2 Kasım 2013 Cumartesi

Paris: Champs-Élysées ve Arc de Triomphe

'Bu şarkı eşliğinde görselleri izleyip okumanızı tavsiye ederim. Çünkü biz Champs Elysee'yi bu şarkıyı mırıldanarak dolaştık ve harikaydı.'

Paris'teyken harika olmadığını söyleyecek bir tek günümüz geçmedi zaten. Ama görmek istediğimiz pek çok yer olduğundan yavaşça, rahatlıkla ve keyfini sürerek dolaşamadık. Bu yüzden ilk gidişler her zaman çok verimli olmayabiliyor. Evet listemdeki her yeri dolaştım ama elime kitabımı alıp parklarda oturup okuyamadım veya kahvemi yudumlayıp zamanı düşünmeden etraftaki yaşamın akışını izleyemedim. Sanırım bunları yapabilmek için önce Paris'te olmanızın, üzerinizde bıraktığı o heyecanı atmanız gerekiyor. Bu da ancak birkaç kez gittiğinizde olabilecek bir şey. Şimdilerde tanımak amaçlı gitmeler ile keyfini sürmek amaçlı gitmelerin farkını daha iyi anlıyorum ve bunu ayrıca yazacağım.


Bu frambuazlı financier'i Louvre Müzesini ziyaret etmeden evvel Montparnasse'daki otelimizin yakınındaki bir pastaneden almıştım. Okuduklarımdan onun financier olduğunu düşündüm ve seçtim. Tadı mükemmeldi, görüntüsüyse tadı kadar mükemmeldi, puf puftu. O ilk ısırıkta içindekileri çözümlemeye çalıştım kafamda ve hakkında bildiklerimle, karşılaştığım lezzeti birleştirmeye gayret gösterdim. Çok da doğru yazmışlar dedim, tam da hayal ettiğim gibi çıktı. 


Louvre'dan ayrıldıktan sonra yürüyerek ilerlemeye başladık. Bir sonraki durağımız Champs-Elysees olacaktı. Yol üzerinde güzel bir panayır alanına rastladık. Olabildiğince kalabalıktı. Yine de o ufak ama çeşit çeşit güzelliklerler dolu yerleri çok sevdim. Çaylar, sabunlar, sıcak şaraplar, çikolatalar, macaronlar, sosisler, sandöviçler ve daha neler neler vardı. Yılbaşı süslemeleri de ayrıca hoşuma gitti bilhassa da geyikli olanları.



Macaron seviyorum ama her yerdeki macaron'un lezzeti apayrı. Hiç biri birbirini tutmuyor bana kalırsa. Yine de dağlar denizler kadar da fark gördüğümü söyleyemeyeceğim. Tabi Laduree'un masalsı havası ile birleşmiş olanlar her zaman daha cazip geliyor insana. 
Bu sokak tabelaları da ayrıca gülümsetiyor insanı. Bir şehirde her şey mi böyle güzel olur, evet olur Paris gibi bir şehirde olur-muş. Ardından bu meydana çıktık.Panayırdan aldığımız sıcak şaraplarımızı yudumladık parkta oturup. Bizi taşımaktan yorgun düşen ayaklarımız da bir nebze rahatlamış oldu. Ben de bu sırada etrafı izledim ve düşündüm, hayaller kurdum.


Paris gibi bir yeri bırakıp gelmek çok zordu.


Burası da önünden geçtiğimiz Grand Palais ve Petite Palais. Altın kapılı olan Petite Palais ve son derece dikkat çekici. Ama biz içeri girmeyi tercih etmedik çünkü vakit geç olmuştu, sıra epey uzundu ve plana sadık kalmak istiyorduk. Gitmeyi ihmal ettiğimiz yerler elbette ki oldu çünkü süremiz 4 gün gibi kısacık bir zamandı. Böyle olduğuna çok üzüldüğüm zamanlar oluyor elbette ama yeniden gitmek için de bir fırsat olduğunu düşünüyorum tüm göremediğim yerlerin. Ki her yeri karış karış da gezip görsem yine de gitmek gezmek istediğim bir yer olarak kalacaktır eminim Paris.


Burası da meşhur III. Alexandre köprüsü. (Pont Alexandre III.) Gerçekten çok dikkat çekici ve büyüleyici.  Ben bilgilerimi biraz eksik hazırladığım için bu köprünün o gerçekten görmeyi çok arzuladığım köprü olduğunu anlayamadım. Yoksa tüm detaylarını incelerdim. 




