14 Mayıs 2013 Salı

Yaza adım adım

Bu postayı yazmaya ofisten çıkmadan hemen önce başlamıştım fakat yine tamamlayamadan çıktım. Bugün hava pek kapalıydı, kasvetliydi ama sıcaktı. Ofisten eve doğru gelirken bir anda deli gibi yağmur yağmaya başladı. Uzun zamandan sonra ilk kez yağmurda sırılsıklam ıslandım. Sonra eve geldim üzerimi değiştirdim ve akşam yemeğini yedikten sonra yazmaya koyuldum. 

Aslında yazma faslını yarına bırakmak vardı kafamda. Yeni aldığım ayvalardan ayva tatlısı yapacaktım ama pek canım istemedi. Sanırım yarın yapacağım. Yazımı tamamladıktan sonra kavunlu bir yeşil çay içip arkadaşlarıma yollayacağım kartlarımı hazırlamalıyım.


Yağmurda ıslandıktan sonra bu manzara ile karşılaşmak pek iyi geldi. Gökkuşağı'nı çok seviyorum. Eskiden gökkuşağında yaşayan sevimli ayıcıkları izlerdim. Ne zaman gökkuşağı görsem o çizgi film geliyor aklıma. 


Geçenlerde çektim bu fotoğrafı sonra da süsledim şirin şirin olsun diye hem de en sevdiğim çiçeklerle. 

Havalar güzel olduğu zamanlarda tenis sahasına gidip basket potalarını yerleştirip basket oynuyoruz artık. Havalar iyice güzelleştiğinde fileyi serip tenis de oynamaya başlayacağız. Birkaç gün evvel de ofisten arkadaşımızla aldığı model helikopterle alıştırma yaparken çektim bu kareyi. 


Tenis kortundan dağları görmek de pek güzel oluyor. Buranın en çok yemyeşil doğasını seviyorum insanın içini açıyor. 


Bunda güzel fotoğraf karesinin arasında bir kocaman böcek görmek çok da hoş olmadı biliyorum. Bu böcekler yeni türedi. Gerçekten kocaman ve tombikler. Artık havaların güzelleşmesiyle ortaya çıkan türlü böcekler, çekirgeler, peygamber develeri ve çiyanlar yüzünden her yerde oturamaz olduk.


Ofisin önündeki harika güllerden daha evvel bahsetmiştim. Benim için toplamış getirdi ofisteki çaycımız. Renkleri tam anlamıyla belli olmuyor ama turuncular harika, pembe güller de normal güllere nazaran daha minik ve narin. 


 Burada kartpostal bulmak çok zor. Başkentte vardır aslında eminim ama hafta içinde veya erken saatlerde gitmek kısmet olmadı henüz. Bir sürü güzel kırtasiye var aslında başkentte ama keşfetmedik biz hala. Ben de çareyi internetten indirdiğim beğendiğim ilustrasyonların çıktısını almakta buldum. Henüz arka kısımlarını kartpostal formuna sokmayı beceremedim. Umuyorum yakında onu da yapacağım. Bu sevimli kuş sahibine ulaşmak için yola çıktı bile:)


Basket oynadığımız bir günde çektiğim kareler pofuduk bulutlar eşliğinde pek de güzel göründüler gözüme. Bulutlar her şeyi güzelleştiriyor zaten, sihirliler :)


Dün hava bugünkü gibi kasvetli ve kapalı değildi. Aksine tam da bahçede oturabilecek kadar ılıktı. Dün market alışverişi için şehre gittim. Bir süredir canımız tavuk kanadı istiyordu. Şansımız yaver gitti de bulabildik. Ama sadece iki ufak paket. Burada tavuk kanatlarını çöpe atıyorlar, yemek gibi bir adetleri yok. Oysa bir bilseler ne kadar lezzetli olduklarını. Çok nadir böyle zaman zaman ayırıp satıyorlar, denk gelirsen alıyorsun. Dün şanslı bir günümdeymişim anlaşılan. 


Biz ailecek mangal keyfine pek düşkünüz. Düşünüyorum da zaten mangalı sevmeyen de yoktur herhalde veya nadirdir. İlerde İzmir'deki evimizde ilk zamanlar hızımızı alamayıp bol bol mangal yaparız diye düşünüyorum. Nasılsa kanat bulmak gibi bir sorun da yok memleketimizde:) İnsan böyle basit şeylerin kıymetini kaybedince anlıyor işte. Şimdi her ufak detay bizim için delicesine kıymetli. 



Azdı falan ama yanına köfte, pilav ve salatayla çoğaldı. Keyifle yedik. Her gün kanat olsa, mangal olsa gıkımı çıkartmam sanırım.


