4 Mayıs 2013 Cumartesi

I ♥ May

Daha mayıs ayının ilk günüydü ve ona bir hoşgeldin yazısı hazırlamaya karar vermiştim ki üzerinden dört koca gün geçti de gitti bile. Mayıs ayı yağmurla geldi buralara. Sanki bahara hiç girmemiş gibiyiz günlerdir. Sıcak çikolata bile içtim havalar kasvetli olunca inanamadım tam da yaz hayalleri kurarken kendimi sonbaharın kucağında bulduğuma. Yine de güzel ve sihir dolu rüyalar getirdi bana mayıs o yüzden mutlu etti beni diyebilirim. 

Baharın yorgunluk veren tarafı ta derinlerimize kadar işledi. Öyle ki insanda ne heves ne enerji bıraktı, sürekli bir uyuma hali içerisinde geçiyor günlerim. Bolca da hayal kuruyorum hal böyle iken. Rüyalarımda kitapçıları dolaşıyorum eski ve kalabalık kitapların bulunduğu raflardaki tozları yutuyor, mis gibi sayfaları kokluyor ve kendimi kaybediyorum. O kadar özledim ki öyle bir yerde saatlerimi geçirmeyi. Üniversitedeyken okul çıkışlarında sahaflara giderdim ve uzun zamanlar geçirirdim harikaydı. Düşünüyorum da çok zaman olmuş sahafları adam akıllı gezmeyeli. 


Bir de son günlerde hep bir tarafı denize bir tarafı da kırlara bakan yazlık bir ev hayal ediyorum kendimce. İnsanın yazlığının olması başka bir duygu. Sorumluluğu da çok ama yine de öyle bir evinin olmasını kim istemez ki. Bavulunu toplayıp farklı yerleri görüp minik otellerde ikamet etmek fikri de ne kadar cazip gelse de yine de daimi bir evimin olmasını çok istiyorum denizin yanı başında hem de. Filmlerden çıkmış gibi bir yer olsa, verandasında sallanan sandalyem olsa ve ben bir yandan kitaplara sarılıp bir yandan da yazılar yazsam.



Mektupları ve kartları çok seviyorum. Zaman zaman arkadaşlarım ile mektuplaşıyoruz. O bekleyişler pek heyecanlı oluyor. Malum mesafe uzak olduğundan bana ulaşmaları biraz zaman alıyor da olsa yine de geliyor diye seviniyorum. Keşke diyorum bir posta kutum olsa ve içinden her gün onlarca mektup çıksa ne kadar mutlu olurdum. 


Fotoğraf çekmeyi özlüyorum bu sıralar bir de. Bir instagram deliliği aldı başını gidiyor ama yine de her ne kadar lens de almış olsam telefonla çektiğim fotoğraflar profesyonel makinem ile çektiğim kadar haz vermiyor. Onu boynuma takıp tüm ağırlığına rağmen gün boyu yeni yerler keşfedip saatler boyu sevdiğim anları yakalamayı özlüyorum. Tatillerde pek çok şeyi bir arada yapmaya çalıştığımızdan şöyle bir günü fotoğraf çekmek için ayıramıyoruz ne yazık ki. Bu yüzden bir an evvel artık buralardan dönüp düzenli bir hayata geçip daha fazla zaman kaybetmeden sevdiğim şeylere yoğunlaşmak istiyorum.


İnsanın evinin taze çiçekler ile kaplanması gibisi var mı. Sokağa çıkıp minik çiçekçi dükkanlarından ya da sokak köşelerindeki o çiçek satıcılarından ufak bir demet çiçek alıp evime dönmeyi ne çok özledim. O güzelim renkler, o yumuşacık dokular ve mis kokular evin içine dağıldı mı hayat başka bir mana kazanıyor adeta. Burada gidip çiçek almak bile öyle zor ki. Hem nerede böyle güzel buketli çiçekler?


Daktilolarımı da özlüyorum çok. Sessizlikte çıkarttığı o kocaman sesin eşliğinde yeni kelimeler yaratmak büyük bir huzur kaynağı. Yazları denizden çıkar çıkmaz kağıtlarımla buluştuğum zamanları hatırlıyorum da üzerimdeki ıslak mayo kuruyana kadar yazardım, ne güzel günlerdi o günler. Bazen sahilde oturup denizin ve insanların sesinin birbirine karıştığı anlarda da sayfalar dolusu yazılar yazardım gölgede uzanıp. Bütün yazın benim olduğu zamanlardı o zamanlar. Şimdi bir iki haftalık bir yaz hevesiyle geçiriyoruz günlerimizi. Denizi seven, suya tutkun insanlar için ne zor bir şey. 


