakıyoruz ufak tüyolara açığız:)


Bu sıra kendimi dekorasyon fikirleri arasında kaybetmiş durumdayım. Tadilatını yaptırdığımız evimiz için milyonlarca fikirle baş etmeye çalışıyorum. İnternet denen dünya'da sonsuz bilgi mevcut ve ayıklaması bazen epey güç oluyor. Rengarenk bir evim olsun istiyorum. Ama beyazlığın içinde renkler buluşsun istiyorum. Yolu yarıladık sayılır tadilat mevzusunda ama henüz önemli kısma gelmedik. Hayal etmek çok keyifli. Umarım hayal ettiğim kadar güzel bir evim olur. 


Uzun zamandır yazıyorum. Daha önce hiç hikaye yazmadım. Hep ufak denemeler yazdım. Bu birkaç gündür kafamda bir sürü hikaye dolanıyor. Nereden geldiler bilmiyorum. Ama o hikayeleri yazmak istiyorum. Bilmem başarabilir miyim. Denemeye değer. Belki günün birinde burada yayınlarım yazdıklarımı. Hemingway'in bu fotoğrafını çok seviyorum. Tanışmayı hep hayal ettiğim kişilerden biridir Hemingway. Şu anda orada onunla olmayı isterdim. Belki bana ufak hikayelerinden birini fısıldardı. 


Bir süredir canım haşhaşlı lokum istiyor. Haşhaşım yok ve lokumu yapmayı da bilmiyorum. Aslında tarifini almıştım ama bulamıyorum. Bu işin ustası arkadaşım Gamze bana Eskişehir'den ıslak haşhaş bile getirmişti ama taşınma esnasında kayıp ettim onu. Cevizle deneme yapmak istiyorum haşhaş olmadan. Böyle puf puf olsunlar yeter. Havalar güzelleşsin ve ben bahçede çayımı yudumlarken o lezzet denizinde kaybolayım istiyorum. 


Bahçemle ilgili henüz yol kat edemedim. Yağmurlar bahçemizin çamurdan öteye gidememesini sağlıyor. Ne zaman sevinsek ve artık bahçe işlerine girişelim desek kıyamet kopuyor adeta. Hazirana bel bağlamaktan başka çaremiz kalmadı. Minik bahçemle ilgili de girişimlerim şu anda fotoğraf inceleme aşamasında. İcraata geçmek için havaların düzelmesini ve rahat bir nefes alabilmeyi bekliyorum. 

Şimdi biriken işleri toparlamanın zamanı. Hepsi hallolduktan sonra yeniden yazmaya koyulabilirim. Önce gidip yemek yemeli sonra minik kedimi görmeli, biraz onunla oynamalı, bahçede güneş hazır ortaya çıkmışken yağmur gelmeden bir Türk kahvesi içmeliyim. Akşama da yazmam gereken bir sürü yeni kart ve mektup var. Kahve olmadan da işlerimi yapamıyorum ne yazık ki!

Herkese sevgiler...

8 yorum:

  1. Sizi yeniden görebilmek çok güzel... İçten içe merak ettim ama yazamadım bir türlü 'Betül bekle biraz belki işleri vardır. Ne o öyle sanki her dakika burada olmak zorundaymış gibi' telkinlerini yaparken fark ettim kendimi.:))) Kedinizin gidişine üzüldüm. Zor günlerdir mutlaka... Hani bir yakınımızı kaybettiğimizde büyüklerimiz söyler ya:
    -Nasıl üzülmeyeceksin? Evden kedi gitse özler insan diye...
    Hane halkından oluyor artık kediler yaşantımızda.
    Ve bir yakınımızın kaybı kadar üzer onların da gidişi.
    Bu duyguyu ötelemeliyim çünkü benim de bir kedim var.
    Neyse sevimli, tatlı yeni pisinizle mutluluklar dilerim bu arada...
    Umarım mutlu, keyifli zamanlar yaşayacağınız bir dekorasyonunuz olur.
    Güneşli, biraz rüzgarlı Ankara' dan size sevgi dolu selamlar.