Bu tahta kasaları da yemekhanenin önünde atılmak üzereyken buldum. Bizim aşçı çocuklara sordum geri vermeyecekseniz alabilir miyim diye. Tahta olmaları ve üzerindeki yazıları cezbetti açıkçası. Şimdi birinin içine maydanoz ekme fikrim var. Yazısı biraz silinmiş olanı ise beyaza boyayıp dekoratif amaçlı kullanacağım. Diğerinin de içine minik bir fairy garden yapabilirim :)

Bahçemize domates biberlerimizi hala ekemedik. Toprak çok ıslaktı kurumasını bekledik. Şimdi de deli gibi yağmur var. Artık dayanamayıp yarın topaklı kısımlarını düzeltip çim ekmeyi planlıyorum. Çimler yağmurda daha da delirir herhalde. Belki de avantajımıza olur bu durum. Sonra havalar biraz düzelince de domatesleri ve çiçekleri de ekebileceğiz nihayet. 

Hafta bitiyor bile bizim için. İki gün kaldı. Zaman yine su gibi akıp gidiyor. Herkes için güzel bir hafta olmasını diliyorum. 

Not: Bana kart atmak isterseniz eğer seve seve kabul ederim:)

10 yorum:

  1. İstanbul çok yağmurlu. Tam bahar geldi derken yine soğudu hava. Mayıs mayıs gibi değil:)
    Eskiden (ama çok eskide:)) çok kart atardım ben arkadaşlara, uzaktaki akrabalarıma... Bir de alıp alıp biriktirirdim. Bayramlarda, yıl başlarında ne güzel kartlar çıkardı. Şimdi her zaman her yerde çok fazla olması dolayısıyla özelliğini kaybetti galiba benim için. O günlerden kalma kartlarımı hala saklıyorum. Çoook fazlalar, fazla yer kaplıyorlar ama olsun!
    Şimdi heves ettim seni okuyunca. Mesela o eski kartlarımdan yollayabilirim sana:)
    Hangi adrese yollamam lazım? sezerperker@yahoo.com adresine yazarsan sevinirim. Öpüyorum Tuğbacım. Sana da iyi haftalar!

    YanıtlayınSil
  2. Ah kanat bizimde en sevdiğimiz şeylerden biri..Her hafta bir kanat mangalımız mutlak var..20-25 yıl önce Türkiye'dede kimsenin alıp yemediği bir yerdi, o zamanlar neredeyse 3 kuruşa alırdık ama şimdi neredeyse tavuğun en pahalı yeri..Bu arada sandıklara bayıldım, onlarla neler yapacaksın merak ediyorum...

    YanıtlayınSil
  3. Tuğbacım öncelikle bütün kareler neşe dolu ve çok keyifli, fotoğrafları çok sevdim, özellikle süslediğin fotoğrafına bayıldım, çok güzelsin (maşallah diyelim :)o kasalar da çok hoş, dönüştürdüğün hallerini merakla bekliyorum, bana adresini yaz bende kart atarım :)

    YanıtlayınSil
  4. Sezercim;
    Burayı dünden beri görmen lazımdı. Nasıl seller gitti anlatamam. Sabaha karşı hele çıldırdı hava. Şu an da ılık ama yağışlı. Neyse yağsın bakalım son demleri artık ne de olsa:)Ben de eskiden arkadaşlarımla çok sık mektuplaşır kartlaşırdım. Mailine adresimi yollayacağım birazdan canım sen de bana yaz sana da göndereyim süper olur:)Bu kart olayı çok büyük bir mutluluk veriyor insana hele gurbette olunca apayrı..Kocaman sevgiler

    YanıtlayınSil
  5. Turquoise Diaries-Sahildeki Ev;
    Yazmanıza çok sevindim. Biz de inanın havalar güzel olunca hele hep yapmak istiyoruz mangal:) Evet dediğiniz gibi eskiden Türkiye'de böyleydi. Sonradan öğrendik biz de zaten çok önceleri kanat falan bilmezdik. Ama ne harika şeydir o minik ama dehşet lezzetli.Babam da mangal fotoğrafımı gördükten sonra yazmış bana kanata zam geldi diye:)Artık her şey zamlanıyor zaten tutabilene aşkolsun. Sandıkları çok beğenerek aldım. Henüz ikisine ne yapacağımı bilemiyorum ama bahçemizin ekimini yapıp da güzelleştirince dekoratif amaçlı bir şeyler yaparım diyorum. Buradan paylaşırım sonucu. Kocaman sevgiler ve selamlar:)

    YanıtlayınSil
  6. Deryacım;
    Çok teşekkür ederim güzel iltifatın için:) Can sıkıntısından işte kendimi oyalayacak şeyler buluyorum:)Beğenmene sevindim. Kutuları düzenlediğimde buradan da paylaşacağım zaten bakalım inşallah hoş bir şeyler ortaya çıkartabilirim. Adresimi yazıyorum birazdan sana sen de yaz bana kartlaşalım çok mutlu olurum. Öptüm kocaman

    YanıtlayınSil
  7. Yazı çok severim bende. Sizi izlemeye aldım. Ben de bloğuma beklerim.

    www.bakbuharika.com

    YanıtlayınSil
  8. sadece bir twitter klişesiyle katılmak istiyorum: kanat sevmeyen bizden değildir, net! :))

    YanıtlayınSil
  9. Ay bu twitter de çok klişe canım hahaaayytt yerim ben onu yaaa ne kadar da doğru demiş aferim twitteeerrr:) Kanat sevmeyen bizden değildir!!!!!!

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)