Ahh bu kediler yok mu! Kedim kaybolduğundan beri daha çok kedi fotoğrafı biriktiriyorum. Hemen hemen her gün bir kedi videosu izliyorum. Animasyon bile olsa bana onu çağrıştıran her karede ağlıyorum. Yalnızlık çekiyorum elimde değil. Öğlenleri eve gittiğimde beni karşılayacağı ümidi hala içimde. Birlikte büyüdüğümüz günleri düşünmeden edemiyorum. Onun pembiş patilerini öyle özlüyorum ki ve mis gibi kurabiye kokusunu. Etrafta sevilecek bir tane bile kedi yok. Sokaklarda kedi görmeyi özledim. İzmir'in o hemen yanınıza sokulan sıcak kanlı kedilerini özledim. Burada nerede kedi görsem çocuk gibi peşinden koşuyorum bir kerecik sevebilmek için ama nafile. Kedisiz bir yaşama lanet okuyorum bol bol.


Günler günleri kovalıyor işte böyle. Yaşım oldu 31. Şiir bile yazamıyorum artık ya da yazmak gelmiyor içimden diyelim ona. İçimden taşan özlemlerim var yaşadığım seneler kadar. Büyük bir gitmek arzusunda günleri sayıyorum ardı ardına. Bilmem sonra ne düşünürüm ama şu sıralar tek düşündüğüm bir an evvel o zamanlara geçiş yapmak evimde huzur bulmak ve şu inziva halinden sıyrılıp hayata yüzümü dönmek. Bir süre daha rüyalarda teselli bulacağız anlaşılan! 

Not: Fotoğraflar Tumblr'dan alıntıdır. 

8 yorum:

  1. Biz de çok özlemiştik, hele de soğuk geçen Nisanın ardından sıcacık bir kaç Mayıs günü iyi geldi. Ama bugün öğleden sonra esti yine efil efil... gelemeyecek galiba yaz.

    Leyla'nın Kahve Dükkanı

    YanıtlayınSil
  2. Tuğbacım, hayatın keyif veren tarafını yakalamalısın. Öyle sıkıntılar varki hayatta. Senin yerinde olmayı isteyen o kadar çok kişi vardır ki. Kendine bir hobi edinmelisin. Spor yada fotoğraf gibi. Yaşama sevincini kaybetme...

    YanıtlayınSil
  3. tüm bu hayalleri kendini daha çok mutlu etmek için kurduğunu, hiç birisi olmasa bile yine de mutlu olacağını bildiğimden ses etmiyorum... ;)
    pişt, bi gün evden işe yürürken video çeksene? :)

    YanıtlayınSil
  4. Leylak;
    Ben de şimdi senin güzel tariflerinin içinde kaybolmuştum ve acaba hangisini denesem diye hayal kuruyordum:)Efil efil esmesini özledim ben rüzgarın böyle sert hallerine alışamadım gitti. Yaz gelsin ve hiç gitmesin mümkünse:)

    YanıtlayınSil
  5. Defne Soysal;

    Defnecim ne güzel yazmışsın yine:)Özlemişim. Valla o keyif anlarından bahsederim ben hep biliyorsun. Bazen işte baharın da etkisiyle biraz karamsarlığa kapılıyor insan.Buradaki olanaksızlıkları ve tr deki olanakları da düşününce içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Hobiden bol bir şey yok bende aslında ama böyle zamanlarda işte onlar bile yavan kalıyor. Spora başladım zaten iyi geldi yaz için kilo vermek lazım malum:)Yaşama sevincim hep buralarda merak etme kaybetmeye niyetim yok:):)

    YanıtlayınSil
  6. Saçaklı;
    Dediğin gibi kendi kendime mutluluk oyunları oynuyorum kimi zaman işte böyle. Düşündükçe mutlu oluyorum evet. Umarım o anların içinde yer aldığımda da mutlu olacağım hem de kocamaaaan.Evet çekicem zaten hatta bir tane çektik bile ama hala yükleyemedim:) Tembelim bu ara birazcık ya ondan. Ama yakında gelecek merak etme sen:):)mucks

    YanıtlayınSil
  7. baharla birlikte sevilenler de artıyor sanki.güneşle birlikte mutluluk hormonlarımız harekete geçecektir..

    YanıtlayınSil
  8. Sevgili Buket;
    Gerçekten baharın büyülü bir etkisi var hayatımıza. Yaz için tüm güzellikleri toplamamıza yardımcı oluyor ki yazı mutlu karşılayabilelim diye:) Hep güneş olsa ve hep mutlu olsak keşke:)
    Kocaman sevgiler

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)