    YanıtlayınSil
  2. Dört ayaklı çocuklarımız onlar bizim, insan hiç üzülmez mi gidişlerine..Biraz seni neşelendirmek için çok komik bir kaybolan kedi hikayesi anlatayım. Eşimin ikizi İngiltere'de yaşıyor, iki yıl kadar önce bir kedileri bir gün evden çıkıp gitmiş. Bir yıl sonra sokağın karşı tarafında 50-metre kadar ötede bir evin bahçesinde oynarken görmüşler bunu..Hemen tabi kapıyı çalmışlar.Kadın'da demişki bu bize bir yıl kadar önce geldi hatta ilk zamanlar evden hiç çıkmadı, bizde mecburen sahiplendik. Ne yapsalarda dönmemiş kedi eve. Kimbilir neler yaptınız çocuğa diye hala dalga geçeriz. Ama o dönem eve geçici bakmak için bir yavru köpek almışlar, evde başka kedi ve köpeklerde olmasına rağmen ondan hoşlanmadı da gitti diyorlar

    YanıtlayınSil
  3. Betül;
    Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Böyle merak edilmek, beklendiğini bilmek pek güzel. İnsanın içini yazma isteği ile dolduruyor sözlerin. Kedimizle şimdilik yolunda gidiyor her şey ve umarım ileride kedili bir hayatı daha güzel yaşayabileceğimiz güzel mutlu bir evimiz olur dediğin gibi:)Ankara'ya benden selamlar. Onu çok özlediğimi ve sık sık hatırladığımı söyle olur mu:) Sevgiler

    YanıtlayınSil
  4. Turquoise Diaries-Sahildeki Ev;
    Kediler ile ilgili böyle değişik hikayeler ben de duydum epeyce. Yıllar sonra geri dönenler varmış dediğiniz gibi. Ben de belki bunca zaman geçmesine rağmen bir gün geri döner mi acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Umarım o zamana dek buralarda bir yerlerde oluruz halen. Yoksa dönersek de acaba geldi de bizi bulamadı mı diye düşünürüm sanırım. Kediler çok değişik hayvanlar ve beni kendilerine tutku ile bağladılar. Umarım bir daha böyle acı bir deneyim yaşamayız. Teşekkürler hikaye ve yorum için. Mutlu oldum. Çok sevgiler ve selamlar

    YanıtlayınSil
  5. Cicoz ne güzel isim olur:) Benim kedimin adı da Fermuar'dı. Yine bir kedim olsa içinde 'S' olan bir isim seçerdim, kedilerin s sesine duyarlı olduklarını okumuştum bir yerde..

    Bir de en son fotodaki o minik saksılar nasıl şirin duruyorlar yahu

    YanıtlayınSil
  6. Karadut;
    Ben de çok seviyorum cicozu. O eskiden severek çiğnediğim sakızlardan esinlenerek koydum cicozu. Hani şeffaf poşette 3 tane pembe sarı ve mavili olan. S olayını duymuştum. Ama kediler tuhaf yaratıklar bizimki s varmış yokmuş pek umursamıyor sanırım:)Mini saksılara ben de bayıldım. Belki fimo dan yapabilirim diyorum. Yarın tatil günümüz deneyeceğim yapabilirsem burada paylaşırım:) Sevgiler

    YanıtlayınSil
  7. tamam charlotte bir farklıydı ama çok seviniyorum yeni arkadaşının varlığına... bir kez de buradan söylemek istedim ^_^

    YanıtlayınSil
  8. Saçaklı;
    Bu hayatta ve arkadaşlıklarda en önemlisi de ne biliyor musun? Birisi için mutlu olabilmek, arkadaşının mutluluğu ile mutlu olabilmek. Bunu çok az insan yapabiliyor inan bana. Genelde etrafımız mutsuzluklardan kendilerine mutluluklar yaratanlarla dolu. İşte seni bir de bu yüzden seviyorum beeenn. Teşekkür ederim:):)Ben de yeni arkadaşımla mutluyum yalnız cicoz kedimiz kol manyağı çıktı gece robota bağlıyorum bazen uyurken mecbuuuurrr...

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)