17 Kasım 2013 Pazar

Pazar günleri için ne mi hissediyorum?

fotoğraf: tumblr

Hava açık ama soğuk. Günlerdir de yağmur yağıyor. Kışa varmış gibiyiz. Bundan sonra sıcak olacağını sanmam. Yine de belki sürpriz yapar bize doğa, belli olmaz. Kışlıkları çıkarttığım şu günlerde her ne kadar henüz atkılara ve  şallara sarınmamış olsam da üşümeye başladım bile. O sıcakların sıkıntı veren hallerini ne ara geride bıraktığımızı hala çözmeye çabalıyorum. 

fotoğraf:pinterest

Günlerimiz rutin ötesine geçti artık. En son can sıkıntısından bir kitap bitirmiştim bir gecede ama o andan beri sadece kısıtlı sayfalar okuyorum. Kedimle sürekli bir sırnaşma ve uzanma halindeyiz. Bazı günler sabah onu yatakta bırakıyorum ve öğlen geldiğimde hala aynı yerde buluyorum. Yorganın arasında kıvrılmış sıcacık yatıyor. Ben odaya girince gerinmeye başlıyor ve esniyor. Hayat sana güzel diyorum hııımmm diye yanıtlarcasına ses veriyor. Komik bir kedi bizimkisi. Ama iyi ki var!


Bugün bizim için haftanın ikinci günü, yani her şey daha yeni başlıyor:) Bizim artık cumartesi sendromlarımız var. Türkiye'de ise hep tatil modunda olduğumuzdan orada sendromsuz bir hayat yaşamak pek güzel, bakalım bu durum döndüğümüzde nasıl seyredecek?

fotoğraf:tumblr

Pazar günleri burada pek çekilmez bir hal alıyor her seferinde. Daha çok pazar günleri hüzünleniyorum, pazar günleri canım sıkılıyor, pazar günleri yazıyorum daha çok ve sadece pazarlara varırken anılarla kaplı rüyalarım oluyor. Dün rüyamda okula gittim bir kere daha mesela. O sıralarda olmak heyecan vericiydi. Bu gün Türkiye'de olsam kesin güzel bir pazar kahvaltısı yapar havaya aldırmadan soluğu pazar'da alırdım. Renkli ve tazecik sebze meyveleri koklar, onlara dokunur, çaktırmadan tadına bakar ve sepetimi doldururdum. 

fotoğraf: benim

Belki sonrasında eve döndüğümde camdan dışarıyı izler ve hayata katılmak için yeni bir adım atardım. En çok sinemaya gitmeyi severim pazarları. Ya da sakin yerler keşfetmek, bir balıkçıya veyahut göl ya da deniz kenarında bir restorana gitmeyi severim. Burada yapamadığımız şeyler bunlar. Denizi görmeyeli yine aylar oldu. 

fotoğraf: pinterest

Ev hayallerim son sürat devam ediyor. Beni oyalayan yegane şeylerden biri evim için düşündüğüm fikirler ve arkadaşlarıma yazdığım uzun mektuplar. Her bir mektup buradan uzaklaşmak demek bir parça da olsa. Masada mektup yazmayı da özlemişim bunu da son yazdığım mektuplarda anladım, iki büklüm oturup sırt ağrısı çektikten sonra. Evinde bir masanın olması güzel bir şeymiş. Bizimkisi orta sehpası ve altında bir bölmesi olduğundan ayaklarını altına uzatıp yazması da pek güç ve meşakkatli. 

fotoğraf: tumblr

Bugün ofiste kahve de bitmişti o yüzden uzun zaman önce getirdiğim dibek kahvesinden söyledim. Has be has türk kahvesinin yerini hiiiiç tutmuyor. Biraz da bayatlamış zaten o yüzden zevksiz diyebilirim. 