Bir dahaki sefere listemin başında olacak yerlerden biriydi burası, yeterince zaman ayıramadık ne yazık ki ama yine de gördük.


Bu da yol tabelasından bir detay. Nedense yüz figürlerini hep sevdim.

Nihayet tabelayı gördük ve içimi büyük bir heyecan kapladı yeniden. Teyzem her daim gözleri parlayarak anlatırdı burayı, aynı bir masal gibi. Onun Paris'i sevmemdeki etkisi büyüktür. Hayalimdeki Paris'i onun anlattıklarıyla yarattım ve yaşama şansı buldum.


Yılbaşında tabi her yer çok kalabalık. Yine de bu halini de sevmemek mümkün değil. Bahar aylarında ve yaz aylarında da gitmek gerektiğini düşünüyorum ve sonbaharda'da. Yani Paris'i dört mevsim yaşamalı insan, doya doya.


İşte Champs-Elysees'deki meşhur Laduree. Ne kadar ihtişamlı görünüyor öyle değil mi? Tam da yeni yıl ruhuna uygun bir havada ve büyülü.


İçeride resmen izdiham vardı ve henüz tatlı menüsüne başlama fikrimiz olmadığından yanındaki ufak restorantta oturduk. Dönüşümüzde belki biraz daha boşalır dedik ama ne yazık ki boşalmadı. Yine de bir başka yerde bulduk kendisini tabi sanırım Galeri Lafayette'in oralardaydı tam hatırlayamadım şu anda. Aradan uzun zaman geçtiği için kayıt ettiğim dosyalarımdan gün gün yazmaya gayret gösteriyorum ama bazen emin olamıyorum sırasıyla nerelere gittiğimizi. Eğer tuhaf bir şeyler yazarsam lütfen affedin. Hafızam o kadar iyi değil, gün gün hatırlamakta zorluk çekiyorum bazen.


Burada yine bir sıra bekleme hali; yer Louis Vuitton. Her ne kadar sıra olursa olsun girmeyi kafama koymuştum. Zaten çok da beklemedik. Ellerinde torbalarla çıkanlardan ötürü bir şeyler almayı ümit etmiş olsam da başaramadım. Çünkü çok beğendiğim bir çanta 2500 euro, bir gözlük 700 euroydu ve tabi bir de eşime 29.500 euroluk saat beğendik. Hal böyle olunca görüp çıkmış olduk. 


Ahhh Champs Elysees'de eşimin öğrettiği şarkıyı mırıldarken gördüğüm şu güzellik karşısında pek mutlu oldum. Hafif de yağmur çiselemişti o gün. Bir yandan kol kola caddede yürüdük bir yandan şarkı söyledik bir yandan karşımıza çıkan güzelliklerle mutlu olduk. 


Caddenin sonuna doğru yoldan bir kare. 


Bir sonraki yazıda anlatacağım Arc de Triomphe'dan( Zafer Tak'ı) Champs Elysees. Bu fotoğrafı çekmek için epey ter döktüm. Detaylar bir sonraki yazımda. 

2 yorum:

  1. Ayy ama siz ne zaman geldiniz bu taraflara? Bu yaziyi gormeden haberim yoktu hic, keske bize de gelseydiniz. Cok guzel bir yazi olmus yine, diger butun ayrintilarini da sabirsizlikla bekliyorum Paris gezisinin :)

    YanıtlayınSil
  2. Yasemenciğim;
    Canım biz yılbaşında oradaydık. Yeni yıla Paris'te girdik yani 2013'e. Zamanımız çok kısıtlıydı hemen öyle koştur koştur 4 gün geldik döndük. Keşke daha çok zaman olsaydı da gelebilseydik ne harika olurdu. Umarım fırsat olur da yeniden gelmişken size de uğrarız. Sizi de bekleriz bizim bu taraflara. Pek sizin kısım kadar cezbedici değil ama gelirseniz bekleriz heeeer zaman. Daha önce'de yazdım birkaç yazı Paris gezimiz ile ilgili etiketlerden görebilirsin. Yenilerini de hazırlıyorum yazacağım yakında. Beğenmene sevindim. Kocaman öpüyorum canım seni. Sevgiler çok:)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)