11 Mayıs 2013 Cumartesi

Ye, iç; otur, kalk; yat, yuvarlan; çek, izle halleri

Güneşli günlerde nasibimizi alıyoruz nihayet. Yaz geldi gibi. Tam geldi diyemiyorum çünkü son dakika golü atacağından endişeliyim. Nem oranı pek fazla olduğundan tuhaf bir basıklık ve fluluk var havada. Ara sıra rüzgar serin esse de yine bahçe keyfi yapmaya imkan veriyor. O bile yeter ki bize.


Ofisin girişine ekilen güller coştular adeta. Gülleri hep severdim. Buradakilerin renkleri öyle çılgın ki. Cart bir şeker pembe ve tupturuncular var aralarında, öyle ki kırmızılarla beyazların yüzlerine pek bakmıyorum. 


Çiçekleri yakından fotoğraflamak da ayrıca keyifli. İyi ki mini lenslerimi almışım diyorum. Beni epey oyalıyorlar. Büyük fotoğraf makinem dinleniyor bu sıra. Bazen evde ufak çekimler yapıyorum ama henüz devamlı taşıma moduna girmedim. 



Karıncalar da karınca kararınca güneşin ve güzel havaların tadına varıyorlar ne yapsınlar. Mini mini hallerini seviyorum ama o kocaman  kırmızı karıncalar beni ürkütüyor. Alfred Hitchcock filmlerinden fırlamış gibi bir halleri var. En çok salyangozlara üzülüyorum bu sıralar. Örneğin bu sabah yolumun üzerinde kocaman bir salyangoz vardı pek güzel. Normalde durup kenara çekerim onları üzerlerine basılmasın diye. Ama bu sefer büyük olduğunu görünce hayvancağızı kendi haline bırakayım dedim nasılsa kocaman ya görüp de basmazlar diye düşündüm. Öğlen yemeğe inerken bir de ne göreyim birisi ezmiş. Çok üzüldüm. İnsanlar herhalde hep havaya bakarak yürüyorlar. Ben etrafımdakilere hep dikkat ederim, önüme sağıma soluma bakarım. Elimden geldiğince karıncaya, salyangoza basmam hatta böceklere bile basmam. İnsanlar ne kadar çevrelerine duyarsızlar. Ne de olsa onlar için o sadece lüzumsuz bir yaratık!



Bu fotoğrafı geçenlerde instagram'da paylaşmıştım herkes pek beğendi. Madem ki bu kadar sevdik blog'ta da olsun bir tane dedim. Öyle gayri ihtiyari çekilmiş bir kare ama ben de sevdim itiraf ediyorum. 



Postcrossing'e girdiğimi önceden yazmıştım. Yolladığım postalarımdan biri gitti henüz Çin'e. Rusya'ya gönderdiklerim henüz ulaşmadı. Bana da o vesileyle gelen bir kart henüz olmadı ne yazık ki. Geçenlerde arkadaşım saçaklı'dan bir kart aldım. Son düzenlediği pano etkinliğine katılmıştım bende. Yolladığı zarfın üzerindeki pullar beni benden aldılar. Çok güzeller yalnız gurbetteki insanlar için pullarda bile olsa pazı dolmalarını v.s leri görmek zor oluyor.. Şaka bir yana böyle pullara her zaman açığım. Hatta dönerli, kokoreçli, hamburgerli falan olanlarından da gelsin istiyorum:) Pano etkinliği için ayrıca bana kart yollayan Banu'ya bir kere daha buradan teşekkür ediyorum. Kartlara bayıldım. Ben de yakında yollayacağım:)


Nazar boncukları hep mi böyle güzel olurlar acaba?


Bu fındık Antep'ten geldi. İlk kez yedim böylesini. Sanki pudra şekerine batırılmış çikolata gibi göründü gözüme ilk başta. Kendiliğinden böyle ortasından kırılmış olması da yenmesini kolaylaştırıyor. İçi de mis gibi kavrulmuş fındık. Yemelere doyamadım desem yeridir. Bir dahaki sefere özel sipariş vereceğim bu fındıktan:) 


Burada salamlar pek güzel olmuyor. Bazıları çok boyalı. Hindi jambon çok güzel oluyor fakat onu da her zaman bulamıyoruz. Salami dedikleri bir macar salamına benzer çeşit var onu da zaman zaman alıyoruz. Bu tip tavuk salamları da ne yalan söyleyeyim sırf şu açma detaylarından ötürü çok seviyorum. Tadı fena sayılmaz ama çok da gerekli değil. Bunu açarken video'da çektik ama yükleyemedim. İnternet düzeldiği bir zaman paylaşacağım. Açma anahtarını da saklıyorum pek cici:) Boyayıp incik boncuklarımda süs olarak kullanabilirim:)