fotoğraf: pinterest

Yani demem o ki pazar günleri burada pek bi keyifsiz geçiyor. Aile sohbetleri yok, arkadaş buluşmaları yok, evde keyif yapma halleri yok, sinema yok, mısır patlağı ve frigo hiç yok. Evde pişen mis kokulu börekler yok, sokaktan alma sıcak simitler yok, acaba hangi kitabı seçsem diye düşünebildiğim kütüphanem yok. O yüzden pazar, pazar gibi değil. Bu durumda ne hissedebilir ki insan?

fotoğraf: tumblr

Pazar günleri trene binmeyi de daha çok özlüyorum. Şimdi evde olsam trene atlayıp Adapazarına ıslama köfte yemeğe gidebilirdim. Yahut otobüse atlayıp kadıköy'e midye tava yemeğe giderdim belki de. Akşam dönüşte de dolabı açtığımda türlü türlü sebzeler karşıma çıkardı mis gibi. Burada pazarda bulunabilen en şahane sebze kabak. Kabak, karnıbahar ve patlıcan artık lugatımızda en şahane sebzeler. Acaba öğlen tatilinde eve gidip zeytinyağlı kabak mı pişirsem günün sorusu?

fotoğraf: wirginia woolf, pinterest

Hala gazete yazımı tamamlayamadım. Fikirler uçtu gitti yine. Bu yazı açılış olsun da bari hemen dönüp köşe yazımı tamamlayayım daha geç olmadan..

Siz bizim için de mutlu bir pazar geçirin, gezin, dolaşın, pazarları pazar gibi yaşayın!


7 yorum:

  1. off uzakta olan birini avutmak için ne söylenir bilmiyorum. özlemin çok fazla. belki haftasonu sendromudur geçer desem ..

    YanıtlayınSil
  2. Yazının sonundaki dileği okuyunca şaşırdım çünkü bugün uzun zamandır ilk kez pazara gittim:) Senin için de gezmiş olayım Tuğbacım. Öpüyorum kocaman.

    YanıtlayınSil
  3. Buketcim;
    Çok teşekkür ederim belli ki aklından o an bir sürü şey geçirmişsin acaba neler söyleyebilirim diye mutlu etmek için beni. Bunu bilmek bile çok güzel inan ki. Arada böyle zamanlar oluyor işte. Malum kış ve kasvet de olunca bir de rutin bir hayat varsa ister istemez sendromlu zamanlar yaşayabiliyoruz. İlerde bir gün şu yazdıklarıma güleceğim eminim ne kadar da sıkıntı yapmışım boş yere diye:)Kocaman sevgiler sana

    YanıtlayınSil
  4. Sezer;
    Pazar gezmesi yapmışsın harikasın. Gerçekten de dileğimi gerçekleştirmişsin sen resmen evrenden mesaj yollamış gibi olmuşum sana. Ben de öpüyorum seni çok. Mutlu kal

    YanıtlayınSil
  5. Merhaba,
    Duygularınızı o kadar güzel ifade ediyorsunuz ki elimde bir paket Türk kahvesi, koltuk altımda kitaplarla Cezayir'e gelip kapınızı çalmak isterdim:=)
    Blogunu takibe aldım bana da beklerim. Sevgilerle...
    www.neclasolen.com

    YanıtlayınSil
  6. Necla Hanım;
    Merhabalar. Hoş geldiniz sayfama. Memnun oldum gelmenize:) Ayrıca güzel sözleriniz için de teşekkür ederim mutlu ettiniz beni. Beğenmenize sevindim. Cezayir'e gelip kapımı çalmanızı inanın ben de çok isterdim karşılıklı kahve içer bol bol sohbet ederdik. Ben de blog sayfanıza bakacağım. Umarım bundan sonra daha sık görüşürüz. Sevgi ve selamlarımla:)

    YanıtlayınSil
  7. ben şahidim, pazarda onu bunu kokluyo! :))
    zarfım ulaşsa bari hemencik... yenisini de yollayım hatta... hey millet, siz de yollasanıza, ihihi :D

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)