Dün malum tatil günümüzdü. Saat 10.30 ta kalkıp hemen bahçeye attık kendimizi. Kahvaltı yaptık, sohbet ettik, kahvelerimizi yudumladık derken üretim şefimiz Süleyman Bey yanımıza geldi. Bahçede hadi bi çay içelim hadi bir şeyler yiyelim derken laf lafı açtı köfteler, cipsler, peynirler, rakılar, biralar ve kuru yemişlerle dolu bir sofrada bulduk kendimizi. Gece saat 22.00'a kadar oturduk. Hatta çayımızı ısıttığımız elektrikli ocağımız bozulduğundan arkadaşlarımızın sulu ızgarasından çayı sıcak tuttuk, ilerleyen zamanlarda da hava serinleyince onu soba niyetine kullandık...Nitekim güzel bir gün geçirdik. Daha önce hiç bu kadar uzun kalmamıştık bahçede. Dün güneş de bizden yanaydı, belli bir saatten sonra güneş çok yakıyordu kapımızın önünü ama dün öyle olmadı, yanmadan keyifle oturabildik. İyi geldi bu dışarıda olma hali bize. 

Bu pastayı yemekhanedeki aşçımız yaptı. Keki öyle güzel ki anlatamam aynı pastanedekiler gibi puf puf. Tarifini de aldım fakat ölçüler hep gramlı olduğundan ve benim tartım olmadığından deneyip de yapamadım. İç malzemesini biraz eksik koydukları için her zaman güzel olmuyor ama keki harika gerçekten. 


Gün batımlarının burada ayrı bir hikayesi oluyor sanki. Pembeler, morlar, maviler ve böyle canlı renklerle hoşçakalın diyor bize güneş. Böyle anlarda ilk iş kameralara sarılıyoruz tabi. İnsan doğanın mucizelerine tanık oldukça yaşamayı daha çok seviyor. Bir de denizi görebilsek kenardan köşeden, ne muhteşem olurdu o zaman. 

Bizim yerimize de mutlu bir hafta sonu geçirin. Biz haftaya başladık bile...

7 yorum:

  1. bahar geldi bloglar coştu :)
    ne renkli bir post bu..

    YanıtlayınSil
  2. LeylaK;
    Tuğba fotoğraflar çok çok güzel de ben o pula takıldım. Aman ya rabbi o ne öyle ! Aşık oldum. Müthiş...Ne iyi etmiş bahar gelmekle. Nem demişken, bizde de durum aynı maalesef yazmışsın yorumunda maillere bakarken yanlışlıkla sildim sanırım bi acayip durum oldu ama okudum yorumunu çoook teşekkür ederim:) Pullara ben de bayıldım inan daha gelse keşke böyle pullar..Bahar geldi yazdım ya şimdi 4 gün yağmur var ve sıcaklıklar düşüyormuş pek üzülüyorum böyle olunca. Yaz bir an evvel gelsin artık. Kocaman sevgiler

    YanıtlayınSil
  3. Merve Sevim;
    Coştuk ki ne coştuk Merve. Böyle güzel havalarda insan her renkli şeyler olsun istiyor etrafında. Hep böyle olsa keşke:)Çok sevgiler selamlar.

    YanıtlayınSil
  4. Pula ben de bayıldım. En sevdiğim şey posta almak yollamak galiba; kart olsun, mektup olsun. Zaten bir sürü mektup arkadaşım var hala bu yaşta:)

    O portakal süslü kek için ölçüler gözünü korkutmasın. İnternette gramsal ölçülerin, kaşık bardak vs karşılıkları oluyor ya ben onlara bakıp yapıyorum, tutuyor genelde:)

    YanıtlayınSil
  5. Karadut;
    Karadut ismini görünce tutkunu olduğum duttan istedi canım nasılda. Bayılırım duta been:) Bana da yollamak istersen kart sana adresimi yazarım seve seve ben de sana yollarım. Ben de senin gibi çok seviyorum kart ve mektup yollamayı almayı hem de çoook eskilerden beri. O kekin tarifini yazmıştım ben buradaki ustadan alıp ama nereye koyduğumu bulamıyorum. Gramlı idi ölçüler ama olsun netten de araştıracağım bir fırsat bulduğumda. Çok teşekkürler yorum için. Yeniden haberleşelim. Sevgiler ve selamlar:)

    YanıtlayınSil
  6. Ferminaa'nım geçenlerde yanılmıyorsam Hollanda'dan gelen bir takım pulların kokulu olduğunu farketmişti... bize özgü de kokreç efenime söyliim dolma kokulu pullar neden olmasın, sorarım! :)

    ayrıca o tavuk salamı kutusu çok güzel açılıyormuş gerçekten... böyle abuk subuk şeyleri beğeniyoruz ya, ben çoğoşlanıyorum :)

    YanıtlayınSil
  7. Saçaklı;
    ama onu ben de düşündüm yaaa manyak ötesi olur valla özellikle benim için, gurbettekiler için. Ama kokularının böyle çok uzun zaman geçmemesi lazım dimi:)Ay kimseye deme ama sırf o kutuyu açmak için alasım geliyor bazen ki nitekim yiğit de tadını seviyor bahane oluyor heehee:):)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)